Ana Sayfam Yap | Son Dakika Ekle | Sık Kullanılanlara Ekle | Üye Ol | Üye Girişi | Künye | İletişim | Reklam

 

SONDAKİKA

* Abdulhey-Memati yumruk yumruğa Video * Melih Gökçek: ''Kim şerefsiz belli olacak'' * TSK'da 5'i irticai faaliyetten 24 kişiye ihraç * PKK'nın imzaladığı 28 yıllık gizli protokol * Tüm zamanın en ilginç kırmızı kartı Video * Sarısı koyu renk yumurta daha daha yararlı * İş için şınav çekilecek! * Mustafa Özcan Vakit'te ilk yazısını yazdı * Ahmet Şafak - Yüreğinle Gel DİNLE * Yazıcıoğlu: ''Doğan gazeteleriyle saldırdı''

Ana Sayfaya Dön

 

  Azınlık-çoğunluk meselesi  

Geçen hafta içinde New York Times'ta okuduğum bir haber oldukça dikkatimi çekti. Birinci sayfadan 4 sütuna yan manşet olarak verilen habere göre 2050 yılında Hispanik, Latino, Kızılderili vb. grupların toplam nüfusu beyaz Amerikalıları geçecekmiş.

Daha açık ifadeyle bugün azınlık olanlar 2050'de % 53'lük bir oranla çoğunluk olacakmış. Nitekim manşet başlığı azınlık-çoğunluk kavramlarının kullanıldığı kurgu üzerine bina edilmiş.

Haberde anlatılan muhtemel tablo aslında tarihî bir deverânın göstergesi. Çünkü bugünkü ABD topraklarını sahiplenip kendilerini hakiki Amerikalı gören Avrupalı göçmenler, 1500'lü yılların başında % 4'lük bir nüfus yoğunluğuna sahipler. Kızılderililer ise % 96. 1700'lü yılların sonunda bu tablo Avrupalı göçmenler lehine değişiyor; oran % 64. Kızılderililer ise ciddi ölçüde gerilemeye başlamış. Bu arada birinci, ikinci, üçüncü göç dalgaları diye adlandırılan Meksika başta olmak üzere dünyanın dört bir yanından devam eden göçlerle başka etnik unsurlar ülkeye yerleşiyor. Hispanikler ve Latinoların ağırlıklı kesimi teşkil ettiği bu göç dalgasında Hindistanlılardan Araplara kadar birçok etnik köken var. Göç ve doğumla sürekliliğini devam ettiren bu deverân yukarıda ifade ettiğimiz gibi 2050'de Avrupa kökenli Amerikalıların aleyhine bir tablo çıkartacak.

Bu zaviyeden baktığınızda aslında anormal bir durum yok. Çünkü ABD kuruluş günlerinden bu yana ne bir ulus-devlet ne de devlet-ulus. Yani ne 20. asır Avrupa ve Asya'sında gördüğümüz üzere ırk temelli siyasi ve sosyal yapılanmaya sahip ne de devlet erkinin taban kitleye dayattığı bir etnik köken anlayışına. Aksine insanların etnik kökenlerini olduğu gibi kabullenip vatandaşlığı sosyal bir mukavele esası üzerine kurmuş. O mukavelede yer alan şartlara bağlılık, dini, dili, cinsi, mezhebi ve ırkı ne olursa olsun ilgili kişiyi ABD vatandaşı olmaktan alıkoymuyor. Çoğulcu toplum anlayışı bu sistemin temelini oluşturuyor bir başka tabirle. Tabii bu kadar farklı özelliklere sahip tabanı bir devlet çatısı altında yönetmek kapsayıcı ve kucaklayıcı bir siyasi rejimi gerektiriyor. Demokrasi de bunu sağlıyor. Hatta şöyle denilebilir; demokratik sistemin ABD'de bu kadar yerleşik olmasında mezkur çoğul yapının rolü büyük.

Dengelerin değişmesi öyle kolay değil!

