|
ALİ PÜRER
|
17-07-2008, 09:13:48
|
Sn. Generaller bana kızmasın. Halk arasında bu konular çok sık konuşulmakta. Bazı subayların, toplum inancını rencide eden davranışlarından sonra, çeşitli iddialar fısıltı gazetesinde yer alıyor. Tarih sayfalarında asker bir millet olarak yer aldığımızın bilinci içinde söylentileri üzüntüyle karşılıyoruz. Hatta terfilerle bile ilgili çeşitli iddialar ortaya atılıyor. Geçen gün çöyle bir konuşma dinledim:
“Yeni bilinçli nesillerin yetişebilmesi için, Devlet Kurumlarının ve sivil örgütlerin din ile barışık olmaları gerekir. Kamu kendisini idare edeceklere, milli güçlerine, eğitim kurumlarına güvenebilmeli. Onları kendi gibi olduğuna inanmalı. Bunun içinde kendi içinden çıkanları kendi gibi yaşadığını görüp, onlarla aralarında, inançlarında ayrılık olmadığını anlamalı. Halkın; Hükümet başkanları ve mensuplarıyla, üst ve alt rütbeli komutanlarıyla, devlet kurumlarının yöneticileriyle, eğitimden sorumlu olanlarla, camide yan yana namaz kılmaları, gereken güveni vermekle kalmaz, devletin bütün kurumlarının yanında olduğu duygusunu taşımanın mutluluğu ile daha da gür, toplum görevlerini yerine getirmesini sağlar. Bu buluşmalar; buluşanları, ne küçültür ne de siyasi lâiklikten ayırır. Aksine toplumu birlik ve beraberlik ruhu etrafında, tıpkı İstiklâl Harbi’nde olduğu gibi, aynı mefkûre etrafında toplar. Mustafa Kemal’in savaş sırasında ki en büyük desteyi, camilerde omuz omuza namaz kıldığı imanlı Türk insanı olduğunu bu millet asla unutmaz. Mustafa Kemal imanı aksiyonla birleştirmeseydi, Kurtuluş Savaşını asla başarılamazdı”. Diyen konuşmacıya hak vermemek elde değil diye dünündüm.
|
|
|
|
|
|