Ana Sayfam Yap | Son Dakika Ekle | Sık Kullanılanlara Ekle | Üye Ol | Üye Girişi | Künye | İletişim | Reklam

 

SONDAKİKA

* Kartelden ihmalciye göre muamele Galeri * Taraf: Artık itiraf edin bu İKİNCİ DAĞLICA * McCain, nakavt darbesini vuramadı * Eski milletvekili Lütfi şahin vefat etti * Terörle Mücadele Yüksek Kurulu yarın toplanacak * Güler: 'Alternetif enerji arayışı sürüyor' * Küresel kriz 2009 bütçesini de etkiledi * Meclis'ten çıkan bu kaçıncı tezkere * T. Kıvanç'ın yazısı yenilir yutulur gibi değil! * 2000'i aşkın yabancı işadamı İstanbul'da buluşuyor

Ana Sayfaya Dön

 

Ergil: ''Asker, darbe geleneğine son verdi''

18 Temmuz 2008 Cuma : 16:18

Moral FM’de Sırrı Er’e konuşan Siyaset Bilimci Prof. Dr. Doğu Ergil, 'TSK darbe geleneğinin de sonunu hazırladı ve hayırlı bir işe vesile oldu' dedi.

İzzet TAŞKIRAN’ın Haberi

 

Moral FM’de “Sırrı Er’le Basında Bugün” programına katılan Siyaset Bilimci Prof. Dr. Doğu Ergil, asker-sivil karışımı kişilerden oluşan Ergenekon çetesinin tasfiye edilmesi kararının ordu tarafından verildiğini belirterek “Böylece, TSK ülkedeki bir darbe geleneğinin de sonunu hazırladı ve hayırlı bir işe vesile oldu” şeklinde konuştu.

 

Programda, Sırrı Er’in sorularına cevap veren Ergil, Ulusalcı bazı kesimlerin Türkiye’yi batıdan kopararak doku uyuşmazlığı yaşadığımız İran ve Rusya gibi devletlerle birleştirmek gibi bulanık bir serüvenin içine sokmak istediğini iddia etti.

 

Ergil, “Ulusalcılık o kadar komik ki yaşadığı ülkeyi bölen, etnik unsurları hiçe sayan ve kendini siyaset üstü gören bir iktidar olmaya çalışıyor. Ne biçim bir milliyetçilik bu anlamış değilim. Sırf kendi iktidarı için halkının kötülüğünü düşünen bir milliyetçilik anlayışı olabilir mi hiç?”diye konuştu.

 

AK Parti’nin yaptığı icraatlarla bazı ulusalcıları korkuttuğunu vurgulayan Prof. Ergil, “Kendisini laik olarak görenler AKP’ye karşı siyaset ve demokrasi dışı direnç gösterdi. Olaylara baktığınızda laik ve solcu kesimin Ergenekoncularla kendilerini özdeşlettirdiklerini, hatta darbeyi savundukları görüldü. Bu inanılmaz bir sapma ve demokrasimizin geleceği açısından büyük bir tehlikedir.” dedi.

 

“ORDU İÇİNDEKİ DARBECİ GRUBU TASFİYE EDİYOR”

 

—Yaşanılan süreci askerlerin ordu içindeki “kural bozanları” tasfiye etmesi olarak yorumlayabilir miyiz?

 

Yorumlayabiliriz. Çünkü ordunun içinden çıkan bu grup, darbe teşebbüsünde başarılı olamadıklarından dolayı sivil kişilerle daha da büyük bir cephe oluşturdu ve bazı sivil bağlantılarıyla birlikte darbe teşebbüsü içerisine girdiler. Ordunun bölünmesi emir komuta zincirinin bozulması anlamına gelerek ordumuz yıpranacak ve bunun sonucunda askeriyenin kendi içindeki bütünlüğünün bozulmasına neden olacaktı. Onun için ordu içindeki bu grubu tasfiye ediyor. Bunu yaparken bir darbe geleneğinin de sonunu hazırlamak gibi çok hayırlı bir işe vesile oldukları ortaya çıkıyor. Görüyorsunuz ki bu darbeci zihniyet kendi iradesini ortaya koymak için toplumu hiç sayan sivil kişileri de bünyesinde barındırıyor. O yüzden darbeci zihniyetin içinde yer alan, kendini toplumdan daha akıllı gören sivillerinin de tasfiye edilmesi gerek. Onun için sadece askerden kaynaklanan bir durum söz konusu değil. Askerin içinde yer alan seçkinci ve son derece anti demokratik olan bu sivil grubunda temizlenmesi gerekir.

