13 Eylül sabahı Türkiye'de ne değişecek?

Tarlada izi olmayanın, harmanda yüzü olmaz. Bugün demokrasi için "evet"in kıymetini bilerek çalışanların yüzü; 13 Eylül sabahı, demokrasi harmanında ışıl ışıl parlayacaktır...

03 Eylül 2010 Cuma - 10:24

kapat
13 Eylül sabahı Türkiye'de ne değişecek?

Hüseyin Gülerce'nin yazısı

13 Eylül sabahı

8 gün sonra referandum var. CHP ve MHP, tartışmayı AK Parti karşıtlığı üzerinden götürerek hayır denmesini istiyor. Evet diyenler ise, konuyu siyaset üstü değerlendirerek, demokratikleşme açısından ele alıyor.
Üslup hataları, maalesef demokratik bir olgunlukla tartışmamızı engelliyor. Hâlbuki evet demek ne kadar demokratik bir hak ise, hayır demek de o kadar demokratik bir hak. Hele hele "hayır diyenler şöyle", "evet diyenler böyle" sataşmaları, aslında seviyeleri ele veriyor. Demokrasi terbiyemiz, adam gibi tartışmamızı durmadan köstekliyor. Hakaret etmeden, küçümsemeden, aşağılamadan neden tartışamıyoruz?

Ben evet diyeceğimi haftalardır, kendi gerekçelerim ile yazıyorum. Evet çıkacağına da inanıyorum. Tahminim en az yüzde 55. Artan her 5 puan Türkiye'de 13 Eylül sabahını çok etkiler. Yüzde 65 siyasette deprem etkisi yapar. Depremin hangi partileri sarsacağını tahmin edersiniz.

Ben 13 Eylül sabahını çok önemsiyorum. Hayat, kaldığı yerden devam edecek. Mevzilerini, konumlarını kaybedenler, vesayete payandalık ile ömür tüketenler, biliyoruz, demokratikleşmeden rahatsız oluyorlar. 13 Eylül sabahını, kutuplaşmanın, karpuz gibi orta yerden ikiye ayrılmanın fitne günü görmeleri, bu yüzden yadırganacak bir şey değil.

İnkâr ettikleri gerçek şu. Bugün toplum Sünni-Alevi, Türk-Kürt, laik-dindar diye çatıştırılmak isteniyorsa bu, biz istediğimiz için olmadı. Tam tersine, biz bu çatışmaları yıllardır, aklımızdan bile geçirmedik. Fitne, içimize zorla sokuldu. Dersim'den başlayarak önce Türk-Kürt yangını tutuşturuldu. Sonra PKK kurduruldu. Garip milletimin gariban evlatları, kalleş pusularda katledilmeye başlandı. Şehit cenazeleri köylere, ilçelere, şehirlere dağıldıkça, fitnenin kıvılcımları dört bir yanı sardı. Güneydoğu'da binlerce faili meçhul cinayetlerle, devletle millet arasına fitnenin en büyüğünü soktular. Sonra Çorum, Maraş, Sivas, Başbağlar, Gazi Mahallesi provokasyonları, yangınların alevlerini daha da büyüttü. Abdi İpekçi, Savcı Doğan Öz, Çetin Emeç, Uğur Mumcu cinayetleriyle laik kesime korku salındı. Uğur Mumcu'nun cenazesinde yüz binlere, "kahrolsun şeriat" diye bağırtıldı. Hrant Dink cinayeti, Danıştay saldırısı artık gözü dönmüşlüğün son perdesiydi. Fitne yangınları, korkuları büyütmek için çoğaltıldı. Bir yandan da askerî vesayet, acımasız yüzünü göstermede pervasızlaştı. Başbakanları, bakanları astılar. Darbe şartları oluşsun diye fidan gibi üniversite gençlerinin binlercesinin katlini aylarca seyrettiler.

13 Eylül'ü fitne günü göstermek isteyenler, asıl fitneye; ya hiç ses çıkarmadılar, ya üstünü örttüler, ya da yangına benzin döktüler.

13 Eylül sabahı, gerçekte asıl fitneyi bitirmek için önemli. Yaraları sarmak için önemli. Çünkü Kürt meselesinin, kutuplaşmaların, çatışmaların bugün tek bir ilacı var. Özgürlükleri, fikir ve ifade hürriyetini genişletecek, herkesin hesap vermesini sağlayacak, hoşgörüyü ve uzlaşmayı getirecek gerçek bir demokrasi. Postal demokrasisi yerine, ileri demokrasi...

12 Eylül'deki referandum, işte buna kapı aralıyor. Darbe anayasalarının ilk defa karanlık, fitneci ruhuna dokunuyor. Vesayetin adamlarının rahatsızlığı sırf bu yüzden... Yoksa yüksek yargıdaki bazı kozmik adamlar, " referandumda hayır çıkması için Öcalan'a çok ihtiyaç var şimdi...", "CHP'nin, Barış ve Demokrasi Partisi'nin elinden tutması lazım" diye konuşur mu? "Tam bir kaos olsun, bu kaostan ben yararlanırım" diyerek insanlıktan çıkar mı? "Evet dendiğinde bitiyor bu iş..." diye panikler mi?

