Ana Sayfam Yap | Son Dakika Ekle | Sık Kullanılanlara Ekle | Üye Ol | Üye Girişi | Künye | İletişim | Reklam

 

SONDAKİKA

* Bingöl'de terör gibi kan davası: 4 kişi öldü * Özkan olmazsa Ecevit'i Demirel'le yıkalım! * Antivirüs yazılımları trojeni durduramıyor * Neymiş?Soruşturmayı Cumhuriyet istemiş * Her üniversite kurulunda bir GENERAL var * Çocuk terbiyesinde doğru bilinen yanlışlar * Para, pul, mal, mülk bereketi yoksa nafile * Köpek kendine çarpan sürücüyü ısırdı * Ergenekon: Vatan hainleri soyadımı kirletti * Haluk Ulusoy TFF'ye yeniden aday

Ana Sayfaya Dön

 

Tekbir'i kiralık bedenden kurtarma davası

13 Mayıs 2008 Salı : 07:41

'Tekbir'in "markalaştırılma"sına 1995 yılından bu yana itiraz ediyorum.' diyen Fatma K. Barbarosoğlu Tekbir Giyim'i sert bir dille eleştirdi.

Fatma  K. Barbarosoğlu'nun yazısı

Tekbir'i kiralık bedenlerden kurtarma davası

Aşağıda okuyacağınız yazıyı, iki binli yılların başında yayınladım. Tekbir'in "markalaştırılma"sına 1995 yılından bu yana itiraz ediyorum. Tesettür modası tabirine itiraz ediyorum. İtirazlarımı İmaj ve Takva, Şov ve Mahrem isimli kitaplarımda dile getirdim. Ama itiraf etmeliyim ki, onca yazı kalbimdeki acıyı hiç hafifletmedi. Ta ki Prof. Dr. İlhami GÜLER ile Süleyman BAYRAKTAR'ın marka iptali için dava açtıkları haberini okuyuncaya kadar.

Davanın bir an önce markanın iptali ile neticelenmesini bekliyor; dinci tavırlar için mümin kalpler olarak seferberlik ilan edelim diye sizi yıllar önce yazmış olduğum yazı ile baş başa bırakıyorum.

Ayrıca, Prof. Dr İlhami Güler ve Süleyman Bayraktar'a sadece kalem ve kelam yoluyla değil hukuki yollardan red etme hakkımızı bize hatırlattıkları için çok teşekkür ediyorum.

Başı "örttürülen" lerden misiniz?/Başını örtenlerden misiniz?

92 yılından bu yana senede birkaç defa "tesettür modası" adı altında haberlere, tv programlarına tanık oluyoruz. Tesettür defileleri neden daha önce değil de 90'lardan itibaren gündeme gelmeye başladı? Tesettür ve moda kelimeleri yan yana geldiğinde vurgu hangi kelimede ağırlık kazanıyor? Tesettür defileleri kimin için yapılıyor? Tesettür defileleri dindar kadınların kıyafetini nasıl etkiledi? Bu soruların cevapları önemli. Ama bu cevapları başka bir yazının konusu yapmak üzere defileyi hazırlayan kişinin mankenlerin başını "örttürmekten" aldığı hazzı detaylandırmakta fayda var.

70'li yıllarda İslami kesimde hâkim söylem, hali hazırda var olan ile İslami hayat tarzında olmayacaklar üzerinden oluşturularak İslam'daki "yok"lar, liste halinde sunulurdu. 80'lerin ortalarından itibaren bu söylem "İslam'da o da var bu da var " genişliğine kaydı. Söylemdeki bu farklılaşmanın sebepleri arasında İslami medyanın etkilerinden, köylülük imajından kurtulmaya çalışan yeni zengin kesimlerin hayat tarzı arayışlarına ve bu hayat tarzı arayışında "Müslüman her şeyin en iyisine layıktır"ın can simidi olarak sloganlaştırılmasına, sitemin dindarların hayat tarzı üzerinde yoğunlaşan baskısına kadar pek çok faktörden bahsetmek mümkün. Fakat değişimi baş döndürücü bir farklılaşmadan ziyade aynı zihniyetin tersi ve düzü olarak okumanın yaşanmakta olanları anlamamız açısından daha sahih bir görüntü sunacağını düşünüyorum.

