Cumhuriyet, gazeteye atılanlarla, Ergenekon bombalarının aynı model olduğunu yazdı. Gazete Danıştay saldırısı davası için de "Bombaların kaynağı araştırılmadan karar verildi" ifadesini kullandı
Cumhuriyet gazetesi dün gazeteye atılanlarla, Ergenekon soruşturmasında ele geçen bombalar arasındaki bağlantıyı haber yaptı. Gazetenin, bombalar arasında bir ilişki bulunup bulunmadığını sorması üzerine Bomba Bilgi Merkezi'nce hazırlanan raporda, Ümraniye'de bir gecekonduda ele geçirilen 27 bomba, Muzaffer Tekin'in işyerinde ve Eskişehir'de Fikret Emek'in annesinin evinde bulunan MKE yapımı bombalar ile Necip Hablemitoğlu suikastının azmettiricisi olduğu ileri sürülen İbrahim Çiftçi'nin öldürüldüğü bombaların, Cumhuriyet'e atılanlarla aynı model olduğu belirtiliyor. Bombalardan bazılarının kafile ve stok numaraları, mühimmat modelleri, hatta üretildiği tarihler bile aynı. Gazetenin haberinde şu ifade yer aldı: "Ümraniye'deki bombalarla gazetemize yönelik saldırıda kullanılan ve Necip Hablemitoğlu cinayetinin azmettiricisi olduğu ileri sürülen İbrahim Çiftçi'nin öldürüldüğü bombalar aynı model çıkmıştı. Emekli binbaşı Fikret Emek'in annesinin evinde bulunanlarla gazetemize atılan ilk bombanın da kafile ve stok numarası aynıydı."
MEHMET ALTAN YAZMIŞTI
Gazetede bombaların Muzaffer Tekin ilişkisiyle ilgili, Tekin'in işyerinde yapılan aramada bulunan iki el bombasının mühimmat modelinin gazeteye atılanla aynı olduğu belirtildi. Haberde Danıştay saldırısı davasıyla ilgili olarak da, soruşturma genişletilmeden, bombaların sanıkların eline nasıl geçtiği araştırılmadan davanın sonuçlandığı ifade edildi. Cumhuriyet bombaları ile Danıştay bağlantısını ilk yazan gazetecilerden biri Mehmet Altan'dı. Altan, 5 Haziran 2006'da SABAH gazetesindeki "Cumhuriyet gazetesinin görmediği haber" başlıklı yazısında bombaların ordu malı olduğunun gazetede haberleştirmediğini, "Danıştay baskınına ilişkin hükümet kaynaklı iddialar, kanıtlarla desteklenmiyor" üst başlığının altında iri puntolarla 'Senaryo çöktü' manşeti attığını ifade etmişti.
Cumhuriyet'e saldırı
5,10 ve 11 Mayıs 2006'da Cumhuriyet gazetesine üç adet el bombası atıldı. Bunlar Ümraniye ve Çiftçi cinayeti bombalarıyla aynı modeldi. Eskişehirdekilerle de kafile ve stok numarası aynı.
Danıştay'a saldırı
Danıştay saldırısının faili Alparslan Arslan adı Cumhuriyet'in bombalanması olayına da karıştı.
İbrahim Çiftçi
Necip Hablemitoğlu cinayetinin azmettiricisi olduğu öne sürülen İbrahim Çiftçi'nin öldürüldüğü bombaların Ümraniye'deki gecekonduda bulunanlarla aynı cins mühimmat olduğu anlaşıldı.
ÜMRANİYE
Ümraniye'de bir gecekonduda 12 Haziran 2007'de bulunan ve Ergenekon soruşturmasını başlatan 27 el bombası, Cumhuriyet'e atılan ve İbrahim Çiftçi cinayetinde kullanılanlarla aynı model çıktı.
Eskişehir
Ergenekon tutuklusu emekli binbaşı Fikret Emek'in annesinin evinde 27 Haziran 2007'de bulunan bombalar. Cumhuriyet'e atılanlarla aynı stok ve kafile numaralarına sahip.
Muzaffer Tekin
Danıştay saldırısı ve bombaların kesiştiği isim olan Tekin'in evinde bulunan el bombalarının mühimmat modeli Cumhuriyet'e atılanlarla aynı çıktı.
