200 yılda ilk defa ele geçirdiğimiz tarihi fırsat

Darbecilerin kendilerini güvenceleri için kaleme aldıkları anayasa kuralları yerine, bizler kendi geleceğimizi ve haklarımızı koruyacak anayasa kuralları koyabiliyor muyuz? İlk defa bize bu soru soruluyor.

02 Eylül 2010 Perşembe - 13:57

kapat
200 yılda ilk defa ele geçirdiğimiz tarihi fırsat

Mümtazer Türköne'nin yazısı

Referandum elbette sadece referandumdan ibaret değil. Bugün, ana ekseni parti rekabeti üzerine inşa edilmiş bir anayasa değişikliği tartışması yaşıyoruz.
Partiler "evet"in veya "hayır"ın oy dengelerine etkisini hesap etmeye ve bu hesaptan kârlı çıkmaya çalışıyor. Bu hesaplar on gün sonra yerine başka hesapların geçeceği ve unutulacağı yüzeysel zemini yansıtıyor. Basit ve kısa vadeli hasılalar. Diğer tarafta ise çok derinlere inen bambaşka bir veçhe duruyor. Referandumun 26 maddelik anayasa değişikliği olmanın ötesinde demokrasinin özüne, siyasetin varlık sebebine ve bizim birlikte yaşama değerlerimize dair köklü ve derin bir anlamı var.

Türkiye tarihinde ilk defa birlikte yaşamaya kural getirme ve devlet adı verdiğimiz kurumun yetkilerini sınırlama adına bir referandum yapıyor. İlk defa halk bu işi doğrudan kendisi yapıyor. 1808 Sened-i İttifak'tan beri birçok anayasal kural benimsendi. Tanzimat Fermanı temel haklara ilişkin bir belge idi. 1856'da ilan edilen Islahat Fermanı, dinî özgürlükleri düzenleyen çok önemli bir belgeydi. 1876'da ilk defa derli toplu bir anayasa yapıldı. 1909 değişiklikleri ve bu anayasa üzerine ilave edilen 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, 1924 Anayasası ilk defa bir meclis eliyle yapılan düzenlemelerdi. 1961 ve 1982 anayasaları doğrudan darbecilerin emir ve talimatları ile hazırlandı ve biri 19 yıl yürürlükte kaldı, diğeri el'an devlet düzenini ve bizim temel haklarımızı tayin ediyor.

1987 yılında yapılan referandumun bu tecrübe içinde iki açıdan farklı bir yeri oldu. Birincisi, temel siyasî haklar referandum konusu yapılamazdı. Bir kişinin siyasî haklarını bile çoğunluğun kararına göre tayin edemezsiniz. Bu referandum demokrasinin özüne aykırıydı. İkincisi, halkoylaması bir anayasal hükmü onaylamak veya kaldırmak yerine, iktidar partisi ile muhalefet arasında bir seçime dönüştü.

12 Eylül'de karar vereceğimiz anayasa değişikliği kapsamlı bir değişiklik. Özellikle yargıyı ve askeri konu alan değişiklikler, Türkiye'nin anayasal düzenini köklü bir dönüşüme uğratacak. Kısaca, ilk defa halk, kendisi, doğrudan anayasa yapıyor. 200 yıllık anayasal gelenek içinde bir ilk yaşanıyor. Demokrasi tecrübemizin bu "ilk"le birlikte çok farklı bir mecrada yoluna devam edeceği ortada. Doğrudan bireysel haklarımızı, bu hakları ihlal edecek güçte olan devlet kurumlarının denetlenmesini konu alan çok kritik hükümler halkın onayına sunuluyor.

Demek ki bu referandum, bir anayasa değişikliği olmanın ötesinde bir demokrasi sınavı. Bizler kendimizi yönetme olgunluğuna sahip miyiz? Bizler, yetki devrettiğimiz, güvenliğimizden sorumlu tuttuğumuz ve adalet dağıtmakla görevlendirdiğimiz kurumları demokrasi ve hukuk içinde tutacak iradeye ve güce sahip miyiz? Kendi kaderimizi kimsenin keyfine bırakmayacak inisiyatifi doğrudan alabiliyor muyuz?

Darbecilerin kendilerini güvenceleri için kaleme aldıkları anayasa kuralları yerine, bizler kendi geleceğimizi ve haklarımızı koruyacak anayasa kuralları koyabiliyor muyuz? İlk defa bize bu soru soruluyor. İlk defa biz kural koyuyoruz. İlk defa biz, kendimiz hakkında karar veriyoruz.

Referandum tartışma zeminlerinin bir siyasî panayıra dönüştürülmesi işte bu yüzden büyük haksızlık. Referandum üzerinden kısa vadeli hesapları görmeye kalkmak, demokrasiyi unutmak anlamına geliyor. Dar, kısır ve kişisel çekişmelere toplumun demokratik bilincini ve olgunluğunu feda etmek, demokrasiyi imkânsız hale getirmek demek. Bütün siyasî aktörlerin üzerine yuva yaptığı ağaca baltayı acımasızca indirmek, hepimize çok şey kaybettirir.

