Ana Sayfam Yap | Son Dakika Ekle | Sık Kullanılanlara Ekle | Üye Ol | Üye Girişi | Künye | İletişim | Reklam

 

SONDAKİKA

* 'Diziler çocukları sarhoş etmeye başladı' * Rusya'dan bazı Amerikan firmalarına kota * Beşiktaş İnönü'de Siroki Brijeg'e fark attı * Türkiye’de gelecek vaat eden sektörler... * Metrobüs 8 Eylül'de Zincirlikuyu'ya gidiyor * 19 saat pil ömrü olan laptop * Fenerahçe'nin gruptaki rakipleri belli oldu * Biz Gül’ün ziyaretine çok önem veriyoruz * Süper Lig'de 2. hafta hakemleri açıklandı * Bu penguenleri kim öldürdü?

Ana Sayfaya Dön

 

Nur Suresi 31.ayetinin matematik yorumu

11 Şubat 2008 Pazartesi : 15:25

Emir formatında tavsiye içeren Nur Suresinin 31. ayetinin matematik değerine bakıldığında başörtüsü sorununun çözüm tarihini gösteriyor. İşte çözüm tarihi.

Mehmet Ali Bulut'un yazısı

Ay tutulması son bulurken teneke çalmak! 

Bediuzzaman, ilk defa 1908’de soru cevap halinde ele aldığı (Muhakemat-ı Bediiye) ve daha sonra 1930’lu yılların sonunda yeniden tanzim edip yazdığı 5. Şua’nın tetimme kısmının üç küçük meselesinin üçüncüsünde, ‘yedi yüzyıl boyunca İslâmiyet'in ve Kur'an'ın şanlı bayrağı altında elmas bir kılınç gibi hizmet gören Türk milletinin ve Türkçülüğün, bu çağda ‘muvakkaten’ İslâmiyet'in bir kısım şeairine karşı (ezan, zikir, sakal, başörtüsü vs) kullanılacağını ama bunun ilânihaye devam etmeyeceğini hatırlatır ve ordu dahil herkesin, hatadan dönülmesi noktasında katkıda bunacağını haber verir.

Yani ‘Türk’ün içi boşaltılmış ve sadece maddesinin kaldığı bir tür ‘husuf’ dönemi yaşanacağını ve sonra milletin ordusu ile barışıp yeniden kendi mana ve gücüne kavuşacağını haber vermiş. 

* * *

Malum ki bu husuf, Sevr ile başladı! Türk milletinin Birinci Cihan Savaşın’da mağlup sayılması ve ardından 1. Şua’da temas edildiği gibi bir ‘Allah’ın nurunun söndürme’ projesi olan (1324 h.) Sevr Muahedesinin imzalatılması, sadece biz Türkler için değil tüm İslam dünyası için bir “Ay tutulması” (husuf) halidir.

Eğer ayetinin sonundaki “Fakat Allah nurunu tamamlayacaktır” hükmü yetişmeseydi belki Sevr bizim sonumuz olacak ve İslam ‘kusuf’a (güneş tutulması) uğrayacaktı.

“Onlar, Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar, fakat Allah nurunu tamamlayacaktır” ayetindeki ‘Allah nurunu tamamlayacaktır’ hükmü imdada yetişti ve bu millet ayağa kalkıp istiklalini kazandı ve Sevr’i, onların yüzüne çarptı. Böylece topyekün İslam’ın değil, bir takım şeair(hayat içindeki tezahürleri)’inin tatil edilmesiyle büyük bir varta atlatılmış oldu. Onların arzusu, İslamı bütün bütün bu topraklardan atmaktı. (Bkz. Süha L. Merey’in Lozan tutanakları!) Fakat muradı ilahi başka olduğu için bu millet, sadece, ezan, Cuma, örtü gibi bir takım şeairi, ‘muvakkaten’ rehin bırakarak, dinini muhafaza etti. 

İşte bu yüzden, o hadiseyi; yani istiklal savaşına rağmen bir takım hükümleri icra edilen Sevr’i ‘ay tutulması’ olarak değerlendiriyoruz. 

Sevr’i uygulamaya muvaffak olsalardı İslam bütün bütün kusufa uğrayacaktı Allah korusun! Malum tam bir ay tutulması 40 dakika sürer. Bunun öncesi ve sonrası da vardır. Yani her şeyin bir süresi ve zamanı vardır. Her şey illa ki vaktini tamamlar. Kâinattaki bütün hadiseler böyledir. Her şey bir miktar iledir ve bir vakti merhunu vardır. O vakit gelmeden olmaz.

