Fikri Türkel'in yazısı...
Fenerbahçe hisselerindeki hareket, temmuz başında dünyanın en değerli takımını ortaya çıkardı. 2 milyar dolarlık bir takımla ancak gurur duyulur.
Ne ilginçtir ki 10 gün içinde hisselerdeki düşüş 370 milyon dolarlık bir değer kaybına uğradı. Bunun için değişik yorumlar yapıldı:
* Güiza'yı transfer etti, hisseler arttı.
* Fenerbahçe Sportif AŞ'nin yüzde 15'i halka açık olan hisselerin yüzde 9,9'u Alman Deutsche Bank'ın elinde. Yabancılar operasyon yaptı hisseler yükseldi düştü. Galatasaray Kulübü ile sorunları olan QVT'nin de hisse operasyonunda etkili olduğu konuşuluyor.
* Kulübü bir şirket olarak düşünürsek; 2 milyar dolarlık bir şirket için temel veriler de önemlidir. Fenerbahçe Sportif şirketinin EBITDA'sına (Türkçesi FVAÖK yani faiz, vergi ve yıpranma payı öncesi kâr) bakılmalıdır. Bu rakam 200 milyon dolara yakın olmalı ki, 2 milyar dolarlık değerlik bir mantığa otursun.
* Aslında borsadaki hareketten çok ben Fenerium'un cirosuna bakmayı tercih ederim. Mesela Fenerbahçe'nin son hafta içinde 27 bin kombine bilet satması büyük başarıdır. Ne yazık ki bu ekonomik değer hisselere yansımadı.
Konumuz Fenerbahçe'nin ekonomik analizi değil aslında. Başarılı spor ekonomisi yazısı nasıl olur? O konuda bir genel çerçeve çizmek istiyorum.
Spor ekonomisi tanımından futbol ekonomisinden başka bir şey anlamamak lazımdır. En azından Türkiye gerçeği budur.
Spor, matematiksel formüller ve mühendislik hesaplarıyla ölçülemeyen bir disiplindir. Ekonomi de böyledir ve aynen onun gibi tahmin vardır ama kesin sonuç yoktur.
Rahmetli Hasan Doğan'la Cenevre'de yaptığımız görüşmede birkaç şekilde, futbol endüstrisinin bütçesini sordum. Parasal kaynaklar ve sponsorlukların çerçevesiyle ilgili bilgi istedim. Sürekli "güven" konusuna işaret etti.
3 aylık dönemde bütçeyi nasıl katladıklarını ve belediye bütçeleriyle bazı fonlara da işaret etti. En önemlisi Bank Asya 1. Lig'e sponsor olunca ortaya çıkan ilgiyi de hatırlattı.
"Güven"in birinci etken olduğu bir alanda nasıl rekabetçi bir ekonomik yapı sürdürülebilir olabilir?
Dört kulüp borsada, her yıl yeni şirketler sponsorluk ve kulüp satın alma yoluyla sahaya çıkıyor. Gelecekte ekonomik fizibilitelerin hâkim olduğu bir ortam oluşacağına inanmamız gerekiyor.
Seyrantepe stadı bir spor yapısından çok ekonomik değer taşıyan bir projedir. En azından taahhüt şirketinin yaklaşımı budur.
Geleneksel yapı içinde iki haftada bir 2-3 saat faal olan stadyumlar; artık yerini 7 gün 24 saat faaliyet gösteren bir yaşam merkezine bırakmalıdır. İşte o zaman ekonomik değere ulaşabilir.
Gönül ister ki İngiltere'deki gibi stadyumları Samsung, Emirates veya dünyaca ünlü bir marka da Beşiktaş'ın stadını yapsın. Bunun için gerekli olan durum, ulusal bir takımdan çok Avrupa'da söz sahibi olan bir vizyonu oluşturmaktır.
Yine soruyorum: Başarılı bir spor ekonomisi yazısı nasıl olmalı?
Ekonomi yazısı bir fayda ve değer sunmalıdır. Okuyucusuna kazanmanın yolunu ve kazanmanın analizini sunmalıdır. Bütün dünyada kulüplerin üç ana girdisi vardır: Bilet ve forma satışları, yayın gelirleri ve genç futbolcuların lisansları. Bireysel marka değerine sahip futbolcusu olmayan kulübün sürdürülebilir marka olması zordur. Genç ve yeni oyuncular takımı dingin tuttuğu gibi dört ana girdiyi de harekete geçiren bir etkendir. Transferleri böyle de analiz etmek gerek
3-5-2 veya 4-4-2 veya başka bir teknikle oynayan takımın analizi kadar, finansal verileri de takımın başarısında etkendir. Her maçın takımın ve futbolcunun değerine bir yansıması vardır. Yeter ki bu yönetilebilsin. Menajerlik sistemini kişilerden şirketlere aktaramadığımız sürece başarıyı yönetemeyeceğimiz gibi bunu faydaya da dönüştüremeyiz.
Başarılı analiz, kalıcı ve istikrarlı bir üsluptur. Sabırlı bir yoldur.
Ekonominin hayatın her ünitesinde etkin olduğu bir dönemde futbolun endüstrileşme sürecinde de üzerinde durulması gerekiyor.
Futbolun en önemli değeri taraftarıdır. Yazarın değeri de okuyucusudur. Futbol yazılarında ikisine de ihtiyaç vardır.
Bundan böyle spor ve özelde futbol ekonomisine yönelik analizlerimiz olacak. İlginize layık olmak niyetiyle...
Zaman