Ana Sayfam Yap | Son Dakika Ekle | Sık Kullanılanlara Ekle | Üye Ol | Üye Girişi | Künye | İletişim | Reklam

 

SONDAKİKA

* Çöken Kuran Kursu sanıkları serbest * İlker Başbuğ, D. Bahçeli'yi ziyaret edecek * Danıştay davası Ergenekon ile birleşiyor... * Piyasalarda kapanış rakamları * F1'in 2009 takvimi açıklandı * Trabzonspor'da Yattara'nın transferi yattı * Dünyaya krizin maliyeti '1.4 trilyon' $ oldu * New York Borsası yükselişle açıldı * Kişi kendini tanıyarak kaygılarını yenebilir mi? * Gazeteci Uğur Dündar bunu da görecek mi

Ana Sayfaya Dön

 

Osmanlı'nın Anadolu'ya getirdiği hizmetler

20 Temmuz 2008 : 11:53

'Osmanlı Anadolu’yu yalnızca sömürmüş, tek bir çivi çakmamıştır. Anadolu’ya ne yapmışsa Selçuklular yapmıştır!' diyenlere anlamlı cevap:

Mustafa Armağan'ın yazısı

1819 'Diyarbakır Komünü'

III. Selim’le başlayan merkeziyetçi yapılanmanın aktörleri, “Diyarbakır komünü” gibi zorlu örneklerde pişerek Osmanlı Devleti’nin Yunanistan, Cezayir ve Mısır gibi parçalara bölünmesinin önüne nasıl geçileceğini öğrendiler ve Tanzimat reformlarının temelleri böyle atıldı.

Osmanlı Anadolu’yu yalnızca sömürmüş, tek bir çivi çakmamıştır. Anadolu’ya ne yapmışsa Selçuklular yapmıştır!

Kim bilir kaç kez duydunuz bu ‘kızkaçıran’ lafları. İşin garibi, sözde erkeklerimizin de bu fiyakalı laflar karşısında ürküp kaçmaları.

Öyleyse gelin, Diyarbakır’ın camilerine, hamamlarına değil, zamanın ticaret merkezleri olan hanlarına göz atalım ve bakalım Osmanlılar, İstanbul’un fethinden 100 yıl sonra fethettikleri bu Anadolu şehrine kaç altın çivi çakmışlar?

Prof. İbrahim Yılmazçelik’in değerli araştırması “XIX. Yüzyılın İlk Yarısında Diyarbakır”a (Türk Tarih Kurumu Yay., 1995, s. 89-94) göre Diyarbakır’da bugün ayakta kalmış 3 tane han var: Hasan Paşa Hanı, Deliller Hanı ve Çifte Han; üçü de Osmanlı eseri.

İyi de koca şehirde 3 tane han mı yapmış Osmanlılar? diyeceklere cevabımı hemen doğrultuyorum: Bugün ortadan kalkmış bulunan 17 han ile beraber Osmanlılar Diyarbakır gibi nüfusu 20-30 binlerde seyreden bir şehre tam 20 iş merkezi hediye etmişlerdi. Yaklaşık bin kişiye bir han! Nasıl?

Şimdi geçelim asıl konumuza. Önce tabloyu önümüze koyalım:

19. yüzyılın başlarında Osmanlı İmparatorluğu, iki zıt eğilim arasında gidip geliyordu. 1) Merkezden uzak bölgelerde bağımsızlık ve ayrılıkçılık rüzgârları esiyor, 2) Devlet, merkezî kontrolü yeniden kurmak istiyordu. Böylece biri merkezden uzaklaştırıcı, diğeri merkezîleştirici iki kuvvet çarpışıyor, mücadeleden hangisinin galip çıkacağı bilinmiyordu.

 


1819 “Diyarbakır komünü” günlerinden kısa bir süre sonra Diyarbakır Ulu Cami'nin avlusundan bir görünüş. Ressam: Jules Laurens, 1847.

Özellikle Rusların Doğu Anadolu’ya inmeleriyle iyice gevşeyen sistemde Kürt emirleri fiilen başlarına buyruk hale gelmiş, giderek İstanbul’u tanımaz olmuşlardı. Nitekim 1802 Ocak’ında tarihlerimize “Diyarbekir İhtilali” diye geçen ciddi bir karışıklık yaşanmış, şehir halkı yeniçerilerle tam 3 gün boyunca cenk etmiştir.