 

—Ergenekon Soruşturması kapsamında tutuklanan emekli generaller hakkındaki bilgilerin bizzat ordu komutanları tarafından verildiği söyleniyor? Siz de bu görüşe katılıyor musunuz?

 

Tabi ki. Aksi halde bu mümkün olmazdı. Daha önceki gibi ordumuzun üyeleri bu komutanları korusaydı dava açılması için somut delillere ulaşılması mümkün değildi.

 

—Ergenekon iddianamesiyle birlikte emekli orgenerallerin gerçekleştirmek istediği darbe sürecinin soruşturulmasını Türkiye’nin hukuk devleti olması açısından büyük bir adım olarak değerlendirebilir miyiz?

 

Değerlendirebiliriz. Yeter ki bu yargı süreci meselenin esasına inebilsin. Yani şu veya bu insanların kişisel ve egoist girişimi olarak algılanmasın. Siyaset dışı oluşumların ve müdahalelerin mümkün olduğuna dair zihniyetin ortadan kaldırılmasına yol açacak anlayış değişikliğinin yasal sürecin işlemesi açısından kalıcı olması gerekir. Bu noktada hukukumuzun yeniden düzenlenmesi lazım. Üniformalı olsun ya da olmasın siyasal iktidarı ele geçirdiklerinde onları meşru iktidar olarak kabul etmeyen hatta onları tekrar mücrim olarak yargılanabilecek bir hukuki zemini oturtturmak gerekiyor. O zaman süreç doğal sürecine yerleşir. Türkiye aklını ve ruhunu temizler.

 

—Demokrasi dışı adımları değerlendirdiğimizde Hilmi Özkök Paşa’nın bu noktada kolaylaştırıcı bir rol üstlenebileceğini söyleyebilir miyiz? Özkök Paşa sizce böyle bir rol üstlenir mi?

 

Böyle bir şeyin olabileceğini söyleyemeyiz. Çünkü bütün orduların mensupları araları bozuk olsa bile kurumu korumak adına arkadaşlarını koruyabilirler. Böyle yapmazlarsa kurumun yara alacağını düşünebilirler. Şu ana kadar ki “var da diyebilirim yok ta” şeklindeki konuşmalarından iki anlamlı sonuç çıkarabiliriz. Fakat Özkök Paşa mahkemede şahit olarak dinlenebilirse ne kadar net konuşur onu bilemem ama yakın tarihimizde darbecileri engellemek gibi son derece olumlu bir rol üstlenmiş olarak çabaları kayda geçmiştir. Fakat şahitliğinin ne yönde olacağını kestirebilmek güç tabi.

 

“TÜRKİYE’Yİ BATIDAN KOPARTMAK İSTİYORLAR”

 

—Sayın Ergil, Ergenekon Örgütlenmesiyle sosyal devletin tüm kazanımlarının tahrip edildiği söyleniyor. Sizce bu söz konusu mudur?

 

Daha önce de böyle oldu. Ergenekon darbe yapamadığı zaman darbe ortamını sağlamak amacıyla kaos planlaması yapan bir grup. Kıymeti kendilerinden menkul birtakım adamlar akıl almaz biçimde topluma yön vermeye çalışıyor. Gençliğinden mafyasına kadar insanlarımızı Kemalist çizgiye çekmeye çalışıyorlar. İnsan bu adamların taşıdığı ünvanlardan utanır hale geliyor. Bunlar şimdiye kadar ne öğrenmiş bilemiyorum. Hayattan ne dersler çıkardıkları noktasında bir akademisyen olarak hayrete düşüyorum. Bu adamlar toplumun tarihini, ortak iradesinin ihtiyaçlarını ve devletin yerini hiçe sayıyor. Osmanlı’nın son dönemlerinden beri bu ülke insanın yönü Batı olmuştur. Şimdi Türkiye’yi batıdan kopartıp hiç oluşmamış Doğu’ya kaydırmak istiyorlar. Onlar suçladıkları AK Parti ya da muhafazakâr zihniyetteki insanları ülkemizi batıdan kopartıp ne olduğu belirsiz İslam âlemi birliğine sokacaklar diye suçlarken onların karşısındakiler de bizimle çıkarları hiç uyuşmayan Rusya, Çin gibi devletlerle hele doku uyuşmazlığımız olan İran’la birleşme serüvenine kaptırarak bulanık işlere kalkışıyorlar. Aslında suçladıkları kesimlerin arayışlarının bir çeşidini kendileri yapmaya kalkıyorlar. Bu gruplar kendilerine milliyetçi denmesinden utanıyorlar çünkü eskiden sokaklarda milliyetçilerle kavga ediyorlardı. Şimdi kendilerine ulusalcı diyorlar. Aslından arada hiçbir fark yok. Ama bu ulusalcılık o kadar komik ki yaşadığı ülkeyi bölen, etnik unsurları hiçe sayan ve kendini siyaset üstü görüp burada ikame etmeye çalışan bir iktidar oluşturmaya çalışıyorlar. Bu gücü yaratacakları kaos ortamı ve ekonomik krizlerden bulmak istiyorlar. Ülkeyi batıdan kopartılması sonucu oluşan boşluktan ve halkın yılgınlığından yararlanmak istiyorlar. Ne biçim bir milliyetçilik bu anlamış değilim. Sırf kendi iktidarı için halkının kötülüğünü düşünen bir milliyetçilik anlayışı olabilir mi hiç? Sonra da bunları vatan ve millet gibi kutsal değerler için yaptıklarını söylüyorlar. Hatta bu suçtan dolayı tutuklanan birisi niçin böyle bir eyleme kalkıştın türünden bir soruya “Atatürk için yaptım” diyebiliyor. Buna çocuklar bile güler artık.