Mesela şu günlerde İstanbul’da güneş saat 07 gibi doğuyor ve 17:40 gibi de batıyor… Diyelim ki sizin güneş ışığına ihtiyacınız var. Ve saat 18:00. Ne yaparsanız yapın, o ışığı elde edemezsiniz. İlla 07:00’yi bekleyeceksiniz. Hazırlığınızı yapıp takdire rıza gösterirseniz gidip uyur ve beş dakika sonra sabahın olduğunu görürsünüz. Rıza göstermez ve kendi çabanızla illa onu getirmek isterseniz, gece boyunca uğraşır durursunuz. Sonunda tam da güneşin doğmasının yaklaştığı bir anda yorgunluktan bitap düşüp uyursunuz. Güneşin doğuşunu da izleyemezsiniz. 

Kainatta sünetullah böyle işliyor. Bir şeyin vakti geldi mi, onu önleyemezsiniz. Ve bir şey de vaktini geçti mi onu asla tutamazsınız.

Yazılarımı takip edenler bilirler ki, sık sık ‘bizim baharımız geldi’ derim. Bugün daha yalın bir ifade ile diyorum ki “Husuf sona erdi” Ve taaa 2045’e kadar da bir şey olmaz inşallah. Ondan sonrası da Cenab-ı Hakk’ın keremine kalmıştır. Dilerse sürdürür dilerse husuf’u küsufa çevirir… 

Geçenlerde, şu ‘muvakat’ kelimesinin süresini merak ettim. İsam’ın bu topraklar üzerindeki hükümranlığını gösteren sembollerin, daha ne kadar husuf halinde kalacağını düşündüm. Onların en esaslısı ezandı. Çünkü ezan, bir memleketin İslamın yurdu olduğunu gösteren en birinci şeair (sembol)dir. Başörtüsü ve cuma onun arkasından gelir. Ezan 1950’de istiklaliyetini kazanmıştı. Bu günlerde ise başörtüsü gündemde. Taraflar nerede ise birbirlerine savaş ilan edecekler. Merak ettim, bu kavga daha ne kadar devam edecek acaba diye? Çünkü milletin, huzura ve sükunete ihtiyacı var… Aksi takdirde bu asrı da ıskalamış olacağı. O açıdan bir an önce içerde huzurun ve sukunn avdet etmesi gerekiyor.

Merak edip örtünme ile ilgili ayetlere baktım. Bunların içinden, emir formatında tavsiye içeren Nur Suresinin 31. ayetindeki “ Vel yadribne bi-humuri hinne” dikkatimi çekti. Oturup ayetinin matematik değerlerine baktım. İlginç: Harfi cer olan ‘Bi’ yi sayarsak 2009 ediyor, saymazsak 2007. Kalbime geldi ki, ‘Başörtüsü hüsufu’(tutulması), 2007’de başylayan ve 2009’a kadar sarkan bir süreçte husuftan çıkacak” Sonra baktım benim gibi istihraç edenler var. Gönlüme ferah geldi. Onu da sizinle paylaşmak istedim ki, nasıl bugün ancak kendini bilmez birkaç insan dışında kimse ezandan rahatsız olmuyor. Öyle de 2009’dan itibaren türban meselesi de kimseyi rahatsız etmeyecek bir hal yoluna girmiş olacak inşallah. Yeter ki biz, gayr-ı medeni hallerimiz ile örtünmeyen kardeşlerimizi rencide edecek, incitecek hallerden uzak duralım!

 

Dolayısıyla şimdi yapılan itirazlara, akla ziyan yorumlara karşı da fazla öfke duymadan yola devam etmek gerekiyor. Bilirsiniz, ay tutulması sırasında ve tutulma sona ererken, Anadolu’da cahil halk davul çalar, ıslık çalar, tef çalar, teneke çalar. Sanki bunu yapınca ay utulmayacak veya o tutulmadan sıyrılmayacak. Oysa her ikisi de zamanları tayin edilmiş muayyen gök hadiseleridir. Elbette geçmiş dönem insanları için ürperticidir. Ama aklı başında insanlar, onların muvakkaten perdelenmesiyle şu iki parlak ve nurani nimetin, aydınlığın kıymetini hatırlarlar. Yasaksız ve aydınlık bir hayatın kıymetini anlarlar. Ama yarasalar ve karanlıktan beslenen vampirler karanlığın devamını isterler. Güneş ve ay tutulması ancak vampirlerin ve yarasaların işine gelir. Bunun dışında hiç kimse karanlıktan hazzetmez. 

