Bugün Gazetesi yazarı Nuh Gönültaş, Türkiye’de internet gazeteciliğinin gelişmesine gazetelerin yazarlara uyguladığı sansürün çok büyük katkı sağladığını belirterek ‘Birçok gazeteci kendilerine uygulanan sansür sonrasında internet gazeteciliğine geçmiştir’ dedi. Gönültaş, gazete tarafından kendisine de söz hakkı verilmediği zamanlarda internet mecrasının çok faydalı olduğunu kaydederek internetten karşı cevap verdiğini söyledi. Moral FM’de Emrah İriç’in sunduğu ‘İncir Çekirdeği’ programına katılan Gönültaş, Gasteci.COM sitesinin sahibi olarak internet haberciliğini ve yazılı basını değerlendirdi.
CANLI YAYIN KAZASI
Programın sonunda canlı yayında olduğunu unutan ünlü yazar bir canlı yayın kazasına da imza attı. Yayın sırasında Emrah İriç'in kulağına 'Bir sitenin 12 milyon dolara satışa çıktığını' fısıldaması stüdyoda bir anda soğuk duş etkisi yaptı. Program bu kaza ile sona erdi.
HABER SİTESİ YERİNİ BİLMELİ
‘Ajanlardan gelen haberleri siteye atmak gazetecilik ve habercilik değil.‘ ifadesini kullanan Gönültaş, internet ile gelişen kopyala yapıştır haberciliğinden şikâyet etti. Gönültaş, ‘İnternet gazeteciliğinde bir yere gelmek istiyorsanız kendinize bir yer biçeceksiniz.’ ifadesini kullanarak ajanslardan gelen haberlerin seçilmesi gerektiğini vurguladı. ‘Ajanslardan gelen her haberi siteye koyarsanız editörü ortadan kaldırırsınız.' uyarısında bulunan Gönültaş 'Böylelikle ajansların sözcülüğünü yapmış olursunuz.’ dedi. Gönültaş şunları kaydetti:
SANSÜRE UĞRADIM; SESİMİ DUYURMAK İÇİN SİTE KURDUM
‘’Asıl gazetelerde ciddi bir sansürün olduğu dönemlerde sesimizi duyurmak ve uzayda bir yer kaplamak için bu işe başladım. Türkiye’de ilk Ufuk Güldemir internet haberciliğine Habertürk ile başladı. Ardından İnternethaber kuruldu. Sonrasında Haber7 başladı. İnternet haberciliğinin ciddi sorunları var. Copy paste haberciliği yapıyorlar. (Kopyala yapıştır haberciliği) Nasıl bazı gezeteleri yazarları için alıyorsak internet sitelerini de orada bulunan bazı yazarlar için tıklıyorsunuz. Çünkü televizyonlar ciddi bir rakip. İşyerinde iseniz ofisinizde bir televizyonunuz varsa haberi oradan alıyorsunuz. İnternet sitelerine bakma gereği duymuyorsunuz. Çünkü aynı haberler. Nasıl Türkiye’deki televizyon haberciliği çok ciddi şekilde birbirinden farklı değilse aynı şekilde internet siteleri de birbirinden farklı değil. Hepsi birbirinden kopyala yapıştır yapıyorlar. Ben bunlardan farklı bir site yapmaya çalışıyorum. Başlıkları farklı atmaya çalışıyorum. Okuyucunun isteğini karşılayacak şekilde manşet atıyorum. Gazete manşetleri de öyledir. Çünkü okuyucunun isteğine göre manşet atılır.
İNTERNETTE BİR HABERİ YAYMAK 1 DAKİKALIK İŞ
Akşam a kadar 8–10 tane siteyi inceliyorum. Ve çok özel haberlere ulaşamıyorum. Özel habercilik kurumun imkânlarıyla hareket edilip özel muhabirlerle yapılan iştir. Burada yapılan kopyala yapıştır haberciliğidir. İki tane ajansa üye oluyorsunuz. Buradan gelen haberleri gün içinde hepsini siteye atmak gazetecilik değil. Habercilik değil. Gün içersinde ajans ne gönderiyorsa siz onu siteye atıyorsunuz. Yarın gazete okunacak haberleri okuyucular gün içinde internetten veya akşam haberlerde ise televizyondan takip ediyorsunuz. İnternette haberi yaymak 1 dakika almıyor.
İŞİNİZİ İYİ YAPARSANIZ ALICINIZI BULURSUNUZ
Abdullah Öcalan’ın yakalanması ilk olarak internette yer oldu. Yine aynı şekilde böyle bir olay ABD’de meydana geldi. Sitede Monica Levinski ile Bill Clinton olayını vermişti. Burada internet sitelerin sansüre karşı bir özelliği ortaya çıkıyor. Gazetelerde yayınlanamayan birçok olayı internet sitelerinde yayınlanabiliyor. İnternet sitelerinin gazeteler kadar kamudan korkusu yok. Levinski olayını veren site şu anda dünyanın en çok okunan haber sitelerinden biri. Televizyonlar Monica olayından haberdar oldukları halde hiçbiri yayınlayamadı. Bir internet sitesi bu olayı dünyaya duyurdu ve olay yarattı. Sitenin görselliği çok da iyi değil ama hala dünyada en tıklanan sitelerden birsi.
Şu anda herkes kopyala yapıştır haberciliğiyle bir yerlere ulaşmaya çalışıyor. Tabiî ki bu kadar çok site arasında kötülerin elenerek iyilerin ayakta kalacağını düşünüyorum. Çok tıklanan sitelerin çok iyi olduğu anlamına gelmiyor. Esas olan siz okuyucuya ne veriyorsunuz. Ne vermek istiyorsunuz. Eğer siz internet gazeteciliğinde bir yere gelmek istiyorsanız kendinize bir yer biçeceksiniz. Basılı yayıncılık internet haberciliğinden etkileniyor. Gün içinde gazetelerin haber merkezlerine bakarsanız internet sitelerini takip ettiğini görürsünüz. İnternet sitelerinde gün içinde güzel bir başlık, manşetler atılıyor. Gazeteler bu manşetleri alıp daha sonra kendine mal ediyorlar.
BİR ÇOK GAZETECİ SANSÜR YÜZÜNDEN İNTERNET HABERCİLİĞİNE GEÇTİ
Ben neden internet haberciliğine başladığıma gelince; zaman zaman çalıştığım kurumlarda söz hakkı verilmediği durumlar oluyor. Yazılarımızın yayınlanmasında ciddi tepkiler olduğu ve gazete yönetiminin de bunu kaldırmaya niyeti olmadığı durumlar olabiliyor. Her gazete için parayı veren düdüğü çalar. Altını veren kuralı koyar durumu var. Benim başıma gelen birkaç olay var. Bazı durumlarda olumsuz tepkiler aldım. Gazete bana cevap hakkı tanımadı. Ben köşe yazıma devam ettim ama o konuya girmemek şartıyla. Ve bu zamanlarda internet çok işime yaradı. Ve bu mecradan cevap verdim. Çok da etkili oldu. Türkiye’de internet gazeteciliğinin gelişmesine gazetelerin yazarlara uyguladığı sansürün çok büyük katkısı vardır. Birçok gazeteci kendilerine uyguladığı sansür sonrasında internet gazeteciliğine geçmiştir."
Www.Moralhaber.Net