Buraya kadar aktarmaya çalıştığımız haber ve haber üzerine yapılan kısa yorum anlaşılabilir, kabullenilebilir bir muhteva izliyor sanırım. Ama sonrasına dikkat edin; haber, sunumda tercih edilen üslup ve ruhuna içirilen mana ile her tarafından bir yerlere mesajlar sunuyor. Adeta; "bu işin önüne geçmek için yarın çok geç olabilir. Haydi göreve!" diye çağrı yapıyor. Siz zannedersiniz ki 2050'de çoğunluğu ele geçirecek azınlık, bugün ABD'de yaşamıyor; uzaydan gelip burayı ele geçirecekler veya en azından üçüncü, beşinci sınıf vatandaş. Halbuki böyle bir şey söz konusu değil. Yarının çoğunluğu, bugünün azınlığı olan insanlar bu ülkede bugün itibarıyla ABD vatandaşı olmanın bütün nimet ve külfetini kendilerine hakiki Amerikalı diyen Avrupalı göçmenlerle birlikte paylaşıyorlar. Vergi ödemeden askerliğe kadar hemen her yerde birlikteler. Hatta burada "dirty job" denilen çöpçülükten maden işçiliğine uzanan ağır işleri onlar üstleniyorlar.

Eğer üslup ve haberin ruhundan okuduğumuz bu ihtimaller doğruysa ve ülkenin iç denge ve dinamiklerini belirleyen güçler buna müsbet cevap verirse yakın gelecekte çifte standartlı uygulamalara daha çok şahit olacağız demektir. Kehanet olarak algılanmamalı bu söylediklerim. Çünkü 11 Eylül sonrası bahsini ettiğimiz çifte standart İslam ve Müslümanlar özelinde acı acı yaşandı ve hâlâ yaşanıyor. Dünyanın jandarmalığını üstlenen, tek kutuplu dünyanın süper gücü olarak kendini gören, Rusya ve Çin başta her türlü potansiyel rakibi alt etmek için kısa, orta ve uzun vadeli plan ve projeleri devreye sokan bir üst yapının evinin içindeki dengeleri değiştirecek muhtemel gelişmelere rahatlıkla izin vereceğini zannetmek zaten dünyayı bilmemek demektir. Mazisi neredeyse yüzyıllara dayanan "yeni dünya düzeni" plan ve projeleri ile aleme nizâmât vermeye çalışanların bundan bir çırpıda vazgeçeceklerini ummak ve kendini yerinden-yurdundan edecek gelişmelere seyirci kalmaları beklenemez.

Bir ülkenin içinde yer alan statüko taraftarı iç dinamik güçler her zaman değişim ve dönüşümün önünde Berlin Duvarı gibi durmuşlardır. Sebep nettir; statükonun kendilerine sundukları maddi-manevi imkân ve imtiyazları kaybetmemek. Atanmışlar, diğer bir tabirle bürokratik kadro burada kilit rolü oynar. Üniversiteler, zengin işadamları, medya ve eğer demokratik değerler yerli yerine oturmadıysa silahlı güçler bu süreçte ikinci-üçüncü derecede rol oynayan yapılardır. Bizim ülkemizde de AB'ye üyelik bağlamında ortaya çıkan çatlak seslerin, "istemezük" diye ortalığı birbirine katanların, hatta bu hususta silahlı örgütlenmeye kadar gidenlerin kimler olduğunu sanıyorsunuz? Görünüşte öne sürdükleri ve inanmamızı istedikleri sebeplere aldanmamak lazım. AB gibi bir dış dinamiği yedeğine alarak değişim ve dönüşüm isteyen iç dinamiklerin önünü kesme mücadelesidir yaşananlar. Statükoyu, onun sunduğu imtiyazları kaybetmeme tek hedefleridir.

Pekala bu Berlin duvarı aşılabilir mi? Eğer dış dinamikler hukuki, ekonomik, siyasi argümanları yedeğine alarak değişim taraftarı iç dinamiklerin yardımına koşarsa aşılabilir diye düşünüyorum. İletişim ve ulaşım vasıtalarının geniş bir kullanım ağına sahip olması, demokrasiyi daha iyi özümsemiş taban kitleye sahip olması itibarıyla ABD'nin bu noktada mesela bizim ülkemizden çok daha şanslı olduğuna inanıyorum. Her ülkenin kendine özgü derin gerçekleri vardır. Her nedense söz konusu gerçekler derin olunca ortaya çıkan yapılanmalar ve yapılanlar çok değişmemektedir. Sahi, John F. Kennedy, Martin Luther King, Malcolm X'i kim öldürmüştü?

