İzzet TAŞKIRAN’ın Haberi
Moral FM’de Oktay Mahşer’in sunduğu ‘Basında Bugün’ programına konuşan Uluslararası Stratejik Araştırmalar Eğitim ve Danışma Merkezi Başkanı Prof. Dr. İbrahim Armağan, Akşam Gazetesi’nde önceki gün yayınlanan “Türkiye’deki seçmen profili” araştırmasının sonuçlarını dinleyicilerle paylaştı.
Armağan, gerçekleştirdikleri araştırmada çok ilginç sonuçlara ulaştıklarını söyleyerek, vatandaşların çoğunun 2008 yılında yaşanan en önemli olay olarak işsizliği gösterdiklerini söyledi.
Kimi medya organlarında yer alan haberlere ve yanlı köşe yazılarına rağmen halkın AK Parti’yi şeriatçı bir parti olarak görmediğinin altını çizen Prof. Dr. Armağan “Bu partimiz seçmenler arasında daha çok demokratik, muhafazakâr, gelenekçi ve İslam’ı yaşamak isteyenlerin yoğunlaştığı bir parti olarak tanımlanıyor. Aynı zamanda seçmenin yüzde 45’i yanlış yönlendirmelere rağmen AK Parti yönetimine güveniyor. Şimdi bir seçim olsa halkımızın çoğunluğu bu partiye oy verecektir.” diye konuştu.
Yaptığı araştırmalarda sonuçlarının doğruluğuyla dikkatleri üzerine çeken USADEM’in yurt dışı çalışmalarında Avrupalıların, AK Parti’yi CHP’ye göre çok daha demokrat ve sosyal parti olarak gördüklerini kaydeden Armağan şu tespitlerde bulundu:
“Yaptığımız araştırmada vatandaşlar arasında “hayatımdan mutluyum” diyenlerin sayısı yüzde 21.86 iken mutlu olmayanların sayısı yüzde 56.”
“2008 yılında yaptığımız araştırmada “Türk halkına en beğendiği kurum hangisi?” diye sorduğumuzda ordumuz birinci sırada yer alıyor.”
“Ülkemizde her ne kadar siyasal bir karışıklık var gibi görünüyorsa da Parlamentoya güvenin yüzde 32’lerden yüzde 60’lara çıktığını görüyoruz”
“Biz CHP’yi sosyal demokrat olarak biliyoruz ama vatandaşın yüzde 25’i CHP’yi sağcı ve ulusalcı bir parti olarak görüyor.”
“Halkın yüzde 95’inin şeriat istemediği toplumlarda hiçbir güç, parlamento ya da ordu, şeriat düzenini getiremez.”
—Akşam Gazetesi’nin manşetinde yer alan seçmen profili araştırmasını USADEM olarak siz gerçekleştirdiğiniz. Bu araştırma gerçektende Türkiye’deki seçmenin görüşlerini yansıtıyor mu?
Biz akademisyenlerden oluşan 10 yıllık araştırma şirketiyiz. USADEM, 2000 yılından beri çift yıllarda Türkiye genelinde kapsamlı araştırmalar yapıyor. Bunun temel amacı, beş yıl içerisinde Türkiye’nin sosyo-ekonomik seçmen profilini ortaya koyup değişiklikleri saptamaktır. Bu sene mayıs ayında yaptığımız çok kapsamlı araştırmada önemli sonuçlar ortaya çıktı. 2008 araştırmasını da daha öncekilerle karşılaştırıyoruz. Türkiye’yi temsilen 9 büyük ili seçtik. Buralarda anket yaparak bazen de yüz yüze görüşerek vatandaşlarımızın düşüncelerini ve sorunlarını belirlerken aynı zamanda onların siyasal partiler hakkındaki görüşlerinin ne olduğunu saptamak istedik. Bu araştırmada ilginç bulgular elde ettiğimizi söyleyebilirim.
Araştırmada saptadığınız 9 il ve 2000 denek gelişigüzel seçilmiyor değil mi?
Seçilmiyor. Bunlar daha önceki seçim sonuçları göz önüne alarak Türkiye’yi temsil edebilecek illerden seçiliyor. Orada biz bilimsel örnekleme yönteminden hareket ediyoruz. İlleri seçtikten sonra da 18 yaşının üstündeki denekleri de yine tabaklama örnekleme dediğimiz yöntemle bilinç olarak belirliyoruz. Örneğin katılanların yüzde elliye yakını bayansa yüzde elliye yakını erkek olacak şekilde dengeli bir profil belirliyoruz. Yani toplumun fotoğrafını çekmeye çalışıyoruz.
