Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Melen Suyu Projesi açılış töreninde "çevreci" tepkileri "İnsandan daha değerlisi var mı" sözleriyle eleştirdi. Kuran çevreci bir bakış açısıyla incelendiğindeyse, insanın doğayı korumakla sorumlu kılındığı göze çarpıyor. İşte Kuran'da çevre anlayışı ve "ekolojik İslam"…
Kusura bakmasınlar Greenpeace üyeleri çıkıyor, ayaklanıyorlar. Sağa sola saldırıyorlar. 'Efendim buraya baraj yapamazsınız!' Niye? 'Doğaya zarar veriyorsunuz.' Biz barajı insan için yapıyoruz. İnsandan daha değerlisi var mı?"
2 Aralık'ta gerçekleştirilen Melen Suyu Projesi açılış töreninde, Başbakan Tayip Erdoğan'ın bu sözleri dikkat çekti. Erdoğan Greenpeace'e yüklense de, aslında bazı baraj projeleri her kesimden tepki topluyor. Dahası; Hasankeyf'i sular altında bırakacak olan Ilısu Barajı veya Artvin'de Çoruh Nehri üzerinde yapılan ve Yusufeli İlçesi'ni köyleriyle birlikte sular altında bırakacak olan Yusufeli Barajı örneklerinde olduğu gibi yargıya da taşınıyor. Tartışmalar bir yana, Başbakan'ın "İnsandan daha değerlisi var mı" değerlendirmesi de, insanda "İslam ve çevre ilişkisini yakından inceleme" merakını depreştiriyor. Harvard Üniversitesi Dünya Dinlerini Araştırma Merkezi'nin yayımladığı bir dizinin kitabı olan ve geçen ay Oğlak Yayınları tarafından Türkçe'de de yayımlanan "İslam ve Ekoloji /Bahşedilmiş Bir Emanet", konu hakkında dünyada önde gelen uzmanların yazdığı makalelerle derin bir değerlendirme imkânı sağlıyor.
Kitapta "Kuran Perspektifiyle Bir Çevre Etiği Anlayışına Doğru" başlıklı bir makalesi bulunan, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe Tarihi öğretim üyesi Doç. Dr. İbrahim Özdemir'in, insanın yeryüzündeki görevinin halifelik olduğuna dikkat çekmesi ilgiye değer. Milli Eğitim Bakanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürü görevini de sürdüren, çevre ve İslam ilişkisi üzerine birçok çalışmaya imza atan, üniversitede "Çevre ve Din" dersi veren Özdemir, Kuran'da bu hususta En'âm Sûresi'nin "O, sizi yeryüzünde halifeler yapan, size verdiği nimetler konusunda sizi sınamak için bazınızı bazınıza derece derece üstün kılandır (" şeklindeki 165. Ayeti'ne işaret ediyor. Özdemir görüşmemiz sırasında, halifeliğin çoğu kez sadece siyasal olarak anlaşıldığını ve eksik değerlendirildiğini belirtiyor ve ekliyor: "Ben halifeliği metafizik anlamda kullanıyorum. İnsan, Allah'ın yeryüzünün sorumluluk ve korunmasını bıraktığı tek varlıktır. Varlık zincirinde üst mertebede, ama diğer tüm alt mertebelerden sorumlu." Bu noktada Râhman Suresi'nin 10. Ayeti'nin ("Allah yeri yaratıklar için var etti") önemine dikkat çeken Özdemir, yeryüzündeki nimetlerde ve doğal kaynaklarda sadece insanların değil, hayvanların ve hatta bitkilerin de hakkı olduğu yorumunu yapıyor. Özdemir'e göre tabiat cansız değil: "Canlı ve anlamlı, çünkü Allah kâinatla konuşuyor; Fussilet Suresi'nde onları varlık âlemindeki canlı varlıklar olarak muhatap alır ve 'İsteyerek de olsa, istemeyerek de olsa emrime gelin' der, onlar da 'Gönüllü olarak geldik' derler." Kuran'ın ortaya koyduğu çevre anlayışının temelinin, insan dahil canlı-cansız bütün mahlukatın Allah tarafından yaratıldığı esasına dayandığını belirten Özdemir, insanın görevini ise şöyle özetliyor: "Allah'ın 'her şeyi bir ölçüye göre yarattığı' göz önüne alınırsa, bu ölçüye dikkat etme ve onu bozmama görevi insana düşer. Bizler Allah'ın yeryüzündeki emanetçileri ve halifeleriyiz. Tabiatın ve dünyanın efendileri olmadığımız gibi, dünya da dilediğimiz gibi tasarruf yapabileceğimiz malımız değildir. Halife olan insan, ahiret günü emanete karşı nasıl davrandığı ve muamele ettiğinden hesaba çekilecektir."
