Ana Sayfam Yap | Son Dakika Ekle | Sık Kullanılanlara Ekle | Üye Ol | Üye Girişi | Künye | İletişim | Reklam

 

SONDAKİKA

* Ersin Özince'den kart kullanıcılarına uyarı * Sınırsız internet bağlantısı için dev adım ! * Ertuğrul'un sözleri Büyüka'yı duygulandırdı * En özel Alfa Türkiye'de * Milli Takım'a çağrılan son isim * Küçük ama çok güzel bir yer... Foto Galeri * Gelişmekte olan ülkeler büyük risk altında * Takside gece tarifesi kriz çıkardı * T. Bahadır'a A Milli Takım için izin çıkmadı * Dipsiz karanlıkta yaşayan yeni balıklar bulundu 

Ana Sayfaya Dön

 

Dumanlı, Tercüman'a ve Yılmaz'a sert çıktı

30 Haziran 2008 Pazartesi : 08:05

Ekrem Dumanlı, Tercüman gazetesinin faşizm, ırkçılık suçu işlediğini kaydederek Hürriyet yazarı Mehmet Y. Yılmaz içinde sert cümleler kullandı.

Geçen hafta yurtdışındaydım. Döndüğümde masamda bir yığın gazete kupürü buldum. "Bir haftada bu kadar hakareti hak edecek ne yapmışız ki!" demekten alamadım kendimi. Her birine cevap versen bir dert; konuşulanları dikkate almasan bir başka dert.
Yine de birkaç satırla değinmekte fayda var; ancak asıl fotoğrafı doğru okumak lazım her şeyden önce: Son dönemde karşımızda yalnızlaşan ve güç kaybeden bir medya var. Geçmişte bir dediği iki edilmeyen, önünde herkesin el pençe divan durduğu medya dünyası, şimdilerde oluşan çok seslilik üzerine tehevvüre kapılmış durumda. Asabı bozuk yayıncılık yapmayı, ağzı bozuk yazı yazmayı bir maharet sanıyorlar. Oraya buraya saldırıp insanların canını yakıyorlar, sonra da kalkıp "bana hakaret edildi" diyerek kaynağı meçhul ve aşağılık mesajları kendileri için haklılık gerekçesi yapmaya çalışıyorlar. Marjinal bir gazete olursanız; bu hırçınlık anlaşılabilir. Nitekim öyle gazete ve televizyonlar var bu ülkede. Mesela Akşam Grubu'nun, çıtası çok düşük bir Tercüman'ı var; vallahi dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde üç gün yayın yapamaz; faşizm, ırkçılık suçundan kodesi boylar. Ne yaparsın ki bu ülkede itibarlı bir şirket bile böyle pespaye yayınlarla vaziyeti idare edebiliyor. Neyse. Konum marjinaller değil. Kendini merkezde sanan medya, tarihinde görülmemiş bir huşunetle gazetecilik yapmayı deniyor. Bu yanlış! Kitle gazeteleri Cumhuriyet'e benzemez; benzeyemez.

Örnek olsun diye söylüyorum: M.Yakup Yılmaz'ın haftanın beş günü Zaman'ı ve ona gönül verenleri hedef seçmesi tuhaf değil mi? İyi kötü tanıdığım bir insan. Bilebildiğim kadarıyla medeni, efendi, konuşulabilir bir meslektaş. Ama son dönemdeki asabiyetine bir mana veremiyorum. Yılların gazetecisi söze şöyle mi başlar: "AKP destekçisi dinci medya". Ayıp! Sen böyle söylersen başkalarının sana söylediğini de hak etmiş olmaz mısın? Meslektaşına saygı duymayan, kendine saygı duymuyor demektir. Benim tanıdığım M.Yakup, bu değil. Vakit de bu arkadaşıma "Pornocu" diye hitap ediyor. Ne kadar ayıp ve ne kadar çirkin. 'Kartel medyası' lafı da hoş değil. Aydın Doğan da bundan haz almıyordur herhalde; ancak bu ülkede 'kavgada yumruk sayılmaz' denir. Yazık! Ne "dinci medya" demeye gerek var; ne "kartel medyası" demeye. Herkesin kendine göre bir okur kitlesi ve yayın politikası olabilir; buna saygı duymak gerekir. Ayrıca herkes kendi işini doğru yapmalı, takdir ve tekdiri kamuoyuna bırakmalı.