Sadece seçmen profilini belirlemek maksadıyla yapılan bir araştırma olmamasına rağmen kamuoyuna bu şekilde yansıtıldı.
—Kamuoyuna maalesef sadece bu yönü yansıdı. Araştırmanın esas başlığı “Avrupa Birliği sürecinde Türkiye’nin sosyo-politik profiliydi.”Yaptığımız akademik ve sosyolojik araştırmada “sizce 2008’in en önemli olayı neydi?” diye sorduğumuzda yaşanan onca olaya ve krizlere rağmen yüzde 52’si işsizlik cevabını verdi. Demek Türkiye’de en önemli sorunu Ergenekon davası, AK Parti’nin kapatılması veya başörtüsü meselesi değil. İkinci sırada ekonomik sorunlar ve açlık geliyor. Terör bile üçüncü sırada yer alıyor. Cumhuriyetin kuruluşundan beri var olan başörtüsünü ve laikliği sorun olarak görenlerin oranı yüzde 17 ve beşinci sırada. Araştırmada vatandaşlar arasında “hayatımdan mutluyum” diyenlerin sayısı yüzde 21.86 iken mutlu olmayanların sayısı yüzde 56. Demek ki vatandaşlarımızın yarısından fazlasının sorunları var ve mutsuz. Ülkedeki siyasal krizler, ekonomik durum ve işsizlik gibi problemleri ortadan kaldırmamız şart. Hükümetin, devlet kurumlarının ve medya kuruluşlarımızın bunu ciddi bir şekilde değerlendirmesi gerekiyor. Örneğin, imkân bulursa yurt dışına göç etmek isteyenlerimizin sayısı yüzde 47. Vatandaşlarımız olduğu yerde mutlu olamadığı için yurt dışına çıkmak istiyor. Göçmek istemeyenlerin sayısı yüzde 40 civarında.
“HALKIN ÇOĞU YANLI MEDYAYA RAĞMEN AK PARTİ’Yİ DESTEKLİYOR”
—Türk halkının siyaset kurumuna bakış açısı geçmişte olduğu gibi aynı mı? Bu göstergelerde bir değişim yaşanıyor mu?
2008 yılında yaptığımız araştırmada “Türk halkına en beğendiği kurum hangisi?” diye sorduğumuzda yaşanılanlara her şeye rağmen ordumuz birinci sırada yer alıyor. Cumhurbaşkanlığı makamı ise 2. sırada. Bakın Abdullah Gül cumhurbaşkanı olduktan sonra yapılan bir araştırma bu. Demek ki halkımız kişinin siyasi görüşü ne olursa olsun kurumlara destek veriyor. Yargıya olan güven 4 yıl önceye göre artmış. Parlamentoya güvenin yüzde 32’lerden yüzde 60’lara çıktığını görüyoruz. Yani her ne kadar siyasal bir karışıklık var gibi görünüyorsa de vatandaşımız parlamentosuna güvenmeye devam ediyor. Bu aynı zamanda halkımızın demokrasiye olan inancının arttığını bir göstergesidir. Bunun yanında şimdiki hükümete olan güven yüzde 45 civarında. Medyaya ve bazı köşe yazarlarına baktığımızda partisinin kapatılması için yargı sürecinden geçen bugünkü hükümete güvenilmeyen bir hava yaratılmaya çalışılıyor ama bu böyle değil. Vatandaşımızın yüzde 45’i AK Parti yönetimine güveniyor. Şimdi bir seçim olsa halkımızın çoğunluğu bu partiye oy verecektir. Vatandaş bir yerlerde de siyasal istikrar istiyor. Yapılan araştırmalarda bu sonuç ortaya koyuyor.
“SEÇMEN, AK PARTİ’NİN ŞERİATÇI OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYOR”
-Akşam Gazetesi’nde “değişen profil” başlığıyla sonuçları verilen haberde kendisini demokrat ve sosyal demokrat olarak görenlerin oranı yüzde 50.62’ye ulaştığı söylendi. Bu oran daha önce neydi ve ne anlama geliyor?
