İzzet Taşkıran'ın haberi
Eski Milletvekili ve Hukukçu Mustafa Kamalak, 'Hilmi Özkök dönemin Genelkurmay Başkanı olmasaydı darbe çabaları gerçekleştirilmiş olacaktı.' ifadesini kullanarak 'Emareler gelişmeler ve olaylar bunu açıkça ortaya koyuyor.' dedi. Kamalak, Emekli Org. Hilmi Özkök'ün son açıklamaları için ''Eğer Özkök Paşa 'Bize bir görev verilirse biz bunu mahkemede ifa ederiz' anlamında cümleler kaydetti.' dedi. Moral FM’de Sırrı Er’le Basında Bugün programına konuşan Kamalak, kamuoyunda bazı çevrelerce çokça eleştirilen Ergenekon soruşturmasının hukuksal sürecine yönelik de önemli açıklamalarda bulundu.
Kamalak, soruşturma kapsamında yapılan gözaltına alma işlemlerinde hukuka aykırı bir durumun olmadığını belirterek “Türk basınında bazı çevrelerce bir hayli eleştirilen, “ortada şüpheliler var, suç yok; bu münasebetle tutuklamalar hukuka aykırıdır” şeklindeki yorumlar hukuki bakımdan doğru değildir.” diye konuştu.
Programda çok tartışılan konulara da değinen Mustafa Kamalak, “Ergenekon kapsamında tutuklanan suçlular askeri mahkemede mi yoksa sivil mahkemelerde mi yargılanacak?” şeklindeki soruya “Ceza Kanununun 2. maddesine göre askeri olmayan suç, fiiller ve davranışlar Türk Ceza Kanunu’na göre yargılanır. Meclisi dağıtmaya yönelik davranışların askeri görevle alakası olduğunu kimse söyleyemez Askeri mahkemelerin görevleri askerlik suçlarına göre kişileri yargılamaktır. Dolayısıyla bu görev askeri değil sivil mahkemelerin görevidir.” diyerek tartışmalara son noktayı koydu.
Genelkurmay Eski Başkanı Hilmi Özkök’ün kritik süreçte üzerine düşen görevi yaptığını söyleyen Kamalak, “Eğer Hilmi Özkök o dönemde Genelkurmay Başkanlığı yapmamış olmasaydı darbe çabaları gerçekleştirilmiş olacaktı. Emareler, gelişmeler ve olaylar bunu açıkça bunu ortaya koyuyor.” dedi.
-Başsavcı Aykut Cengiz Engin, Ergenekon soruşturmasında hazırlanan iddianamenin bazı teknik yönlerini kamuoyuyla paylaştı. Hâlbuki bazı kesimler iddianamenin tümünün açıklanmasını bekliyordu. Oysa iddianameler açıklanmaz ve mahkemede şüphelilerin yüzlerine okunur. Bu yolla aleniyet kazanır. Siz bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sizinde belirttiğiniz gibi iddianameler gizlilik esasına dayanır. İstanbul Savcısı Başsavcı Aykut Cengiz Engin’de buna dayanarak soruşturmayla ilgili bilgilendirme yapmış oldu. Kamuoyu merakla bunu bekliyordu ve bununla iktifa etmiş oldular. Kanaatimce doğru olan da budur ve başsavcı kanunları uygulamıştır. Aslında 2005 yılında kabul edilen Ceza Muhakemeleri Kanunu’na göre iddianamenin kabulü yahut reddi konusunda 174 ve 175. maddelerde düzenlemeler yapıldı. Buna göre mahkeme iddianameyi kabul ya da ret noktasında 15 günlük süreye sahiptir. Bu süre boyunca iddianameyi kabul etmesi halinde hukuka anlamda iddianame şeklini almış olur. Bu süre içerisinde resmi anlamda iddianameden bahsetmek mümkün değildir.
Türk basınında yer alan ve bazı çevrelerce bir hayli eleştirilen, “ortada şüpheliler var, suç yok; bu münasebetle tutuklamalar hukuka aykırıdır” şeklindeki yorumlarda hukuki bakımdan doğru değildir. CMUK’un 100. maddesine göre tutuklamaların birtakım şartları vardır. Her şeyden önce tutuklama mahkeme kararıyla olur. Bunu verecek olan hâkimdir. Acil durumlarda Cumhuriyet Savcısı da bu kararı verebilir ve derhal hâkim kararına dönüştürülmesi şarttır. Hâkim kararıyla tutuklatmak için CMUK’un 100. maddesine göre ortada ciddi anlamda suç şüphesinin bulunmuş olması gerekir. Bu son derece önemlidir. Tutuklama kararını veren mahkeme olduğuna göre ortada ciddi manada suç işlendiğine ilişkin delillerin varlığını kabul etmemiz gerekir. 5371 sayılı ceza kanunun ilgili maddesine göre “Çete kurmak, bölücülükle, hükümeti yıkmaya yönelik eylemleri gerçekleştirmek ve anayasal düzeni değiştirmekle ilgili ciddi emareler varsa bunlar üzerinde durulması gereken ifsatlardır.