Gelelim bu tiraj meselesine. Bunu merak eden insan, kendine yakışan centilmenlik içinde sorusunu sormalı ve aynı beyefendilik içinde cevabını almalı. ABC tiraj denetim hadisesindeki gelişmeleri bazı meslektaşlarımız kaçırmış. Konuya vâkıf olmayanlar için buraya kısaca notlar düşüyorum:

1) ABC Türkiye kurulduğunda dar bir medya topluluğunun dışında hiçbir medya kuruluşu yönetime alınmıyordu. Bu duruma başta Zaman olarak biz itiraz ettik. Kurucuların direnci Rekabet Kurulu'nun uyarısı üzerine kırıldı ve pek çok gazeteden üyeler alındı. Yani, ABC'ye (tiraj denetimine) biz kendi isteğimizle girdik; hatta şartları zorlaya zorlaya girdik. Tiraj denetiminden korkan, niçin tiraj denetimi yapacak kuruluşa üye olur? Nitekim pek çok gazete, bu oluşuma katılmadı; çünkü katılmak zorunda değiller.

2) ABC, tiraj denetim kriterleri koyarken abone sistemini yok edecek ilkeler uydurmaya kalktı. Dünyanın hiçbir yerinde istenmeyen şeyler talep etti. Bunlara itiraz ettik. Ne var ki pek çok itirazımıza kulak verilmedi. Buna rağmen biz gerekli tedbirleri aldık ve denetime hazır hale geldik. Ancak gördük ki her seferinde yeni bir engel üretilmeye, adeta abone sistemini yok edecek tedbirler alınmaya çalışıldı. Biz, bunun dünyada böyle yapılmadığını, tiraj denetiminin çığırından çıkarılıp okur denetimi haline dönüştürüldüğünü izah ettik. ABC, üst düzeyiyle bir araya gelip tüketici hakkına ve rekabet kurallarına aykırı durumları bildirdik. Ancak kötü bir yönetim şekliyle kriz çözme yerine krizle devam etme gibi tuhaf bir yol tercih etti o günkü üst düzey yönetici. Mesela her bir müşteri için kesilen faturayı kabul etmediğini, mutlaka makbuz istediğini söyledi. İnanılmaz bir şey bu! Devletin kabul ettiği, açık isim ve adres yazılı faturayı kabul etmiyor; her ay, her müşterinin tek tek bulunup imzalayacağı makbuz isteniyor. "Kuşku duyuyorsan faturadaki ismi araştır" dememize aldırmıyor. "Peki, bayiden sattığın gazetede niçin her bir ferde indirgenecek kadar denetim yapamıyorsun?" sorusunun da karşılığı yok.

3) Türkiye'de uygulanan ve anlamsız bir inada dayanan kurallar manzumesini IF-ABC dünya başkanı Chris Boyd'a sorduk. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir uygulama duymadığını; ancak ülkelere doğrudan müdahale edemediklerini söyledi. Ve bir tavsiyede bulundu: Dilerseniz ABC'nin kurucu üyesi BPA Worldwide'a özel bir tiraj denetimi yaptırabilirsiniz. Nitekim öyle yapıldı. Dünyanın 25'ten fazla ülkesinde 400'ün üzerinde gazete ve derginin tirajını denetleyen BPA Worldwide, Zaman'ı belli periyotlarla denetliyor ve raporunu açıklıyor.

4) ABC ile Zaman arasında yaşanan tartışma kamuoyuna yansıdı ve Rekabet Kurulu konuyu incelemeye aldı. Onlar da ABC'nin haksız rekabete yol açacak uygulamalar yaptığını tespit etti ve dokuz maddeyle bu haksızlığı giderecek yol haritasını gösterdi. Bu metni okumadan tiraj üzerine köşesinden yazı yazan, yanlış yazmış olur. Zira Rekabet Kurulu, konuya fevkalade bir ciddiyetle eğilmiş ve ileride gazete satışlarını öldürecek bir uygulamanın önünü almıştır; daha ötesi bazı medya gruplarının tekel olmasının önüne geçmiştir. M.Yakup Yılmaz (ve onun gibi tiraj konusuna yanlı yaklaşan arkadaşlar) Rekabet Kurulu'nun raporunu okumadan yorum yapıyor. O rapor, bir gazetenin değil, Türk gazeteciliğinin karşılaşacağı bir problemin önüne geçiyor.

Açık konuşuyorum; eğer bir gazetenin tirajından şüphe duyuyorsanız, onu uluslararası bir tiraj denetim firmasına denetletirsiniz olur biter. Bunu Türkiye'de yapan tek gazete Zaman'dır. BPA Worldwide gibi dünya markası bir denetim firması yıl boyunca bu denetimi yapıyor ve elde ettiği sonucu dünya kamuoyuna açıklıyor. ABC kendi kendine zarar verdi; objektif bir denetim yapacağına, abone sistemini kilitlemek isteyen bazı medya gruplarının aklına uydu ve Rekabet Kurulu'ndan ağır bir ders aldı. Keşke böyle olmasaydı.

