Ana Sayfam Yap | Son Dakika Ekle | Sık Kullanılanlara Ekle | Üye Ol | Üye Girişi | Künye | İletişim | Reklam

 

SONDAKİKA

* Rating tartışmasında TRT neden çok haklı * 'Baykal sonunda başardı... Darısı TSK’ya' * Öcalan'ın kitabı İmralı'dan dışarı çıktı mı? * Dünyanın en gizemli merkezi yerin altında * Konuk yazar, Gürkan Zengin'i fena tuş etti * İzmir Hayvanat Bahçesi, 'kış günü' taşındı ! * Büyük ödül 15.000 $ * TRT, reytingleri ölçen AGB'ye son sözünü söyledi * Tarlada bir, pazarda 5 lira dönemi bitiyor * Dünyanın en gizemli bilgi merkezi yer altında

Ana Sayfaya Dön

 

S. Demirci: 'Çekilir şey mi şu fotoğraflar?'

28 Temmuz 2008 Pazartesi : 16:51

Fotoğraflar niye heyecan verir insana? Neden özenle seçilir pozlar? Niçin inceden inceye düşünülerek bakılır objektife? Senai DEMİRCİ'n yazısı...

Senai DEMİRCİ'n yazısı...

Fotoğraflar niye heyecan verir insana? Neden özenle seçilir pozlar? Niçin inceden inceye düşünülerek bakılır objektife? Fotoğrafının çekildiği ana özenilir. O duruşa, o bakışa itina gösterilir. Çünkü o sabitleşecektir, ebedî kalacak gibidir.
Hiçbirimiz özensizce alınmış pozumuzun dondurulmasına razı değiliz. Hiç kimse habersiz çekilmiş tuhaf bakışların, komik durumların fotoğraf makinesinde kalmasından hazzetmiyor. Çerçevelenip duvara asılacak bir fotoğrafımız olacaksa, yıllar sonra da bakılacak bir pozumuz ortaya çıkacaksa, ille de özen, ille de seçicilik, ille de ince eleyip sık dokumalar...

Yazı da bir nevi fotoğraftır. İnsanın iç aleminin fotoğrafı gibi. Kelimelerin seçimi de dudağın duruşu gibi özenle belirlenmeli. Cümleler de boy fotoğrafları gibi güzelce giyinmiş olmalı. Öyle her “hı”, her “ha!”, her “şeyyy...” çıkmaz yazıya. Yazarlar, tıpkı fotoğrafları gibi -ama herkesin fotoğrafı da böyle değil mi- inceden inceye planlanmış, çerçevesi, ışığı, gölgesi güzelce ayarlanmış sözler bırakırlar sayfalara.. Nasıl ki, herkes her zaman fotoğraf olacak pozlar içinde değilse, yazanlar da her zaman yazılacak şeyler konuşmazlar, konuşamazlar. Yazmaları konuşmaları gibi değildir. Fotoğraflardaki gibi. Seçilmiş bir bakış. Özenilmiş bir duruş... Belirlenmiş bir mekan... Seslerini plağa yahut CD’lere bırakanlar da aynı kaderi paylaşır. Sessiz bir stüdyoda, özel bir mikrofonda, nice hazırlıktan sonra ses verir sanatçı. Boğazını temizlemeler, nefesini yetirememeler, kekelemeler itina ile temizlenir... Geriye sesin de fotoğrafı kalır.