 

“BÜTÜN DEVRİMLER TRAVMATİKTİR”

 

Dengir Mir Mehmet Fırat geçen günlerde cumhuriyet devrimini bir travma olarak gördüğünü açıkladı ve bu sözler çok tepki çekti. Malumunuz psikolojide içe kapanma aslında bir travmadır. Sözünü ettiğimiz çevreler Türkiye’yi içe kapatmaya zorlayarak travma yaşaması için elinden geleni yapıyorlar. Bu durum tezat oluşturmuyor mu?

 

 

Tabi oluşturuyor. Fırat’ın söylediği travma açıklaması biraz sosyal bilimden anlayanların rahatlıkla anlayabileceği bir konudur. Bütün devrimler travmatiktir. Sizin şehrinden ayrılıp bilmediğiniz bir yere gitmenizde siz de travma oluşturur. O yüzden bunu büyütmek ya büyük bir cehaletin ya da ideolojik sapmanın neticesidir. Bunda anlayamayacak bir şey yok ki. Bir ülke bir alfabeyi benimsemişken siz başka bir alfabeyi getiriyorsunuz. Bu da bir travmadır. Yeni kuşak artık eski kitapları okuyamayacaktır sizin anlayacağınız. Yani bunda kötü niyet aramanın bir anlamı yoktur.

 

Türkiye’yi içe kapatıp travmaya ittikleri görüşüne gelince onlar zaten böyle bir şeye aldırmıyorlar ki. Travma yaşatın, insanlar boşluğa düşünce yeni arayışlara girişsin ve biz ortaya çıkalım. Onları yönlendirelim anlayışı hâkim. Kendilerini bu şekilde ifade ediyorlar. “Kervanın önünde kimse biz yürürüz” anlayışındalar.

 

—Kıyafet devriminden harfine varıncaya kadar toplumda bir travma oluşturmuştur mu diyorsunuz?

 

Sultan Mahmut yeni bir ordu kurarken kendisini geçmişle özdeşleştiren sarığı çıkarması istendi. Baktı o da Fas’ta serpuşa benzeyen fesi gördü ve onu taktı. Yine tepki gösterilince fesi bıraktığında da aynı tepkiyle karşılandı. Bütün değişlilikler travma oluşturur, bunu engelleyemezsin.

 

“LAİK KESİM KENDİNİ ERGENEKON’LA ÖZDEŞLEŞTİRDİ”

 

