Pazar akşamı Güngören'de meydana gelen ve 17 vatandaşımızın hayatını kaybettiği bombalı saldırı, 'dehşet görüntüleri filtreden geçirilmeden yayınlanmamalı' tartışmasını yeniden gündeme getirdi.
Daha önce Sinagog, HSBC ve Diyarbakır patlamalarında eleştiri oklarının hedefi olan televizyonlar, ABD elçiliğine yapılan saldırı sonrası yayınlarıyla da tepki toplamıştı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Tayyip Erdoğan, Güngören'deki patlamayla ilgili ilk açıklamalarında bu tür yayınların terörün ekmeğine yağ sürdüğünü hatırlattı. Kan ve ceset görüntülerinin yayınlanmasını psikologlar da tepkiyle karşıladı. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Psikiyatri Kliniği Şefi Doç. Dr. Kemal Sayar, "İnsanlarda genel bir güvensizlik ve demoralizasyon oluşturur ve onları çaresiz hissettirir." diyerek, görüntülerin toplum üzerindeki tahribatına dikkat çekti. Ajansların geçtiği ham görüntülerin filtreden geçmeden yayınlanmasına bazı televizyon eleştirmenleri tepki gösterirken, bazıları ise adeta kanalların hızını tartışmaya açarak şiddet görüntülerinin yayınlanmasına adeta davetiye çıkardı...
'Biz de istemeyiz ama haberciyiz...'
Medyadaki 'şiddet ve kan' görüntülerine devletin zirvesinden ve akademik çevrelerden gelen tepkiye televizyonların cevabı gecikmedi. Özellikle Güngören'deki olayları ilk yayınlayan 24'ün Haber Koordinatörü Yüksel Altıntaş, hiçbir televizyon yöneticisinin izleyicinin psikolojisini etkileyecek görüntü yayınlamak istemeyeceğinin altını çizerken, "Haberciliğin verdiği refleksle zaman zaman yanlışlar yapılmıyor mu? Yapılıyor. Şu var ki; o gece bize gelen görüntüler filtre edildi." dedi. Samanyolu Haber TV Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Böken, ölü ve yaralıların dakikalarca ekranda gösterilmesinin teröre hizmet ettiğini doğrularken, Kanal D İstihbarat Şefi Salih Selçuk izleyiciyi etkileyecek görüntülerin yayınlanmaması gerektiğinin altını çizerek, ilk anlar dışında kanalların buna dikkat ettiğini savundu. Bazı haber müdürleri olaya habercilik refleksiyle bakılması gerektiğini hatırlatırken, bazıları Başbakan'ın çıkışına destek vererek; bu tür konularda habercilik refleksinin geri plana itilmesi gerektiğini söyledi. Bu arada RTÜK, 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun'a göre "şiddeti özendiren" yayınları 4. maddenin (b) bendine göre denetliyor.
GÖRÜŞLER
Ahmet Böken (Samanyolu Haber TV Genel Yayın Yönetmeni):
Bu yayınlar teröre hizmet ediyor. Habercilik refleksiyle ham görüntüleri ekrana taşıyanların art niyeti olduğunu düşünmüyorum. Ancak bu görüntüleri toplumun psikolojisini bozmak için yayınlayan bazı mekanizmalar var.
Yaşar Gürsoy (atv Haber Koordinatörü):
Biz, sinagog ve HSBC patlamalarında kötü görüntü kullanmadık. Bir saat sonra görüntü girdik. Kullandıklarımızı mozaikledik. Böyle bir olayda haberi önce verme yarışı olmaz. Başbakan doğru söylüyor.
Suat Toktaş (CNN TÜRK Haber Müdürü):
Habercilikte rekabet 'hız' üzerine kurulu kaldıkça, bu tür 'kazalar' kaçınılmaz olacak. Bu anlayışı el ele verip değiştirmemiz gerekiyor. Burada sadece televizyonlara değil, haber ajanslarına da görev düşüyor.
Mete Çubukçu (NTV Haber Müdürü):
Geç kalma pahasına görüntüleri ayıkladık. Haber kanalları arasında bir yarış var, ancak bu durumlarda yarışı devre dışı bırakmak lazım. Makul karelerle olay anlatılabilir. Ham görüntüleri vermek şart değil.
Yüksel Altıntaş (24 Haber Koordinatörü):
Kanallar görüntüleri eleştiriye yol açacak şekilde yayınlamak istemez tabii ki. Ancak kanalları eleştirenler ertesi gün bazı gazetelerin, televizyonların dahi kullanmadığı, psikolojiyi altüst edecek görüntülerini görmezden geliyor.
Doç. Dr. Kemal Sayar (Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi):
Terör, eylemini medya ayağıyla tamamlar, onun tahrip ettiğinin detaylarıyla sergilenmesi, yaratmak istediği yıldırma etkisini pekiştirir. Böylesi zamanlarda dayanışma ruhunun öne çıkarılması gerekir.
ZAMAN