Ana Sayfam Yap | Son Dakika Ekle | Sık Kullanılanlara Ekle | Üye Ol | Üye Girişi | Künye | İletişim | Reklam

 

SONDAKİKA

* Türkiye - Ermenistan maçının golleri Video * Gül'lü Türkiye Ermenistan maçından notlar * Milllilerimiz, Ermenistan'ı evinde 2-0 yendi * Mortrö'deki 'Amerikalıların kurnazlığı' ne? * Moral Dünyası'ndan çocuk seccadesi hediye * Pakistan'ın yeni cumhurbaşkanı Zerdari * Laik Fransız mahkemesinden dini karar * Hürriyet hedef olunca canlı yayın da şaştı * Kadınlar âdet günlerinde oruç tutarlar mı? * 'Annem sayesinde sahura kalkıyorum'

Ana Sayfaya Dön

 

Mehmed Akif Ersoy'un son arzusu neydi

30 Aralık 2007 : 15:05

İstiklal Marşı Şairimiz M. Akif Ersoy'un, 'Üçbuçuk nazma gömülmüş koca bir ömr-i heder' dediği hayatında öldükten sonrası için tek arzusu vardı:

Edirnekapı Şehitliği'nde medfun İstiklal Marşı Şairimiz M. Akif Ersoy, 'Üçbuçuk nazma gömülmüş koca bir ömr-i heder' dediği hayatı-nda öldükten sonrası için tek arzusu vardı: 
        
'Sessiz yaşadım kim beni nerden bilecektir?' diyerek unutulma kaygısını dile getiren ve 3 gün önce ölümününün 71'inci yılında bir kez daha yad ettiğimiz İstiklal Marşı Şairimiz Mehmet Akif Ersoy'u Sadık Yalsızuçanlar yorumladı.

'Üçbuçuk nazma gömülmüş koca bir ömr-i heder'

'Toprakta gezen gölgeme toprak çekilince Günler şu heyulayı da er geç silecektir Rahmetle anılmak ebediyet budur amma Sessiz yaşadım kim beni nerden bilecektir?'

Yetmiş bir yıl önce, 1936'nın 27 Aralık'ında sona eren dünya yaşamını böyle niteliyordu Mehmet Akif. 'Birkaç mısrada yitip gitmiş, heder olmuş bir ömür...' Oysa, her anı bir mücahede ve murakabe ile geçmiş, mustarip ama daima umutlu, huzurlu, ahlakî bir hayattı onunkisi. Cemal'e yürüdükten sonra, aziz bedeninin yattığı toprağa dikilecek olan taşa şu dörtlük kazınsın istemişti:

'Toprakta gezen gölgeme toprak çekilince

Günler şu heyulayı da er geç silecektir

Rahmetle anılmak ebediyet budur amma

Sessiz yaşadım kim beni nerden bilecektir?'

Akif, İmparatorluğun inkırazını ruhunda hissetmekle kalmadı, yeni dönemde uğradığı büyük hayal kırıklığının da yükünü taşıdı. Ziya Paşa, 'izzet ü ikbal ile hükumetten çekilmişti', Akif, hiçbir zaman muktedirlerin safına katılmadı, hep sivil, yoksul ve onurlu kaldı. "Kırılan fakat eğilmeye gelmeyen" bir boynun üzerinde taşıdığı başına, 'ümmet'in ve insanlığın dertlerinden başka bir dert girmedi. 'Yeni hayat'ın getirdiği sorulara Kuran'dan cevaplar üretmekle geçirdi ömrünü. Onun 'heder' olmuş dediği ömre neler sığmadı ki?.. Prof. Dr. Mehmet Kaplan'ın isabetli belirlemesiyle, Safahat, o dönem İstanbul'unun, dolayısıyla İmparatorluk coğrafyasının gerçekçi ve manzum romanıdır. Akif'e şair değildir diyenler, ondaki o muazzam hüznü ve lirizmi, düşünceyle eylem arasındaki bütünlüğü, samimiyeti ve sadeliğin değerini hakkıyla göremeyenlerdir. Onun şairliğine tek başına o yakıcı Muharrem ağıdı yeter:

Yıllar geçiyor ki, yâ Muhammed / Aylar bize hep Muharrem oldu! / Akşam ne güneşli bir geceydi / Eyvah, o da leyl-i mâtem oldu! / Alem bugün üç yüz elli milyon/Mazlûma yaman bir âlem oldu: / Çiğnendi harîm-i pâki şer'in/Nâmûsa yabancı mahrem oldu! / Beyninde öten çanın sesinden/Binlerce minâre ebkem oldu / Allah için, ey Nebiyy-i ma'sum / İslam'ı bırakma böyle bîkes / Ümmeti bırakma böyle mazlum'

Bu yetmezse, yine lirizmin ve samimiyetin doruğa çıktığı 'Leyla'sı cevaplar soruyu:

"Hayır! Şark'ın, o hodgâm olmayan Mecnûn-i nâ-kâmın/Bütün dünyâda bir Leylâ'sı var: Âtîsi İslâm'ın.

Nasıldır mâsivâ, bilmez; onun fânîsidir ancak/Bugün, yâdıyle müstağrak yarın, yâdında müstağrak!

Gel ey Leylâ, gel ey candan yakın cânan, uzaklaşma/Senin derdinle canlardan geçen Mecnun'la uğraşma!"

Kays'ın, yetkinleşme hikâyesinin asıl kişisinin dolayımından geçtiği Leyla'sını yeni bir canla diriltir Akif. Leyla, Yahya Kemal'in 'Mehlika'sı gibi ütopik ve gaipte bir amaç değildir, bugün anarak sırrında kaybolduğumuz, yarın bizi anarak onun kaybolacağı insanlık idealidir. İnsanlığın dirliğini çağıran bu dizeler, ancak, yüreğine İslam-İnsanlık coğrafyası gibi geniş bir alan sığan büyük ruhça söylenebilir. Akif, bu yönüyle daha çok Bülbül ve Leyla'dadır, özellikle de, son şiirlerinde, Gölgeler'dedir.

Fazıl Gökçek'in edisyonuyla yeniden okurla buluşan 'Gölgeler'deki şiirlerin çoğu onun vatanından uzakta olduğu ömrünün son on yılına aittir. Bu şiirlerde o artık bir toplum ve sosyal olaylarla ilgilenen şair olmaktan çok bir "ben" şairidir. Dış dünyadan kendi iç dünyasına yönelen şairin, bu devrenin en önemli ürünleri olan "Gece", "Hicran" ve "Secde" şiirlerinde bu içe dönüş tasavvufî bir boyut da kazanmıştır. Gurbet duygusu ve yalnızlığa yaşlılık ve hastalığın da eklenmesi bu dönemin şiirlerini hem hüzünle gölgelemiş hem de yer yer zehirli serzenişlere yol açmıştır. Pek çok eleştirmen Mehmet Akif'in bu şiirlerini sanatının zirve noktası olarak değerlendirmişlerdir.' İlk kez, 1914 yılında, Abbas Halim Paşa'nın çağrısına uyarak gittiği Kahire'nin Helvan semtindeki evinde de nice dizeler kaleme almış, ömrü boyunca kederli, yalnız ama hep umutlu olan yüreğinin mahrem sırlarını kâğıda dökmüş, sonradan Paşa'ya ithaf edeceği Gölgeler de burada doğmuştu. 'Gölge' metaforunun bizatihi kendisi de gösterir ki, Akif, ömrünün son çeyreğinde, toplumsal ve ahlakî ideallerini yitirmemekle birlikte, Türk modernleşmesinin gelenekten yaşadığı köktenci kopuşun bir iç çözülmeye ve çürümeye maruz kalacağını görmüş, yeniden İlahî merkez olan kalbe dönmüş ve beslendiği irfanî geleneğin batınına yönelmiştir. Leyla şiirinde söylediği gibi, 'yer pek', 'gök yüksek'tir. Kendinden de bunalmıştır, zaman ıssız, mekan ıssızdır. İzleyen mısralarda bizi karşılayan, 'vahşet' ve 'zulmet', zamanın ruhunu nasıl gördüğünü ve tanımladığını yeterince ifade eder. Beyni boşlukta dönerken haykırır, lakin sadece cinler ses verir. Gece bitmek bilmez, ertesindeki nur henüz görünmemektedir. Dörtyüz milyon imanı boğan girdaba bakar ve yüzyıllardır çiğnenen İslam yurdu için bir umut arar. O dönem, irfan semamızın en parlak yıldızı Bediüzzaman'ın da henüz zuhur ettiği bir zamandır. Necip Fazıl'ın, 'aman efendim aman/galiba ahir zaman/manzarası yurdumun/tufan gününden yaman' biçiminde tasvir ettiği dünyanın içinden, bugünü yeniden geleneğin güçlü damarlarına bağlayacak olan mimar çıkar. Akif, bu manevî inşanın hazırlayıcılarındandır.

