Beşir Ayvazoğlu'nun yazısı...
Son zamanlarda hiç Bursa'ya yolunuz düştü mü? Düşmediyse, tavsiye ederim, gidin ve Osmangazi Belediyesi'nin zengin mimari mirasımızı canlandırıp gelecek nesillere aktarmak için yaptığı çalışmaları görün!
Keçecizade Fuad Paşa'nın "Osmanlı tarihinin dibacesi" dediği Bursa, benzersiz tarihî ve tabii dokusuyla harikulâde bir şehirdi; dilini bilenlere bir medeniyetin sırlarını ve bir devletin kuruluş hatıralarını fısıldardı. Sonra olanlar oldu; bütün tarihî Türk şehirlerinin başına gelenler onun başına da geldi. Vakıflar yağmalandı, büyük sanayi tesisleri kuruldu, bu tesisler büyük kalabalıkları Bursa'ya çekti, ova işgal edildi ve şehir betona boğuldu. Neler olup bittiğinin farkında olan birkaç fedakâr aydının ümitsizce çırpınışları sayılmazsa, tarih, kültür, mimari miras, tabii doku kimsenin umurunda değildi. Bu arada ne kadar tarihî eser yok edildi, ne kadarı hoyratça kullanıldı, Allah bilir! Birilerinin oturup bu kayıpların bir envanterini çıkarmasında fayda vardır!
Tarihî mirasın ne kadar hor kullanıldığını göstermesi bakımından Gökdere Medresesi tipik bir örnektir. Osmangazi Belediye Başkanı Recep Altepe, seçim çalışmaları sırasında Kayan Çarşısı esnafıyla görüşmeler yaparken, ziyaret ettiği bir dükkânın aka tarafında depo olarak kullanılan tarihî mekânı fark eder. Başkan seçildikten sonra meselenin üzerine gider ve bu mekânın kaynaklarda ismi geçen, önündeki salaş yapılar yüzünden varlığından çarşı esnafının bile farkında olmadığı Gökdere Medresesi olduğu ortaya çıkar. II. Bayezid devri müderrislerinden Zeyrekzade Paşa Çelebi tarafından yaptırıldığı söylenen medrese derhal kamulaştırılır. 1930'lardaki vakıf yağmasında özel mülkiyete geçen, bir ara kadın hapishanesi olarak bile kullanılan bu güzel yapı, şimdi pırıl pırıl, ışıl ışıl bir kültür merkezi olarak Bursalılara hizmet veriyor.
Bursa, her şeye rağmen hâlâ tarih zengini bir şehirdir; bu zenginliğin kültürümüz açısından ne anlam ifade ettiğini çok bilen Recep Altepe, seçildiği günden beri tarihî mirası Bursa'ya yeniden kazandırmak ve her birine yeni işlevler kazandırmak için adeta seferberlik ilân etmiş. Restore edilerek halkın hizmetine sunulan tarihî eserlerden birer cümleyle bile söz edecek olsam, bu yazının sınırlarını çok aşar: Haraççıoğlu Medresesi, Merinos Tren İstasyonu, Karabaş Tekkesi, Geyve Han, Tuz Hanı, Eskişehir Hanı, Davutpaşa Hamamı, Üftade Tekkesi, Seyyid Usul Dergâhı, Batık Hamam, Irgandı Köprüsü, Surlar, Sur kapıları, Muradiye Hamamı, Oruç Bey Türbesi, Abdal Meydanı, Simkeş Mescidi, Alacahırka Fatma Hatun Mezarı, Kavaklı Köpüklü Dede Mezarı vb.
Bana sorarsanız, sadece Ördekli Hamamı restorasyonu bile, bir belediye başkanının ismini yaşatmaya yeter. Bursa sevdalılarının yıllardır harap hâlde gördükçe üzüldükleri Ördekli Hamamı da, Gökdere Medresesi gibi restore edildi ve büyük kongrelerin bile yapılabileceği bir kültür merkezine dönüştürüldü. Yapımına Yıldırım Bayezid devrinde başlanıp Çelebi Mehmed devrinde tamamlanan bu muhteşem çifte hamamda iki ay kadar önce Osmangazi Belediyesi'nin önemli bir kültür hizmetinin tanıtım toplantısına katıldım. Toplantının konusu, Albert Gabriel'in "Bir Türk Başkenti Bursa" adlı kitabıydı.