13 Eylül sabahı, Türkiye yeni bir başlangıç yapacak. Fitne bekleyenlere inat, bu ülkenin makul çoğunluğu, hayır diyenleri kınamadan, çatışmanın; herkesin konumuna saygı ile önleneceğine inanarak, barış çağrılarını daha da güçlendirecek.

Tarlada izi olmayanın, harmanda yüzü olmaz. Bugün demokrasi için "evet"in kıymetini bilerek çalışanların yüzü; 13 Eylül sabahı, demokrasi harmanında ışıl ışıl parlayacaktır...

ZAMAN



Share |

etiketler: 12 Eylül darbesi , 13 Eylül sabahı , anayasa ne değişecek , anayasa paketi , anayasa değişiklik maddeleri , anayasa ne getirecek , Mamak Askeri Cezaevi , Mamak Askeri Cezaevi işkenceleri , Mamak cezaevi işkenceleri , Mamak Askeri Cezaevi Ülkücüler , işkence gören ülkücüler ,

YORUMLAR
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Bu haber hakkındaki yorumunuz nedir?
1000 - karakter kaldı.
Adınız / Soyadınız
'Türkler Müslümandır dolayısıyla insan sayılmaz!'
'Türkler Müslümandır dolayısıyla insan sayılmaz!'

Star gazetesi yazarı Aziz Üstel, İngiltere eski Başbakanı Winston Churchill’in ''Türkler Müslümandır dolayısıyla insan sayılmaz!'' sözlerinden başlayıp Batı'nın Müslümanlara karşı ne kadar taraflı dağrandığını yazdı.

Ali Bayramoğlu'ndan şok Cengiz Çandar iddiası!
Ali Bayramoğlu'ndan şok Cengiz Çandar iddiası!

Yeni Şafak yazarı Ali Bayramoğlu köşe yazısında çok çarpıcı bir iddiayı dile getiren Bayramoğlu, KCK operasyonları sırasında Radikal yazarı Cengiz Çandar'ın da KCK'den tutuklanacak isimler arasından olduğunu yazdı.

İsrail'in Hatay merakı!
İsrail'in Hatay merakı!

Bugün gazetesi yazarı Adem Yavuz Arslan, Hatay üzerinde cirit atan İsrail heronlarını ve skandallar zincirini yazdı.

Erdoğan'ın kendi çizdiği kırmızı çizgi!
Erdoğan'ın kendi çizdiği kırmızı çizgi!

Erhan Başyurt, başkanlık tartışmalarının geldiği noktayı ve tartışmaların gelecekteki seyrini analiz etti.

PKK'lı teröristten ŞOK Hatay itirafı!
PKK'lı teröristten ŞOK Hatay itirafı!

"Bu saldırı göstere göstere geldi. PKK adeta 'Bürke Yaylası'ndaki adamlarımla saldırıya geliyorum' diye bas bas bağırdı."

Akif Beki: 'El öpen rektörün farkı'
Akif Beki: 'El öpen rektörün farkı'

Açılış töreninde işadamı Mahmut Çalık'ın elini öpen İnönü Üniversitesi'nin rektörü Cemil Çelik, Radikal yazarı Akif Beki'en övgü aldı. İşte Beki'nin "El öpen rektörün farkı" başlıklı yazısı;

Genç darbecilere CIA'den darağacı dersi!
Genç darbecilere CIA'den darağacı dersi!

Star gazetesi yazarı Aziz Üstel, 27 Mayıs darbesinden sonra Talat Aydemir'in darbe girişimini kaleme alarak o dönemdeki diğer darbecilere CIA'in verdiği mesajı yazdı:

Salih Tuna'dan Nazlı Ilıcak'a sert gönderme!
Salih Tuna'dan Nazlı Ilıcak'a sert gönderme!

''Fenerbahçeli olmaktan daha büyük bir şans var: Nazlı Ilıcak olmak!'' kullanan Salih Tuna, bugünkü yazısında Nazlı Ilıcak'ı diline doladı. Tuna, Ilıcak'a geçmişini anımsatarak önemli uyarılarda bulundu.

Alman okullarında din dersi var mı?
Alman okullarında din dersi var mı?

Moralhaber.Net yazarı Cemil Şahinöz, "Alman okullarında İslam din dersi" ni yazdı.

Doktora şiddet ile statta vahşet
Doktora şiddet ile statta vahşet

"Bankada kuyruk beklemek kahvede okey masasında oturmakla geçen vakit önemli olmuyor ama hastaneye gelip te iki tahlil için bir iki saat harcamak ağır gelebiliyor." diyen Dr.Sami Akın'ın yazısı.

 
Moral KitapKadınca KararıncaEtkileşim YayınlarıMoral DünyasıMoral FMMoral ProduksiyonNesil TakvimNesil CateringNesil YayınlarıSöz Basım YayınÜnlü Yayınları