Her ne kadar, 'dili yok kalbimin ondan ne kadar bizarım' dese de, bize, binlerce mısradan oluşan manzum bir roman bırakır. Birkaç dönemin sadık tanığı olan bu şiirleriyle Akif, bir erdem ve hakikat insanı olduğunu yeterince kanıtlamıştır. İstiklalin şiirini yazma ödevi de ona düşer. Toplumun temel taşlarını bu şiirde buluruz. Özgürlük, iman ve adalet üzerine kurulu bir toplum tahayyülüdür bu.

Akif'in Sultan Abdulhamid'e gönderdiği eleştiri oklarını da içeren bir özür beyanını yine Bediüzzaman'da buluruz: 'İstikbalde gelecek şedid istibdadı yanlış hissederek o sultan-ı mazluma atılan bu oklar' ve yer yer isyan sınırını taşan dizeler, onun şairliğine verilmelidir ve bu taşkınlık, 'İlahî adalet'e gönül vermiş olmanın, ondan asla kuşku duymamanın da belirtisidir. Nitekim, onca itiraz, serzeniş ve sitemden sonra, 'İslam'ın geleceği'nin Mecnun'undan söz ederek, bizi tekrar umuda çağırır. Leyla bu denli içten çağrıya lakayt kalmayacak ve mutlaka gelecektir. Bu 'kahraman ve gürbüz evlat' yeterince acı çekmiştir, bu sancılı süreçten sonra bir huzur, geceden sonra şafak, kıştan sonra bahar gelecektir. 'Bizler acele ettik kışta geldik, sizler cennet gibi bir baharda geleceksiniz' diyen de aynı sırrı söylemektedir. Çünkü bu Mecnun'un gözü Leyla'dan, o temiz amaçtan başka bir şey görmemektedir. 'Bugün yadıyla müstağrak, yarın yadında müstağrak'tır. Şu dizeleri de ancak bu sancıyı bütün varlığıyla hisseden bir ruh söyleyebilir:

'Kimin uğrunda kurbandır ki, doğrandıkça doğrandı/Şu yüz binlerce sönmüş yurda yangınlar veren kimdi?

Şu milyonlarca öksüz, dul kimin boynundadır şimdi/Kimin boynundadır serden geçip berdâr olan canlar?

Kimin uğrundadır, Leylâ, o makteller, o zindanlar/Helâl olsun o kurbanlar, o kanlar, tek sen ey Leylâ/Görün bir kerrecik, ye's etmeden Mecnûn'u istîlâ'

Zaman onu doğrular ve Mecnun'u umutsuzluk kuşatamaz, Leyla, ışıl ışıl belirmeye başlar ufukta. Akif, zemheri soğuğunda, Halkalı'daki Baytar mektebine yürüyerek giderken rastladığı bir yoksula sırtındaki paltoyu armağan eder, soğuktan tir tir titreyerek döner ve kimseye minnet etmeksizin, onurlu, erdemli bir yaşamın içinden geçerek bu şiire ulaşır.

Onun sözleri daima etkilidir, çünkü her kelimenin bedeli ödenmiştir ve tümüyle yaşamından süzülmüştür. Bediüzzaman'ın, Lemaat'ın girişindeki, 'üstadım Kuran'dır, kitabım hayattır' belirlemesi en çok ona yakışır. Aşırı biçimde gerçekçidir, 'sözüm hakikat olsun da odun olsun tek' diyen bir kişilikten gelmektedir. Böylesi mustarip, adanmış, idealist ruhlara artık edebî yaşamımızda rastlanmıyor. Çünkü edebiyat, hayli zamandır, Guenon'un haber verdiği samimiyetsizliğe düçar oldu, kendi derdini, kendi hikâyesini söylemeyen ağızlar çoğaldı, 'divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun' diyen Necip Fazıl'ın açtığı çığırdan yürüyen Sezai Karakoç ve onun beslediği birkaç samimi yazar kaldı.