70'li yıllar tefrit yıllarıydı. İlkelerin ortaya konmasından ziyade şekil üzerine vurgu yapılıp, olabildiğince zevksiz ve kaba giyinmek "takva" ölçüsü olarak kabul edilirdi. O yıllardan günümüze değişmeyen tek şey bir kadının başını örtmesinin/açmasının olay, baş "örttürenlerin"/ "açtıranların" kahraman olmaya devam etmesi. Manken bedenlerinin bir defile süresince başı örtülü olarak kiralanmasının "dine hizmet" adı altında lanse edilmesi, "kötü dünyanın" kadınlarına baş öttürme zaferi olarak ortaya konması; "sahneden inip hidayete erenlerin" dindar kadınlara öncü olarak gösterilmesinin genetik sürekliliği mahiyetinde. Yıllardır dinini kendi halinde yaşayan kadınların "kötü dünyanın" içinden gelip "hidayete eren" kadınından "dinini" öğrenmesinin beklenmesi ile; "kötü giyinen" dindar kadınların manken bedenlerinden giyim-kuşam, yürüyüş, endam öğretilmeye kalkılması bu sürekliliğin işareti .Nitekim sokaklar yavaş yavaş mankenvari yürüyüşler talim etmeye kalkan tesettürlülerle dolmaya başladı bile.

Tesettür defilesi için başını örten mankenlerin "Tesettüre girmek hiç fena değil insan kendini böyle de güzel hissedebilir" diye uzatılan mikrofonlara görüş bildirmesi, tesettürü düzenleyenler tarafından sadece başarı / bütün bedenleri feth etme olarak algılanmıyor, bunun yanında "paramla da olsa mankenlere başını örttürdüğüm için mutluyum" dedirtecek kadar ayaklarını yerden kesen bir sarhoşluğa sürüklüyor. Bu sürüklenişte, başörtüsüyle ya da mayoyla vurgunun güzelliğe ve dikkat çekmeye, yani kadın bedenine odaklanıldığı fark edilmiyor bile. Yapılan defile sonucunda başörtüsü kiralık bedenler üzerinde mayoyla değiş –tokuş edilen sıradan bir giyim aksesuarı olarak algılanıp ait olduğu ontolojik yükseklikten aşağı çekiliyor.

"Paramla da olsa başını örttürdüğüm için mutluyum " diyen zihniyet ile kanunları arkama alarak kızları ağlata ağlata imam-hatiplerden, üniversitelerden arındırıyorum diyen zihniyet benim için aynı. Allah'ın emirlerine muhatap olarak başını örten genç kızlar ve kadınlar başlarını kimse örttürmediği için, başörtüsünü bir gül gibi taşıyorlar. Yasaklar kamusal alanda nefes aldırmaz bir iklim oluşturduğunda aynı kadınlar/genç kızlar başlarındaki örtüyü ateş gibi taşıyor. Yanıyorlar hiç kimseyi yakmadan. Onların asil, masum ve mazlum duruşlarını manken bedenleri kiralayarak bozmaya, metalaştırmaya kalkışılması "dine hizmet ediyorum" edasına fit olunup alkışlanacak öyle mi?

Dine ne kadar hizmet edildiğinin daha iyi anlaşılması için 21.5.2002 tarihli Hürriyet gazetesindeki tesettür defilesine katılan mankenlerin tesettürlü halleriyle mayolu hallerinin bire bir karşılaştırmasına bakılsın lütfen! Gazete "bunlar onlar" diye başlık atarken aynı kadınların tesettürlü ve mayolu hallerini bir arada sunarak var olan görüntüden, olmayanın çıkarılmasının ipucunu vermiş oluyor. Modern bilincin ayırt edici özelliği olan kes-yapıştır-değiştir sürecine bir defile dolayımından şahit olunuyor böylece.

