Ana Sayfam Yap | Son Dakika Ekle | Sık Kullanılanlara Ekle | Üye Ol | Üye Girişi | Künye | İletişim | Reklam

 

SONDAKİKA

* İzmir'de orman yangını: 1 köy tahliye edildi * Sivasspor, Braga'ya evinde yenildi * Rize, Rize olalı ÇAY yetiştirilmiyor muydu? * Bayern Münih'te Deniz Yılmaz fırtınası esti * Ahmet Türk DTP'nin Genel Başkanı oldu * Denktaş, Gül'den ''Erbakan''ın affını istedi * Bakan Tüzmen yüzme yarışında ikinci oldu * 'Kıdem tazminatı mutabakatla düzenlenir' * Dink davasındaki 'Albay'a soruşturma izni * Batman rekor hasılatla döndü

Ana Sayfaya Dön

 

Türkiye’nin yeni tartışması ne?

8 Mayıs 2008 Perşembe : 11:30

Türkiye’nin yeni tartışma konusu: Laiklik ombudsmanlığı. AB Komiseri Olli Rehn’in önerdiği yeni kavramın fikir babası Prof. Hakan Yılmaz. Peki bu yeni sistem ne öngörüyor:

Ruşen Çakır'ın yazısı

AB’nin genişlemeden sorumlu komiseri Olli Rehn dün Milliyet’te Semih İdiz’e verdiği röportajda, laikliği, Türkiye Anayasası’nda tanımlandığı şekliyle günlük yaşamda korumak amacıyla bir ombudsmanlık oluşturulmasını önerdi. “Laiklik ombudsmanlığı” olarak tanımlanabilecek bu önerinin asıl sahibi Boğaziçi Üniversitesi’nden siyaset bilimci Prof. Hakan Yılmaz. Prof. Yılmaz ile Rehn’in şahsında AB nezdinde de destek bulan önerisini konuştuk.

 Bu öneriyi niçin geliştirdiniz?

AKP’liler “laiklik devlete aittir” derken haklılar. Ancak Türkiye’de son yıllarda laiklik devlete ait bir özellik olmaktan bir yurttaşlık hakkı olmaya başladı. Çünkü bazı kamu görevlilerinin, ki bunlar yerel yöneticiler veya merkezi yönetimin memurları olabilir, ellerindeki kamu gücünü kullanırken veya bir kamusal hizmeti sunarken “Bu hizmet karşılığında senden bazı dinsel normlara uymanı isterim” veya “Sana sunmakta olduğum kamu hizmetini eğer bazı dinsel normlara uymazsan çekerim” dedikleri ileri sürülüyor. Bu tür uygulamalara bazen “mahalle baskısı”, bazen de “çağdaş yaşamın engellenmesi” deniyor. Sonuçta insanların bir dine inanmama veya bazı dinsel normlara uymama özgürlüklerinin kamu gücü tarafından kısıtlandığı yolunda şikayetler var. Buradan da laikliğin yukarıdan aşağıya indiğini ve bir devlet kuralı olmanın ötesinde bir yurttaşlık hakkı haline geldiğini anlıyoruz. Ancak bizde devletin insanlara dinsel norm dayatmasıyla baş etmenin bir yolu yok. Bu dayatma tarif edilmiş olmadığından kanunlarda da yer almıyor. Örneğin belediyeye ait bir işletmede dinsel nedenlerle alkollü içki satılmaması bir dayatmadır ve bunu kovuşturacak hiçbir adli merci yoktur. Örneğin bir öğretmen dindar öğrencileri “daha makbul” görüp onlara daha iyi not verir ve başına bir şey gelmez. Bu tür şikayetleri toplayıp bir araya getirmeli; hangi kurumlardan en çok ne tür şikayetler geldiğini saptamalıyız. Bunlara hukuki bir tanım geliştirdikten sonra şikayet edenle edilen arasında arabuluculuk yapacak bir kurum, yani bir ombudsmanlık oluşturmalıyız.