Akif'in Taceddin Dergahı'nda her yıl toplanan bir avuç insan, onun hatırasını yadetmeye çalışıyor. Her ne kadar Akif, gönüllerde ışıl ışıl geziniyorsa da, bu hatıraların özenle korunması da ödevimiz olmalı. 'Kıyametler koparan bülbül'ün derdine aşina yeni kuşaklar, umutlarımızı diri tutmalı. Dünya bir köprüdür, oraya yerleşilmez, hepimiz, herkes gelip geçiciyiz... Aslolan, insanın hakikatle arasındaki perdelerin saydamlaşması ve kendine, ötekine acı vermeden yaşayabilmesidir. Merhum Akif, bunun için, yani insanın kendine ve ötekine acı vermeden yaşayabilmesi için toplumsal ahlakî idealleri olması gerektiğini bize en çok hatırlatan kişiliklerdendi.

Zaman
 

 

Safya Başı

   

   

   
     

Toplam (1) adet  yorum eklenmiştir.

bilal 30-12-2007, 16:43:17
yaşadığı örnek hayat ve topluma işık tutan ilmi ile ebedileşen merhum şairi sadece ölüm yıl dönümünde hatırlamak çok acı, ancak yalsızuçanlar abinin dilinden onu dinlemek ve hatırlamakda çok güzel Allah bizi onların yolunda giden insanlrdan etsin çünkü onlar saadet asrını bize hatırlatan en müstesna örneklerdir. Allah bizi onlara komşu eylesin ...
 
Yorumların Tamamı İçin Tıklayınız.
 
Asr-ı Saadet'te Ramazan ayı nasıl yaşandı
On bir ayın sultanı, Kur’ân ayı Ramazan. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem ateşinden kurtu
İlhan Berk hayata veda etti
Türk şiirinin en büyük isimlerinden İlhan Berk Bodrum'da bir süredir tedavi gördüğü hastanede hayata
Putperestler, Hz. Muhammed'e (sav.) nasıl seslenirdi?</F
Daha peygamberlik görevi almadan önce yani sadece insan ve kul iken, putperestlerin O'nu "Muhammedü'
Yakında yolunuz hiç Bursa'ya düştü mü?
Son zamanlarda hiç Bursa'ya yolunuz düştü mü?
Beşir Ayvazoğlu Zaman Gazetesi'ndeki köşesinde
Çocuklarımız için örnek 'çocuk' sahabiler
Bu kitapta örnek birer anne-baba olmanın yollarını Sahabe-i Kiram'dan 60 yıldız misal şahsiyetin dil
Hikem-i Ataiyye'in ilk Türkçe şerhi
İslam Tasavvufu alanındaki en önemli kaynaklarından birisi daha Nesil Yayınları tarafından okurlara
C. Tokpınar milyonlara ulaşmayı hedefliyor
Kitabı 1 milyondan fazla satan ve onbirlerce kişiyi sabah namazına kaldıran yazar Cemil Tokpınar yen
Çocuklarınızın dini kimliği nasıl şekillenir?
Çocuklara bir şeyler öğretmek hem çok zor hem de çok kolaydır. Öğrenmeye progragramlanmış olarak dün
Evrime Fosil Darbesi
Darwin’in Evrim Teorisi’nin büyük bir yalan ve bilimsel sahtekârlık olduğunu söyleyen Geçmişin İzler
BSF Akademi'de hasat zamanı
Türkiye'de yeni bir gazetecilik dilinin geliştirilmesine katkıda bulunan BSF Akedemi 21 Haziran Cuma
BSF Akademi yeni bir kuşak yetiştiriyor
BSF Akademi Sinema ve Gazetecilik konuk ettiği gazeteci ve yazarlarla kendi alanlarında ve Türkiye g
Münzevi fikir işçisi CemilMeriç yad ediliyor
Ülkemizin yetiştirdiği en önemli fikir adamlarından biri olan Cemil Meriç, vefatının 21. yıldönümün
Mahcup bir ithaf yazısı: Affedin bizi!
'Çanakkale, Sarıkamış, Dumlupınar, Filistin, Sakarya şehitlerinin aziz ruhuna! Yavrularınızın özgürc
Tarihe altın harflerle yazılan fethin günlüğü
Türk tarihinin en parlak en gururlu sayfalarını oluşturan İstanbul’un fethinin 555. yıldönümünde 145
Dinleme olayında ince sır Karikatür
CHP'li Önder Sav'ın Hz. Muhammed'e yaptığı hakaretin ardından ortaya çıkan dinleme vakasını Salih Me

