Cevdet Akçalı'nın yazısı...
Kenan Evren'in bir itirafı ve bir gerçek
Bir gerçeğin itirafı
12 Eylül 1981 tarihinde, yani 1980 askeri müdahalesinin birinci yıldönümünde, ihtilalin başı Kenan Evren gazetelere bir beyanda bulunmuştur:
“Biz bu askeri müdahaleyi, Ecevit hükümeti zamanında yapmayı planlamıştık. Fakat onun Avrupa'daki yandaşlarının yaygarasından çekindiğimiz için bunu erteledik.” Nitekim 12 Eylül askeri darbesi sırasında Başbakan Ecevit değil, Süleyman Demirel'di.
Bu beyanın anlatmak istediği bir gerçek vardı: Dünyadaki sol fikirliler bir dayanışma içindeydiler, nerede olursa olsun sol partilere karşı yapılan her türlü hareketin karşısına el birliğiyle çıkmaktaydılar. Bu durum sol kuruluşlara karşı çıkmak isteyenlere karşı, caydırıcı bir sebep teşkil etmekteydi.
Bu gün Türkiye'de, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından CHP ve AKP aleyhine iki kapatma davası açılmış bulunmaktadır. Bu davalar Anayasa Mahkemesi tarafından sonuçlandırılacaktır. Bu günden Anayasa Mahkemesi'nin ne karar vermesi gerektiğini tartışmak hem kanunlarımıza aykırı ve hem de faydasızdır.
Bununla birlikte, kamuoyunda bu konu tartışılmaktadır. Bu tartışmanın odak noktası, AKP'nin kapatılıp kapatılmayacağı cephesinde odaklaşmıştır. “Anayasa Mahkemesi bu partiyi kapatırsa, memlekette neler olabilir?” suali sorulmaktadır. Hatta bizzat AKP yetkilileri bile, bu ihtimali göz önüne alarak, kuracakları yeni partinin hazırlıkları içerisine girmiş bulunmaktadır.
Buna rağmen, CHP için ülkede herhangi bir tedirginlik yoktur. Hiç kimse veya pek az kimse, CHP kapatılırsa ne olur diye kafa yormamaktadır. Bunun ifade ettiği mana şudur: AKP'nin kapatılma olasılığı, CHP'ye nazaran çok, çok fazladır.
Siyasi tarihin örnekleri
Sadece bizim değil, dünya siyasi tarihinde şu gerçek ortaya çıkmıştır ki, sol çevreler başka bir ifadeyle sosyal demokrat partiler bir dayanışma içindedirler. Nitekim 12 Eylül 1980 müdahalesinden sonra Adalet Partisi ve CHP kapatılmıştır.
CHP'nin kapatılmasına karşı onun üyesi olduğu Sosyalist Enternasyonal kuruluşu, bu darbeyi kınayan bir deklarasyon yayınlamıştır. Buna karşılık, Adalet Partisi lehine muhafazakâr partilerden herhangi bir ses gelmemiştir. Muhafazakâr partilerin İslam ülkelerine daha yakın olduğu kanaati var olmakla birlikte, bu ülkelerden hiçbir parti veya kuruluştan, kapatılan Adalet Partisi lehine bir ses yükselmemiştir.
Bu gün Türkiye'nin gündemindeki öncelikli konu, AKP kapatılırsa ne olur, bu partinin Genel Başkanı Erdoğan ne yapar, yeni bir parti mi kurar, bir kenara mı çekilir meselesidir. Pek az kimse veya medyamızın pek azı CHP kapatılırsa ne olur konusunu tartışmaktadır.
Bu kısa izahat, Kenan Evren'in teşhisinin kamuoyuna ne kadar mal olduğunun en güzel ifadesidir. Oraya çıkan gerçek şudur ki, dünyadaki muhafazakâr kuruluşlar bir dayanışma içinde değildirler. Onlara karşı davranışlara karşı caydırıcı bir atmosfer yaratılmamıştır.
Bu demek değildir ki, Anayasa Mahkemesi, karar verirken, bir partinin muhafazakâr veya solcu olduğuna bakarak hareket edecektir. Gerçek bu olduğu halde, bu dava dolayısıyla CHP bünyesinde bir tedirginlik olmadığı halde, AKP içinde veya bu partiye sempatisi olanlar arasında tedirginlik yarattığı muhakkaktır.
Bu tedirginlik, yargı organlarını da rahatsız etmiş olmalıdır ki, Yargıtay Başkanı, kimsenin yargıya etkisi olamayacağını ve yargının bağımsız olduğunu hatırlatmak gereğini duymuştur.
YENİ ŞAFAK