Geçen hafta Zaman Gazetesi'nin binasındaki "+1T" adıyla yapılan tasarım günlerinin açılışına katılan Ertuğrul Özkök ve Ergun Babahan, objektiflere böyle poz verdi ama Özkök'ün yüzündeki ifade herkesin dikkatini çekti.
Açılış sonrası çekilen fotoğrafı köşesine taşıyan Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı "Bu Fotoğrafın Anlamı" başlığıyla yazdığı yazıda, gazetecilik ve rekabete dikkat çekti

Bu fotoğrafın anlamı
Geçen hafta gazete binamızda çok hoş bir açılış programı vardı. Bu törenle +1T adıyla yapılan tasarım günleri artık sektörümüze mal oldu. Yüzlerce başvuru yapılıyor katılım için. Daha çok güzel sanatlar ve iletişim fakültelerinden yapılan başvurular inceleniyor ve 60 civarında öğrenci +1T'ye kabul ediliyor. Bu sene bu programın açılışına Türkiye'nin önde gelen gazetelerinin yayın yönetmenleri davet edildi. Yaz dönemi olması nedeniyle İstanbul'da olmayan, son anda Hasan Doğan Bey'in cenaze töreniyle ilgilenmek zorunda kalan ve gelemeyen arkadaşlar oldu. Zaten 60 kişinin katıldığı mütevazı bir açılıştı bu. İlk defa bir basın kuruluşunun çatısı altında toplanan genç tasarımcılar, karşılarında sadece Zaman yöneticilerini bulmadı. Programa Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök ve Sabah Genel Yayın Yönetmeni Ergun Babahan da katıldı ve açılış sırasında bu fotoğraf verildi. Bunun üzerinde durmak gerektiği kanaatindeyim; zira pek çok sektörde olduğu gibi medyada da rekabet ve nezaket ilişkisi hâlâ kurulamadı. Oysa meslekî kaliteyi artıracak rekabetlere ihtiyaç var. Bizde rekabet hep bel altı vuruşlarla yapılıyor, husumet üzerine kuruluyor. Ülke meselesi hakkında çok farklı fikirler taşıyor olabiliriz; bu, bir zenginliktir aslında. Farklı fikirler, kimi zaman ciddi tartışmaları da yanında getirebilir; bu da nahoş bir durum sayılmaz. Yeter ki nezaket ve nezahet içerisinde yarışalım. Aslolan budur. Gelecek nesillere emanet edeceğimiz gelenek de bundan ibarettir. Bir tarafta farklı düşünceler eşliğinde hakikat arayışları; diğer tarafta meslek adına atılan her olumlu adımda birbirimize vereceğimiz destekler.
Hürriyet'in 60. yılı kutlamaları çerçevesinde gazete genel yayın yönetmenleri Hürriyet'te bir araya gelmişti. O program için davet geldiğinde programa severek katıldım. Çünkü her bir gazete (istisnasız) ayrı bir Türkiye gerçeğini gözler önüne seriyor. Hatasıyla sevabıyla Türk basını bu! İdeal bir noktada mı? Hayır! Muhteşem bir başarı grafiği mi yakaladı? Hayır! Ancak, geçmişe oranla daha çok sesli, daha şeffaf bir medya yapısına doğru yol alıyoruz.
Dünya değişiyor, Türkiye değişiyor; medya da değişecek, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Yeni oluşumlar hırçın, kavgacı, ayrımcı bir modelin tükenişini işaretliyor; çünkü toplum medyadan kirli bilgi yerine, tastamam gazetecilik talep ediyor. Rekabetin yanına nezaketi taşımanın zamanı geldi. Bu meslekteki ahir ömrünü kavgalar çıkararak uzatmak isteyenler yanılıyor; zira toplum önyargıların ezberci beyin yıkamalarını değil, derinlikli bilgilerin analizci önermelerini dinlemek istiyor artık. Bu çerçeveden baktığımda farklı gazete yöneticilerinin meslek içi çalışmalarda yan yana gelmesinin önemli olduğunu düşünüyorum. Bunun önemi ileride daha iyi anlaşılacak...
+1T'ye emeği geçen başta Görsel Yönetmenimiz Fevzi Yazıcı olmak üzere bütün arkadaşlarıma ve diğer basın kuruluşlarında çalışıp da bu programa destek veren Sabah Gazetesi'nden Salih Memecan, Milliyet'ten Ali Acar, Hürriyet'ten Reha Erdoğan, Anadolu Ajansı'ndan Abdurrahman Antakyalı ve Ogilvy&Mather Reklam Ajansı'nın başkanı Tibet Sanlıman'a teşekkür ederim. Bu sene iki önemli yabancı konuğumuz da vardı: Boston Globe'un Dizayn Direktörü Dan Zedek ve New York Times Sanat yönetmenlerinden Nita Kalish Klein. Mesleği yaşatmak için yapılan dayanışma bu olsa gerek.
ZAMAN