Bu kurumun da, mesela 2-3 yıl sonra şikayetleri iyice kavrayıp “şöyle bir yasal ve kurumsal çerçeveye ihtiyacımız var” diyerek TBMM’ye somut yasa önerileri sunması gerekiyor. 1960’li yıllarda ABD’de çıkarılan “Ayrımcılığa Karşı Vatandaşlık Hakları” gibi bir dizi yasaya ve kuruma ihtiyacımız var. Çünkü Türkiye’de her türden ayrımcılıkla ilgili ne hukuki bir çerçeve, ne de bu konularda canları yanan vatandaşların acilen başvurabileceği bir kurum var.

 “Mahalle baskısı” kavramı daha çok kamu görevlilerini değil de sivilleri içeriyor. Ombudsman bunlarla da ilgilenecek mi?

İlk olarak kamu gücünü kullanan öğretmen, polis, belediye başkanı gibi kişilere bakacağız. Ombudsmanlık kurumu esas olarak devletle vatandaş arasındaki ilişkilerin düzenlenmesine yarıyor. Ama bunu tabii ki geliştirebilir ve diyebiliriz ki “gücü devletten ve yasalardan kaynaklanmasa da, elinde önemli bir toplumsal güç bulunduran insanlar ve kurumlar başkalarına bazı dinsel normlar dayatılıyorsa, bunlar da laiklik hakkının ihlalidir ve ombudsmanın sahasına girer.”

Bu kurumun yaptırım gücü olmadan nasıl etkisi olabilir?

Örneğin Yunanistan’da ilk kurulduğunda deyim yerindeyse kafası bozulan herkes ombudsmana başvurmuş. Ama uzman ve geniş bir kadroyla şikayetlerin envanterini çıkarmış ve işleri düzene sokmuşlar. Sonra arabuluculuk yapmış, şikayet edilenlere gidip “böyle yapma” demişler. Genellikle bu uyarılar işe yaramış çünkü yukarıdan yetkili bir insanın uyarması çok etkili olmuş. Kamu görevlileri korkmuş çünkü, kamu denetçisi destek verdiği zaman şikayetçi mahkemeye gidiyor ve genellikle kazanıyormuş.

Bizde ombudsmanlık nasıl kurulabilir?

Önce Anayasa’ya bunun bir kurum olarak girmesi şart. Sonra bunun değişik dalları oluşturulabilir. Örneğin “laiklik omdusmanlığı” bir başkan yardımcılığı olarak düzenlenebilir. Bildiğim kadarıyla AKP ombudsmanlıkla ilgili Anayasal düzenleme için epey yol katetmiş durumda.

Ortalama Müslüman

Peki AKP “laiklik ombudsmanlığı” na yanaşır mı?

AKP ön savunmasında laikliğin bir devlet durumu olduğunu, kişilerin laik olamayacağını savunuyor. Yani hâlâ o klasik laiklik anlayışında duruyor. Bir yurttaşlık hakkı olarak laikliğin ihlal edilmesinin yurttaşların canını ne kadar yaktığının hâlâ farkında değil. AKP ve dindarların tıkandığı nokta şu: Dindarlığı normal, bunun dışındaki tutumları anormal, hoşgörülmesi gereken davranışlar olarak görüyorlar. Bütün sorun da buradan çıkıyor. Halbuki hiçbir öznel dindarlık anlayışı hayatın “normal” durumu olarak görülmemelidir. Türkiye’de dini çeşitli biçimlerde anlayan ve yaşayan milyonlarca insan var. Dolayısıyla ilk olarak “ortalama Müslüman” diye bir şeyin olmadığını kabul etmemiz şart. Ancak onları ikna etmek için ek olarak din ve vicdan hürriyetleriyle ilgili bir başka kurum oluşturulabilir. Belki bu ikisini bir arada götürmek daha akılcı olur. Tek bir ombudsman ikisine birden bakabilir. Öte yandan dinsel normların dayatılmasından memnunmuş gibi görünen kesimlerin arasında da bunu sorgulamaya hazır insanlar var. Ortaya çıktığı anda o yapı dağılmaya ve yeni koalisyonlar oluşmaya başlar.

Tek kişi olur

Ombudsman derken bir kişiyi mi kastediyorsunuz?

