Uluslararası piyasalarda petrol fiyatlarının yükselişi durdurulamıyor. 2001 yılında 17 dolardan satılan petrolün, Haziran ayı teslim fiyatı 125.12 dolara kadar çıktı. Londra Brent tipi ham petrolün varil fiyatı da 124,25 doları gördü. Petrol fiyatlarındaki hızlı yükselişi ise Goldman Sachs analisti Arjun N. Murti’nin yazdığı rapor tetikledi. 3 yıl önce 100 dolar öngörüsünde bulunan Murti, geçtiğimiz hafta 2 yıl içerisinde fiyatların 200 dolara kadar çıkacağı tahmininde bulundu. Raporun yayınlanmasıyla birlikte petrol fiyatlarında bir hafta gibi kısa sürede 15 dolarlık artış yaşandı. Kontorl edilemeyen yükseliş tüm dünyayı tedirgin ediyor.
Piyasa uzmanları, fonların ham petrol piyasasına aktığını, etkisini yitiren jeopolitik korkular ve yüksek kalorifer yakıtı fiyatlarının piyasaya destek verdiğini, ancak fiyat artışının çok hızlı olduğunu söyledi.
GÖZLER OPEC'E ÇEVRİLDİ
Bu arada petrol fiyatlarının soluksuz yükselişi, dikkatlerin bir kez daha fiyat artışının dizginlenmesi için 'daha fazla petrol üretimi yapılması' çağrılarını aylardır reddeden Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütüne (OPEC) çevrilmesine yol açtı. OPEC'den bir yetkili, fiyatların yükselişini sürdürmesi halinde, OPEC'in Eylül ayında yapacağı toplantıdan önce üretimini artırmayı ele alabileceğini söyledi. Yetkili, günlük 500 bin varilden fazla üretim artışının, fiyatlar üzerinde etkisi olabileceğine inandığını belirtti. OPEC Genel Sekreteri Adbullah El-Bedri'nin dün, dünya petrol piyasalarında arzın yeterli olduğunu, gerekirse daha fazla petrol pompalamaya hazır oldukları açıklamasına rağmen, petrol fiyatlarının yükseliş eğilimi devam ediyor.
PİYASALAR YAKINDAN İZLİYOR
Diğer taraftan piyasalarda petrol cephesindeki gelişmeleri yakından izliyor. ABD'de perşembe günkü sert düşüşün ayı piyasası rallisini sona erdirip edirmediği tartışılırken, gündem maddeleri yine petrol ve mali sektör hisseleri oldu.
Piyasalarla ilgili iki beklenti üzerinde yoğunlaşma başladı. Bunlardan biri piyasaların en kötüyü atlattığı ve bekle-gör dönemine geçtiği yönünde. Buna göre kredi piyasasındaki sorunlar aşılmaya başlandı ve ekonomi ilk yarıyılda durgunluğa girdikten sonra yavaş yavaş yükselmeye başlayacak. Bu senaryo ABD ekonomisinin bir daralma yaşamayacağını, yavaş yavaş toparlanacağını öngörüyor. En son gelen işsizlik verileri gibi bazı ekonomik göstergeler ve kredi piyasalarındaki görece rahatlama da bu görüşü destekliyor.
İkinci görüş ise ABD ekonomisindeki durgunluğun bundan sonra kendini göstereceği ve bu yükselişin geçici bir düzeltme olmaktan öteye gitmeyeceği yönünde. Bu görüşe katılanlar arasında, kredi piyasalarında en kötüsünün geride kaldığını, ancak ekonominin ve borsaların dip noktaları görmediğini belirten George Soros da var.
Bu tartışmalar sürerken petrol rekorlarına devam ediyor ve mali sektörden haber akışı sürüyor. Sigorta şirketi AIG dün ABD'de borsaların kapanışının ardından 7,8 milyar dolar zarar açıkladı ve 7,5 milyar doları hisse senedi arzı olmak üzere sermayesini 12,5 milyar dolar güçlendireceğini açıkladı. AIG 9,1 milyar doları CDS, 6,1 milyar doları mortgage bağlantılı yatırımlarından toplam 15,2 milyar dolar zarar yazdı.
Bugüne kadar mali sektör kuruluşları CDS'lerle ilgili çok önemli zararlar yazmamıştı. Bugüne kadar toplam 30 milyar doların üzerinde varlık silen AIG'in hisseleri elektronik işlemlerde % 7 geriledi.
Diğer önemli haber ise Citigroup'tan geldi. Toplam aktifleri 2,2 trilyon dolar olan bankanın mali yapısını güçlendirmek, harcamaları kısmak ve karlılığı artırmak amacıyla ana faaliyet alanı dışındaki 400 milyar dolarlık varlığını satacağını duyurması bekleniyor. Citi CEO'su Vikram Pandit'in ayrıca bankanın 60 milyar dolarlık masraflarında % 20 oranında kısıntıya gideceğini duyurması bekleniyor.
Wall Street'teki hafif yükselişin ardından Asya'da borsalar haftayı % 1-2 arasında düşüşle kapatıyor.
Haber Türk