İzzet TAŞKIRAN’ın Haberi
Güzel: “Türkiye’de ordu üyeleri vatandaşın parasıyla halka silah çekip darbe yapıyor ve siyasete karışıyorsa rütbesi ne olursa olsun artık şakidir.”
Eski Bakan ve Radikal Gazetesi köşe yazarı Hasan Celal Güzel, Moral FM’de Oktay Mahşer’e zehir zemberek açıklamalar yaparak, 'Ortak Akıl Platformu’nun “darbelere hayır” mitingini cumhuriyet mitinglerine benzetenlere ateş püskürdü.
Güzel, konuşmasının devamında “Darbelere hayır mitingleri CHP Çankaya ilçe başkanı gibi çalışan eski Cumhurbaşkanı Sezer’in yüz binlerce lira yardım ettiği, Ergenekon’la yakın ilişkisi bulunan ADD’nin suni Cumhuriyet Mitinglerine hiçbir şekilde benzetilemez.” dedi.
Güzel, Türkiye’de halkın 27 Mayıs’tan beri darbelere karşı koyamadığını belirterek “Niye Paris’te ordu tankla dolaşamıyor çünkü oranın halkı böyle bir hareket olursa o tankı alır nehre atar. Hâlbuki Türkiye’de Ankara’nın ortasında Sincan’da tanklar dolaştırıldı. Kimse de karşı koyamadı. Fakat artık o dönemler geride kaldı” diye konuştu.
“Eğer ordunun üyeleri vatandaşın parasıyla halka silah çekip darbe yapıyorsa artık onun rütbesi ne olursa olsun şakidir” diyen Hasan Celal Güzel, ayrıca TSK bünyesinde darbeci yapılanmaların tasfiyesinin ordunun da işini kolaylaştıracağını söyledi.
Güzel, Cumhurbaşkanı Gül’ün eşi Hayrunisa Gül’den nefret ettiğini İngiliz Times Dergisi’nde açıklayan Yazar Oktay Ekşi’nin eşi Prof. Dr. Aysel Ekşi hakkında da “Onun fikrinde olan kişi sayısı bir avucu geçmez” iddiasında bulundu.
Güzel, “Bizim toplumumuzda başörtülü olsun olmasın insanlar yan yana yer alırlar. Onlar Aysel Ekşi’nin, Nur Sertel’in Çağdaş Yaşamı bilmem ne yapma derneğinin görüşüdür. Bir avuç sosyetik tip bunları söyleyip milletin içine ayrılık tohumları ekmek istiyorlar.” diye konuştu.
“NECDET SEZER, CHP’NİN ÇANKAYA İLÇE BAŞKANI GİBİ”
—Türkiye 22 Temmuz seçimlerinin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen halkın umutlarını gölgelendiği bir dönem yaşadık maalesef. Sizce bu bir yılda neler yaşandı?
Bu bir yıl geçmişteki darbe dönemlerini aratmayan bir yıldı. Türkiye, 2002 yılının son dönemlerinden itibaren bir siyasi, ekonomik ve sosyal olarak istikrar dönemine girmişti. Tek partinin iktidar olduğu bu dönemde zaman zaman acemi işler yapmalarına rağmen Türkiye adına önemli işlere imza attılar. Türkiye demokratikleşiyordu, AB yolunda önemli ivme kat etmişti, ekonomik anlamda düzelmeler yaşamıştı. En önemlisi de daha fazla demokrasi ve insan hakları talebi ortaya çıkmıştı. Ama 2007 ilkbaharında anayasayı okuyabilen ilkokul mezunu birinin bile anlayacağı cumhurbaşkanlığı seçimi maddesi hukuki bir madrabazlık sonucu ihlal edildi ve 367 rezaleti Türk hukuk tarihine kara bir leke gibi çalındı. Necdet Sezer’in atadığı mahkeme üyeleri kendi ideolojik peşin hükümlerine dayanarak son derece subjektif bir karar verdiler. Ondan sonrada Türkiye’de erken seçim gerekti. Deniz Baykal’ın kışkırtmaları sonucunda orduda bir gece internet muhtırası verdi ve 27 Nisan Bildirisi darbe dönemlerini hatırlamamıza neden oldu. Buna karşılık millet cevabını sandıkta verdi. 