Mehmet PAKSU'nun yazısı...
Peygamberimiz kâinatın yaratılış sebebi midir?
Sayın Paksu, 17 Ağustos 2008 tarihli yazınızda "Sünnete uymak, kâinatın yaratılışına sebep olan Peygamber Efendimizi hatıra getirmek ve ona olan bağlılığımızı göstermek demektir" diyorsunuz. Peygamber Efendimizin (s.a.v.), kâinatın yaratılışına sebep olması ile ilgili kaynakları lütfedip bildirirseniz sevinirim. (Sarp Çetin)
“Biz seni âlemlere ancak rahmet olarak gönderdik”1 âyeti aslında sorunuza en güzel cevabı veriyor. Çünkü âyette geçen “âlem” kelimesi çok kapsamlı ve zengin bir kelimedir. Kâinat anlamına geldiği gibi, yaratılmış olan bütün varlıklar anlamına da geliyor. Fatiha’nın ilk âyetinde Yüce Allah kendisini “Âlemlerin Rabbi” olarak tanıtıyor. Yani bütün varlıkların Rabbi.
“Âlem” kelimesinin içine, geçmiş gelecek, olmuş olacak, yaratılmış yaratılacak, görünen görünmeyen, dünya âhiret, insan cin, mülk melekût aklınıza ne geliyorsa hepsi girer.
Yüce Allah âlemlerin Rabbi, Peygamberimiz de âlemlerin rahmet vesilesi. Yani Allah, âlemlere rahmeti onun sayesinde göndermiş.
Rahmet de çok geniş bir kelimedir. Allah lafzından sonra gelen Rahman ve Rahim isimlerinin tecellisidir.
Kur’ân’da “rahmet”, maddi manevi bütün nimetler ortak ifadesidir. Mesela, Kur’ân’da yağmurun adı rahmettir. Şu günden itibaren dünyadan yağmurun kesildiğini bir düşünün, hayat denen bir şey kalır mı? Kur’ân da rahmettir. Kur’ân kalksa ne olur? Dünya ayakta kalır mı? Çünkü Kur’ân kâinatın ruhudur, Peygamberimizin nuru da kâinatın hayatı ve şuurudur.
Bu âyetten başka Buharî’nin şartlarına uygun olarak kitabına hadis kaydeden el-Hâkim en-Nisâburî, Peygamberimizin kâinatın yaratılış sebebi olduğuna dair bazı hadislere yer veriyor.
İbn Abbas’ın anlattığına göre Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor:
“Allah İsâ’ya (a.s.) vahyetti: ‘Ey İsâ, Muhammed’e iman et. Ümmetine de emret ki, onlardan ona ulaşanlar da iman etsinler. Muhammed olmasaydı Âdem’i yaratmazdım. Muhammed olmasaydı Cennet ve Cehennemi yaratmazdım. Su üzerinde Arş’ı yarattığımda Arş çırpındı. Üzerine Lâ ilâhe İllallah Muhammedü’r-Resûlullah yazdım, sakinleşti.”2
Hz. Ömer'den rivayet edilen bir hadis-i şerifte de Peygamberimiz (a.s.m.) şöyle buyuruyorlar: "Ne zaman ki Âdem hatasını anlayıp: "Ya Rabbi! Muhammed'in hakkı için beni affetmeni diliyorum." dedi.
Allah Teâla da ona hitaben, "Ey Âdem! Ben, onu henüz yaratmadığım halde, sen Muhammed'i nasıl tanıdın?" buyurdu.
O zaman Âdem, "Ya Rabbi! Sen beni kudret elinle yarattığın ve bana ruh üflediğin zaman, başımı kaldırdığımda Arş-ı âlânın sütunlarında: "Lâ ilahe illallah, Muhammedü'r-Resulallah" yazılmış olduğunu gördüm. Zatının ismine, ancak yaratılmışların en üstünü ve en sevimlisini izafe edeceğini bildim" dedi.
Allah Teâla ona şöyle buyurdu: "Doğru söyledin. Hakikaten o, bana yarattıklarımın en sevimlisidir. Benden, onun hürmetine istediğin için Bende seni affettim. Şayet Muhammed olmasaydı, seni yaratmazdım."3
Abdullah bin Câbir, Peygamber Efendimize “Yâ Resulallah! Allah’ın her şeyden önce yarattığı şey nedir?” diye sormasın üzerine, Peygamberimiz (a.s.m.) şu cevabı verdi:
“Allah her şeyden önce senin Peygamberinin nurunu Kendi Nur’undan yarattı. Nur, Allah’ın kudretiyle dilediği gibi gezerdi. O zaman ne Levh, ne Kalem, ne Cennet, ne Cehennem, ne melek, ne semâ, ne dünya, ne Güneş, ne Ay, ne insan ve ne de cin vardı.”4
Demek ki, Peygamberimiz bu kâinat ağacının hem bir çekirdeği, hem nurlu bir meyvesi, hem de yaratılış sebebidir.
Enbiya Suresi, 21:107.
el-Hâkim, el-Müstedrek, 2:615; et-Taberânî, El-Mu’cemü’s-Sağîr, 2:182; 1:237; el-Beyhakî, Delâilü’n-Nübüvve, 5:489.
el-Hakim. El-Müstedrek, 2:615.
Kastalânî, el-Mevâhubü’l-Ledünniye, 1:7.
Bugün