Türk kültür ve sanatına birçok Türk'ten daha yakın ve daha saygılı bir sanat tarihçisi olan Gabriel'in yazdığı, Paris'te 1958 yılında basılan eser, Prof. Dr. Aykut Kazancıgil, Neslihan Er ve Hamit Er tarafından Türkçeye kazandırıldı, Osmangazi Belediyesi tarafından iki cilt halinde yayımlandı.
Evet, Osmangazi Belediyesi tarihî yapıları restore edip Bursa'nın kültür hayatına kazandırmakla kalmıyor, Bursa kültürüyle ilgili ciddi kitaplar da yayımlıyor. Özellikle "Bizim Mahalle" projesi kapsamında yayımlanan kitapların şehir kültürü açısından büyük bir boşluğu doldurduğunu söyleyebilirim. Ciddi bir arşiv çalışmasıyla ve mahallelerin yaşlı sakinleriyle görüşülerek toparlanan malzeme, insanda daüssıla duyguları uyandıran zevkli kitaplara dönüştürülüyor. Osmangazi, Mollagürani, Kavaklı ve Alaaddin mahalleleri için hazırlanan kitapları görmüştüm. Geçenlerde aynı diziden bir kitap daha çıkageldi: Bursa Muradiye Semti. Bursa Araştırmaları Vakfı'ndan Raif Kaplanoğlu'yla Osmangazi Belediyesi'nden Aziz Elbas'ın koordinatörlüğünde hazırlanan, öncekilere göre daha kapsamlı, kuşe kâğıda basılmış, ciltli, Muradiye'nin geçmişten bugüne bütün yönleriyle ele alındığı, gravürler, eski fotoğraflar ve haritalarla bezenmiş muhteşem bir kitap... Bursa sevdalılarına hararetle tavsiye ederim.
Dedim ya, gidin Bursa'ya, ama yanınıza Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Beş Şehir'iyle Mustafa Armağan'ın Bursa Şehrengizi'ni alıp gidin! Osmangazi Belediyesi'nin Bursa'ya kazandırdığı tarihî mekânlara uğramayı da ihmal etmeyin; emin olun, çok sıcak karşılanacaksınız.
DERKENAR
Barutçugil'in
35. sanat yılı
Otuz beş yıldır ebru sanatıyla uğraşan ve günümüzde bu sanatın en önemli temsilcilerinden biri olan Hikmet Barutçugil, İhsaniye'de satın aldığı tarihî konağı restore ederek "Ebristan" adıyla bir okula dönüştürmüş ve yüzlerce öğrenci yetiştirmiştir. "Barut Ebrusu" onun ismini taşır. Üsküdar'da yaşayan ilim, sanat ve fikir adamlarına büyük ilgi gösteren Üsküdar Belediyesi'nin bu değerli sanatkârı unutmamış olması ne kadar güzel. İncila Bertuğ tarafından düzenlenen "35. Sanat Yılında Hikmet Barutçugil" programı, 20. Uluslararası Kâtibim Kültür-Sanat Şenliği'nin açılış programı olarak değerlendirilecek. 25 Ağustos Pazartesi günü, Bağlarbaşı Kültür Merkezi'nde saat 14.30'da gerçekleştirilecek programda, dostları Hikmet Barutçugil'i anlatacaklar. Programda Bekir Ünlüataer tarafından mini bir konser verilecek, ayrıca Kültür Merkezi'nin fuayesinde Barutçigil'in ebrularından oluşan bir sergi açılacak. Aziz dostumu sanatının 35. yılında kutluyor ve saygıyla selamlıyorum.
Zaman