Anayasa Mahkemesi Raportörü Doç. Dr. Osman Can'ın "Türban Raporu", AK Parti hakkındaki kapatma davasının en önemli dayanaklarından olan Anayasa'nın 10. ve 42. maddelerindeki değişiklikle ilgili "delilleri" tartışmalı hale getirdi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, AK Parti hakkında kapatma davası açmadan önce, türbanı üniversitelerde serbest hale getirmeye yönelik Anayasa değişikliğinin yapılmasını özellikle beklemişti. Nitekim, Anayasa'nın eşitlik ve eğitim hakkını düzenleyen 10 ve 42'nci maddelerindeki değişiklikler AK Parti iddianamesinin en önemli dayanağını oluşturdu.
'LAİKLİK İLKESİNE AYKIRI' İDDİASI
Başsavcısı, iddianamede, başta Başbakan Tayyip Erdoğan olmak üzere partililerin türban ve Anayasa değişikliği ile ilgili sözlerine yer verdikten sonra özetle şöyle demişti: "Gösterilen deliller, Anayasa'nın 10'uncu ve 42'nci maddelerinin laiklik ilkesinin özüne dokunmak amacıyla değiştirildiğini kanıtlamaktadır... Sadece bu durum bile laik devlet ilkesini ve laikliği savunanları nasıl bir tehlikenin beklediğini göstermeye yeterli olup, şeriatın içerdiği şiddet unsurunu da sergilemektedir." Anayasa değişikliğinin iptali için dava açan CHP ve DSP de, Başsavcı'nın görüşüne paralel olarak, 10 ve 42'nci maddelerdeki değişikliğin yok hükmünde sayılması gerektiğini savunmuşlardı. Raportör Osman Can ise yapılan değişikliğin Anayasa'nın 2'nci maddesini değiştirmeye yönelik olmadığını bu nedenle açıkça bir "hukuki sakatlık" bulunmadığından düzenlemenin yok hükmünde sayılamayacağını savundu. Böylelikle raportör, AK Parti iddianamesindeki "Anayasa değişikliği laiklik ilkesini değiştirmeye yöneliktir" tezine karşı çıktı.
AYKIRILIK TEZİNE CEVAP
Yargıtay Başsavcısı iddianamede, AK Parti'nin YÖK Kanunu'nda yapılacak değişikliğin Anayasa aykırı olacağını bildiği için Anayasa'nın kendisini değiştirme yoluna gittiğini işaret etmişti. Başsavcı Yalçınkaya değişikliğin, Anayasa'nın "Başlangıç" kısmına ve cumhuriyetin niteliklerini tanımlayan 2'nci maddesine aykırı olduğunu, dolayısıyla AK Parti'nin laik sistemi değiştirmek amacında olduğunu ifade etmişti. CHP ve DSP'liler de iptal isteminde bulunurken Başsavcı'nın bu tezini işlemişlerdi. Raportörü Osman Can ise Anayasa hükümleri arasında astlık-üstlük olmadığını, bu nedenle Anayasa Mahkemesi'nin Anayasa değişikliklerini incelerken yapılan değişikliği var olan bir madde ile karşılaştıramayacağını savundu. Can, Anayasa'nın değiştirilemez hükümleri dışında değişiklik yapmanın Meclis'in yetkisinde olduğunu savundu. Can, böylelikle AK Parti iddianamesindeki "Anayasa'ya aykırı bir düzenleme yapıldı" tezine karşılık vermiş oldu.
İddianame başka, rapor başka
Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın AK Parti iddianamesindeki türbana yönelik Anayasa değişikliği değerlendirmeleri ile Anayasa Mahkemesi Raportörü Doç. Dr. Osman Can'ın "Türban davası" raporundaki görüşleri ana fikirler açısından farklılıklar içeriyor:
BAŞSAVCI: Anayasa'nın 10 ve 42'nci maddeleri laiklik ilkesinin özüne dokunmak amacıyla değiştirilmiştir.
BAŞSAVCI: Laiklik ilkesi, Cumhuriyetin değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez nitelikleri arasındadır. Anayasa değişikliği de amaç yönünden Anayasa'ya aykırılık taşımaktadır.
RAPORTÖR: Yapılan değişiklik, Anayasa'nın 2'nci maddesine yönelik değildir. Ayrı bir düzenlemedir. Bu nedenle yok hükmünde sayılamaz.
