Murta YETKİN'in yazısı..
Rusya, Kosova’nın hesabını Gürcistan’da mı görüyor?
Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili’nin dün bitkin ve dağınık bir vaziyette yaptığı basın toplantısından akılda kalan, ABD’den duyduğu hayal kırıklığını dile getirmesi oldu. AB yetkilileri, Fransız Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner ve Finlandiya Dışişleri Bakanı Alexandr Stubb dün Gürcistan’daki durumu gördükten sonra, bugün görüşecekleri Rusya Başbakanı Vladimir Putin’i durdurmak umuduyla Moskova’ya geçtiler.
O arada Rusya, Gürcistan’ın ateşkes talebini resmen reddetmiş ve Rus tankları Abhazya üzerinden Gürcistan topraklarına girmişti bile.
ABD, Rusya’yı oransız güç kullanmakla suçluyor, BM’nin kınamasını istiyor, ama o kadar. AB’nin en üst düzeyde temsilci gönderdiği (bugün de dönem başkanı Fransa’nın Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy orada olacak) Gürcistan’a, ABD Dışişleri’nin bölgeden sorumlu Müsteşar Yardımcısı Matt Bryza gönderildi. Artık seçime gün sayan George Bush yönetimi, bu krizle ilgilenmek için görevlendirdiği yetkilinin düzeyiyle bile, adeta bu işi başına sarmak istemediğinin işaretini veriyor.
Amerikan yönetimi Saakaşvili’yi Osetya cehennemine itenin Rusların iddia ettiği gibi kendileri olmadığını anlatmaya çalışıyorlar.
Amerikan kaynakları, daha bir ay önce, 10 Temmuz’da ABD Dışişleri Bakanı Condoleeza Rice’ın Tiflis ziyaretinde Saakaşvili’ye ‘Rusya’nın Güney Osetya’da girişebileceği kışkırtma hareketlerine cevap verme, seni koruyamayabiliriz’ mesajını verdiğini dile getirmeye başladı.
Öyleyse Saakaşvili ülkesini, halkını ve kendisini felaketin ortasında bırakan bu adımı neden ve neye güvenerek attı? ‘Ukrayna ve Gürcistan’ı NATO’da görmek isteriz’ türünden uzun vadeli temennilerin bir Rus karşı saldırısıyla hemen gerçeklik kazanacağını mı düşündü acaba?
Amerikan düşünce kuruluşu Hudson Enstitüsü’nün bölgeyi ve enerji konularını yakından izleyen uzmanı Zeyno Baran’ın yanıtı, “Büyük bir hesap hatası” oluyor. Dün telefonda konuştuğumuz Baran şunları söyledi: “Saakaşvili, ABD yönetiminden üst düzeyde gelen dikkatli davranması gerektiği uyarılarına rağmen risk almak istedi. ABD için çok önemli olduğunu, ABD’nin yine de kendi yanında yer alarak Rusya’yı durdurmak için her şeyi yapabileceğini, ama hepsinden de çok Rusya’nın bu kadar sert tepki vereceğini tahmin etmedi. Bu yanılgıyla yalnızca kendisini ve ülkesini değil, bölgedeki büyük enerji ve işbirliği projelerini de tehlikeye atmış oldu.”
Baran, bir başka boyutu da dikkat çekiyor: “Vaşington’da yapılmaya başlayan yorumlara göre, Rusya bu durumu fırsat bilerek ABD ve Avrupa’dan Kosova’nın Sırbistan’tan koparak bağımsızlığı kazanmasına verilen desteğin hesabını görüyor. Buna kanıt olarak da, Batı dünyasının Kosova’nın bağımsızlığına gerekçe yaptığı ‘etnik temizlik’, ‘soykırım’ gibi sözcüklerin Putin tarafından Saakaşvili yönetimi için kullanılması gösteriliyor.”
Acaba öyle mi? Öyleyse, Rus tankları nerede duracak? Tiflis’te mi? Kim ve hangi koşullarda durduracak? Güney Osetya ve Abhazya, her halükârda Tiflis’in elinden artık kâğıt üzerinde de çıkmaya başlamış görünüyor. Bir ateşkes ve barış imzalanmasının koşulunun, hâlâ kâğıt üzerinde Gürcistan’a bağlı görünen Güney Osetya ve Abhazya’da en kısa zamanda referanduma gidilecek olması muhtemel. Bu referandumlarda Rusya Federasyonu’na bağlanmanın çıkması da öyle...
Dün bir suikast girişiminden kurtulan Saakaşvili’nin bu savaşın sonunu görmesi halinde artık devlet başkanı olarak Gürcistan’ı yönetmesinin kolay olmadığı görülmeli.
Aaa şu bir gerçek: Saakaşvili’nin yanlış hesabının faturasını Gürcü halkı daha fazla ödememeli. Rusların ilerleyişi son bulmalı. Gürcistan’ın yendien ve yeni bir şekilde ayakları üzerinde durması sağlanmalı.
Bu açıdan bakıldığında Başbakan Tayyip Erdoğan’ın dün teklif ettiği ve BM Genel Sekreteri Ban Ki Mun’a da söylediği ‘Kafkas işbirliği’ projesi önem taşıyabilir. İlk kez 2000 yılında Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından önerilen ve Rusya’nın da içinde yer alacağı bu ekonomik ve siyasi işbirliği projesi, belki şimdi savaşın sıcaklığında değil ama, barış sağlanınca değerlendirilebilir. Bölge ülkelerinin en azından böyle bir kriz patlamadan önce oturup konuşacakları zeminlere ihtiyacı var. Bölge, acemi bir liderin ‘nasıl olsa beni koruyan çıkar’ varsayımına dayalı yanlış hesaplarıyla savaşlara sürüklenmemeli bir daha.
Radikal