Yıllar sonra kendi fotoğraflarıma -ama özellikle bakılacak fotoğraflarıma, özellikle objektife bakılması gerektiği gibi baktığım fotoğraflarıma- bakınca, şu an, o zamanlar bir fotoğraf çekimi için yaşadığım o an’ın üzerinde bir yere geçtiğimi fark ettim. Hep “ben” diye yaşadığım hayat akışının içinden çıkıp, kendimi “o” yani, kendi dışımda bir “nesne” olarak da görebildim. O fotoğrafın başına geleceklere ve gelmişlere bir tür razılık var bende şimdi. Kendi başıma gelmişleri hiç çekinmeden görebiliyorum o fotoğrafta. Benden daha genç bir adam, gördüğüm “o” ben. Benim dışımda bir yerde duruyor. Nasıl bir başkasının fotoğrafına, örneğin gazetede çok korkunç bir kaza yahut cinayet haberinin kenarında bile olsa hiç aldırışsız bakabiliyorsam, kendimi öyle bir haberin detayı olabilecek bir çerçeveye soktuğumu görüyorum dehşetle. O fotoğraf, kendi elimde tuttuğum, içinde “benim olan ben”i taşıyan, özenle seçilmiş bakışların ardında kendimi görünür kıldığım, dokunulmaz bildiğim, başkalarının gözüne şöyle bir takılıp geçebilecek sıradanlıkta bir “nesne” yapıvermiş beni. Elimde tuttuğum “o” ben, artık bir başkasının elinde tuttuğu kaza kurbanı fotoğrafı olabilir. Kendimi önemseyerek, inceden inceye özenerek objektife bıraktığım o görüntü, kimi cenazelerde, yakalara takılan ve acınarak bakılan fotoğraflardan biri olmaya aday. Benim fotoğrafım olduğu için, ben bakıyorum içinden diye, yakalara takılmaya, haber detayına iliştirilmeye mani olacak hiçbir özelliği ve ayrıcalığı yok... Fotoğrafımı bırakarak kadere teslim olmuşum meğer. Akışa bırakmışım “o” beni...

İnsanın kendini, başkalarını sıradanlaştırarak baktığı, duyduğu, okuduğu “başkasına ait” bir yazıya, görüntüye ve sese dönüştürebiliyor olması ne kadar garip! Oysa, fotoğrafımızı çekenler, sesimizi kaydedenler, yazımızı bir yerde basanlar bizi önemser gibiler. Ama biliyorum ki, benden sonraya kalanlar olacak şu âlemde. Yazım da, fotoğrafım da, sesim de beni çeyrek geçen bir vakitte görülecek, okunacak, işitilecek. İşte o zaman herkes gibi bir “başkası” olacağım. Ölümü beklenir biri. Gitmesi kanıksanmış biri. Hiçbir yerde beklenmemesine alışılmış biri. Hiç kimsenin arama ihtiyacı duymadığı biri. Unutulmuş. Unutulmuşluğu da unutulmuş. Öylesine biri. Kalabalık bir istatistikte önemsiz görülen bir rakam oluvereceğim. “Başkası....”

Her kayıtta bir başkası olmaya doğru sürüyoruz kendimizi. Her fotoğrafın başına gelebilecek, başına geldiğinde de normal karşılanacak, hiç şaşırılmayacak, asla itiraz edilmeyecek o kaderin akışına bırakıyoruz kendimizi. “Ben” ben değil; “o” ben oluveriyoruz. Fotoğrafımızın çekildiği, sesimizin kaydedildiği, yazdıklarımızın okunur olduğu anlarda olmuyor mu sanki bu teslim ediş, bu vazgeçiş, bu bırakış...

Hiç özenmediğimiz anlarda da, hiç kaygısızca bağırıp çağırdığımız zamanlarda da, kayıtta değiliz diye keyfimizce konuştuğumuz köşelerde de, özenle hazırlanmış, her köşesi itina ile seçilmiş, her nefesi sayılarak verilmiş bir ömür sürmüyor muyuz? Dudağı, damağı, teni, sesi, yüzü, mimikleri, elleri, parmak uçları, kirpikleri, kaşları, saçının her teli, ilk ve son defa yaratılırcasına görülmeye değer, dokunmaya değer, işitilmeye değer kalitede hazırlanmış biri olarak geçiyor değil miyiz ömrün ortasından?