Referandum hesabını kişisel çekişmelere dökmek, 200 yılda ilk defa ele geçirdiğimiz bu fırsatı boşa harcamak ve çok şey kaybetmek demek. Ölçü, anayasa hükümleri ile sınırlı tartışmaları sürdürebilme becerisi olmalı. Siyaset konuşmuyoruz, siyaseti de gölgesi altında geliştirecek demokrasiye dair bir hüküm veriyoruz.

200 yılda ilk defa doğrudan bizler söz söylüyoruz.

DERİN EKONOMİ SETİ>>> Süleyman Yaşar, Osman Can, Gültekin Avcı ve Mümtazer Türköne'nin kitaplarından oluşan müthiş set!
SİPERİŞ İÇİN HEMEN TIKLA>>>>

ZAMAN



Share |

etiketler: Mümtazer Türköne , Referandum , şiddetsizliğin dili , Ulusa Sesleniş konuşması , Mümtazer Türköne haberleri ,

YORUMLAR
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Bu haber hakkındaki yorumunuz nedir?
1000 - karakter kaldı.
Adınız / Soyadınız
'Türkler Müslümandır dolayısıyla insan sayılmaz!'
'Türkler Müslümandır dolayısıyla insan sayılmaz!'

Star gazetesi yazarı Aziz Üstel, İngiltere eski Başbakanı Winston Churchill’in ''Türkler Müslümandır dolayısıyla insan sayılmaz!'' sözlerinden başlayıp Batı'nın Müslümanlara karşı ne kadar taraflı dağrandığını yazdı.

Ali Bayramoğlu'ndan şok Cengiz Çandar iddiası!
Ali Bayramoğlu'ndan şok Cengiz Çandar iddiası!

Yeni Şafak yazarı Ali Bayramoğlu köşe yazısında çok çarpıcı bir iddiayı dile getiren Bayramoğlu, KCK operasyonları sırasında Radikal yazarı Cengiz Çandar'ın da KCK'den tutuklanacak isimler arasından olduğunu yazdı.

İsrail'in Hatay merakı!
İsrail'in Hatay merakı!

Bugün gazetesi yazarı Adem Yavuz Arslan, Hatay üzerinde cirit atan İsrail heronlarını ve skandallar zincirini yazdı.

Erdoğan'ın kendi çizdiği kırmızı çizgi!
Erdoğan'ın kendi çizdiği kırmızı çizgi!

Erhan Başyurt, başkanlık tartışmalarının geldiği noktayı ve tartışmaların gelecekteki seyrini analiz etti.

PKK'lı teröristten ŞOK Hatay itirafı!
PKK'lı teröristten ŞOK Hatay itirafı!

"Bu saldırı göstere göstere geldi. PKK adeta 'Bürke Yaylası'ndaki adamlarımla saldırıya geliyorum' diye bas bas bağırdı."

Akif Beki: 'El öpen rektörün farkı'
Akif Beki: 'El öpen rektörün farkı'

Açılış töreninde işadamı Mahmut Çalık'ın elini öpen İnönü Üniversitesi'nin rektörü Cemil Çelik, Radikal yazarı Akif Beki'en övgü aldı. İşte Beki'nin "El öpen rektörün farkı" başlıklı yazısı;

Genç darbecilere CIA'den darağacı dersi!
Genç darbecilere CIA'den darağacı dersi!

Star gazetesi yazarı Aziz Üstel, 27 Mayıs darbesinden sonra Talat Aydemir'in darbe girişimini kaleme alarak o dönemdeki diğer darbecilere CIA'in verdiği mesajı yazdı:

Salih Tuna'dan Nazlı Ilıcak'a sert gönderme!
Salih Tuna'dan Nazlı Ilıcak'a sert gönderme!

''Fenerbahçeli olmaktan daha büyük bir şans var: Nazlı Ilıcak olmak!'' kullanan Salih Tuna, bugünkü yazısında Nazlı Ilıcak'ı diline doladı. Tuna, Ilıcak'a geçmişini anımsatarak önemli uyarılarda bulundu.

Alman okullarında din dersi var mı?
Alman okullarında din dersi var mı?

Moralhaber.Net yazarı Cemil Şahinöz, "Alman okullarında İslam din dersi" ni yazdı.

Doktora şiddet ile statta vahşet
Doktora şiddet ile statta vahşet

"Bankada kuyruk beklemek kahvede okey masasında oturmakla geçen vakit önemli olmuyor ama hastaneye gelip te iki tahlil için bir iki saat harcamak ağır gelebiliyor." diyen Dr.Sami Akın'ın yazısı.

 
Moral KitapKadınca KararıncaEtkileşim YayınlarıMoral DünyasıMoral FMMoral ProduksiyonNesil TakvimNesil CateringNesil YayınlarıSöz Basım YayınÜnlü Yayınları