Hüseyin GÜLERCE'nin yazısı...
AK Parti'nin kapatılması davasında karar, önümüzdeki beş on gün içerisinde belli olacak. Kararın açıklandığı dakikalarda düşüncelerim ne olur diye kendime sordum.
AK Parti kapatılsa da, kapatılmasa da, yani karar hangi yönde çıkarsa çıksın, değerlendirmem değişmeyecek.
Deniyor ki, iktidar partisi kapatılmazsa laik kesimler kahrolur, cumhuriyet artık teslim oldu derler. Bu da laiklerin sonudur... Ya da, kapatılırsa tam bir felaket olur. Yüzde 47 oyla desteklenmiş bir partinin sudan sebeplerle kapatılması demokrasinin sonudur... Kapatılması halinde ülkemizin büyük kayıplar vereceğine ben de inanıyorum.
Fakat karar ne yönde olursa olsun kıyamet kopmayacaktır. Ben ülkeme ve insanımıza güveniyorum. Bu millet, yakın tarihe bakılsın, ne badireler atlattı. Bizim milletimiz kadar düştüğü yerden kalkmasını bilen başka millet, yeryüzünde yoktur. Artık bitti, tükendi, bir daha belini doğrultamaz denilen zamanlarda bile bu millet; kendi değerlerine, kendi özüne sahip çıkarak ayakları üzerinde doğruldu. Boyunduruk bilmeyen, esir edilemeyen, asırlar boyu en büyük insanî değerlerin, en sağlam inancın bayraktarlığını yapan bu milletin, adeta genlerinde bir diriliş iksiri var. Öyle sağlam bir diriliş ruhu var ki, bir parti kapatma davası, bu ruhu üzer, yaralar ama asla zayıflatamaz. Hele artık cihana açılmış dirilişin erleri muhabbet fedaileri, büyük devlet olma sevdasını ateşlemişken.. Allah, onlara, kendilerini aşan istidatlar bahşetmişken, dünyanın dört bir yanında gönüller fethedilirken bu millet sendelemez, yürüyüşüne devam eder. Bu bir... AK Parti kapatılsa da, kapatılmasa da, kararın açıklandığı anda makul çoğunluğa düşen, taşkınlık yapmamak, öfkelenmemek, kanunsuzluğun içine çekmek için tezgâhlanacak provokasyonlara gelmemektir. Kararın açıklandığı dakikalarda, ülkemizin ihtiyacı; sükûnet, sağduyu ve demokratik olgunluktur. Elbette hırçınlık, taşkınlık yapmak isteyenler çıkacaktır. Mesela parti kapatılmazsa, bazı çevrelerin Silahlı Kuvvetler'i nasıl tahrike hazırlandıklarını az çok tahmin edebilirsiniz. Cinnet derecesinde hezeyanlar sergileyenler de çıkabilir. Ben ille de sağduyu, ille de sükûnet ve olgunluk diyorum. Bu da iki...
AK Parti'nin kapatılması, ya da kapatılmaması ne bir son, ne de bir başlangıçtır. Karar ne olursa olsun, Türkiye'nin gündeminde birkaç ay sonra yapılacak erken seçim var. Bu seçimden muzaffer çıkacak olanlar şunu bilmelidir: Yönetime gelenlerin, şu birkaç senedir yaşadıklarımızdan sonra çok daha büyük sorumlulukları vardır, vazifeleri vardır: Daha kuşatıcı, daha müşfik, daha hoşgörülü ve daha anlayışlı olmak zorundadırlar. Bu ülkede gerilimi ve kutuplaşmayı önleyecek tek çare demokrasidir. Demokrasi ise, demokratik terbiye ve demokrat siyasetçiler ister. Ve çok önemli bir nokta daha: Yıllardır bu ülkede siyasetçilerin; yolsuzluk, adam kayırma, rant sağlama, evlâdü ıyalini, yakın çevresini abad etme iddia, suçlama ve hakikatinden kurtulması şarttır. Bu konuda, tüyü bitmemiş yetimin hakkını düşünürken uyuyamayanlara, hava kadar su kadar ihtiyacımız var. Demokrasi içinde bunun yolu neyse, herkesin hesap verebilmesini sağlayan, kolaylaştıran hukuki tedbirler mutlaka alınmalıdır. Kimsenin gözünün yaşına bakılmamalıdır.
Türkiye'de ifratla tefritin kavgası var. Yani birbirinin tam zıddı uçların kavgası, çatışması var. Türkiye ne çekiyorsa, aşırılıklardan ve taassuptan çekiyor. Taassup, hangi taraftan gelirse gelsin bir beladır.
AK Parti'nin kapatılması ve Ergenekon davası, bir hesaplaşmaya dönüştürülmemelidir. Demokrasi yokuşu, dik ve engebelidir. Teenni ile hareket eden, çözümün zaman alacağını bilenler kazanacaktır.
AK Parti kararı ne olursa olsun, demokrasiden, insan haklarından ve özgürlüklerden yana olanlar yoluna devam edecek, güce yamulanların, millete sırtını dönenlerin geleceği kararacaktır...
ZAMAN