ZAMAN

2050'de Amerika'da dengeler değişecek?

23 Ağustos 2008 Cumartesi : 15:00

2050 yılında Hispanik, Latino, Kızılderili vb. grupların toplam nüfusu beyaz Amerikalıları geçecekmiş. Daha açık ifadeyle bugün azınlık olanlar 2050'de % 53 olacak.

Ahmet Kurucan'ın yorumu

  
 

Safya Başı

   

   

   
     

Toplam (1) adet  yorum eklenmiştir.

Sonat Kaya 24-08-2008, 04:42:42
Aslında ABD'de bir değişim var. Siyahi dışişleri bakanları hatta siyahi bir başkan adayı görebiliyoruz. Ama azınlıkların beyaz nüfusu geçmesi dengeleri tam olarak değiştirebilir mi bilemeyiz. Bir de kızılderili nüfusu çok düştü denmiş ama hispaniklerin çoğu kısmen kızılderili. Yani meksikalılar olsun diğerleri olsun hepsinde az çok yerli genleri var.
 
Yorumların Tamamı İçin Tıklayınız.
 
PKK'nın imzaladığı 28 yıllık gizli protokol
28 yıl önce örgütün silahlı çatışmayı bırakması için gizli bir protokol imzalandığı ortaya çıktı. Üç
Mustafa Özcan Vakit'te ilk yazısını yazdı
Gazeteci yazar Mustafa Özcan, 11 yıldır yazdığı Yeni Asya gazetesinden 'Allah ısmarladık' diyerek ay
Kıvanç: Ajan gazeteciler ve yeni bir gazete
İstihbarat örgütlerine çalışan gazeteciler konusuna giren Taha Kıvanç, ekonomik kriz döneminde yeni
'33 askerin öldürülmesi büyük bir komplo'
Bingöl’de 33 askerin ölümüyle sonuçlanan olay yeni yeni derinlemesine incelendiğinde komplo daha iyi
Ergenekon ve Cumhuriyet gazetesi ilişkisi
Ekrem Dumanlı, Ergenekon sanığı Tekin'in 'Aynı safta bulunduğumuz Cumhuriyet gazetesinin avukatları.
Sizce bu fotoğraftaki ünlü yazar kim?
Ertuğrul Özkök, yazısında bir fotoğraf yayınlayarak Baykal'a destek çıktı. Çarşaflı kadının kucağınd
Aytaç Durak'ın kimyasının bozulduğu an!...
Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak'ın AK Parti'den istifa etmesine neden olan soruyu Başb
Tuncay Güney'in sıra dışı tasvirine dikkat
Ergenekon davası ile birlikte hayatımıza giren Tuncay Güney kim? Nerede doğdu? Nasıl büyüdü? Nereler
MİT'e çalışan iki gezeteci deşifre oldu
Taha Kıvanç, Türk basınındaki 23 MİT ajanından söz etti. Ali Atıf Bir ise MİT'e çalışan iki gazeteyi
Vakit, Aydın Doğan'ı kendi silahı ile vurdu
Vakit ile Aydın Doğan arasındaki gerilim sürüyor. Vakit Gazetesi, Aydın Doğan'ı bu kez kendi silahıy
Taraf yazarlarından Taraf'ı kapatma planı
Taraf gazetesi kapandı, kapanacak... Kriz fena vuruyor Taraf'ı. Ama Taraf yazarlarına göre Taraf'ın
TRT'nin Stadyum'u bombayı patlattı Video
Galatasaray'ın eski golcüsü Hakan Şükür'ü transfer ederek dikkatleri üstüne çeken Stadyum yine bomba
Koru, ''Ergenekon'un 1 numarası''nı yazdı
Fehmi Koru, ''1 numara' beklendiği gibi bir asker değil de söylendiği gibi bir işadamı çıkarsa' diye
'Hizbullah'ı Paşa kurdurttu, Küçük yönetti'
Hizbullah'ı Teoman Paşa kurdurttu, Veli Küçük yönetti. Ergenekon'u çökerten 'Titanik batmaz' düşünce
Z. Livaneli'yi öfkelendiren çarşaf açılımı!..
‘Son tahlilde bu halka güvenilemeyeceğini’ söyleyen kıymetli romancı-şantör Zülfü Livaneli’yi öfkele

n

Perinçek'in uyguladığı ters köşe numarası

n

''Bağ - Kur'luya iş kazası yardımı'' var mı?