Bu tek bir kişi ama altında çalışan çok kişi olur. Bu, özüne ve sözüne güvenilir, hukuk bilgisine sahip, hakemlik de yapabilecek bir kişi olmalı. Ombudsmanı TBMM seçeceği için gücü de epey fazla olacaktır.

Ya laikliğe hassas olmayan biri seçilirse...

Siyasette tabii her şey olur ama o zaman da bu iş yürümez. Oraya seçilen kişi laikliği bir yurttaşlık hakkı olarak görmeli ki adım atsın. Biz sosyal bir çatışmanın siyasal bir çatışmaya dönüşmemesine, tam tersine hukuk çerçevesinde çözülmesine çalışıyoruz. Ama bu talebi sulandırmaya kalkarlarsa siyasallaşması da kaçınılmaz olur. 

rcakir@gazetevatan.com

VATAN

 

Bu haber toplam 53 defa okunmuştur.

Safya Başı

   

   

   
     

Toplam (0) adet  yorum eklenmiştir.

Yorumların Tamamı İçin Tıklayınız.
 
Ergenekon'u sulandırma ekibi iş başında!
'Ne zaman itiraf edeceksiniz? Ergenekon soruşturmasına 'devekuşu' modunda takılan demokratlar' diyen
Osmanlı'nın Anadolu'ya getirdiği hizmetler
'Osmanlı Anadolu’yu yalnızca sömürmüş, tek bir çivi çakmamıştır. Anadolu’ya ne yapmışsa Selçuklular
'Koç, Sabancı ve Sinan Aygün' ilişkisi ne?
Eser Karakaş, şimdiye kadar ele alınmayan bir ilişkiler yumağını kaleme aldı. Karakaş, "verilere day
Ak Parti'nin kapatılmasını 'NEDEN' istiyor?
Anayasa Mahkemesi'nin kararına beş kala hâlâ cevap bekleyen bir soru var: Bazıları Ak Parti'nin kapa
Hayrettin Karaman ''sahte hocalara'' çattı
Dinini menfaatine satan bazı ilahiyat hocalarının başörtüsü konusundaki geçersiz fetvalarından sonra
Genelkurmay açıklamasında 'kritik' cümle
Yargı sürecinde savcılar benzer hassasiyeti gösterdi. Buna rağmen Genelkurmay neden Türk halkını 'ya
27 mayıs darbesini 9 subay olayı körükledi
Adnan Menderes hükümeti, 'Komitacı Bayar'ın tecrübesine itibar etmedi. Menderes, Silahlı Kuvvetler’l
Neymiş? Soruşturmayı Cumhuriyet istemiş
''Cumhuriyet Gazetesi’nin sayfasındaki üfürmelerden söz ediyorum. Neymiş? ‘Soruşturmayı Cumhuriyet i
Para, pul, mal, mülk bereketi yoksa nafile
Allah, birine mal mülk verir ama, o malın mülkün bereketi yoksa bir işe yaramaz. Bir diğeri parası d
Yıl 1950: Biz yoktuk zaten; hep onlar vardı
'1950 Yılına kadar 'BİZ' yoktuk ki zaten. Hep 'ONLAR' (!) vardı. 1960'da halk iradesine ilk onlar da
Yazar Perihan Mağden ''Ezanı'' bir anlasa!
'Ezanın ne anlattığını anlamıyorum anlamak da istemiyorum.' ifadesini kullanan Perihan Mağden'e anla
DİSK Başkanı geçmişin farkında mı acaba
''Ecevit'in "kontrgerilla"dan söz ettiği, Demirel'in Ecevit'e mektup yazıp "Taksim'e gitmeyin sizi v
Bahçeli, 11 yıl sonra iş dünyasıyla masada
MHP lideri Devlet Bahçeli, genel başkan seçildiğinden bu yana ilk kez iş dünyasıyla aynı masaya otur
Kuyumcular nereye gidiyor?
Birçok meslek dalı, teknolojik gelişmelere ve toplumsal değişime yenik düşerken, kuyumculuk mesleği
Susurluk'tan Ergenekon'a değişen ne?
''Susurluk davası sırasında, ortalığı velveleye veren kimi kalemler 'Ergenekon'daki tavırları 'evler

n

İşte Can Ataklı ve Şamil Tayyar'ın düellosu

n

Ergil: ''Asker, darbe geleneğine son verdi''

n

ODTÜ'nün kaçak binası ve AK Parti davası

n

Yabancıları hayrete düşüren "Türkiye hali"

n

Susurluk karşıtları niye Ergenekoncu oldu

n

Amiral Gemisi, çeteyi neden yok sayıyor?