TCK’YA GÖRE ERGENEKON’DA GÖREV SİVİL MAHKEMELERİN
Yine Türk basınında yer alan diğer tartışmada bu suçların işlendiğini var sayılsa bile bu suçlular askeri mahkemede mi yoksa sivil mahkemelerde mi yargılanacaktır? Askeri Ceza Kanununun 2. maddesine göre askeri olmayan suçlar Türk Ceza Kanunu’na göre yargılanır. Adı geçen emekli generallerin görev dönemlerinde hükümeti yıkma girişimleri aşağı yukarı somut delillere dayanıyor. O kadar kendilerinden eminler ki bu tür konuşmaları gizlemeye bile gerek görmüyorlar. Görüntüler ve ses kayıtları ortalarda dolaşıyor. Meclisi dağıtmaya yönelik davranışların askeri görev sebebiyle olduğunu kimse söyleyemez. Şu halde bu tür suçlar, fiiller ve davranışlar Türk Ceza Kanunu’na göre yargılanacaktır. Askeri mahkemelerin görevleri askerlik suçlarına göre kişileri yargılamaktır. Dolayısıyla bu görev askeri mahkemelerin değil sivil mahkemelerindir. Bu kadar süredir bu soruşturmanın üzerinde çalışan savcılarımız davayla ilgili gerekli çalışmaları yaparak en doğru iddianameyi hazırlayıp doğru mahkemeye ulaştırmışlardır diye düşünüyorum.
HİLMİ ÖZKÖK GENELKURMAY BAŞKANI OLMASAYDI DARBE OLACAKTI
Radikal’den İsmet Berkan bugünkü yazısında “ Pervasızlığın dik alasını maalesef Ana muhalefetteki CHP yaptı. Önce parti lideri “Başbakan Erdoğan Ergenekon’un savcısıysa bende avukatıyım” dedi ve partisini adli bir soruşturmanın resmen tarafı haline getirdi. Dün de partinin diğer yetkili bir ismi henüz ortada bir şey yokken iddianame için “dağ fare doğurdu” diyebildi. Demokrasi dışı böyle hamleler göz önüne alındığında Orgeneral Hilmi Özkök dava sürecinde kolaylaştırıcı bir rol oynayabilir mi?
Sayın Özkök, aslında çok önemli görevler ifa etti ve gelecekte de ifa edecektir. Ulaştığımız düşünce odur ki eğer Hilmi Özkök dönemin Genelkurmay Başkanı olmasaydı darbe çabaları gerçekleştirilmiş olacaktı. Emareler gelişmeler ve olaylar bunu açıkça bunu ortaya koyuyor. Eğer Özkök Paşa bize bir görev verilirse biz bunu mahkemede ifa ederiz anlamında cümleler kaydetti.
Maalesef CHP’lilerin bu yöndeki sözlerini üzüntüyle karşılıyorum ama hayret te etmiyorum. Geçmişe bakılacak olursa bu operasyona karşı çıkanlar ağız birliği edercesine soruşturmayı eleştiriyorlar. Bunların kimliğine baktığımızda genelde hepsinin ortak özelliği darbeden yana tavır koymuş olmalarıdır. Sürekli olara darbeyi, hukuk dışı gelişmeleri desteklemiş olanlardır. Bunların köklerini baktığımızda 27 Mayıs Darbesi’ne dayanır. Hep aynı yolda yürüyorlar ve bunlar milli iradeyi küçük görmektedirler. Mesela bir CHP’yi ele alalım. Her siyasi parti netice itibariyle milli iradeye dayanarak iktidara gelmeyi amaçlar. CHP’nin felsefe değiştirmeden, milletle barışmadan iktidara gelme ihtimali gözükmüyor. Bunu en iyi Deniz Baykal biliyor. O zaman iktidara gelmenin yolu Mesut Yılmaz’ın dediği gibi “Sandıkla değil de başka kanallar olmalıdır”. Kanaatimce Ergenekon’a karşı çıkan siyasi partilerin ortak özelliği bu noktadır. Milli iradeyle gelmeleri mümkün olmadığına göre, ismini söylemekte hiçbir sakınca görmüyorum, Mesut Yılmaz’da olduğu gibi sandık dışı güçlerle işbirliği yaparak iktidara gelmeyi düşünüyorlar.
CHP lideri Deniz Baykal’ın gerçekleri bildiği halde böyle açıklamalar yapmasını neye bağlıyorsunuz?
Eleştirilenlerin birçoğunun, elde delil olmadığı için kesin konuşamıyorum ama gündemdeki soruşturmalarla ilişkisi olduğunu düşünmekteyim. Sayın Baykal’la ilgili kesin delil olmadığı için olayı kişiselleştiremiyorum fakat belirli çevreler darbe girişimiyle içi içedir. Bunlar zamanla ortaya çıkacaktır. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.
Eski cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer’in soruşturma kapsamında tutuklanan Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur’un başkanı olduğu ADD’ sine 221 bin YTL bağışta bulunmasıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?
Üzüntüyle karşılıyorum. Ama Cumhurbaşkanı Sezer’i darbe yapmakla suçlayacak deliller elde yok. Bu tarz bir suçlama doğru olmaz. Herhalde o Atatürk’ün istismar edilmesine inandırılmıştır diye düşünüyorum. Sezer’i Atatürk sevgisi kullanılarak istismar etmiş olabilirler.
Başsavcı’nın Engin’in iddianamesinde Ergenekon’un tarikatvari bir yapılanma içerisinde olduğu belirtiliyor. Tarikatvari çete tanımını nasıl bulunuyorsunuz? Bu sözle ne kastedilmiş olabilir?
Tarikatların temel özelliği olan bağlılık ilişkisinin kastedildiğini söylemek mümkündür. Emir komuta zinciri içerisinde yapılanmış olduğunu belirtmek için bu ifade kullanılmıştır diye düşünüyorum. Şeyh mürit ilişkisi de belirtilmiş olabilir. Bu konuyu ancak savcımızın kendisi bilebilir. Bence ona sorulması gerekir.
Www.Moralhaber.Net