M.Ö. 1000’li yıllardan bu yana varlığını sürdüren bu şirin kasabanın en yüksek tepesini gezmekle başlayalım. Tepeye çıkarken dar ama cıvıl cıvıl sokaklarda neler satılmıyor ki... Yaşlı bey ve hanımların tezgahlarında dağ kekiği, nane, yün çorap, yazma, bal, zeytin, zeytinyağı, defne sabunu var...
DOĞAL KLİMA VAR
Tepeye çıktınız önce 4 YTL ödeyerek tarihi kalıntıları gezebilirsiniz. Tepede sizi sadece sütunları kalan Akropol karşılıyor. M.Ö. 540-525 yıllarında inşa edilen tapınak kasabanın tabii ki en güzel yerinde. Burada güneşin batışı da muhteşem. Karşınızda Midilli Adası sizi selamlıyor. Sanki denize atlayıp yüzseniz karşıya ulaşıverirsiniz gibi duruyor. Bir de rüzgar esiyor ki doğal klima. Ama yine de susuz kalmayın, bir şişe su 50 kuruş.
Akropol’ün hemen yanı başında 14’üncü yüzyılda Sultan Murat Hüdavendigar tarafından yaptırılan Hüdavendigar Camii’ye varıyorsunuz.
Tarihi yerleri gezdiniz, karnınız acıktıysa Assos’ta zeytinyağlı yemekleri size öneriyoruz. Tepeye çıkan yokuşu indiğinizde köyün içindeki Öğretmenin Yeri adlı restorana gidin. Taş masalarıyla çok şirin bir restoran. Börülce, fasulye, kabak çiçeği dolması, barbunya gibi zeytinyağlı yemeklerden oluşan bir zeytinyağlı tabağı isteyin. Yanında bir de kola için 10 YTL.
DENİZE DE GİRİN
Şimdi de sıra Assos’un merkezini görmeye geldi. Şöyle etrafı bir dolaşın. Sıcakladınız, denize girenleri gördünüz canınız mı çekti? Atın kendinizi suya. Denizi de pek temiz ama uyaralım suyu soğuk. Serinlemek dondurmasız olmaz. ‘Gazeteler çıkan dondurma’ diye nam salan Assos dondurmasından da tadalım. Üç topu 2.50 YTL.
STAR