n

Korkma sayın General TSK yıpranmaz

n

'Yaşar Nuri Öztürk'ten yakışmayacak söz'

n

28 Şubat'ta 50 milyarı buharlaştıran zevat

n

Başbakan'ın en önemli seçim vaadi nedir?

n

Atatürk, orduyu siyasetten ayırmak istedi

n

Ergenekon kim? Güney mi? Eruygur mu?

n

Hürriyet yazarındaki kafaya bak!

n

Ergenekonculardan bomba taktik

n

'Baykal kötü bir Başbakan Yardımcısı'ydı'

n

İşten çıkarsam işsizlik ödeneği alır mıyım

n

MİT'e çalışan gazeteciler kim?

n

Akaryakıt dağıtım şirketlerine ceza yağdı

n

Başbakan, 'Size 2 ay süre, işi bitirin' dedi

n

Şuurlu öğretmenlerden ayrımcılığa tepki

n

Murat Belge: 'Yeni Ergenekonlar çıkar'

n

Bumin'den sonra Görmüş Hürriyet'e çattı

n

Doğan'ın Alman ittifakının ardındaki sır ne

n

'MİT'te iç hesaplama henüz bitmedi'

n

''PKK'ya davetiye' özel kalemi işinden etti

n

Zahid Akman, niye manşet olmadı?

n

Başbakan ile Baykal'ın terazideki gerçeği

n

MİT, Mehmet Eymür'ü niçin sattı?

n

Ergenekon davasının önemini anladık mı?

n

CHP değişecek mi yoksa amaç farklı mı?

n

'CHP'nin ilk Diyanet İşleri Başkanı' kimdi?

n

68 kuşağı aslında içi boş bir masal... Video

n

Şeytan nasıl oldu da 3 ayda hidayete erdi?

n

Türkiye, paylaşılmaz bir bölgesel güç mü?

n

Türkiye'nin Irak için 'ezber bozucu' B planı

n

Acı haber! İstanbul’un ilk camiine ne oldu?

n

Malum grup bu haberi niye görmemiştir !?

n

Avrupa'nın 'Türkiye hevesi' nereden çıktı?

n

Bayramoğlu: 'Baykal'ı unutalım gitsin'

n

Hayal kurma! Erdoğan'a alternatif değilsin

n

Yerel çözümler yerine evrensel yaklaşım!

n

Doğan’ın son eylemi Karakaya'yı şaşırttı

n

Efkan Ala'ya iftira... Yakışıyor mu size?

n

Ailecek bayram namazına gidilebilir mi?

n

Acaba o ana yakasına rozet taktırır mıydı?

n

Akyol, utanç veren Türk gazetesini yazdı

n

Türkiye'nin yarını daima hep ileri olmuştur

n

Sen şimdi gel de komplo teorileri üretme!

n

Serdar Turgut'u yerin dibine sokan utanç

n

7 ayda 200 PKK'lı terörist örgütten kaçtı

n

Gülgûn Feyman'ın şapkasını kaldırmışlar!

n

İmralı'ya yeni paket mi var?

n

Kriz tacirlerinin Türkiye'deki sinsi oyunları

n

Seçimler öncesi AK Parti'ye büyük tuzak!

n

2009'da Türkiye'ye ne kadar para lazım?

n

'Eğin, Türkiye'de gazeteciliğin yüz karası'

n

Cemal'in sözü Erdoğan'la Başbuğ Paşa'ya

n

Yüksek yargı hegemonyası nasıl kırılacak?

n

Sorsalar çok tecrübeli gazeteciler! Ya etik!

n

Medya çarşafa dolanınca saflarda değişti

n

Dolar vurguncuları Türkiye'yi böyle soydu

n

İşveren, işçisini ücretsiz izne gönderemez

n

Köşe yazarı olmuş ama adam olamamış!

n

İslam dünyası interneti neden keşfetmeli?

VİDEO HABERLER