RAPORTÖR: Anayasa değişiklikleri, Anayasa'daki başka bir düzenlemeye göre iptal edilemez. Anayasa değişikliği yapmak, belli şekil şartlarını içermek kaydıyla Meclis'in yetkisindedir
Kapatma davası da onda
ANAYASA Mahkemesi bünyesinde kadrolu olarak görev yapan raportörler yetki ve sorumluklarını, Mahkeme'nin Kuruluş Kanunu'ndan alıyor. Açılan bir davanın dosyası Mahkeme Başkanı'na geldikten sonra diğer üyeler bile görmeden başkanın görevlendireceği raportöre veriliyor. Raportör parti kapatma davası iddianamesi veya yasaların iptal başvurusunu incelerken o yöndeki iç ve dış hukuk kurallarının taramasını yapıyor. Ardından iptali istenen yasal düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olup olmadığı yönündeki görüşlerini belirtiyor. Raportörler, mesleklerinde en az beş yıl çalışmış hakimler veya doçent, yardımcı doçent doktora yapmış akademisyenler arasından seçiliyor. Raportör Osman Can, 23 raportörü bulunan Anayasa Mahkemesi'nin doçent unvanını taşıyan 2 isminden biri. Kapatma davası dosyasını da incelemekte olan Can, genellikle raporlarında dava sonunda hangi olası sonuçlara varılabileceğini ortaya koymasıyla tanınıyor
ANAYASA Mahkemesi'nde rapor tamamlandıktan sonra heyet toplanıyor. Bu heyete, ilgili raportör de giriyor. Ancak bu raportörün oy hakkı bulunmuyor. Sadece raporu okuyor ve üyeler herhangi bir hukuki görüş isterlerse o anda sözlü olarak açıklama yapabiliyor. Raportörlerin raporlarının heyet için hiçbir bağlayıcılığı bulunmuyor. Örneğin sön dönemde raportör, DTP hakkındaki kapatma davasında iddianamede eksiklikler olduğu gerekçesiyle Yargıtay Başsavcılığı'na iadesini istedi ancak Yüksek Mahkeme iddianameyi kabul etti. 367 kararında ise raportör Hikmet Tülen'in görüşü ile Mahkeme'nin kararı aynı doğrultuda oldu
Prof. Dr. Yavuz Atar (Selçuk Üniversitesi): Türban konusu ayrı, parti kapatma ayrı bir hukuki tartışma konusudur. Birbirleriyle arasında ilişki kurmak yanlış olur. Raportör basına yansıdığı kadarıyla davanın reddini istiyor. Bu da doğru bir görüştür. Bizim anayasamız anayasa değişikliklerinin sadece şekil yönünden denetimine izin veriyor. Bu son anayasa değişikliğinde bu üç noktada herhangi bir şekil aykırılığı yok. Bu nedenle 1982 Anayasası'yla birlikte Anayasa Mahkemesi'nin 1970'li yıllardaki içtihatlarında olduğu gibi şekil görüntüsü altında esas denetimi yapması mümkün değil.
* Prof. Dr. Levent Köker (Gazi Üniversitesi): Anayasa mahkemesi raportörü son derece isabetli bir karar vermiştir. Anayasa değişikliği ile kapatma davası arasında bir bağlantı kurulmasını doğru bulmuyorum. Türbana serbestlik girişimi Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik içtihatlarına göre laikliğe aykırı bir hareket olarak görülüyor bazı çevreler tarafından. Geçmişte Fazilet Partisi ağırlıklı olarak türbana serbestlik yönünde girişimleri nedeniyle kapatılmıştı. AKP'de bu anayasa değişikliğini MHP ile birlikte gerçekleştirmiş olmakla, başörtüsüne ilişkin yasağı kaldırmak yönünde bir faaliyet yapmış gibi görünüyor, dolayısıyla iddianamenin esas dayanağını oluşturan hususlardan birisi bu. Ama 10 ve 42. maddelerde yapılmış olan değişikliklere bakarsanız orada başörtüsü ile ilgili açık olarak yasak kaldırıcı bir husus yok. Sadece gerekçelerinde başörtüsüne temas ediliyor. Gerekçeler de hiçbir zaman bir kanun hükmü gibi bağlayıcılık taşımaz
SABAH