İzzet TAŞKIRAN’ın Haberi
Emekli Tuğgeneral Tanrıverdi: ‘Görev yaptığım dönemde Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı ‘Vazifesine besmeleyle başlayan her asker potansiyel tehdittir’ demişti.
Moral FM’de, Ana Haber Bülteni’ne katılan emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi, geçtiğimiz günlerde açıklanan YAŞ kararlarına ilişkin önemli tespitlerde bulundu. Tanrıverdi, özellikle 28 Şubat sürecinde irtica gerekçesiyle ordudan uzaklaştırılan subayların maruz kaldığı haksızlıklara da değinerek yapılan ihraçların hukuka aykırı olarak bilinçli bir şekilde yapıldığını kaydetti.
Bu yılki YAŞ kararlarında herhangi bir atılma olayının olmamasının ihraçlardan memnun olanları sükut-u hayale uğrattığını söyleyen Emekli Tuğgeneral Tanrıverdi, 28 Şubat Post Modern darbe sürecinde verilen ihraç kararları hakkında şunları söyledi:
“ORDUDAKİ İNANÇLI İNSANLARI TASFİYE HAREKETİ TSK’YI YARALADI”
“Şimdiye kadar ihraçlar yanlıştı, hukuk dışıydı, haksızlıktı. 1995 yılından itibaren 28 Şubat post modern darbesinin öncesinin ve sonrasında bu yetki kullanıldı. Gayrı meşru ve hukuk dışı ihraçlar darbeci zihniyetinin dayatmasıydı. İstisnai durumlar için verilen YAŞ kararlarının yargı dışına çıkarılması yetkisi darbeciler tarafından hınç alırcasına ve hukuka aykırı bir şekilde bir inanç grubunun ordu içinden tasfiye edilerek, bir ideolojinin kadrolaşması amacı olarak kullanıldı. Fakat durdurulması için geç kalındı. Ordunun içindeki yasal olmayan mensupların çıkarılması için askeri yargı zaten yeterliydi. İnançlı insanları tasfiye hareketi TSK’yı Türk toplumu önünde yaraladı. Mütedeyyin insanlar ordumuzun üyelerinin müstemleke bir askeri topluluk şeklinde görmesine sebep oldu.“
“YAŞ ATAMALARIYLA BİRLİKTE DARBE OLMA İHTİMALİ AZALDI”
YAŞ’taki atamalarla birlikte meydana gelen yeni komuta kademe kadrosunun Türkiye açısından bir fırsat olduğunu söyleyen Tanrıverdi, Ergenekon örgütünün kaos planlarıyla yeniden gündeme gelen Türkiye’de darbe olma ihtimalinin çok düşük olduğunu belirtti.
Emekli Tuğgeneral Tanrıverdi, bu düşüncesinin gerekçesini şöyle açıkladı:
“Yeni alınan YAŞ kararlarıyla göreve başlayan komutanların çoğu 1965’ten sonra akademik olarak üst düzey eğitim almış kişilerdir. Dolayısıyla Türkiye’nin içinden geçtiği süreci ve krizleri iyi etüt ettiklerini düşünüyorum. Bunlar, 1960 döneminde görev alan komutanlara göre daha demokrat insanlar. Bu nedenle fiili darbe girişimleri içerisine gireceklerine pek ihtimal vermiyorum.”
2. Tugay Komutanlığı yaptığı dönemde TSK içinde mütedeyyin askerlerin fişlendiğini öne süren Tanrıverdi, dönemin Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı’nın “Vazifesine besmeleyle başlayan her asker potansiyel tehdittir” şeklinde konuşarak “İslami inancı hayat tarzı olarak benimsemiş askerlere” tehdit nazarıyla baktığını söyledi.
VAZİFEYE BESMELEYLE BAŞLAYAN HER ASKER POTANSİYEL TEHDİTMİŞ!
Tanrıverdi, konuşmasının devamında konuyla ilgili şunları kaydetti:
“2. Tugay Komutanlığı görevinde bulunmuştum. Benden sonra bu göreve gelen arkadaşımız herhangi bir şekilde inancını yaşadığına dair iz bulunan her kişi arkadaşlar hakkında yasal işlem başlatmıştı. Yine dönemin Kara Kuvvetleri kurmay başkanı “Vazifesine besmeleyle başlayan her asker potansiyel tehdittir” açıklamasında bulunmuştu. Bu düşünce çerçevesinde olaya bakarsak yasal bir suç isnat edilmeden ama İslami inancı hayat tarzı olarak benimsemiş askerlere tehdit nazarıyla bakılıyor. Bunların tespit edilip rapor edilmesi yetiyordu. Suçlanan askeri üyenin savunması alınmadan ya da yargı önüne çıkarılmadan alt kademelere gerekli ayırma sicili işlemin yapılması için emir veriliyor. Kuvvet komutanlığına gönderilen dosyalar eğer kabul görülürse Genelkurmay Başkanlığı’na geliyor. Buraya gelen dosyalar bir kurul tarafından denetime tabi tutuluyor. En son Genelkurmay Başkanına iletiliyor. Genelkurmay Başkanı’da YAŞ’a girsin ve görüşülsün şeklinde düşüncesini belirtirse asker hakkında yaptığı faaliyetler raporda yer alıyordu. Bu dosyada “Orada namaz kılıyor, buraya girip çıkıyor, eşinin başı kapalı” şeklinde ifadelerle suçlanarak yargılanmaktaydı.”
“ORDUDAKİ KRİZLERİN SEBEBİ TSK İÇİNDEKİ İDEOLOJİK KADROLAŞMA”
“Mütedeyyin insanların tamamı mürteci midir? Kesinlikle değildir. Demek ki bunlar dininin gereklerini yerine getiren insanlardır. Bugün yaşadığımız skandalların, müdahalelerin ve krizlerin baş sebebi TSK içindeki ideolojik kadrolaşmadır. Yani dini inancı tehdit olarak görülen anlayışın eseridir. Değişik inanç ve görüşteki insanlar orduda görev yapsa ülkedeki gibi bir yapı ve inanç havası oluşur. Buradan mürteciler orduyu ele geçirecek tarzında bir hava oluşturuluyor. Bu böyle değildir. Mütedeyyin askerlerin ordu içinde yer aldırılmaması, mütedeyyinlerin haklarına sahip çıkan partilerimizle ordumuzu karşı karşıya gelmesine sebep oluyor. Bu da devletin içindeki iki başlılığı ortaya çıkarır. Bu ikilikte Türkiye’nin geleceği için iyi olmaz. Böylece askeriyeyi bir ideolojiye angeje olmasını sağlıyor. Bu da askerin içine siyaset sokmaya vesile oluyor. Bu durumu engellemek için halkın dokusunun askeriyeye benzer şekilde yansımasıyla önüne geçilebilir. Yargısız tasviyelerin durdurulması bu durumu engelleyecektir.”
Www.Morhaber.Net