ABD`nin Ankara Büyükelçisi Mark Perris’in “Erdoğan’ı indirmeye çalışan diğer cepheyi sıkıştırmak için Ergenekon’un üstüne gidiliyor” açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Büyük ölçüde katılırım buna. Fakat iki cephe diye net bir ayrıma gidilmesini doğru bulmuyorum.Çünkü Türkiye’de sosyolojik olarak laik ve batı yanlısı diye bir kesimi belirlersek öteki tarafta da muhafazakâr ve batı yanlısı olmayan bir kesimin tanımını yapmamız gerekir. AK Parti’ye kadar bizde muhafazakâr olan kesim batı yanlısı değildi. Avrupa’ya kuşkuyla bakıp onları kâfirler ülkesi olarak görüyordu. Fakat AKP, Refah’ın yaşadığı dramatik ve travmatik sonu görerek batı kurumlarının aslında kendisini de koruyabileceğini anlayarak batıya yaklaştı ve bir zamanlar batı karşıtı olarak görünen tabanını da buraya yaklaştırdı. Sonuç olarak Türkiye’yi batıya sokma projesi halkın yüzde yetmişinin desteğine ulaşmıştı. Ve bunun önemli bir kısmı da daha önce muhafazakâr olan ve batıya karşı kesimdir. Bu nedenle net bir ayrımdan söz etmek mümkün değil. Laikliklerin batı yanlılığı yok oldu, muhafazakârlar içinde aynı şey söz konusu. Onlarında batı karşıtlığından artık söz edemiyoruz. AK Parti de yükselen ve merkeze oturmak isteyen bir kesimi temsil ediyor. Liberallerle ittifak yapma sebebi bu. Fakat ikinci. Seçimden sonra bu tolerans ve çoğulcu anlayışta gerilemeler oldu. AKP, ikinci bir yanlış olarak ta kendisine benzeyen kadrolarla ve insanlarla çalışmaya başladı. Bu sebeple kadroları içinde o çeşitlilik yok olmaya başladı. Alınan kararlarda toplumun bir kesiminin hayat tarzlarını tehdit eden kararlar şeklinde ortaya çıkınca ayrışma derinleşti. Yani AK Parti çoğulculuktan ve liberalizmden uzaklaştıkça, kararlarda benzeşmede ısrar onlara büyük zarar verdi. Kendisini laik olarak görenlerde benimsemediği ideolojide bazı kararlar alan AKP’ye karşı siyaset ve demokrasi dışı direnç gösterdi. Baktığınızda Laik ve solcu kesimdekilerin Ergenekoncularla kendisini özdeşlettirdiklerini, gerekirse darbeyi savundukları görüldü. Bu inanılmaz bir sapma ve demokrasisi ve geleceğimiz açısından büyük bir tehlikedir. O zaman siyasetin ilkelerinin, Türkiye’nin hukukunun yeniden düzenlenmesi ve siyaset dışı müdahalelerin tez elden engellenmesi gerekiyor.

 

“ERGENEKON DAVASI ŞEMDİNLİ GİBİ OLMASIN”

 

—İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Engin, Ergenekon İddianamesi’ni teknik olarak açıkladı. Fakat davaya yönelik iddianame tam olarak açıklanmamasına rağmen Ana muhalefet Partisi lideri Baykal ve yardımcısı Onur Öymen pervasızca açıklamalarda bulundu. Bu beyanları nasıl değerlendiriyorsunuz? İkinci sorum ise gerçekten AK Parti bu davayı koz olarak kullanıyor mu?

 