n

Amerika, Ergenekoncuları niçin satmıştır?

n

Ak Parti'nin kapatılmasına niye karşıyım?

n

'Açıklasınlar artık şu kapatma kararlarını'

n

Ecevit Paşa baskısını Gülerce'ye anlatmış

n

Tek merkezden aynı manşetlerin sırrı

n

Sinan Aygün'e soru: Darbecilerle ne işin var?

n

Önce Ecevit'e neler yaptıklarını anlatsınlar

n

Türköne'den Ülsever'e Ergenekon cevabı

n

Gülerce: AK Parti kapatılmayacak diyorum

n

Devlet mi yok ya da Ergenekon devlet mi?

n

Ergenekon'da 7. ve 8. dalga kime uzanır?

n

'Darbelerin sebebi siyaset ile ordu işbirliği'

n

Perihan Mağden'e neler oldu böyle?

n

Yaşar Büyükanıt'a çağrı: Ne duruyorsunuz

n

Sivas'ta Abdüllatif Şener'e kaç oy çıkmıştı?

n

27 Mayıs'ı savun, bu savcıya dil uzat olmaz

n

Emre Aköz'den baş-yazmaz Oktay Ekşi'ye

n

Bilici: '' Hitler'den Ergenekon'a yol gider''

n

Egemenlik kayıtsız şartsız kurumların mı?

n

Muhalefetin uyguladığı çok garip yöntem

n

İletişim özgürlüğünü kim savunacak?

n

Dara düştüğünde yetişen kudret eli ve dua

n

Org. Özkök olmasaydı darbe mi olacaktı?

n

Abdüllatif Şener'in yarayı deşen tavrı ne?

n

CHP neden bu kadar çok ''tedirgin'' oldu?

n

Nuh Gönültaş'a site kurduran sebep? SES

n

Darbe Günlükleri Paşa'nın değil mi yoksa?

n

Ergenekoncu medya üç maymunu oynadı

n

'Ya demokrasi veya diktatörlük, ötesi yok'

n

Bütün bu hayhuyun içinde doğru olan ne?

n

Yakın tarihimizin ilk darbe soruşturması

n

Başkonsolosluğa saldırı emri İmralı'dan mı?

n

Ekrem Dumanlı: Bu fotoğrafın anlamı ne?

n

Org. Büyükanıt'ı Eruygur mu karaladı?

n

Ergenekon davası ne zaman sonuçlanır?

n

İddianame ''dağ fare doğurdu'' dedirtmedi

n

Medya, nasıl seküler 'kilise'lere dönüştü?

n

Hilmi Özkök yemeğini neden evden getirirdi?

n

'CHP, Ergenekoncu bir parti imajı veriyor'

n

Acaba Ahmet Hakan niçin postal yalıyor?

n

Şener taşra seyahatinde iyice havaya girdi

n

'Ergenekon’un mahiyetini iyi tespit etmeli'

n

Koru: ''Oktay Ekşi gölge boksu yapıyordu''

n

100 yıldır darbeyle vatan kurtarıyoruz!

n

'El-Kaide süsü verilmiş Ergenekon' iddiası

n

Baykal'a ŞOK karşılama

n

Tarhan: 'Yaşanmış iki olay ve ABD ahlakı'

n

Özkök'ten iddialara cevap: ''No comment''

n

Konsolosluk saldırısının asıl amacı neydi?

n

Sabih Kanadoğlu 'gizlice' kimle görüştü?!

n

Org. Özkök, Fatih Çekirge'yi düzeltti

n

Anayasa Mahkemesi'nden tarihî karar

n

CHP'nin kimyası kendini helâk mı ediyor?

n

Aygün, darbe sözcülüğüne mi soyunuyor?
.: MORALHABER :.

VİDEO HABERLER

.: MORALHABER :.