Vatandaşa doğrudan bu soruyu sormak çok zor. İnsanlar kendilerini nitelendirmek istemiyor. Kararsızların oranı da hayli yüksek. Bu konuda 2004 yılında vatandaşın yüzde 43, 2006’da yüzde 40’ı, 2008 yılında ise yüzde 50’si kendisini sosyal demokrat olarak nitelendiriyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin yarısına yakın kısmı kendini sosyal demokrat olarak görerek demokrasi özlemi çekiyor. Bunu artık yaşam biçimi haline getirmeye başlamış. Bu Türkiye’nin geleceği açısından son derece önemli bir noktadır. AK Parti kimi basına göre şeriatçı veya gizli gündemi var deniyor fakat halk böyle düşünmüyor. Bu partiyi daha çok demokrat, muhafazakar, gelenekçi ve İslam’ı yaşamak isteyenlerin yoğunlaştığı bir parti olarak benimseniyor. Bu da bence seçmen açısından önemli bir gelişmedir.
“SEÇMENİN YÜZDE 25’İNE GÖRE CHP SAĞCI BİR PARTİ”
-Kendini sosyal demokrat olarak görenlerdeki 7 puan artış ilk kez oy verenlerin demokrat olmasından mı yoksa fikirlerini değiştiren seçmenlerden mi kaynaklanıyor? Aynı artış daha önce İslamcı olarak gören fakat AK Parti iktidarı dönemiyle birlikte kendini demokrasiye kaydıranlarda da görünebilir mi?
Görülebilir. Kimi basın organlarının ve aydınlarımızın görüşlerine baktığımızda AK Parti’nin şeriatçı olduğunu söylüyor. Oysa bu partiye oy veren seçmenin sadece 2004 yılında sadece yüzde 8’i şeriatçı olarak nitelendirirken 2007’de bu oran yüzde 4’e düşmüş. Demek ki vatandaş AK Parti’nin şeriatçı ve takiyye yapan bir parti olmadığı kanısına varmış. AK Parti’nin gerek AB yolunda aldığı kararlar gerekse sosyal politikaları nedeniyle vatandaşın çoğu onları sosyal demokrat bir parti olarak nitelendiriyor. Seçmenin büyük bölümüne göre hükümeti oluşturan partimiz merkezde yer alan sosyal demokrat parti kimliğinde. Bu durum bir şeyle de çakışıyor. Batıdaki izlenimleri araştırdığımızda Avrupalılar, AK Parti’yi CHP’ye göre çok daha demokrat ve sosyal parti olarak görüyorlar. Bizim artık ideolojik kılıfları ve isimleri bir kenara bırakarak sosyolojik gerçeklere göre objektif bir araştırma yapmamız gerekiyor. Biz sadece seçmenin değil, partilerimizin de sosyal profilini çiziyoruz. Biz CHP’yi sosyal demokrat olarak biliyoruz ama vatandaşımızın yüzde 25’ine göre CHP sağcı ve ulusalcı bir parti olarak görüyor. CHP’yi sosyal demokrat olarak görenlerin oranı yüzde 40’tan 20’ye düşmüş. Bu oranlar CHP’nin şapkasını önüne alması gerektiğinin kanıtıdır. Araştırmaya göre AK parti vatandaşa göre demokrat, muhafazakar, İslamcı bir parti. CHP’ye baktığımızda ulusalcı, sağcı ve az bir kısmına göre sosyal demokrat bir parti olduğu fikri vatandaşımız üzerinde hakim bir düşünce. Dikkat ederseniz partilerin profiliyle seçmenlerinin profili çakışıyor. Halkımız, seksen yıldır yerleşen demokrasinin ve cumhuriyetin değerleri bir yaşam biçimi haline gelmiş. Halkın yüzde 95’inin şeriat istemediği toplumlarda hiçbir güç, parlamento da ordu da istese, şeriat düzenini getiremez. Gündemi değiştirmek isteyen ve başka amaçlar için çalışan kurumlar ve oluşumlar topluma şeriat tehlikesi olduğu fikrini pompalıyor. Bunun hiçbir gerçekliği yoktur. Bakın İran İslam Cumhuriyeti diyoruz, demek ki cumhuriyet kendi başına bir anlam taşımıyor. Cumhuriyet İslami, demokratik, totaliter ya da militer bir cumhuriyet mi? bunu görmemiz gerekiyor. Ben vatandaşımızın sağduyusuna güveniyorum. Seçmenimiz bu sebeple politikacılarımızın ve aydınlarımızın en az 20 yıl ilerisinde diye düşünüyorum.
İLGİLİ HABER: Türk seçmeni kendisini nasıl tanımlıyor?
Www.Moralhaber.Net