Bugün başörtüsü yasağına karşı çakanları ben ay tutulmasının sona erdiği saatlerde davul ve teneke çalanlara benzetiyorum. Kimisi de silah atar bilirsiniz. Kimisi korktuğu kimisi sevindiği için. İşte hepsi bu! Sonra Ay karanlıktan çıkar ve parıldayan yüzüyle yeniden gülümsemeye başlar. Yakında, şu mesele sıkıntı olmaktan çıkar, ay yüzünü gösterir ve husuf sona erer. Meraklanmayın, telaş da etmeyin. İlla meraklanıp telaşlanacaksanız, nefsimiz ve kötü ahlakımız konusunda telaşlanalım. Kendimizi düzeltelim. Madem ki bahar geldi, madem ki sabah oldu, kendimizi yeni güne hazırlayalım. Biz kötü ahlakımızla İslama mani olmamanın yollarını arayalım. Tembellik ve yalancılık kışından gayret baharına kuşanalım ki yazımız semeredar olsun, meyveler versin! Bugüne kadar tembellik yatağında yalanlarla beslendik. Millet ve ümmet olarak yalana hayat kadar sarıldığımız için kader bizi mahvetti. Çünkü dinin en temel esası sıdktır, doğruluktur ve yalan söylememektir. 

* * * 

Sahabe’nin biri Peygamber’e (sav) geldi, “Müslüman şöyle yaparmı böyle yapar mı?” diye kebâirleri (büyük günahlar) sordu. Peygamberimiz de “olabilir” dedi. Yani Müslüman Müslüman olduğu halde böyle şeyler de yapabilir, buyurdu. O zat sorularını çoğaltı da çoğalttı. Peygamberimiz de her seferinde “olabilir” dedi. Bunun üzerine o sahebe hayratle “Bir müslümanın asla yapmayacağı bir şey yok mu Ya Rasulllah?” deyince, Peygamberimiz “Elbette var!” dedi. “Nedir o, Y aresulallah?” deyince Peygamberimiz: -“Müslüman asla yalan söylemez!” buyurdu. E di artık siz gidip hesabınızı yapın! Şöyle bir kendi nefsinizden başlayıp çevrenize bakın. Nasıl küçücük menfaatler ve korkular yüzünden ne muazzam yalanlar söylediğimizi bir temaşa edin!Sonra da başımıza gelenleri düşünün. Çünkü akıbetler, saklı niyetlerimizin eseridir. Muhabbeti ise açık duruş besler, büyütür. Demek ki dürüst olacağız, sonra yalan söylemeyeceğiz, sonra dosdoğru hareket edeceğiz! O zaman ne bayrağımız gönderden iner, ne ay yıldızımız husufa uğrar, ne bahtımızın güneşi küsufa tutulur (kararır), ne de ülkemizin bir karış toprağına zarar gelir!

 

 Ben böyle inanıyorum, böyle de aktardım

SONSANİYE.NET

 

Safya Başı

   

   

   
     

Toplam (8) adet  yorum eklenmiştir.

sss 11-02-2008, 15:40:52
hocam bizzaten başı açıklardan uzagız fakat onlar bize çokyakın habire baş örtüsüyle ugraşıyorlar dertleri üzüm yemek degil bagcıyı dövmek hocam müslümanlarda hukuk çerçevesinde haklarını aramalı pısırık kalmamalı gerçi ta yargıtayavarana kadar herkes baş örtüesü karşıtı birde adlet dagıtacak peki nasıl olacak bu adalet müslümanlar tenbellikten kurtulup o mevkilere gelmezse daha çok adalet bekler adaleti kendi aralarında dagıtıyorlar bize hiç ugramıyorlar
 
BİLGİNÇ 11-02-2008, 15:48:21
"Evet, ümitvar olunuz. Şu istikbal inkilâbı içinde, en yüksek gür sada, İslam'ın sadası olacaktır!"
*****************************************
YE'S ve CEHALET en büyük düşmanımızdır..
*****************************************
''Ne yapayım, acele ettim, kışta geldim; sizler cennet-asa bir baharda geleceksiniz.. Şimdi ekilen tohumlar, zemininizde çiçek açacak` dediği gibi inşallah o aydınlığın ortasında yer alan bir nesilizdir.. GERİDE KALMAK HATADIR..

