Eğitim-Birsen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, yüz kızartıcı suçlar hariç olmak üzere tüm öğrencilere yeniden öğrenim hakkı verilmesi gerektiğini söyledi. Ankara Kızılay Yüksel Caddesi'nde üniversite öğrencilerinin öğrenim affı talebiyle ilgili başlattıkları imza kampanyasına destek vermek amacıyla katılan Gündoğdu, öğrencilerin başta YÖK ve ekonomik kriz olmak üzere değişik sebeplerle mağdur olduklarına dikkat çekti.
YENİ ANAYASA İLE YÖK KALDIRILMALI
Yeni Anayasa ile birlikte YÖK’ün tamamen kaldırılarak yeni bir milat başlatılmasını ve öğrencilere de yeniden eğitim hakkı verilmesini isteyen Gündoğdu şunları söyledi: “Ülkemiz yetişmiş insan gücü kaynağı yönüyle sadece bölgesinin değil dünyanın önder ülkelerinden biri durumundadır. Ülkemizdeki yüksek öğretim sisteminin tamamen YÖK’ün sultasına ve dikta anlayışına bırakıldığı dikkate alındığında binlerle ifade edilen bu yetişmiş insan gücü kaybına şaşırmamak gerek aslında.
KRİZLERİN BEDELİNİ ÜNİVERSİTE GENÇLİĞİ ÖDEMEMELİ
Üniversite yönetimlerinin, halen katılımcı ve demokratik bir yapıya kavuşmadığı, artık son bulduğuna inandığımız ara rejim uygulamalarıyla toplumsal hayatı bütün yönleriyle etkileyen sosyo-ekonomik krizlerin hâkim olduğu dönemlerde üniversite gençliğinin de öğrenim hakkını kaybetmek gibi çok da hak etmedikleri bir bedel ödemek zorunda kaldığını söylemek yanlış olmaz.
DÖNEME MAHSUS HATALAR GÖRMEZLİKTEN GELİNMELİ
Kendilerinden ziyade, sistemin ve sistem bekçilerinin uygulamalarına dayalı olarak kendini gerçekleştirme hakkından yoksun bırakılan öğrencilerimizin öğrencilik statüsünün gereklerini yerine getirmek konusundaki döneme mahsus hatalarını görmemezlikten gelerek onları yeniden öğrenim hayatına dâhil etmek herhalde ceza gerektiren fiilleri işleyerek mahkûm konumuna gelen insanlara yeniden özgürlüklerini vermekten daha kolay olsa gerek.
ÖĞRENCİLERE BİR HAK DAHA TANINMALI
Öğrenci affına ilişkin düzenlemeler eğitim sistemi açısından olumlu sonuçlar doğurmuyor. Eğitim-Birsen Sendikası olarak bu yönüyle öğrenci aflarına karşı olmakla birlikte, ülkemizde neredeyse periyodik aralıklarla ceza hukuku normları itibariyle suçlu konumunda olan bireylerin affedilerek özgürlüklerine kavuşturulduğu dikkate alındığında çeşitli (öğrencilikleriyle ilgili mali yükümlülükleri yerine getirmemek, devamsızlık, başarısızlık, adli kovuşturma gerektirmeyen türden disipline aykırı fiilleri işlemek vb) sebeplerle öğrencilikleri sona erdirilen çocuklarımıza bir hak daha tanımanın da adalet gereği olduğu görülür.
UYGULAMALARIN MÜSEBİBİ YÖK’TÜR
Öğrencilerin öğrenim haklarının sona ermesi sonucunu doğuran uygulamaların müsebbibi YÖK’tür. YÖK ve bağlı kurumlar arasında güç çekişmeleri ve hocaların YÖK yandaşı olmak ile olmamak arasında kalmalarının da mağdurudurlar. Öğrenci affı uygulamalarına son vermenin ön şartı YÖK’ün varlığına son vermektir. Yüz kızartıcı suç ve cezalara bağlı olarak üniversiteden ilişiği kesilenler hariç olmak üzere yükseköğretimde herhangi bir nedenle öğrenim hakkı sona erdirilenlere son bir hak verilmesinin makul ve mazur görülebilecek bir yaklaşım olacağı kanaatindeyiz.”