Mehmet PAKSU'nun yazısı...
Şeytan bu gücü nereden alıyor?
Bizi yoldan çıkaran, imanımızdan uzaklaştıran şeytan bu gücü nereden buluyor? Bu konuyu aydınlatırsanız sevinirim. (Ahmet Özcan-Denizli)
Bir kere şeytanın varlığı bütünüyle şer değildir, çirkin değildir. Çünkü şeytanın varlığında, ilk bakışta her ne kadar şer bulunsa da, neticede çok hayırlı sonuçlar görürüz. Meyveli bir ağacı yetiştirmek için toprağa bir çekirdek attığınızda, o çekirdeğin ağaç olup meyveye durması için ne kadar bir zaman geçmesi gerekir? Fidan haline geldiğinde düzenli olarak sulanması, gübresinin verilmesi, sürülmesi, ilâçlanması vesaire bir hayli işlemden geçmesi icap eder.
İnsan da böyledir. İnsanın kabiliyetleri bir çekirdek gibidir. Bu kabiliyetlerin gelişmesi ve işlenmesi için mutlaka bir şeylerin yapılması gerekir. Bunun yolu da ciddi bir mücadeleden ve mücahededen geçer. Bu mücahede esnasında önüne bazı engeller, zorluklar ve düşmanlar çıkar. O düşmanlar mağlup edildiği, o zararlar defedildiği, o engeller aşıldığı zaman mesafe alınır.
Bu engel ve düşmanlar, şeytanlar ve zararlı unsurlardır. Şeytanlar, yapılması düşünülen güzel, faydalı, hayırlı, sevaplı bütün işlerin ve amellerin karşısındadırlar. Her vesileyle insanı bunlardan alıkoymaya çalışır, yapılmaması için ellerinden geleni geri koymazlar. Oysa insanın kemâli, Allah'a yaklaştıkça artar; kabiliyetleri, kulluk şuurunu idrak ettikçe gelişir; mânevî derecesi, şeytanı tersledikçe yükselir; makamı, şeytanla arayı açtıkça yücelir. Aksi halde insanların makamı melekler gibi sabit kalırdı; başta peygamberler ve veliler olmak üzere milyonlarca insan mükemmel olmazdı.
Meselenin bir başka yönü de şöyle: Genel yapısı itibariyle küfür ve inançsızlık inkârdır, şerdir, menfidir, kötüdür, yıkmaktır ve yakmaktır. İman ve hidayet ise bütünüyle hayırdır, müsbettir, yapmaktır, imar etmektir, meydana getirmektir. Meselâ, yirmi adamın yirmi günde yaptığı bir binayı, bir adam bir günde harap edebilir, yakabilir; hattâ birkaç dakika içinde bile yerle bir edebilir.
Yine yüzlerce mühendisin, ustanın ve işçinin aylar, yıllar süren çalışmaları sonucu inşa edilen bir transatlantik gemisinin bacasına fırlatılan bir top mermisi bir anda onu sulara gömebilir. Diğer yandan bir insanın hayatını devam ettirebilmesi için dünya kadar şeye ihtiyaç varken, bir serseri kurşun onun hayatına son verebilir. Bunun için "Tahrip kolaydır" denilmiştir. Sözgelimi bir şeyi yapmak için bin şeye ihtiyaç varken, yıkmak için bir tek şey veya basit bir ihmal yeterlidir.
Bu örnekler ışığında bakıldığında, şerli şeyler için bir güç ve kuvvet harcamaya gerek yoktur. Bir yerde hayrın işlenmemesi, şerrin meydana gelmesine yeterli bir sebeptir. Bundan dolayı şeytanlar belli bir güce ve kuvvete dayanarak bir iş yapıyor değiller. Sadece hayrın ve iyiliğin yapılmasına engel olmaları şerrin yapılmasına yetiyor. Çünkü günah ve şerler tahribat türünden şeylerdir.
Bu açıdan şeytanlar basit ve zayıf bir kuvvetle, yani sadece insana vesvese vermekle çok güçlü olan mü'minlere bazen üstün gelebiliyor, emeklerini boşa çıkarabiliyor. Zaten Kur'ân'ın ifadesiyle "Şeytanın hilesi çok zayıftır." Demek ki, şeytanlar çok güçlü değiller. İşi gücü bozmak, yıkmak, yakmak ve şer türü şeyler olduğundan çok az bir güçle çok büyük sonuçlar alabiliyorlar.
Bugün