22 Temmuz’da Demokrat Parti’ye bile nasip olmayan oyu halk AK Parti’ye yakıştırdı. Bu demokrasi karşıtlarına halkın bir gösterisiydi. Daha sonra seçilen hükümet halkın sesine kulak verip başörtüsü yasağını kaldırmak için MHP’yle işbirliğiyle düzenleme yapmak istedi ve mecliste kanun çıkardı. Bu da CHP tarafından Anayasa Mahkemesi’ne götürüldü. 22 Temmuz’dan yedi ay geçtikten sonra yani 14 Mart’ta Cumhuriyet Başsavcısı Yalçınkaya iktidardaki AK Parti’yi kapatma isteğiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Bu demokratik ülkelerde görülmeyen bir rezalet ve hukuk fiyaskosuydu. Aslında bu bir hukuki dava değildi. Türkiye’de iktidar mücadelesi yaşanıyordu. Millet iradesini çöpe atmak isteyen bürokratik oligarşinin iktidara karşı yaptığı bir hamleydi. Ben bunu böyle görüyorum. Sonunda bu davanın tamamen hayali, google’dan toplanan kanıtlarla dolu iddianamesi Anayasa Mahkemesi’ne götürüldü. Aslında Anayasa mahkemesi bu davayı şekil yönünden incelenmesi gerekirken onlar esastan dolayı karar aldı ve bu devlet kurumu anayasal suç işledi. Bu mahkemenin aldığı yanlı karardan dolayı ben AK Parti’nin kapatılacağı fikrini öne sürdüm ve hala sürdürüyorum.
Bütün bu haksızlıklara 1960’dan beri görülmeyen tepkiler gösterildi. Mayısta ilk defa HAKİŞ ve MEMURSAN gibi derneklerin bir araya gelmesiyle yeni anayasa ve demokrasi platformu oluşturuldu. Bu platformdaki çok değişik görüşteki 300 aydın bir araya gelip bildiri yayınladılar. Aynı zaman da Samsun, Malatya ve Bursa gibi illerde mitingler düzenlendi. Bu mitingler asla suni olarak halka dayatılan Cumhuriyet Mitinglerine benzemiyordu. Şimdi anlaşılıyor ki ADD adlı derneğin Ergenekon’la yakın ilişkisi vardı. İşte böyle bir derneğe Sezer’ tarafsızlığını bir kenara koyarak ki kendisi CHP’nin Çankaya ilçe başkanı gibi çalışıyordu, bu derneğe yüz binlerce lira para aktardı. Mitingler buna benzer kaynaklardan organize edildi. Bugünkü mitingler böyle yapılmadı. Mitinglerde hiçbir siyasi parti vurgusu olmadan, halkın isteği ve demokrasi vurgusuyla yapıldı. Atılan sloganda Atatürk’ün bir sözüydü. Anayasanın 6. maddesi olan “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” dir. Onun için halkımız kayıt yok, şart yok diyerek meydanlara toplandılar. Evvela Malatya’da 50 bin kişi, sonra Samsun’da 80 bin kişi vardı. En son benimde katıldığım Bursa mitinginde de büyük bir kalabalık toplandı. 27 Mayıs’tan itibaren halk darbelere karşı koyamıyordu. Türkiye’nin en büyük zaafı buydu. Bugün bu durum değişti. Mitinglerle artık halkımız darbelere karşı olduğunu gösterdi. Niye Paris’te ordu tankla dolaşamıyor çünkü oranın halkı böyle bir hareket olursa tankı alır nehre atar. Halbuki Türkiye’de başkent Ankara’nın ortasında Sincan gibi merkezi bir yerde tanklar dolaştırıldı. Kimsede karşı koyamadı. Ama artık durum öyle değil. Halk demokrasinin değerini ve kendine verilen hakkı özümseyip korumasını biliyor artık. Zaten ben daha öncede açıklamıştım. Türkiye’de darbe olursa tankın üzerine çıkarım, siz de gelir misiniz? demiştim. Halkımızda miting meydanlarını dolduruyor.