Dini terimleri müesseselerine isim olarak koyan insanların dine ne kadar zarar verdiğini modern bilincin kes-yapıştır mantığı içinde izah etmekte fayda var. Benim kuşağım tekbir sözünü duyduğu zaman bir davet almış olmanın heyecanı içinde bağırır "Allahuekber" diye kalbini ve zihnini Allah'ın emirlerine hazır hale getirirdi. Kızım tekbir kelimesini duyduğunda ilk önce mankenleri ve defileleri hatırlayacak. Zihindeki bu imaj bozumuna sebep olanların dine hizmet ile alakası olabilir mi?

YENİ ŞAFAK

 

Bu haber toplam 401 defa okunmuştur.

Safya Başı

   

   

   
     

Toplam (0) adet  yorum eklenmiştir.

Yorumların Tamamı İçin Tıklayınız.
 
Özkan olmazsa Ecevit'i Demirel'le yıkalım!
"Ecevit gitsin, Özkan gelsin" formülü tek operasyon değildi. O dönemde DSP hükümetine bulunan formül
Neymiş?Soruşturmayı Cumhuriyet istemiş
''Cumhuriyet Gazetesi’nin sayfasındaki üfürmelerden söz ediyorum. Neymiş? ‘Soruşturmayı Cumhuriyet i
Para, pul, mal, mülk bereketi yoksa nafile
Allah, birine mal mülk verir ama, o malın mülkün bereketi yoksa bir işe yaramaz. Bir diğeri parası d
Yıl 1950: Biz yoktuk zaten; hep onlar vardı
'1950 Yılına kadar 'BİZ' yoktuk ki zaten. Hep 'ONLAR' (!) vardı. 1960'da halk iradesine ilk onlar da
Yazar Perihan Mağden ''Ezanı'' bir anlasa!
'Ezanın ne anlattığını anlamıyorum anlamak da istemiyorum.' ifadesini kullanan Perihan Mağden'e anla
DİSK Başkanı geçmişin farkında mı acaba
''Ecevit'in "kontrgerilla"dan söz ettiği, Demirel'in Ecevit'e mektup yazıp "Taksim'e gitmeyin sizi v
Bahçeli, 11 yıl sonra iş dünyasıyla masada
MHP lideri Devlet Bahçeli, genel başkan seçildiğinden bu yana ilk kez iş dünyasıyla aynı masaya otur
Kuyumcular nereye gidiyor?
Birçok meslek dalı, teknolojik gelişmelere ve toplumsal değişime yenik düşerken, kuyumculuk mesleği
Susurluk'tan Ergenekon'a değişen ne?
''Susurluk davası sırasında, ortalığı velveleye veren kimi kalemler 'Ergenekon'daki tavırları 'evler
İşte Can Ataklı ve Şamil Tayyar'ın düellosu
Kılıçları çekildi. Biri hedef gösterdi diğeri eski defterleri karıştırdı. İşte Can Ataklı ve Şamil T
Ergil: ''Asker, darbe geleneğine son verdi''
Moral FM’de Sırrı Er’e konuşan Siyaset Bilimci Prof. Dr. Doğu Ergil, 'TSK darbe geleneğinin de sonu
ODTÜ'nün kaçak binası ve AK Parti davası
Hakkında yıkım kararı çıkan ODTÜ'nün binaları ile hakkında kapatma davası açılan AK Parti arasındaki
Yabancıları hayrete düşüren "Türkiye hali"
Yaşanan büyük sıkıntılara rağmen Türkiye bütün enerjisiyle çalışmaya devam ediyor. Bu durum yabancı
Susurluk karşıtları niye Ergenekoncu oldu
Dün Susurluk çetesine karşı çıkanlar, bugün neden Ergenekon terör örgütünün savunucusu oldular? Ahme
Amiral Gemisi, çeteyi neden yok sayıyor?
Susurluk'un üzerine giden Hürriyet şimdi ise adeta Ergenekon yokmuş gibi davranıyor. Hürriyet bunu n

n

Amerika, Ergenekoncuları niçin satmıştır?

n

Ak Parti'nin kapatılmasına niye karşıyım?