Öte yandan Özdemir, aslında Başbakan'ın çevre konusunda daha duyarlı olduğunu düşünüyor. Richard Foltz'un editörlüğünde 2005 yılında New York'ta yayımlanan "Environmentalism in Muslim World" kitabında yer alan "The Development of Environmental Consciousness in Modern Turkey" (Çevre Bilincinin Türkiye'de Gelişimi) başlıklı makalesinde, özellikle Başbakan'ın belediye başkanlığı yaptığı dönemde çevreci adımlar attığı tespitinde bulunmuş. Özdemir, "Erdoğan'ın İstanbul'daki başarıları; su sorununun çözülmesi ve yaklaşık bir milyon ağaç dikilmesi. Büyükşehir Belediyesi çevre bilincini arttırmak için kitaplar yayımladı. Ünlü Alman çevreci aktivist ve düşünür Rudolf Bahro gibi uzmanların davet edildiği seminerler düzenlendi" diyor.
İslam ve ekoloji konusundaki çalışmalar
Harvard Üniversitesi Dünya Dinlerini Araştırma Merkezi'nin yayımladığı "İslam ve Ekoloji" kitabı alanında bir ilk değil. Bu konuda günümüzde baskıları tükenmiş birçok çalışma var. Kronolojik bir sıralama yaparsak; Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Felsefesi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Bayraktar'ın "İslam ve Ekoloji" adlı kitabı, konu üzerine bir ilk olarak Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 1992'de yayımlanmış. Yine Doç. İbrahim Özdemir'in, Münir Yükselmiş ile birlikte yazdığı "Çevre Sorunları ve İslam" adlı kitabının Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayım tarihi 1997. Yine aynı yıl, İGDAŞ Yayınları, İngiltere'de bulunan "İslami Ekoloji Vakfı"nın kurucusu ve yöneticisi, İslami çevrecilik üzerine birçok makalenin de yazarı olan Fazlun Khalid'in "İslam ve Ekoloji" kitabını yayımlamış. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın, 1993 yılında metinlerini eski TRT Genel Müdürü Şenol Demiröz'ün yazdığı, Kurtlar Vadisi adlı dizide 'Doğu Bey' olarak izlediğimiz Altan Akışık'ın seslendirdiği 13 bölümlük 'İslam ve Ekoloji' isimli bir belgesel de var. Dünyada İslam ve çevre ilişkisine dikkat çeken bir Müslüman düşünür de, 1996'da yayımlanan "Tabiat Düzeni ve Din" kitabıyla Seyyid Hüseyin Nasr.
Dört ilke!
1997'de yazdığı aynı adlı kitabı dışında son yayımlanan İslam ve Ekoloji kitabında da "İslam, ekoloji ve modernlik: Çevre bozulmasının kökenindeki sebeplere ilişkin İslami bir eleştiri" adlı bir makalesi bulunan Fazlun Khalid, İslami çevre normlarını canlandırma yönünde çalışmayı asli görevi olarak gördüğünü belirtiyor. Telefonla ulaştığımız Khalid, doğal âlemin dengede kalmak için kendi sınırlayıcı ilkeleri çerçevesinde işlediğini belirtiyor ve insanlık haline özgü sınırların ise dört ilkeyle belirlendiğini söylüyor:
> Tevhid (birlik): Yaratan tektir, kâinatın tamamı onun eseri olduğu için tek bir kararlı düzen içinde işler
> Fıtrat (yaratılış): Allah insanı kendi yarattığı kâinat içinde yaratmıştır, bu yüzden insan Allah'ın değişmez yasalarına tabidir. Yaratılış değiştirilemez.
> Mizan (ölçü): Bütün kâinatın bir düzeni ve amacı vardır. İnsanların Allah'ın nimetlerini yadsımama sorumluluğu vardır.
> Hilafet (sorumluluk): Allah'ın tasarımında insanoğlunun halifelikten gelme özel bir yeri vardır. Yaratanla ilişkimiz kul konumunda gözeticiliğe dayanır.
Khalid'e göre günümüzde bu ilkeler çerçevesinde hareket etmediğimiz aşikâr: "İslam'ın insanlara çevre sorunları hakkında verecek çok önemli mesajları olduğunu düşünüyoruz. İslam ve ekoloji arasında çok sıkı bir bağ var. Yaratılışın bir parçası olarak insan, dünyaya iyi bakmak sorumluluğuna sahip. Biz uzmanların görevi, aramızdaki ilişkileri güçlendirerek ortak çalışmalar yaparak Müslüman ülkelerde çevre bilinci yaratılması için çabalamak" sözleri ise tüm Müslümanlar'a mesaj niteliğinde.
Haberin devamını Yeni Aktüel dergisinin 127. sayısında bulabilirsiniz!