Mert Üstüntaş bir lise öğrencisi. Namazını kıldığını fakat tam bir huzur bulamadığından yakınıyor.
Öğrencilerin ölçüsüz hareketlerinden rahatsız olduğunu dile getiriyor, sıkıntı içinde bunaldığını söylüyor. Okuldaki arkadaşlarının konuşmalarına, tavır ve hareketlerine dikkat etmediklerini, giyim kuşamlarına aldırmadıklarını, haram helal kavramlarını pek önemsemediklerinden söz ediyor. "Neredeyse okulumu devam ettirecek gücüm kalmadı" diyerek bir bezginlik ve bitkinlik içinde kıvrandığını anlatıyor. Bir de, "Allah'ın beni böyle sevmeyeceği aklıma geliyor" dedikten sonra "Oysa Yüce Allah'ın beni sevmesi, yetiyor bana" diyerek kalbinin sesini dilediğini de belirtiyor. Bu arada gençlerin erken evlilik yapmalarından söz açarak, ölçüsüz ilişkilerin bu yolla önüne geçilebileceğini düşünüyor.
Biz öncelikle kendi konumumuzu tespit etmeliyiz. Kendi sorumluluk alanımızı belirlemeliyiz. Ondan sonra belli bir çizgi içinde hayatımızı yönlendirmeliyiz.
Konumumuz nedir? Bir kere insan olarak yaratılmışım. Yakınlarıma, çevreme, diğer insanlara karşı görevlerim var. Bir de Yaratıcıma karşı görevlerim var. Bu görevlerin farkında olmalıyım.
Ne bedenim, ne ruhum, ne aklım, ne kalbim ve ne de hayalim benim malım, benim mülküm değil.
Bugün
"Benim" dediğim, sahip olduğum hiçbir şeyim benim değil.
Benim olmadığına göre, bir emanettir, geçici olarak benim istifademe verilmiştir. Öyle ise onu nasıl kullanmalıyım?
Rast gele, keyfime göre, kafama göre kullanamam. Kullanırsam hesap vermek zorunda kalırım, sorgulanınca cevapsız kalırım.
***
Bu kâinatı, bu dünyayı, bu güneşi ve ayı; bütün bir âlemi, geçmişi ve geleceği, canlıyı ve cansızı, insanı ve insanın ilgi alanına giren her şeyi bir idare eden, onlara sözü geçen, onlarda söz sahibi olan birisi vardır.
Ben de bu çerçevenin içinde kalmalıyım, bu dairenin alanında hayatımı geçirmeliyim. Ruhuma ve aklıma kim hükmediyorsa, onları kim idare ediyor ve işletiyorsa; O'nun emri, iradesi, rızası ve isteği benim için bağlayıcı olmalı.
"Yüce Allah'ın beni sevmesi, bana yetiyorsa" ben çizgimi bulmuş, yolumu belirlemiş, rotamı ve yönümü tayin etmişimdir.
***
Bir de namazınızı kılıyorsanız, günde beş sefer Yaratıcı sizi huzuruna kabul ediyor ve siz de bundan büyük bir keyif alıyor, haz duyuyorsanız, çok ciddi bir iş yapıyorsunuzdur
Bu arada, sizi rahatsız eden, huzurunuzu kaçıran, moralinizi bozan, hayatı ve yaşamayı zorlaştıran olaylar, durumlar ve gelişmeler varsa onlara karşı da dikkatli, tedbirli ve hazırlıklı olmalısınız. Kendinizi yetiştirmeli ve geliştirmelisiniz.
Başka insanların rast gele yaşaması, hayatı bir oyun ve eğlenceden ibaret olarak görmesi sizi üzmemeli, sıkıntıya ve bunalıma sokmamalı. Kur'ân diyor ki: "Siz doğru yolda iseniz, başkasının yanlış yolda olması size zarar vermez."
Bu arada imkanı ve durumu yerinde olanların kendini koruması, iffetini ve karakterini, izzetini ve şerefini muhafaza etmesi için, erken evliliği tercih etmesi de yabana atılır bir çözüm değildir.
Fakat bütün bunlarla birlikte, iyi bir eğitim almalı, iyi yetişmeli, geleceği şimdiden düşünerek ona göre hareket etmelidir.
Çünkü gelecek aklını ve kalbini, enerjisini ve duygularını israf etmeyenleri, istismar ettirmeyenleri bekliyor.
. Bundan sonra geriye tek bir şey kalıyor. O da O'nun sevdiği ve razı olduğu şeyleri yapmak; kabul etmediği, istemediği ve rıza göstermediği şeylerden uzak kalmak, uzakta durmaktır.