SONUÇ: Eğer bir gazetenin tirajından kuşku duyacaksanız ölçüyü söyleyeyim: Bir gazeteyi kendi matbaanızda basar, kendi dağıtım şirketinizle dağıtır, satış rakamlarını da kendiniz açıklarsanız; burada bir hata olup olmadığını hiç kimse bilemez. Ne malum doğru söylediğiniz? Basan siz, dağıtan siz, açıklayan siz! Zaman, kendi matbaasında basılıyor, YAY-SAT kanalıyla dağıtılıyor; Cihan Medya Dağıtım yoluyla da abonelerine ulaştırılıyor. Üstelik bir de BPA Worldwide gibi ABC'nin de kurucu üyesi ve bu konuda dünyanın en muteber şirketine tiraj denetim imkânı sunuyor. Bundan şüphe duyacağına kendinden şüphe duy desem ayıp olur mu acaba?

BİR DAVET: Tiraj denetiminin bir ülkede sadece bir kuruluşa verilmesi zaten yanlış. O yüzden dünyanın her yerinde pek çok şirket tirajları bilimsel metotlarla denetliyor. Hodri meydan; ABC buradaysa BPA orada. Ya da herhangi bir uluslararası denetim firması. Yüreği olan, böyle bir denetim firmasını Türkiye'ye davet etsin; gerçek manzara çıksın ortaya.

BİR SORU: Otellerde, benzinliklerde, kampüslerde nasıl bedava gazete dağıtıldığını biliyoruz. Zaten 20 dk. adında bedava gazete de çıkarıyor Doğan Grubu. Gaste diye bedava bir gazete de neşrediliyor ayrıca. Ancak Doğan Grubu'nun abone yapmak için kapı kapı dolaştığı pek bilinmiyor. Birisi M. Yakup Bey'e bu durumu söylemeli. Hatta bir ipucu daha vereyim: Bazı işyerlerinde abone yapılırken Hürriyet'le beraber dinî kitaplar dağıtılıyor. Bunda bir yanlışlık görmüyorum. Demek istediğim sadece şu: Abone sistemiyle satış, önemli bir tiraj hamlesidir; bunun yanlışlığı üzerine mangalda kül bırakmayacak iri puntolu laflar üretmeye gerek yok. Eninde sonunda varacağınız yer burası. Yarın mahcup olacağınız şeyi bugün niye söylüyorsunuz ki!

Bozgun psikolojisi
Asabı bozuk yayıncılıktan medet uman bir kişi olsa, görmezden gelirsiniz olur biter. İnanılmaz bir öfkeyle saldırıyor, güç kaybeden medya. Bu aslında kadim bir metot; saldırarak kendinden bahsettirme, popüler kalma...

Birkaç güne sıkışan öfkeye bakar mısınız. Bir köşe yazarı, Taraf'ın Zaman'da basıldığını iddia ediyor. İnsaf be kardeşim! İnsan Taraf'ın künyesine bir bakar; orada hangi baskı tesisinde basıldığı yazıyor. Bu kadar mı dağılmış durumdasınız, bu kadar mı kulağınıza üflenen her şeyi gerçek sanıyorsunuz? Kaldı ki Taraf'ı Zaman matbaasında bassan ne olur; ne mahzuru var? Her gazete, Türkiye'nin altı şehrine matbaa kurmak zorunda mı?

Bir başka köşe yazarı, Leyla İpekçi'ye takmış kafayı. Kafa da kafa yani; İpekçi'nin cemaat bursuyla Amerika'da okuduğunu, Zaman'ı, Taraf'ı, kısacası her şeyi aşure yapmış arkadaş. Leyla Hanım, ABD'ye ayak basmış biri değil; ama olsun(!) 'Yalandan kim ölmüş' diyen kalemine sarılıyor.