n

Oğul Aydın Menderes ''yağlı ilmeği'' anlattı

n

Yahya Kemal Bursa'da anıldı

n

Ölümü kendisine yakıştıran şairi anıyoruz

n

Depresyon nedir? Belirtileri nelerdir?

n

Süleymaniye Camii'nin estetik 'SIRRI'

n

İşte devrim tarihimizden bir ibret tablosu

n

Çılgın ressam, çılgın ücretle geliyor

n

Dünyayı yöneten şirketler

n

Sultan Selim'in resmindeki rezalet!!!

n

Beşir Ayvazoğlu'nun medeniyet tarifi

n

55 Batılı düşünür İslam için ne düşünüyor?

n

Gece korkusuna düşman bir kitap

n

Süleymaniye Camii'nin sırlı şifreleri nedir?

n

Hangi gazete ne sattı? 21-27 Nisan 2008

n

Çizgiroman tarih eğitiminin emrinde

n

Başarının Manevi Dinamikleri ve Bediüzzaman

n

'Türk Milletini ancak geçmişi birleştirir'

n

Düşün, konuş dinle eğitim semineri

n

İsveçliler Türk çıktı!

n

Leonarda Da Vinci Arap asıllı mı?

n

'Bu mahcup bir ithaf yazısıdır: Affedin Bizi!'

n

Aşık Veysel anıldı

n

Aşık Veysel yarın törenlerle anılacak

n

Talimhane'de Filistinli Falafel

n

Çek bir film ‘kısa’ olsun

n

Bu gemi maketleri çok farklı

n

Başörtüsü sorunu: Üç Siyah Darbe

n

Başımıza gelen 'belalar'ın anlamı nedir?

n

BSF'den Sivas'la başlayan etkinlikler

n

Kurtuluşta Kuvayı İlmiye'nin payı

n

Gerçek bir aşk masalı: 'Mihrimah Sultan'

n

Bir hırsızın ibretlik hikayesi FKM'de

n

Kompozisyon ve Mektup Yarışması

n

Barış Manço Bursa'da anıldı

n

Hangi dinlerde din ve devlet ayrılamaz?

n

Abdulhamit'in elini öptüğü kahraman Paşa

n

Bu tarih güldürüyor...

n

''Altyazı''ya büyük onur

n

Osmanlıca öğrenme fırsatı

n

Yabancı diliniz Türkçe olmasın

n

Kızılderililer aslında Türk mü?

n

Fazıl Say'a onur ödülü

n

Yahudiliğin simgesi Davud Yıldızı'nın sırrı

n

Mehmed Akif Ersoy'un son arzusu neydi

n

İstiklal Savaşı'nın çilekeş şairine vefa

n

Mehmet Akif Ersoy sadece bir şair miydi

n

Edebiyatta sadeleştirme katliamı

n

1000 Cumhuriyet altını ister misiniz?

n

Kutsal Emanetlere yepyeni çehre!

n

Tarihte bugün neler oldu?

n

Hikaye-fotoğrafçılık yarışması sonuçları

n

Mevlana'yı nasıl anlayıp nasıl anlatıyoruz

n

Bizim Kültürümüzde Balkan Coğrafyası

n

Leonardo Da Vinci Arap mıydı?

n

II. Abdulhamid bu durumda ne yapardı?

n

Padişahların Peygamber aşkı

n

Renkli inekler 900 bin YTL'ye satıldı

n

Tarihi İpek Yolu Bursa'dan geçecek

n

Özgüveni olan gazeteci yetiştiren okul

n

Çocuklar 'Örümcek Adam'ın ağına düştü 
.: MORALHABER :.

VİDEO HABERLER