Eğer ordu kendi içindeki bütünlüğünü korumak ve içindeki pislikleri temizlemek refleksiyle delilleri ortaya koymasaydı AK Parti iktidarı bu büyük girişime kalkamazdı ve dava çözülemezdi. Ergenekon ilk olarak basına yansıdığı zaman Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’e sorduklarında “bizde basından izliyoruz” demişti. AK Parti’nin iktidar olarak bu soruşturmayı başlatması ve bunu kazanç olarak yazma düşüncesinin doğru olmadığı kanaatindeyim. Tabi ki sonuçları iktidar partisine yarayacaktır. Ama bu arada dava çözüldüğünde Türkiye’nin alacakaranlık kuşağına bir ışık düşecektir. Hiç olmasa ülkede bu kadar hukuk dışı gelişmelerin kim tarafından, niçin yapıldığı ortaya konacaktır. Tabi ki bu kapatılma davasıyla zor durumda kalan iktidar partisine yarayacaktır. Çünkü Danıştay saldırısının faturasını keserek bu partimizin bazı irticai faaliyetleri sonucunda yapıldığı iddia edilmişti. Ama bu davayı hükümetin başlattığına inanmıyorum. Yararlanacağı çok kesin ama bunun AK Parti’ye olan kazancını düşünmek çok ağırlaştırıcı ve komplocu bir bakış açısı olur. Her türlü meşru iktidarın dış etkilerden arınabilmesini sağlayacak böyle bir davanın sonucunu merakla bekleyerek emeği geçenleri kutlamalıyız. Dediğiniz gibi 2455 sayfalık iddianameyi kim okuyabilir onu bilemem. Ancak internet sitesinde yer alırsa herkes görebilir. Bir de iddianameye ek kanıtlar ve ifadeler konacaktır. Çünkü yine ordunun tutumuna göre birtakım subaylarında ifadesine başvurulabilir. Bunun geçmişine yönelik yönü varsa onlar da ortaya konacak ve tanıklar dinlenecektir. Yeter ki bazı siyasiler ve yargı kurumu kararlılıkla bu işin üstüne gitsin ve Türkiye hukukun üstünlüğünü benimsemiş bir toplumdur dedirtecek anlayıştan ödün vermesin. Bu davayı ne büyültsünler ne de alay etsinler. Fakat yeter ki yetkili organlar sözünü ettiğimiz davanın bu şekilde sonuçlanmasını sağlayacak girişimlerde ve çalışmalarda bulunsunlar. Geçmişte Şemdinli Davası’nda böyle oldu. Tutuklanan subaylar bir anda askeri mahkemeye çekilerek serbest bırakıldı. Bütün bunlardan ülkemizin artık arınması lazım Türkiye’de hukukun ilkeleri ve yöntemlerini belirleme konusunda bir konsensüs yok. Bu yüzden ne demokrasi oturtabiliyor, ne de özgülükçü sistem ortaya konabiliyor. Dünya hızla ilerlerken biz geri kalıyoruz. Dikkat ederseniz Türkiye Avrupa’da en geri kalmış ülkedir. Dedelerimiz geçmişte kendi içinde bölünmüş Kore’ye giderek onların bağımsızlığı ve bütünlüğü için mücadele vermişlerdi. Şimdi Kore’ye baktığımızda dünya markaları çıkartmış, milli geliri bizden 3-4 kat fazla olan bir ülke haline geldi. Yazık günah değil mi bu ülkeye. Bunun sebebi ülkenin iyi yönetilemedi maalesef. Yönetimde yer alan bütün seçkinler bu halkı cahil ve kendini yönetemez insanlar olarak görerek adeta sömürdüler. O yüzden halk adına hareket etmek ve halka rağmen anlayışının ortadan kaldırılması gerekiyor. Bunlar Türkiye’nin cerahatidir çünkü.

 

Www.Moralhaber.net

 

Safya Başı

   

   

   
     

Toplam (1) adet  yorum eklenmiştir.

ilhan karapürçekli 18-07-2008, 19:33:55
rabbimden ümit kesilmez.antidemoratik,insan haklarının çarmıha gerildiği milletin silahının millete doğrultulduğu o kötü günleri bir daha görmeyiz.omzu kalabalıklar 60,71,80ve 28şubatta yanlış olanı,yüz karası olanı yaptılar.bir kanun kaçağı kadar bile demokrasiye inanmayanlar her ihtilal ve muhtıralarda ülkemizi herdefasında 50şer yıl geri götürdüler.aziz mlletim şunu anladıki en kötü siyasal iktidar en iyi askeri rejimden daha iyidir.yenibir anayasa süratle hazırlanmalı,halkoyuna sunulmalıdır.
 
Yorumların Tamamı İçin Tıklayınız.
 