Bediüzzaman Said Nursi (ra)
 
btcebeci 11-02-2008, 22:18:45
Çok güzel bir yazı ve belki güzel bir keşif..
Ama Sahabelere bir demeyelim de bir yıldız (R.A), Güneş'e ( Muhammed S.A.) diyelim olmaz mı?
Çün kü Onlar Sıdk uğruna, tek başlarına Mecusiler'e, Hristiyanlar'a, Yahudiler'e, Müşriklere savaş açmışlardı. Allah'ın marziyyatı İslamiyeti dünyaya ilan edip, gerçek saadeti, ahireti de kazanmak üzere yeryüzüne yaymışlardı. Haza min Fazli Rabbi..
 
Vatanperver 12-02-2008, 10:57:45
Bukadar güzel yazıda çirkinolmayan ama görünen cümleler olabilir, görmemek ikaz etmemek lazımbtc.
lütfen yazının özüne dikkat edin ve dikkat çekin.bi dahakine daha güzelini siz yazarsınız. yazı yaşadıklarımızın özü ve özetidir.Allah muhakkat vaadini gerçekleştirecektir. mesela Allah vaadini yerine getirince siz-biz sözümüzü tutabilecekmiyiz.asıl önemlisi bu. çünkü ibadette zorlukta rahatlık vardır, rahatlıkta zorluk vardı. nedersiniz.?
 
Şakir 12-02-2008, 20:13:42
Ben buradan kıymetli Moral Haber izleyicilerine bir hatırlatmada bulunayım. Önümüzdeki ay yani MART 2008 Said Nursi hazretlerinin Şamdaki o meşhur hutbesinin tam bir asrı doldurduğu zamandır. Yani tam tamına 100 yıl geride kaldı.
Ellerimizi açıp bol bol Rabbimize islamın zaferi,zalimlerin helakı için dua edelim.
 
Yorumların Tamamı İçin Tıklayınız.
 
Ramazan ayında kimler oruç tutmayabilir?
Kimlerdir Ramazan ayında herkes oruçlu iken oruçlarını tehir etme iznine sahip olan özürlüler? Bu ma
Günah işlerken besmele çekilir mi?
Besmele sadece helal ve güzel şeyleri yapmaya başlamadan önce söylenir. Bir insan kötü işleri yapark
Din, ırk, cinsiyet farktmez üst kimlik Müslümanlık 
Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu, ‘Bütün müminler Müslümanlık adı altında birleşirler, mezhepleri,
Tok tutan bant oruç bozar mı?
Kilolardan kurtulmak için çare olarak görülen ve tokluk hissi veren zayıflama bantlarının oruçluyken
KIBLE neden değişti?
''Beş vakit namaz farz olunca kıble Mescid-i Aksa idi, sonradan Kabe olmasının sebebi nedir? İlahiya
Ramazanda oruç fidyesini kimler vermeli?
Ramazan ayı gelmek üzere. Ramazanda ourç tutamayacak olanlar ne yapmalı? Oruç fidyesini kimler verme
Umre talebi üç yılda beş kat arttı
Hz. Peygamber'e ve Kâbe'ye duyulan özlem Türk insanını kutsal topraklara yönlendiriyor. Daha önce ge
4 kocası da şehit olan örnek kadın Atike...
''4 eşini de savaşlarda kaybeder Atike. Ama göserdiği metanet Medine'de herkesin dikkatini çekmiştir
Peygamberimiz kâinatın yaratılış sebebi...
Kainat Peygamber Efendimiz için mi yaratıldı? Kainatın yaradılış nedeni Peygamber Efendimiz mi? İlah
Yaz yanlışlarından kendimizi nasıl koruruz
'Geçmişte sokak bugünkü kadar kontrolden çıkmamış, günah yanlışları bu kadar teşvik görerek işlenir
Dörde kadar evlilik hangi hallerde gerekir?
Teaddüd-ü zevcat nedir? İslamiyetin birden fazla evliliğine nasıl bakıyorsunuz? Hangi hallerde gerek
Namazların farzını kılmak yeterli mi?
Bir mazeret yokken vakit namazlarının sünnetlerini kılmayacak olsak o vaktin namazını tam olarak kıl
Ramazan ayı bereketi ile birlikte geliyor
Yardım kuruluşları Ramazan’da kumanya dağıtımı ile yoksulun sofrası bereketlendirilecek, yetim ve ki
Berat Gecesi'nin 2 önemli özelliği
Yarın gece Berat Kandili, İnsanlık âleminin önüne açılan aydınlık bir gece. Bu geceyi nasıl değelend
Katılım bankalarından ev alımı doğru mu?
Katılım bankalarından kredi çekip ev alınabilir mi? Katılım bankalarına para yatırılır mı? Konut kre

n

Terör fitnesi neden lanetlik suç olmuştur?