n

'Açıklasınlar artık şu kapatma kararlarını'

n

Ecevit Paşa baskısını Gülerce'ye anlatmış

n

Tek merkezden aynı manşetlerin sırrı

n

Sinan Aygün'e soru: Darbecilerle ne işin var?

n

Önce Ecevit'e neler yaptıklarını anlatsınlar

n

Türköne'den Ülsever'e Ergenekon cevabı

n

Gülerce: AK Parti kapatılmayacak diyorum

n

Devlet mi yok ya da Ergenekon devlet mi?

n

Ergenekon'da 7. ve 8. dalga kime uzanır?

n

'Darbelerin sebebi siyaset ile ordu işbirliği'

n

Perihan Mağden'e neler oldu böyle?

n

Yaşar Büyükanıt'a çağrı: Ne duruyorsunuz

n

Sivas'ta Abdüllatif Şener'e kaç oy çıkmıştı?

n

27 Mayıs'ı savun, bu savcıya dil uzat olmaz

n

Emre Aköz'den baş-yazmaz Oktay Ekşi'ye

n

Bilici: '' Hitler'den Ergenekon'a yol gider''

n

Egemenlik kayıtsız şartsız kurumların mı?

n

Muhalefetin uyguladığı çok garip yöntem

n

İletişim özgürlüğünü kim savunacak?

n

Dara düştüğünde yetişen kudret eli ve dua

n

Org. Özkök olmasaydı darbe mi olacaktı?

n

Abdüllatif Şener'in yarayı deşen tavrı ne?

n

CHP neden bu kadar çok ''tedirgin'' oldu?

n

Nuh Gönültaş'a site kurduran sebep? SES

n

Darbe Günlükleri Paşa'nın değil mi yoksa?

n

Ergenekoncu medya üç maymunu oynadı

n

'Ya demokrasi veya diktatörlük, ötesi yok'

n

Bütün bu hayhuyun içinde doğru olan ne?

n

Yakın tarihimizin ilk darbe soruşturması

n

Başkonsolosluğa saldırı emri İmralı'dan mı?

n

Ekrem Dumanlı: Bu fotoğrafın anlamı ne?

n

Org. Büyükanıt'ı Eruygur mu karaladı?

n

Ergenekon davası ne zaman sonuçlanır?

n

İddianame ''dağ fare doğurdu'' dedirtmedi

n

Medya, nasıl seküler 'kilise'lere dönüştü?

n

Hilmi Özkök yemeğini neden evden getirirdi?

n

'CHP, Ergenekoncu bir parti imajı veriyor'

n

Acaba Ahmet Hakan niçin postal yalıyor?

n

Şener taşra seyahatinde iyice havaya girdi

n

'Ergenekon’un mahiyetini iyi tespit etmeli'

n

Koru: ''Oktay Ekşi gölge boksu yapıyordu''

n

100 yıldır darbeyle vatan kurtarıyoruz!

n

'El-Kaide süsü verilmiş Ergenekon' iddiası

n

Baykal'a ŞOK karşılama

n

Tarhan: 'Yaşanmış iki olay ve ABD ahlakı'

n

Özkök'ten iddialara cevap: ''No comment''

n

Konsolosluk saldırısının asıl amacı neydi?

n

Sabih Kanadoğlu 'gizlice' kimle görüştü?!

n

Org. Özkök, Fatih Çekirge'yi düzeltti

n

Anayasa Mahkemesi'nden tarihî karar

n

CHP'nin kimyası kendini helâk mı ediyor?

n

Aygün, darbe sözcülüğüne mi soyunuyor?

n

'Olayın ucu bana da dokunsa üstüne gidin'

n

Srebrenitsa cehennemi

n

Hasan Celal Güzel '3 değerli paşa'yı yazdı

n

E. Babahan'dan azar: ''Hadi başka kapıya!''

n

'Darbecilere geçit izni vermeyen komutan'

n

''Bu zamanda bu kafa'' dedirten Küçük... !!!
.: MORALHABER :.

VİDEO HABERLER

.: MORALHABER :.