Şimdi derhal kendinin eski bir fotoğrafını bul. İyice bak o delikanlının, o genç kızın gözlerinin içine. Yıllar sonra sen bakacaksın diye nasıl da özenerek bakmış objektife “o” sen. Öyleyse şimdi “sen” sen ol, her anında, senden sonrakilerin gözüne değmeye değer fotoğraflar vermeye bak. Sadece dışının değil, içinin de görüntüsünü düzeltmeye bak. “Sen” sen ol da, “ben” ben olayım da, birlikte, sonların kendisinde son bulduğu, herkesten ve her şeyden sonraya kalan o “kutlu nazar”a, o “ebedî bakış”a nefesimizden, sesimizden ve niyetimizden seçilmiş, özenilmiş izler bırakalım.

“Hatırla ki bir zamanlar hatırlanmaya değer bir şey değildin...” diye sana hatırlatan o kutlu bakış sahibi, hatırlanmaya değer olduğun, hatırının sayılır olduğu şu zamanlarda, O’ndan başkasının seni hatırlamaya değer bulmayacağı, “o” sen olduğun o zamanların pozunu, özünü, sözünü ve izini özenle bırakmaya çağırıyor. s.demirci@zaman.com.tr

Zaman Pazar

 

Safya Başı

   

   

   
     

Toplam (0) adet  yorum eklenmiştir.

Yorumların Tamamı İçin Tıklayınız.
 
İzmir Hayvanat Bahçesi, 'kış günü' taşındı !
İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Sasalı'da yaptırılan Doğal Yaşam Parkı önümüzdeki günlerde zi
E-mail dolandırıcılarına 400 bin dolar kaptırdı
Amerikalı bir kadın, Nijeryalı internet dolandırıcılarına kaptırdığı 400 bin dolar ile, internetteki
Ev hanımlığı artık 'diplomalı' olacak
Ev işleri işlerini yapacak elemanların yetiştirilmesi amacıyla Kız Teknik Öğretim Genel Müdürlüğü bü
Karakoç, uyuyordu; birden şiir düştü aklına
Uyuyordum şiir düştü aklıma... "Benden selam söyle Hırçın Dede'ye Yazıktır, yoğurdu yola dökmesin...
Yüksek MP3 dinlemek işitme problemi yapıyor
Günde bir saat yüksek sesle MP3 çalar dinlemek, insanların işitmesinde ciddi problemlere yol açıyor.
Nasrettin Hoca'nın evi müze oluyor
Türk kültür tarihinin güldüren bilgesi Nasrettin Hoca'nın doğup büyüdüğü evin bütçe yetersizliği ned
Kadınların cuma namazı kılabileceği camiler...
Dinî eğitimde camilerin etkin rol oynamasını isteyen Diyanet İşleri Başkanlığı, kadınların camilere
Bir mektup yazdı 150 çocuğun kaderi değişti
Köyünde okul olmayan Diyarbakırlı Dilan, "Okumak ya da ölmek istiyorum" diye mektup yazdı, kaymakam
Ve kar yağışı kendini gösterdi
Erzincan'ı çevre illere bağlayan karayollarında akşam saatlerinde başlayan kar yağışı ulaşımı olumsu
Anne, cansız bedenine sarıldı yavrusunun
Annesiyle karşıdan karşıya geçerken, kamyon ölüm gelip bulmuştu. Canhıraş bir feryatla, oğlum demedi
Beni teknoloji bilgisi yüksek bir savcı anlayabilir
Dünyanın en tehlikeli 4. hacker çetesinin üyesi, Bahama Adaları'na gidebilmek için sahte kimlik ve p
Yeniden ortaya çıktı
Fare kadar boyları var ama maymun. Aniden kayboldu; şimdi ise bilim adamlarını şaşırttı.
İş görüşmesinde soruya akıl almaz cevap
Japonya'da saygın bir firmada yönetim, işe girmek isteyenlere bir soru sormuş ve soruya uygun cevabı
12 yıldır kayıp eş nüfusta ölü çıktı
Güner Sakaoğlu, bir iş için gittiği nüfus idaresinde, 27 yıl önce Libya'ya çalışmaya giden ve 12 yıl
Sobayla ısınan ilköğretim okuluna 12 bilgisayar!
Bursa'nın merkez Nilüfer ilçesinde sobayla ısınan ilköğretim okuluna, Belediye Başkanı Mustafa Bozbe

