Mehmet Paksu'ya soru: "Hocam, organ nakli caiz midir? Bunun bir sakıncası var mıdır? O organla işlenen günahtan bağışlayan kimse günaha girmiş olur mu?"
Mehmet Paksu'nun cevabı...
Bu meselede İslam'ın dikkate aldığı önemli nokta, insan hayatının kurtarılmasıdır. Çünkü dinin esaslarından birisi de "hayatı korumak"tır. Bir insanın hayatının kurtulmasına vesile olmanın bütün insanları hayata kavuşturmak kadar önemli olduğunu bildiren âyetin meâli şöyle: "Kim bir kimseyi bir cana veya yeryüzünde bozgunculuğa karşılık olmadan öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir insanı ölümden kurtarırsa bütün insanları ölümden kurtarmış gibi olur."
Burada bir hastayı ölümden ve herhangi bir organını kaybetmekten korumak için, ölmüş olan bir kimsenin organlarından birisi çıkarılıp hastaya naklediyor. Bu ameliyat daha çok böbrek, kalp, kornea, doku gibi âzalarda yapılıyor.
Bu meseleye genişçe temas eden Ezher âlimlerinden Ahmed eş-Şirbâsî, bu organ naklini yaparken bazı esasların göz önünde bulundurulmasını ve onlara uyulmasını şart koşuyor. Her şeyden önce bu "nakil" hayatî bir zaruretten dolayı yapılmalıdır. Genel anlamda bir çeşit tedâvidir. Çünkü zaruretlerin bazı haramları mubah kıldığı, bilinen bir kuraldır.
Böyle bir zaruret durumu ortaya çıktığında, ameliyat hem son çare olmalı, hem de kurtulma ümidi "kesin"e yakın bulunmalıdır. Tabiî, bu teşhiste bir sağlık kurulunun karar vermiş olması lâzımdır. Kalbi, böbreği veya korneası alınacak ölünün hayatta iken organlarını bağışlamış olması gerekir. Şayet ölen kimse hayatta iken böyle bir şey söylememişse, yakınlarının veya varislerinin rızası alınmalıdır.
Organı nakledilecek kimsenin de gerçekte ölmüş olması gerekir. Hayatta bulunduğu sürece alındığı takdirde ölümüne sebep olabilecek kalp gibi bir organının alınıp bir başka hastaya nakledilmesi caiz değildir. Bir müddet sonra öleceği tahmin edilen bir hastanın organı da alınmaz. Öyle ki, doktorların kesin olarak öleceği hususunda rapor verdikleri pek çok hastanın sağlığına kavuşup yaşadığı vâkidir. Bu itibarla, can çekişen bir hastanın "Nasıl olsa ölecek" düşüncesiyle bir organını alıp başka bir hastaya nakletmek caiz değildir.
Hayatta olan bir insanın ölmek üzere olan bir hastaya iki böbreğinden birisini vermesinde de bir sakınca yoktur. Bu bağış bir fedakârlıktır. Ancak bağışta bulunan kimsenin bundan dolayı bir sağlık problemiyle karşı karşıya gelmeyeceği ve zarar görmeyeceği uzman doktorlar tarafından tespit edilmelidir. Ancak her ne şekilde olursa olsun, organını bağışlayan kimse, bunların karşılığında bir ücret şartı koşmamalıdır. Çünkü insan ve insanın parçaları, istenildiği zaman alınıp satılan bir meta değildir, mükerremdir.
Sorunun ikince şıkkına gelince; ölmeden önce kornea ve böbrek gibi bir organını bağışlayan kimse, bu organlarının öldükten sonra bir hastaya takılmasıyla sevap kazanacaktır. Çünkü bu sayede başka bir insan sağlığına kavuşmuş, hayata dönmüştür. Ancak organ bağışlayan bu kimse bağışlamış olduğu ve sonra da nakledilmiş olan bu organının ikinci bir şahısta gördüğü vazifeden dolayı sorumlu olmaz, onun işlediği günah kendisine yazılmaz. MiNi 1 Yes'elûneke Fi'd-Dîni ve'l-Hayat, 1:604-608.
Bugün