ERGENEKON soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz, SABAH'a, 2 bin 455 sayfalık iddianamesindeki Danıştay ve Cumhuriyet gazetesine yapılan saldırılarla ilgili bölümler için, "Ben asla komplo teorilerinden yola çıkmam. Soyut değil somut delillerden yola çıkarım" dedi. Öz, "Ben hiç kimseyi gereksiz yere gözaltına almadım. Her zaman delillerden yola çıktım, kimseyle husumetim yok. Ben işimi yapıyorum. İddianame açıklandığı zaman herkes görecek" diye konuştu. "Bazı yayın organları soruşturmayı sulandırmaya çalışsa da ben iddianamenin arkasındayım" diyen Öz, Dink suikastıyla ilgili somut delillere ulaşamadığı için iddianameye eklemediğini belirtti. İddianame açıklanmadan hayatını kaybeden Kuddusi Okkır hakkında da Öz, "Vicdan sahibi insanlarız, bana konuyla ilgili herhangi bir rapor gelmedi" dedi. Ergenekon-PKK ilişkisi kapsamında kendisinin verdiği talimatla Şemdin Sakık'tan 27 sayfalık ifade alındığı iddialarını yalanlayan Öz, gizli tanık sayısı konusunda da, soruşturma gizliliğine aykırı olduğu gerekçesiyle bilgi vermedi. Öz, "gizli tanıklar arasında şu an tutuklu olan bir PKK'lının bulunduğu" iddiasını da yalanladı.
Güney yine bombaladı
ERGENEKON soruşturmasının kilit ismi olarak gösterilen Tuncay Güney, Mehmet Ali Birand'ın hazırladığı 32. Gün programına Kanada'nın Toronto kentinden canlı bağlantı ile katıldı. Güney, Ergenekon operasyonlarının sona erdiğini belirterek, 6 çuval belgeyi örgüt içindeki bir binbaşıdan aldığını belirtti. Belgeleri o dönem Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Behiç Kılıç'a sunduğunu ancak yayımlanmadığını belirten Güney, örgüt isminin destanla ilgisi olmadığını söyledi ve "1978-79'da, İstanbul'da komutanlık yapan bir paşanın hocasının soyadı" dedi. Güney, Mehmet Ali Birand hakkında şok bir iddiada da bulundu: "Bendeki dosyada Birand'ı Türkiye'de, Avrupa'da bir devletin kolladığı yazıyor. Başka bir devlet adına çalıştığı yazıyor." İddia karşısında Birand, "Başka neler yazıyor?" diye sordu.
ADALET Bakanı Mehmet Ali Şahin, "Ergenekon'' operasyonunda tutuklanan ve yakalandığı kanser nedeniyle tahliyesinin hemen ardından yaşamını yitiden Kuddusi Okkır'ın ölümüyle ilgili 2 müfettiş görevlendirdi. Şahin, "Devlet özür dileyecek mi?'' sorusuna "Rapor gelmeden hiçbir değerlendirme yapamam'' yanıtı verdi.
Hava'da 'soruşturma' iddiası
HAVA Kuvvetleri Komutanlığı'nda, 6 kurmay albayın da aralarında bulunduğu yasadışı bir örgütlenme olduğu, bu örgütlenmenin ve örgütlenmeye ilişkin belgenin nasıl sızdırıldığının soruşturulduğu iddia edildi. Akşam gazetesinin haberine göre MİT, üç yıl önce illegal örgütlenme raporunu Genelkurmay'a gönderdi. Belge bir süre sonra Harp Akademileri'nde bir yarbayın, daha sonra İP Genel Başkanı Doğu Perinçek'in bilgisayarında da çıktı. Hava Kuvvetleri şimdi belgenin nasıl sızdığını ve illegal örgütlenme iddasını soruşturuyor.
TSK: Ergenekon'la ilişkisi yok"
GENELKURMAY Başkanlığı, internet sitesinden yaptığı açıklamayla Ergenekon kapsamında TSK içinde de soruşturma başlatıldığı haberine yanıt verdi. Açıklamada, "Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nda uzun süredir devam eden bir soruşturma, yeni bir olay gibi kamuoyuna yansıtılmıştır. Soruşturmanın, iddia edildiği gibi halen Türkiye'nin gündemindeki soruşturma ile bir ilgisi yoktur" denildi. "Görünüşte özgürlük ve demokrasi savunucusu olduklarını vurgulayan çevreler, Türkiye'nin istikrarını bozan odaklar haline gelmiş bulunmaktadır" ifadelerinin yer aldığı açıklamada, "TSK'ya yöneltilen hukuk dışı saldırılara Türk milletinin yasal ve demokratik tepki göstermesi nin doğal bir beklenti" olduğu belirtildi.
ERGENEKON soruşturmasında tutuklanarak konulduğu Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi'nden 11 ay sonra siroz hastalığı nedeniyle tahliye edilen Asuman Özdemir "Aklanmadan ölmek istemiyorum. Onlardan namusumu ve şerefimi geri istiyorum" dedi.
SABAH