Mehmet Ali Birand'ın yazısından alıntıdır.
Söylemek istediğim, neler yaşadığımızı ve uzun vadeli bazı sıkıntı ve tehlikelerle karşılaşabileceğimizi görüyorum.
Bütün bunlara rağmen, AKP’nin kapatılmasına karşıyım.
Unutmayalım ki, bu dava siyasi niteliklidir. İddianamenin ne kadar dolgun olup olmadığı, ne kadar somut verilere dayanıp dayanmadığını da tartışmanın dışında tutuyorum. Olayı tamamen ülkenin orta ve uzun vadeli çıkarlarını düşünerek değerlendiriyorum.
1. Ergenekon soruşturmasıyla önemli bir gerilim sürecine giren Türkiye, bir de AKP’nin kapatılmasıyla demokrasisine ve ekonomisine büyük darbe yiyecek dev bir karmaşa yaşanacaktır.
2. AKP’nin kapatılması, hatta Erdoğan’ın yasaklanması, hiçbir şeyi değiştirmeyecektir. AKP başka isimle yoluna devam edecek, Erdoğan bağımsız aday olup erken seçime katılacak ve tekrar partisiyle yine iktidar olacaktır. Bu konuda kimse hayale kapılmamalıdır.
3. Kapanmadan sonra tekrar iktidar olduklarında, ülkedeki bölünmüşlük ve gerginlik daha da fazlalaşacak ve istikrarsızlık daha da artacaktır.
4. DTP ile birlikte AKP’nin de devreden çıkmasıyla Güneydoğu PKK’ya teslim edilmiş olacaktır.
5. Radikal dinci gruplar daha fazla birbirlerine kenetlenecekler ve laiklik aleyhtarı akımlar güçlenecektir.
Bu listeyi isterseniz daha çok uzatabilirim. Çok daha karanlık bir senaryo yazabilirim.
Ancak, AKP kapatılmaz ve bir uyarı verilmesi ile yetinilirse, bu ülke tekrar rayına oturur ve istikrar yerleşir.
Bazılarımız, kapatılmadığı taktirde AKP’lilerin daha da hoyratlaşacaklarını ve laikliği daha da erozyona uğratacak adımlar atacağını ileri sürüyor.
Hayır, ben buna inanmıyorum.
Bu insanlar da bizler kadar zeki ve çıkarını bilen kişilerdir.
AKP artık, nereye kadar gidebileceğini anlamıştır. Belirli bazı çizgilerin ötesine geçildiğinde, ülkenin yönetilemeyecek bir noktaya geldiğini, büyük farkla seçimler kazanılsa dahi, Türkiye’de iktidar olmanın başka uzlaşılarla gerçekleşebileceğini artık açıkça görmüştür.
Türban konusu da, hem Anayasa, hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarıyla kapanmıştır. Bazılarımız için asıl “tehlike” sayılan türbandan sonra, şimdi, bir adım daha ileri gidip bu parti’nin üstünde tepinmenin, köşeye sıkıştırıp daha da dövmenin, Erdoğan’ın başını koparmaya çalışmanın ne anlamı var?
Ayrıca unutmayalım ki, kapanma durumunda, zaten Ergenekon soruşturmasıyla çivisi çıkan toplumsal barış daha da bozulacak, hatta yeni bir seçimden güçlü çıksa dahi, böylesine gerilimli bir ortamda AKP’nin ülkeyi yönetmesi adeta imkansızlaşacaktır. Türkiye daha da büyük bir krize girebilecektir. Bu olasılığı sadece “uyarı” kararı engelleyebilir.
İşte bütün bu veriler karşısında, AKP’nin kapatılmamasından yanayım.
Tekrar edeyim bir “kapatma kararı” bu partiyi daha da köşeye sıkıştıracak ve iç çekişmeyi arttıracaktır.
Sadece “uyarıyla” yetinilmesi ise, toplumdaki uzlaşı arayışını körükleyecek ve yeni bir ortam yaratacaktır.
Üstelik unutmayalım; Anayasa Mahkemesi ve de Savcısı daha uzun süre bugün bulundukları yerlerde oturacaklardır. Eğer AKP, uyarıya rağmen aynı hoyrat tutumunu sürdürür ve laik sistem için gerçekten tehdit olursa; yine kapatma davası açılabilir.
Gelin AKP’ye ikinci bir şans daha verelim.
Posta