T. Kıvanç'ın yazısı yenilir yutulur gibi değil!
Taha KIVANÇ makalesinde yıllardır köşelerinden ahkam kesen dinozor yazarları kaleme aldı. Öyle lafla
Aköz: 'TSK adına konuşana inanmıyorum'
Emre Aköz, bir yıl önceki yazdığı yazıyı anımsatarak 'Hani terör bitmişti?' diye komutanlara sordu v
Baba Demirören'e oğul manifestosu
Atilla Gökçe, Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören'i babası Erdoğan Demirören'e açık bir mektup yazar
Golf sahasında harekat yönetilmez paşam
'Orada şehit cenazeleri gelirken, Antalya’da golf oynamaya devam etmeyi kimseye anlatamazsınız.' diy
Kekeç: Kafasına Hindistan cevizi düşesice
'Buradaki ‘gizli özne’, tatilini Hindistan cevizi ağacı altında geçiren Ertuğrul Özkök oluyor. Başka
PKK'lı gözüyle Apo ile Perinçek kardeşliği
Şamil Tayyar, Şemdin Sakık'tan gelen bir mektup ile Abdullah Öcalan ve Doğu Perinçek arasındaki kard
'5 yıldızlı orduevlerini yapmaya paranız var'
Bu halk otuz yıldır sizin bir dediğinizi iki etmedi, çocuğunun rızkından kesti. Paranız yoksa, o beş
Bülent Arınç'ın hedefi 'Tunceli'yi kazanmak'
Türkiye Büyük Millet Meclisi eski Başkanı Bülent Arınç'ın hedefinde Tunceli var. Neden mi Tunceli? İ
P. Mağden: Cümleniz yatıp kalkıp şükredin
''25 yıldır bitirilmeyen bu kanlı savaş Teşvikiye Camii’nden 6, Ataköy’den 5, Levent’ten de 3 cenaze
Krizin bize altın tepside sunduğu fırsat ne?
Global Kriz bütün Dünyayı sarsarken acaba Türkiye için de bir altın fırsat sunabilir mi? Şeref OĞUZ
Vekiller düğündeydi... Peki, ya komutanlar?!?
Başlıkların hemen altında, 'Türkiye 15 vatan evladının acısıyla yanıp kavrulurken AKP’li vekiller dü
Terör iç savaş istiyor, yanlış hedefe yönelmeyelim
Kim bu emri veriyor? Veya kimler?.. 'Gidin, sınırdaki karakola baskın yapın. Öldürebildiğiniz kadar
ABD'nin 'büyük çöküş'üne bir adım kaldı!
'12 aşamalı kriz analizi yapıyor. Bu aşamalar büyük oranda gerçekleşmiş. Şuan 9. ya da 10. aşamadayı
İlber Ortaylı'dan yeni paralara ağır eleştiri
Ünlü tarihçi İlber Ortaylı, yenilenen banknotların üzerine basılacak portrelerin doğru seçilmediğini
A. Hakan: Garp cephesinde iki yeni şey var
''Artık eskisi gibi edebiyat yapmıyoruz. Eskiden aklımızın ucundan bile geçmeyecek soruları soruyor

n

''Köşe yazarları yorgun ve fikir yoksunu''

n

Ali Bulaç: 'Vatan sağ olsun, ama!'

n

Karakolun yeri değil zihniyetleri değişmeli

n

Sağlık hizmeti için ne kadar prim ödenmeli

n

Terörün mesajı Genelkurmay Başkanı'na

n

Ne oldu bu memleketin diline?

n

'Saldırının amacı zamanlamada gizli'

n

Altan: Terör baskını bana normal gelmiyor

n

Tuncay Özkan’dan gene seçme saçmalar

n

Şimdi bir Şener ve bir Kılıçdaroğlu ne yaptı

n

Hani, bölge BBG Evi gibiydi. Şimdi ne oldu?

n

Bir devletin istihbarat örgütünün taşeronu

n

Feldkamp: 'Sağlam'ı göndermek hata olur'

n

Toplumdaki güven duygusu böyle dinamitleniyor!

n

E. Özkök, A. Hakan'a mezar boyunu sordu

n

Akıtılan kanların bir bedeli olmasın bu kriz

n

2. Abdülhamid, tahttan nasıl indirildi?

n

Amerika'da 1 ayda 3000 $ nasıl kazanılır?

n

Gülay Atasoy'u canevinden vuran haber...

n

Emekli general olsa bile binaya sokmayın!

n

Hakan'ın 'Levent Kırca hasreti' depreşince

n

Abdüllatif Şener olmadı size Kemal versek

n

TBMM'nin açılış töreninde yaşanan ayıp...

n

Hayrettin Karaman Hoca kendini savundu

n

ABD’nin İran'a niçin saldırmadığı belli oldu!

n

'Kılıçdaroğlu, CHP'nin değil Doğan'ın adayı'

n

Şeker bayramı ifadesindeki gizli amaç ne?

n

Amerikan halkı seçim öncesi kararı verdi

n

T. Özkan, Uğur Dündar’ı gammazladı mı?

n

Yeni yasayla maaşlardan kesinti yapılacak

n

Turgay Ciner'in yeni gazetesi kaç satar ki?

n

Cumhuriyet gazetesi de yamyamlara dahil mi?

n

Bir azarla ölümü düşünen çocuklar kadar yalnız

n

Doğan Grubu'ndan bayramlık hakaret var

n

Şeker bayramı ifadesi ya çocukça ya da...

n

Süper güç Amerika gerçekten batıyor mu?

n

Bankalar, vatandaşı bayramla soyuyor

n

Fehmi Koru'dan Doğan'a çok sert bir yazı

n

Bir Anavatan efsanesinin çöküş hikâyesi

n