n

Büyüden kurtulmak için hocaya mı gitmeli?

n

Mütevazı hayat mı hayırlı, müsrif hayat mı?

n

Mehmet Paksu rüşvet sayılan hediyeyi yazdı

n

İşte insan gözündeki mükemmel detaylar

n

Rüya ile amel edilir mi? M. Paksu açıklıyor

n

İslam organ nakli için ne hüküm veriyor?

n

Namaz kılarken secdede nasıl dua edilir?

n

Peygamberimiz saç ve sakalını boyadı mı?

n

Neden günah ve sevapları melekler yazar?

n

Peygamberimiz Miraç'ta Allah'ı gördü mü?

n

Miraçtan tüm insanlar için gelen 5 hediye

n

O gece semada muhteşem bir şehrayin vardı

n

'Miraç, insanın erdem yolculuğudur'

n

Var mısınız bu gecede MİRACA çıkmaya?

n

Efendimizin (Sas.) dilinden Miraç

n

Ezanda tek seslilik nereye kadar gidebilir?

n

Cariye ile nikahsız birliktelik mümkün mü?

n

Her müslüman mü'min midir?

n

Cenneti - cehennemi nasıl anlarız?

n

Büyük günah işleyen kişi dinden çıkar mı?

n

Size 'Selam' diyen kişinin selamı alınır mı?

n

Kayıp eşya bulununca ne yapılmalı?

n

Alkışlanan cenaze 'CEHENNEME' mi gider?

n

En güzel ezanı onlar okuyor

n

ALLAH kelimesinin kökeni...

n

Hz. İsa ve Deccal ne yapacak?

n

Haydan gelen huya gider sözünün anlamı

n

3 ayların bereketi.... Neden kandil gecesi?

n

İsmini meleklerin koyduğu gece: 'REGAİB'

n

Her sabah ilk ezanın okunduğu yer

n

Recep ayında nasıl ORUÇ tutulmalı?

n

Sıkıntıya karşı hangi duayı okumak lazım?

n

Kapımıza gelen 'dilencilere' para verlir mi?

n

Hapşıran kişi neden elhamdülillah demeli?

n

Kalbimizle yapılan gıybet nasıl bir şeydir?

n

Cennete neler var neler yok?

n

Kıyamet koptuğunda melekler de ölür mü?

n

Besmele'nin içine saklanmış 19 büyük sır

n

Dünyada Müslüman sayısı giderek artıyor

n

Ahmet Şahin'den 'mutlu evlilik önerileri'

n

4 mezhebe ne ihtiyaç vardır? Paksu yazdı

n

Ayet-el Kûrsi'de bulunan sırlı mana

n

Faize açılan kapıları aralamamak gerekir

n

Namaz kılmak hayatımıza güzellikler katar

n

BÜYÜ belasından nasıl kurtulabiliriz?

n

Vefk nedir? Yapmak ve yaptırmak caiz midir?

n

Bakterilerin sahip olduğu üstün detaylar

n

'Allah'ın sevmesi yetiyor bana...'

n

Kâinatın hassas terazisi hepimizin kaderi

n

Melekler ''Hz. Adem'e neden secde'' etti?

n

Namazda okuduğumuz duaların anlamı ne

n

Günün sorusu: Uyurken nasıl ibadet edilir?

n

Lisenin damında ''namaz kılmak'' suç mu?

n

Kadın evinde oturup dışarı çıkmamalı mı?

n

Sevabı ve vebali en çok olan ibadet nedir?

n

Hz. Nuh'un gemisi nasıl bir yapıya sahipti?

n

Allah, Hz Adem'i neden meleklere sordu?

n

Diyanet İşleri'nden 'flört zina değil' fetvası

n

İstanbul'un fethini müjdeleyen hadisler...
<