1806-1812 Rus Savaşı’nın hemen ardından harekete geçen Sultan II. Mahmud, bir dizi askerî operasyon düzenleyerek bağımsızlık bayrağını açma eşiğindeki taşrayı yeniden merkeze bağlamayı başaracak, yüzyılın ortalarına gelindiğinde bölgede bağımsız Kürt emirliğinden eser kalmayacaktır.

İşte hikâyemiz bu mayınlı zemin ve zamanda geçer.

1819’da Diyarbakır Eyaleti, Rakka Eyaleti’ne bağlanarak Behram Paşa’nın yönetimine verilmiştir. Behram Paşa, Viranşehir’deki Milli aşiretindendir ve bu aşiretin Diyarbakır ayanından Şeyhzade ailesiyle arası açıktır. Bunun üzerine eski vali Şeyhzade İbrahim Bey’in torunu Mehmed Bey, Müftü Hacı Mesud Efendi, Karacaoğullarından Ömer ve Serdar Beyler ayaklanmanın fitilini ateşlediler. Valinin görevden alınmasını, Diyarbakır’ın yeniden “mütesellimlik” yapılmasını, yani yerel bir yönetici eliyle vekaleten yönetilmesini ve bu görevin de kendilerine verilmesini istiyorlardı. Nihayet bu yazının yazıldığı günden 189 yıl önce, 18 Temmuz 1819’da başlayan isyan 26 Ekim’e kadar tam 101 gün devam etti ve 101 gün boyunca Diyarbakır surları top ve tüfek sesleriyle inledi durdu.

Hatırlatalım: Ramazan ayının 25. gecesi çıkan isyan, vali Behram Paşa’nın, halkı, “Öldüreceğim, keseceğim, evlerinizi yakacağım” diye korkutması üzerine patlak vermişti. Halk, ulema ve eşraf (dikkat: Osmanlı’da bu üçü ittifak etti mi, ciddi bir sorun var demektir) işbirliği yapmış ve korkan vali iç kaleye kapanarak kapıları sımsıkı kapatmıştı. Vali kaçınca yönetim Diyarbakırlıların eline geçmiş ve şehirde renkli sahneler yaşanmıştı.

Mesela vali olduğu zamanlardan beri (1809-1913) şehrin çıkarlarını savunmayı ilke edinen İbrahim Paşa ailesini (Şeyhzadeleri) isyanda başrolde görüyoruz. Gümrük vergisini Diyarbakır esnafının yararına değiştiren, şehrin ticaret yollarını kesen eşkıya ile mücadeleye giren, kişisel servetini şehrin altyapısını düzeltmek uğruna harcayan, hanlar hamamlar yaptıran bir ‘âsi’ portresi vardır karşımızda.

Asıl önemlisi, şehrin, Behram Paşa gelmeden ve isyan sırasında astığım astık... tarzı değil, halkla ve önde gelenlerle istişare edilerek yönetilmiş olmasıydı. Divan, yani danışma kurulu toplanıyor ve kararlarını ortak olarak alıyordu. Ahali, 3 aydan fazla bir süre devletin gönderdiği yardım kuvvetlerini surlardan içeri sokmamış, nihayet bu direniş, merkezî kuvvetlerin ateş üstünlüğü sayesinde çökertilebilmişti.

Gerisini iyi kötü tahmin edersiniz. Elebaşılardan çoğu sürgüne gönderildi. Şeyhzade Mehmed Bey, Karacaoğlu Ömer ve Serdar’ın mallarına el konuldu ve yakalandıklarında idam edilmeleri için ferman çıkarıldı. Ancak bir süre sonra cezaları sürgüne çevrildi, malları ailelerine iade edildi ve 5 yıl sonra evlerine döndüler. Öte yandan isyanı bastıran Behram Paşa ödüllendirileceğine, valilikte ancak 5 ay kalabildi. Sonra görevden alındı. Devletin her şeye rağmen isyancılara müsamahasının altını çiziyorum.