“VATANDAŞIN PARASIYLA DARBE YAPAN ASKERLER ŞAKİDİR”
Bu da bir caydırıcılık meydana getiriyor. Türkiye’de orduyla darbeciler karıştırılıyor. Biz milliyetçi muhafazakâr yurttaşlar olarak ordumuzu başımızın üstünde taşırız. Çünkü Peygamber Ocağıdır. Ordu yurt savunmasını yapıyorsa yanında olur, düşmana karşı yardımına koşarız. Ancak ordu üyeleri vatandaşın parasıyla halka silah çekip darbe yapıyorsa ve siyasete karışıyorsa artık onun rütbesi ne olursa olsun artık şakidir. Bunun üstüne gitmek ordu düşmanlığı olmaz. Bunlar temizlenirse ordumuzda daha iyi şekilde hizmet edecektir. Bunlara rağmen İbrahim Hakkı Hazretleri “Mevlam ne eylerse güzel eyler” demişti ya Türkiye’nin geleceği de iyi olacaktır.
Times Gazetesi’ne verdiği mülakatta Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi’nin eşi Prof. Dr. Aysel Ekşi, Cumhurbaşkanı Gül’ün eşi Hayrunisa Gül’den bahsederken “O kadından nefret ediyorum” dedi. Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz?
Bence aslında üzerinde durmaya bile değmez. Çünkü Aysel Ekşi gibi fikirlere sahip insan sayısı bir avucu geçmez. Benim karımda başörtülü değil fakat hiçbir zaman Hayrunisa Hanım’dan nefret etmez aksine çok ta sever. Bizim toplumumuzda böyle bir ayrım olmaz. Başörtülü olsun olmasın yan yana yer alırlar. Onlar Aysel Ekşi’nin, Nur Sertel’in Çağdaş Yaşamı bilmem ne yapma derneğinin görüşüdür. Bir avuç sosyetik tip bunları söyleyip milletin içine ayrılık tohumları ekmek istiyorlar. Bu tohumların üzerine Deniz Baykal’da geçmişte kalmış Milli Şef’in ulusalcı partisini yüceltmek için elinden geleni yapıyor. Türkiye’de insanlar arasında hiçbir ayrım yok. Bunlar tepeden inme insanların yaptıkları pompalamalarıdır. Ben bunlara inanmıyorum. Aysel Ekşi bunları söylemekte hürdür fakat bu sözler onu yüceltmez.
“TÜRKİYE’DE DARBELER OLMASAYDI MİLLİ GELİR 30 BİN YTL OLACAKTI”
Siz de yazılarınızda “saatleri Türkiye’nin 10. yılında durmuş” taifelerden bahsediyorsunuz. Türkiye’nin sıkıntılarının kaynağı bu taife midir sizce?
Tabi ki. Geçen gün bir üniversite merasimin sonunda koca koca adamlar kalkıp sanki cumhuriyetin düşmanlarına ve kazanımlarına saldırı varmış gibi salya sümük ağlayarak 10. Yıl Marşı’nı söylüyorlar. Bu marşı bende çok severim. Ama bu bir hatıra olarak kalmalı. Artık başka şeyler söylemenin zamanı yıl 2008. Zaten dikkat edin bunların hiç biri ne bilgisayar bilirler, ne teknolojik gelişmeleri takip ederler. AB’den nefret eden dogmatik kafalı insanlardır.
Türkiye’de gerici ve yobazlarI bunlardır. Dindar insanlar yobaz değildir. Ateistlerde yobaz olabilir. Bu kökten cumhuriyetçiler aslında cumhuriyete ihanet ediyorlar. Atatürk’ün en baştaki ilkesi CHP’nin altı oku değil ki. Çağdaşlaşma ve modernleşmedir. Biz bu doğrultuda çalışıyoruz ama bizim eteğimizden çekmek istiyorlar. Çünkü onlar yobazlar. Türkiye’nin kötüye gittiğine inanıp ağlayanlar o toplantılarda ağlayarak 10. yıl marşını söyleyenlerdir. Benim yaptığım araştırmada Türkiye’de darbe olmasaydı gayri safi milli hasıla 30 bin doları geçerdi. Eğer gerici ararsanız aynaya bakın derim ben onlara.
Www.moralhaber.Net