n

Çocuk istismarını önlemeye acil çağrı

n

YÖK Başkanı'nın oğlu kaza yaptı

n

Engelli ve yaşlılara tam otomatik ev

n

Ava giderken avlanıyordu

n

Kişiliğin parmaklarında

n

Meclis'e benzin bidonuyla girmeye çalıştı

n

Zaman'ın tiraj kampanyasında son durum

n

Kriz kurban fiyatlarına yaradı

n

Uludağ oteller bölgesine kar yağdı

n

TIR ile otomobil çarpıştı: 5 kişi öldü

n

Çocuklara TV ile yemek yedirmeyin!

n

Arabayı terk edin; siz kazanın!

n

Kaza yapan TIR viyadükte asılı kaldı

n

Türkiye kayıp Egehan'ı merak ediyor

n

Teheccüd namazına kalktı yangını fark etti

n

Bakanlıktan cezaevlerinde provokasyon uyarısı

n

Mutsuz insan neden televizyon seyreder?

n

Eşini, oğlunu, kolunu verdi ama...

n

Bir baba ile oğlun ibretlik hikayesi... Dinle

n

Ankara'da 400 bin aileye yardım

n

Tarlasından tarih çıktı!

n

Yozgatlı çiftçiler icralık oldu

n

İnsülin için yelkenlilerle 'Mavi Halka' oldular

n

THY yolcu sayısında rekora koşuyor

n

Philips'in Gebze'deki fabrikası kapatılıyor

n

Başbakan Erdoğan bu postere çok kızacak

n

Türkiye zencilerine reva görülen zulümler

n

Pastırma, artık lüks gıda maddesi: Dilimi 1.5 YTL

n

İstanbul'da elektrik kesintisi

n

Çalıntı 43 bin aracı MOBESE yakalayacak

n

Büyük göbek ölüm riskini arttırıyor

n

Tutuklu Türk balıkçıların ailesi perişan

n

Papağan boğulan bebeği kurtardı

n

Denizin altında 33 yıllık dram

n

Bu kasabanın bütün enerjisi güneşten

n

Müzik, kalbin de gıdasıymış

n

'Yılın kadını' ödülü'nü böyle aldı

n

Dilimizin tat haritası değişti

n

Yeni kıyafetleri yıkamadan giymeyin!

n

Erzurum'a mevsimin ilk karı yağdı

n

PKK mayınları koyunları telef etti

n

Rektörlük yarışında 'akıllara zarar' vaatler

n

Kurbanlıkların İstanbul'a giriş tarihi

n

Metro çalışması yüzünden bir işyeri çöktü

n

Binanın altı hastane üstü okul

n

Balina ile burun buruna gelme anı

n

Tamire alınan gemide yangın

n

Yarım paket çikolata kalp krizini uzak tutuyor

n

İnanılmaz ama gerçek: 16 parmaklı çocuk

n

Dünyanın 2. zeki insanı 20 yaşında bir Türk

n

Ölmeden mezarını yaptırdı. Ruhuna Fatiha

n

1 kişiyi öldürdü, para cezası aldı

n

Öğretmenin kış masrafı daha çok

n

En lezzetli tarifler restoranlarda değil evlerde

n

Şişhane-Maslak 21 dakika

n

Ardahan'da kar yağışı etkili oluyor

n

Her yerde su, üstelik artık güvenle içilebilir

n

'İnsan olmak isteyen Temel Yılmaz gibi olmalı'

n

Ege Denizi'nde 4 ayrı deprem

n

Kart borcunu kapatan sigortaya hücum
.: MORALHABER :.

VİDEO HABERLER

.: MORALHABER :.