Ariel Salzmann, Diyarbakır olayını Fransa’nın eski rejimin sonlarında yaşadığı ‘bitmemiş devrimler’e benzetir:

III. Selim’le başlayan merkeziyetçi yapılanmanın aktörleri, “Diyarbakır komünü” gibi zorlu örneklerde pişerek Osmanlı Devleti’nin Yunanistan, Cezayir ve Mısır gibi parçalara bölünmesinin önüne nasıl geçileceğini öğrendiler ve Tanzimat reformlarının temelleri böyle atıldı. Devlet adamları, parçalanmaya sürüklenen bölgeleri nasıl toparlayacaklarını bu olaylarda tecrübe ettiler ve taşraya nasıl nüfuz edeceklerinin yolunu yordamını keşfettiler. Böylece Tanzimat dönemindeki arazi kanunları ve idarî düzenlemelerin temelleri bu ‘bitmemiş devrimler’ döneminde atılmış oldu.

Sözün kısası, 1871’in ‘bitmemiş devrim’i olan Paris Komünü’nü Fransa’nın modern devlet yönetimine geçişinde zorunlu bir aşama olarak gören aydınlarımız, nedense Osmanlı’nın ‘bitmemiş devrimi’ olan “Diyarbakır Komünü’nü anlamaya yanaşmadılar ve bunun içindir ki, ne bu topraklara özgü bir tarihin temellerini yakalayabildiler, ne de bu toplumun modernleşme serüvenini anlayabildiler.

Kaybeden kim oldu? Bugün Ergenekon’un ‘fermuar’ından görünen Güneydoğu’yu gözden kaçıracaklar kimlerse onlar elbette.

ZAMAN - PAZAR

 

Safya Başı

   

   

   
     

Toplam (0) adet  yorum eklenmiştir.

Yorumların Tamamı İçin Tıklayınız.
 
Bülent Arınç'ın hedefi 'Tunceli'yi kazanmak'
Türkiye Büyük Millet Meclisi eski Başkanı Bülent Arınç'ın hedefinde Tunceli var. Neden mi Tunceli? İ
P. Mağden: Cümleniz yatıp kalkıp şükredin
''25 yıldır bitirilmeyen bu kanlı savaş Teşvikiye Camii’nden 6, Ataköy’den 5, Levent’ten de 3 cenaze
Krizin bize altın tepside sunduğu fırsat ne?
Global Kriz bütün Dünyayı sarsarken acaba Türkiye için de bir altın fırsat sunabilir mi? Şeref OĞUZ
Vekiller düğündeydi... Peki, ya komutanlar?!?
Başlıkların hemen altında, 'Türkiye 15 vatan evladının acısıyla yanıp kavrulurken AKP’li vekiller dü
Terör iç savaş istiyor, yanlış hedefe yönelmeyelim
Kim bu emri veriyor? Veya kimler?.. 'Gidin, sınırdaki karakola baskın yapın. Öldürebildiğiniz kadar
ABD'nin 'büyük çöküş'üne bir adım kaldı!
'12 aşamalı kriz analizi yapıyor. Bu aşamalar büyük oranda gerçekleşmiş. Şuan 9. ya da 10. aşamadayı
İlber Ortaylı'dan yeni paralara ağır eleştiri
Ünlü tarihçi İlber Ortaylı, yenilenen banknotların üzerine basılacak portrelerin doğru seçilmediğini
A. Hakan: Garp cephesinde iki yeni şey var
''Artık eskisi gibi edebiyat yapmıyoruz. Eskiden aklımızın ucundan bile geçmeyecek soruları soruyor
''Köşe yazarları yorgun ve fikir yoksunu''
Türkiye'de basın da köşe yazarları da yorgun. Gazeteleri açıp bakın, yeni, ufuk açıcı, bir meseleyi
Ali Bulaç: 'Vatan sağ olsun, ama!'
'Bu kaçıncısı? Neden gerekli tedbirler alınamıyor? Ortada bir "güvenlik zaafı" mı var?' diyen Ali Bu
Karakolun yeri değil zihniyetleri değişmeli
Dün pek çoğumuz şehit ailelerinin resimlerine bakamadı. Aktütün'e terörist saldırısı şehit ailelerin
Sağlık hizmeti için ne kadar prim ödenmeli
Genel Sağlık Sigortası sistemiyle sağlık hizmeti almak kolaylaştırıldı. Artık, memur, işçi ve esnaf
Terörün mesajı Genelkurmay Başkanı'na
Yine göstere göstere işlenen bir cinayet. Yine amacının ne olduğu, herkesin kafasında soru işareti o
Ne oldu bu memleketin diline?
'Kızın adı Melissa imiş; üniversite sınavlarına hazırlanıyor, dershaneye ‘takılıyor’muş ve ‘kafayı y
'Saldırının amacı zamanlamada gizli'
Tek tek bütün kareleri birleştirelim, 'büyük fotoğrafı' görelim. Artık devlet, 'bölücü teröristle mü

n

Altan: Terör baskını bana normal gelmiyor

n

Tuncay Özkan’dan gene seçme saçmalar

n

Şimdi bir Şener ve bir Kılıçdaroğlu ne yaptı

n

Hani, bölge BBG Evi gibiydi. Şimdi ne oldu?