Bir de meseleyi temelinden yanlış aksettirenler var. Mesela Fethullah Gülen'le ilgili yayınlar. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'ndan da beraat çıktı ya; neredeyse gayzından çatlayacak birileri. Yeni bir hadise keşfetmişler. Güya, Amerika'da savcılık bir dosya hazırlamış ve Gülen hakkında ağır suçlamalarda bulunmuş. Yanlış! Vize verilmeyince Gülen'in avukatları göçmenlik bürosunu mahkemeye vermiş. Hâkim her iki tarafı da dinliyor. Göçmenlik bürosu vize vermeme gerekçelerini anlatabilmek için bir kısım iddialar öne sürüyor. Bizim gazeteler, bunu Gülen hakkında savcılık dava açmış gibi takdim ediyor. Konu ne? Vize. E hani Sayın Gülen "Amerika'nın adamı" diye yeri göğü inletiyordunuz; ne oldu, basit bir vizeyi bile vermemişler işte.

Bazı kişi ve grupların hırçınlığını belli bir oranda mazur görmek gerekiyor galiba. Tipik bir bozgun psikolojisiyle karşı karşıyayız. Güç kaybettikçe "öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya" psikolojisine kapılıyorlar. Toplumsal desteği kaybedenlerin tek seçeneği var: Saldırmak; alacağı tepkilere dayanarak ayakta kalabilmek. Soğukkanlı olmakta, kendi işimize odaklanmakta fayda var. Sonuçta kimin haklı olduğuna, hangi gazetenin/televizyonun adam gibi mesleğini icra ettiğine kamu vicdanı karar verecek; medya terörizmi değil!

 
ZAMAN

 

Safya Başı

   

   

   
     

Toplam (2) adet  yorum eklenmiştir.

Öztürk 30-06-2008, 10:01:15
sizlere dinci medya dinci yazar diyen yazarlar ve basın onlar dinsiz yazar dinsiz medyamı oluyorlar
 
zehra 30-06-2008, 10:05:04
neyın ne oldugunu artık herkes bılıyor sıkışınca etrafa saldırdıklarını çok açık gorüyoruz
 
Yorumların Tamamı İçin Tıklayınız.
 
Bülent Arınç'ın hedefi 'Tunceli'yi kazanmak'
Türkiye Büyük Millet Meclisi eski Başkanı Bülent Arınç'ın hedefinde Tunceli var. Neden mi Tunceli? İ
P. Mağden: Cümleniz yatıp kalkıp şükredin
''25 yıldır bitirilmeyen bu kanlı savaş Teşvikiye Camii’nden 6, Ataköy’den 5, Levent’ten de 3 cenaze
Krizin bize altın tepside sunduğu fırsat ne?
Global Kriz bütün Dünyayı sarsarken acaba Türkiye için de bir altın fırsat sunabilir mi? Şeref OĞUZ
Vekiller düğündeydi... Peki, ya komutanlar?!?
Başlıkların hemen altında, 'Türkiye 15 vatan evladının acısıyla yanıp kavrulurken AKP’li vekiller dü
Terör iç savaş istiyor, yanlış hedefe yönelmeyelim
Kim bu emri veriyor? Veya kimler?.. 'Gidin, sınırdaki karakola baskın yapın. Öldürebildiğiniz kadar
ABD'nin 'büyük çöküş'üne bir adım kaldı!
'12 aşamalı kriz analizi yapıyor. Bu aşamalar büyük oranda gerçekleşmiş. Şuan 9. ya da 10. aşamadayı
İlber Ortaylı'dan yeni paralara ağır eleştiri
Ünlü tarihçi İlber Ortaylı, yenilenen banknotların üzerine basılacak portrelerin doğru seçilmediğini
A. Hakan: Garp cephesinde iki yeni şey var
''Artık eskisi gibi edebiyat yapmıyoruz. Eskiden aklımızın ucundan bile geçmeyecek soruları soruyor
''Köşe yazarları yorgun ve fikir yoksunu''
Türkiye'de basın da köşe yazarları da yorgun. Gazeteleri açıp bakın, yeni, ufuk açıcı, bir meseleyi
Ali Bulaç: 'Vatan sağ olsun, ama!'
'Bu kaçıncısı? Neden gerekli tedbirler alınamıyor? Ortada bir "güvenlik zaafı" mı var?' diyen Ali Bu
Karakolun yeri değil zihniyetleri değişmeli
Dün pek çoğumuz şehit ailelerinin resimlerine bakamadı. Aktütün'e terörist saldırısı şehit ailelerin
Sağlık hizmeti için ne kadar prim ödenmeli
Genel Sağlık Sigortası sistemiyle sağlık hizmeti almak kolaylaştırıldı. Artık, memur, işçi ve esnaf
Terörün mesajı Genelkurmay Başkanı'na
Yine göstere göstere işlenen bir cinayet. Yine amacının ne olduğu, herkesin kafasında soru işareti o
Ne oldu bu memleketin diline?
'Kızın adı Melissa imiş; üniversite sınavlarına hazırlanıyor, dershaneye ‘takılıyor’muş ve ‘kafayı y
'Saldırının amacı zamanlamada gizli'
Tek tek bütün kareleri birleştirelim, 'büyük fotoğrafı' görelim. Artık devlet, 'bölücü teröristle mü

n

Altan: Terör baskını bana normal gelmiyor

n

Tuncay Özkan’dan gene seçme saçmalar

n

Şimdi bir Şener ve bir Kılıçdaroğlu ne yaptı

n

Hani, bölge BBG Evi gibiydi. Şimdi ne oldu?

