Halime Biray'ın haberi
Batı İslam'ı Tanıdıkça kitabında Muhsin İlyas Subaşı, yaşadıkları döneme damgasını vuran 55 Batılı düşünürün İslam ve Müslümanlar hakkında görüşlerine yer veriyor. İslamiyet'i önyargısız bir şekilde araştıran Batılı aydınların samimi görüşlerine vurgu yapılan kitapta yaşanan sorunların anlaşılmamaktan kaynaklandığının altı çiziliyor.
Muhsin İlyas Subaşı'nın Nesil Yayınları'ndan çıkan “Batı İslam'ı Tanıdıkça” kitabında, İslam hakkında araştırmalar yapan ve önyargılarından kurtulan Batılı aydınların görüşlerine yer veriliyor. Kitapta İslam'a ve Müslümanlara doğru bir bakış açısıyla bakan Goethe, Tolstoy, Voltaire, Guenon, Hitti, Garaudy, Schimmel, Bucaille, Hofmann, Lings, Rosenthal, Fuller'in de içinde bulunduğu 55 Batılı düşünürün din hakkındaki düşünceleri etraflı olarak inceleniyor.
Yazar, Batı'nın İslam hakkındaki olumsuz yaklaşımlarının on birinci asırda Haçlı Seferleri ile kendini göstermesini yüzyıllar süren bir sorunun başlangıcı olarak değerlendiriyor. Subaşı, günümüzde karşılıklı ilişkilerin renk ve ton değiştirmesine rağmen her yeni nesilde eski duyguların bir şekilde yenilendiğine dikkat çekerken ilişkilerin olumsuz bir atmosfer içinde yaşandığına vurgu yapıyor. Haçlı seferlerinden beslenerek devam ettirilen Şeytanın Ayetleri kitabı, karikatür krizi, Papa 16. Benediktus'un talihsiz suçlamaları ve bunları tetikleyen niyetlerle yaşanan olumsuz sataşmalara her gün bir yenisinin eklendiğini belirten yazar, sorunun önyargılardan kaynaklandığını ifade ediyor.
İSLAM'I DOĞRU YORUMLAMAK
Müslümanların 'tanıma' ve 'anlama' konusunda herhangi bir problemleri olmadığını ifade eden Subaşı, bunun nedenini de Müslümanların inançları gereği diğer semavi dinleri tanıması olarak gösteriyor. Yahudi ve Hıristiyanların kitaplarında İslam'a ait herhangi bir şey bulunmadığı için Müslümanları tanımadıklarını öne süren yazar, bazı Batılı dürüst aydınların bu eksikliğin farkına vardıklarına dikkat çekiyor. Kitapta yer verilen 55 Batılı aydının hepsi İslam'a ve Müslümanlara yapılan haksızlıkları kendi medeniyetlerine haykırıyor. Batı İslamı Tanıdıkça kitabı, “İslamiyet Tanrı'ya teslimiyetse, hepimiz Müslüman olarak yaşıyoruz” diyen ünlü Alman yazar Johann Wolfgang Goethe ile başlıyor. Kaleme aldığı Doğu-Batı divanı ile İslamiyet'e ve Hz. Muhammed'e övgüler yağdıran Alman yazar bu konuda önemli kilometre taşlarından biri olarak gösteriliyor. Goethe'nin Hz.Muhammed'e yazdığı şiiri ise onun İslam Peygamberine olan sevgisini gösteriyor: “Geçek aydınlanmalı artık/ Muhammed'in başardığı gibi/ Yalnız bir Allah diyerek/ O, dünyayı fethetti..” Alman yazarın geleneksel Batı aydınlarının aksine İslam'ı doğru yorumlaması ve olumlu kanaatlerini eserlerinde dile getirmesinin önemine vurgu yapılıyor. Kitapta, “Karışık ayinler ve teslis yerine, İslam gibi sade bir din daha iyidir.” diyen Rus yazar Tolstoy'tan, “Biz Kuran'a sayısız yakıştırmalar kondurduk, oysa Kuran'da bunların hiçbirisi yoktur.” ifadelerini kullanan Fransız yazar Voltaire gibi Batı edebiyatında ses getiren düşünürlerin samimi görüşleri yer alıyor. Çalışmada, yedi yıl Roma Katolik kilisesinde rahibelik yapan Karen Amstrong'un “Batılı İslam'ı adil ve yapıcı bir şekilde tartışacak kadar derin bir anlayışa sahip değildir.” şeklindeki özeleştirisi de dikkat çekiyor.
DOKUZ CANLI HAYALET
İslam hakkında yaptığı araştırmaların ardından Müslümanlığı seçerek Muhammed Esed adını alan Yahudi Kökenli Leopold Weiss'in Haçlı Seferleri ile ilgili sözleriyle Batı ve İslam dünyası arasında yaşanan sorunların temeline iniliyor: “İslam düşmanlığı, Avrupa uygarlığının beşiğinde artık sürgit salınıp duracaktır. Batı'nın İslam'a karşı beslediği bu eski, bu dinsel kökenli kinin, dini düşüncenin, Batılı insan hayatındaki yerini neredeyse büsbütün kaybettiği bir çağda dahi bilinçaltında sürüp gelmesi, tarihin bir cilvesi, bir ince alay olsa gerek. Haçlı Seferlerinin gölgesi bugün de Batı'nın üzerinde dolaşıyor ve Batı İslam'a ve Müslümanlara duyduğu bütün tepkilerde bu dokuz canlı hayaletin derin izlerini taşıyor.” Batı Almanyalı kadın yazar Sigrid Hunke, İslam kültürü ve medeniyeti üzerine yaptığı araştırmalardan sonra Batılı aydınlara şunu soruyor: “Dini ihtiraslar yüzünden afaki ve insaflı bir takdirden mahrum bırakılan, oloğanüstü hizmetleri örtbas edilen kültürümüzün borçlu bulunduğu temel iştirakları gizlenen bir topluma karşı adil olmak için vakit hala erken midir?” Ne 'Bir Batı savunması' ne de 'bir Batı düşmanlığı' niyetini içermeyen Batı İslam'ı Tanıdıkça kitabı, ciddi bir kaynak özelliği taşıyor. Kitap, bir kısım odaklar tarafından telkin edilen olumsuz kanaatlerin aksine, dürüstçe İslam'a bakan aydınları ve onların söyledikleriyle belli odakların propagandaları arasında 'korkuç' denilecek derecede farklar bulunduğunu tüm yönleriyleriyle ortaya koyuyor
YENİ ŞAFAK