n

Bir devletin istihbarat örgütünün taşeronu

n

Feldkamp: 'Sağlam'ı göndermek hata olur'

n

Toplumdaki güven duygusu böyle dinamitleniyor!

n

E. Özkök, A. Hakan'a mezar boyunu sordu

n

Akıtılan kanların bir bedeli olmasın bu kriz

n

2. Abdülhamid, tahttan nasıl indirildi?

n

Amerika'da 1 ayda 3000 $ nasıl kazanılır?

n

Gülay Atasoy'u canevinden vuran haber...

n

Emekli general olsa bile binaya sokmayın!

n

Hakan'ın 'Levent Kırca hasreti' depreşince

n

Abdüllatif Şener olmadı size Kemal versek

n

TBMM'nin açılış töreninde yaşanan ayıp...

n

Hayrettin Karaman Hoca kendini savundu

n

ABD’nin İran'a niçin saldırmadığı belli oldu!

n

'Kılıçdaroğlu, CHP'nin değil Doğan'ın adayı'

n

Şeker bayramı ifadesindeki gizli amaç ne?

n

Amerikan halkı seçim öncesi kararı verdi

n

T. Özkan, Uğur Dündar’ı gammazladı mı?

n

Yeni yasayla maaşlardan kesinti yapılacak

n

Turgay Ciner'in yeni gazetesi kaç satar ki?

n

Cumhuriyet gazetesi de yamyamlara dahil mi?

n

Bir azarla ölümü düşünen çocuklar kadar yalnız

n

Doğan Grubu'ndan bayramlık hakaret var

n

Şeker bayramı ifadesi ya çocukça ya da...

n

Süper güç Amerika gerçekten batıyor mu?

n

Bankalar, vatandaşı bayramla soyuyor

n

Fehmi Koru'dan Doğan'a çok sert bir yazı

n

Bir Anavatan efsanesinin çöküş hikâyesi

n

Kuba Mescidi'ndeki 'çift tuğranın sırrı' ne?

n

Ruşen Çakır: 'MHP’nin kaçırdığı fırsatlar'

n

Yoksa ASALA operasyonları bir efsane mi

n

Tuncay Özkan 1 günde bu hale nasıl geldi?

n

Şener'in sözleri İkbal Gürpınar'ı da şaşırttı

n

Düellonun galibini MHP belirler

n

'Muhalif yazı istiyordunuz, kesiniz saklayınız'

n

4 basamaklı AK Parti'yi dağıtma planı

n

Dumanlı: Bu levhalar adamı yoldan çıkarır!

n

'Baykal, coştukça yerinde duramaz olmuş'

n

Abdüllatif Şener Bey gerçekten şaşırtıyor

n

Ölüm emri verirlerken çok zorlandılar mı?

n

Aydın Doğan Tempo ile bakın kime vurmuş

n

Dilmen: Fenerbahçe'nin hali hiç şaşırtmadı

n

Dün yapılan karşılaşmanın galibi kim oldu

n

Tuncay Özkan'ın derdi, çenelerimizi yordu

n

Müslümanları zangır zangır titretecek yazı

n

CHP'li Kılıçdaroğlu’nun kalesine 7 gol

n

Baykal kamuoyunu yanıltmak için çalışıyor

n

Lüks tutkusu Mehmet Şevket Eygi'yi çıldırttı

n

Küresel krize karşı hükümet tedbir aldı mı

n

Medya adam olmadan demokrasi olamaz

n

Ergenekon tutuklusu Çapan'a Hakan kefil

n

Kim ne zaman ve nasıl emekli olabilecek?

n

Özgür üniversitenin Türkiye'deki tek kalesi yıkıldı

n

Barlas'tan Başbakan Erdoğan'a üç tavsiye

n

Karaman'dan Hürriyet'i 'şok edecek fetva'

n

Bu Tuncay Özkan portresi sizi şaşırtmasın
.: MORALHABER :.

VİDEO HABERLER