n

Bir devletin istihbarat örgütünün taşeronu

n

Feldkamp: 'Sağlam'ı göndermek hata olur'

n

Toplumdaki güven duygusu böyle dinamitleniyor!

n

E. Özkök, A. Hakan'a mezar boyunu sordu

n

Akıtılan kanların bir bedeli olmasın bu kriz

n

2. Abdülhamid, tahttan nasıl indirildi?

n

Amerika'da 1 ayda 3000 $ nasıl kazanılır?

n

Gülay Atasoy'u canevinden vuran haber...

n

Emekli general olsa bile binaya sokmayın!

n

Hakan'ın 'Levent Kırca hasreti' depreşince

n

Abdüllatif Şener olmadı size Kemal versek

n

TBMM'nin açılış töreninde yaşanan ayıp...

n

Hayrettin Karaman Hoca kendini savundu

n

ABD’nin İran'a niçin saldırmadığı belli oldu!

n

'Kılıçdaroğlu, CHP'nin değil Doğan'ın adayı'

n

Şeker bayramı ifadesindeki gizli amaç ne?

n

Amerikan halkı seçim öncesi kararı verdi

n

T. Özkan, Uğur Dündar’ı gammazladı mı?

n

Yeni yasayla maaşlardan kesinti yapılacak

n

Turgay Ciner'in yeni gazetesi kaç satar ki?

n

Cumhuriyet gazetesi de yamyamlara dahil mi?

n

Bir azarla ölümü düşünen çocuklar kadar yalnız

n

Doğan Grubu'ndan bayramlık hakaret var

n

Şeker bayramı ifadesi ya çocukça ya da...

n

Süper güç Amerika gerçekten batıyor mu?

n

Bankalar, vatandaşı bayramla soyuyor

n

Fehmi Koru'dan Doğan'a çok sert bir yazı

n

Bir Anavatan efsanesinin çöküş hikâyesi

n

Kuba Mescidi'ndeki 'çift tuğranın sırrı' ne?

n

Ruşen Çakır: 'MHP’nin kaçırdığı fırsatlar'

n

Yoksa ASALA operasyonları bir efsane mi

n

Tuncay Özkan 1 günde bu hale nasıl geldi?

n

Şener'in sözleri İkbal Gürpınar'ı da şaşırttı

n

Düellonun galibini MHP belirler

n

'Muhalif yazı istiyordunuz, kesiniz saklayınız'

n

4 basamaklı AK Parti'yi dağıtma planı

n

Dumanlı: Bu levhalar adamı yoldan çıkarır!

n

'Baykal, coştukça yerinde duramaz olmuş'

n

Abdüllatif Şener Bey gerçekten şaşırtıyor

n

Ölüm emri verirlerken çok zorlandılar mı?

n

Aydın Doğan Tempo ile bakın kime vurmuş

n

Dilmen: Fenerbahçe'nin hali hiç şaşırtmadı

n

Dün yapılan karşılaşmanın galibi kim oldu

n

Tuncay Özkan'ın derdi, çenelerimizi yordu

n

Müslümanları zangır zangır titretecek yazı

n

CHP'li Kılıçdaroğlu’nun kalesine 7 gol

n

Baykal kamuoyunu yanıltmak için çalışıyor

n

Lüks tutkusu Mehmet Şevket Eygi'yi çıldırttı

n

Küresel krize karşı hükümet tedbir aldı mı

n

Medya adam olmadan demokrasi olamaz

n

Ergenekon tutuklusu Çapan'a Hakan kefil

n

Kim ne zaman ve nasıl emekli olabilecek?

n

Özgür üniversitenin Türkiye'deki tek kalesi yıkıldı

n

Barlas'tan Başbakan Erdoğan'a üç tavsiye

n

Karaman'dan Hürriyet'i 'şok edecek fetva'

n

Bu Tuncay Özkan portresi sizi şaşırtmasın
.: MORALHABER :.

VİDEO HABERLER