Moralhaber.Net yazarı Emine Fikriye'nin yazısı....
Boğaz Mezarlık Olmamalı
Ben, Boğaz'ın serin ve dalgalı sularını mezar toprağı gibi görmek istemiyorum. Bu beni çok üzer ve ruhumu sıkar. Bazılarını ürkütür, bazılarını bunaltır bazılarını da korkutur. Boğaz'a gittiğimde mezarlık ziyareti yapar gibi olmak istemiyorum.Ölü teninin sularla kaynaştığını düşünmek istemiyorum. Elimi suya soktuğumda, acaba ölü vücudundan bir parça bana değdi mi diye ürpermek istemiyorum diyen milyonlarca insan vardır Türkiye'de.
Kim gömülmüş ya da yakılmış bir ölüye dokunmak ister?
Böyle duygular hisseden vatandaşların hali ve hakları ne olacak?
Bir kişinin ruhunun sakinleşmesi tezine dayanılarak yapılacak böyle bir işlem için, milyonlarca insanın ruhu çalkantı içinde mi bırakılacak?
Kimsenin inançlarını sorgulamıyoruz. Buna hakkımız yok. Vasiyet önemlidir ama, yaşayan insanların duygu ve düşünceleri de önemlidir. Başkalarına rahatsızlık verilerek rahata erişilmez.
Bunun, cesedimi boğaza atın demekten bir farkı yok. Böyle vasiyetler yapılırsa ne olacak? Cesetler denize mi atılacak?
Ha külleri atılmış, ha cesedi atılmış. Neticede Boğaz mezarlık niyetine kullanılıyor. Bunun kabul edilebilir yanı yok.
Yetmiş milyonun hakkı olan ortak bir huzur beldesinde, denizi ölü toprağı haline getirmeye kimsenin hakkı yok. Bunun herhangi bir dine mensup olmakla ya da olmamakla bir alakası da yok. Dinlenmek ve huzur bulmak için gidilen bir kamusal alanda ölü olduğunu düşünmek, rahatsızlık verici. Ölüyle içiçe olduğunu düşünerek denize girmek mezara girmek gibi gelecek bazı insanlara. Ve bu çok insani bir duygu.
Bu vasiyet bir emsal teşkil edecek ve bu tür istekler çoğalacak.
Ve Boğaz, hiçbir zaman eski Boğaz olmayacak.
Evet başarılı bir Türk hanımı. Evet dünyada ülkemizi kendi alanında başarıyla temsil etmiş. Ama bunlar, vasiyet ettiği şeye hakkı olduğu anlamına gelmiyor.
Ebediyyen boğazda olmak isteyen bir insan, hiçbir zorunluluğu yokken beşeri ömrünü neden yabancı ülkelerde geçirmiş anlamak isterdim...
Boğaza nâzır bir yerde, mesela Rumelihisarı'nda küller toprağa gömülebilirdi. Kimse de rahatsızlık duymazdı.
Leyla Gencer, sağlığında kendisi gibi düşünmeyen ve kendisi gibi hissetmeyen insanlar olduğunu farketseydi, bu tarz bir vasiyet yapmazdı belki.
Çünkü sanatçı, insanların his ve düşüncelerine duyarlı ve saygılı olandır...