Mehmet Paksu'nun yazısı...
Peygamberimizin mucizelerinden birisi de Güneş'in onun emrine boyun eğmesidir. Cenab-ı Hak, nasıl denizi Hz. Musa'nın emrine, ateşi Hz. İbrahim'in emrine, dağı ve demiri Hz. Davud'un emrine, cinleri ve insanları Hz. Süleyman'ın emrine verdiyse, Ay'ı ve Güneş'i de Sevgili Peygamberimizin emrine vermiştir.1
Peygamberimizin isteği üzerine Güneş'in batışının bir süre gecikmesi mucizesi, ayrıntılarıyla Kadı İyaz'ın eş-Şifâ isimli kitabında anlatılır. Mucizeye şahitlerinden Esma binti Umeys (r.a.) olayı şöyle anlatıyor: "Hayber'in es-Sahba semtinde idik. Resulullah'ın (a.s.m.) mübarek başı Hz. Ali'nin kucağındayken kendisine vahiy geldi. İmam Ali ikindi namazını Güneş batıncaya kadar kılamamıştı. Resulullah'tan (a.s.m.) o vahiy hali geçtikten sonra şöyle buyurdu: "Ya Ali, ikindi namazını kıldın mı?" İmam Ali 'Hayır, kılmadım ya Resulullah' dedi. Bunun üzerine Resulullah (a.s.m.): 'Allahım! O şüphesiz Senin ve Resulünün hizmetindeydi. Güneş'i ona geri çevir.' Güneş'in o halini gördüm. Battıktan sonra tekrar doğdu. Dağların ve yerin üzerinde durdu."2
Güneş'le ilgili ikinci mucize de Peygamberimizin Miraç'tan dönüşü sonrası meydana geldi. O gecenin sabahında Peygamberimiz Kureyşliler'e Kudüs'e gittiğini, oradan semalara çıktığını haber verince, müşrikler inanmak istemediler. Peygamberimizden Mescid-i Aksa'yı anlatmasını istediler. Peygamberimiz bütün ayrıntılarıyla Mescid-i Aksa'yı tarif ettikten sonra, yolda gördüğü Kureyş kafilesinden de haber verdi. Mekkeliler: "Peki, öyleyse kafile ne zaman gelecek?" diye sordular.
Peygamberimiz (a.s.m.), "Çarşamba günü" dedi. Çarşamba günü geldi, Kureyşliler yolda beklemeye koyuldu. Akşam olup kafile gelmeyince Resul-i Ekrem dua etti. Bunun üzerine Cenab- ı Hak Güneş'in batmasını durdurup, gündüzü bir saat uzattı.3 Evet, "Arz (Dünya) onun sözünü doğru çıkarmak için vazifesini, seyahatini bir saat tatil etmiştir ve o tatili Güneş'in sükûnetiyle göstermiştir. İşte Muhammed- i Arabî Aleyhissalâtü Vesselam'ın bir tek sözünün tasdiki için koca Arz vazifesini terk eder, koca Güneş şâhit olur. Böyle bir zatı tasdik etmeyen ve emrini tutmayanın ne derece bedbaht olduğunu ve onu tasdik edip emrine "semi'nâ ve ata'nâ" diyenlerin ne kadar bahtiyar olduklarını anla!"4
Gerek Güneş'in "bir saat" geciktirilmesi, gerekse daha önceki mucizede olduğu gibi Güneş'in geri çevrilip Hz. Ali namaz kılana kadar batmaması olaylarında bahsedilen zamanı, bugünkü zaman birimiyle ölçemeyiz. Buradaki "bir saat"ten maksat, "bir vakit, bir süre" demektir. Çünkü Asr-ı Saadet'te bugünkü şekliyle bir saat sistemi mevcut değildi. Hadislerden öğrendiğimize göre, Peygamberimiz namaz vakitlerini Güneş'e göre tespit ederdi. Mesela, sabah namazı Güneş doğuncaya kadar kılınır, akşam namazı Güneş battıktan sonra ufuktaki kızıllık kayboluncaya kadar kılınır gibi zaman dilimi kullanılırdı.
1. Lem'alar, s. 354.
2. eş-Şifa, 548.
3. eş-Şifa, s. 549.
4. Mektubat, s. 165.
Bugün