İzzet Taşkıran'ın haberi
Star Gazetesi Yazarı Prof. Dr. Mahir Kaynak, Rusya-Gürcüstan Savaşı sonrası yeni dünya düzeni ve Türkiye’nin buradaki rolü hakkında Moral FM’de Sırrı Er’le Basında Bugün programına önemli açıklamalar yaptı.
MİT eski Başkanı Prof. Mahir Kaynak, Rusya ile ABD arasında Kafkaslar’da yaşanan çekişmelerin danışıklı dövüş olduğunu belirterek “Son yıllarda ABD’nin ciddi bir ekonomik problemi vardı. Var olan borçlarını ödemesi mümkün değildi. Rusya ise Avrupa’yla kıyaslandığında ekonomik olarak çok gerideydi. Bu iki güç dünyadaki hegemonyalarını güçlendirmek için tekrar askeri gücü ön plana çıkarmak istedi ve bu gelişmeler yaşandı.” dedi.
Basında Bugün’ün devamında “ABD ve Rusya’nın dünyada yeni bir denge kurmaya çalışırken rekabet edeceklerini fakat bunu kendi aralarında bir çatışmaya dönüştürmeyeceği görüşündeyim.” diyen Prof. Kaynak, Türkiye’nin iki devlet arasında dengeleyici bir rol oynayacağını söyledi ve sözlerine şöyle devam etti:
“Türkiye’nin önemi çok büyük, her iki tarafa da olumsuz bir tavır almayan bir noktada yer alacağız. Adeta tahterevallinin istinat noktası gibi denge kuracağız. Güç dengesi ne tarafa kayarsa biz onun tam karşı tarafından yer alıp dengeyi sağlayacağız. İki tarafta bunu istiyor. Biz şimdilerde Kafkas Birliği’ni kurmak istiyoruz. Halbuki Türkiye AB’ye girmek istiyordu, peki ne oldu bu amacımız? Aslında biz burada çok doğru bir strateji izliyoruz. ABD ile Rusya arasında Kafkaslarda gri bir bölge oluşacak, bizde bu bölgede etkin olacağız.”
Gürcistan’ın bu savaşta kullanıldığını vurgulan Mahir Kaynak, ABD’ye hakim olan gücün Şahinlerin adayı Mccain’in başkanlık seçimlerinden galip ayrılması için dünyada savaş tehtidini oluşturmaya çalıştığını belirterek “Burada Saakaşvili’nin hiç hesap yapmadığını düşünüyoruz değil mi? Hayır, aslında Gürcistan Başkanı’nı ABD’liler teşvik etti. Sen Osetya’yı kontrol altına al biz sana destek olacağız dediler. Amaçları dünya üzerinde askeri gücü ön plana çıkarabilecek bir konjonktür oluşturmaktı, ABD onu yaptı.” diye konuştu
Usta yazar sözlerinin devamında.”Bunu gerçekleştirmek için de Obama’nın barışa yönelik fikirlerinin gerçekleşmemesi ve savaş yanlılığının yani şahinliğin ön plana çıkması lazımdı. Şimdi bunu görebiliyoruz. Çünkü devlet başkanlarını halk seçer ama halkın kimin seçeceğinin şartı başkaları tarafından sizin önünüze konur. Sizin belli davranışınız vardır ama eğer birisi sizin nasıl hareket edeceğine karar verirse ve önünüze seçenek koyarsa o sizin kararınız mıdır, Yoksa onların istediklerini mi yapmış olursunuz?” diyerek önemli bir ayrıntıya temas etti.
ABD VE RUSYA KENDİ HEGOMONYALARI İÇİN GÜRCİSTAN’I KULLANDI
-Sayın Kaynak, yazdığınız makalede “Dünya gündemi hızla değişiyor ve yepyeni konularla karşılaşıyoruz. Geçmişteki demokrasi, ekonomi gibi haberlerin yerini silahlar doldurmaya başlıyor. İran kendi ürettiği uyduyu uzaya başarıyla fırlatıyor. Herhangi askeri tehdit içermeyen bu eylem İran füzelerinin nereye kadar ulaşabileceği sorusunu gündeme taşıyor” diyorsunuz. Peki dünyada bu noktada bir öngörü eksikliği mi var?
Burada benim düşüncem şuydu. Yeni düzende her ülke hangi alanda güçlüyse onu bir kriter haline getirmek ister. Ekonomisi güçlü olan parasıyla, silahı olan silahlanma alanında olduğu gibi. Son yıllarda ABD’nin ciddi bir ekonomik problemi vardı ve var olan borçlarını ödemesi mümkün değildi. Rusya ise Avrupa’yla kıyaslandığında ekonomik olarak çok gerideydi. Bu noktada şöyle bir analiz yapma ihtiyacı hissetmiştim. Bu iki güç dünyadaki hegemonyalarını güçlendirmek için tekrar askeri gücü ön plana çıkaracaklardır. Bu tahminim maalesef doğru çıktı. Bir de baktık ki her yerde silah sözcüğü kullanılmaya başlandı. Hatta Rus genelkurmay başkan yardımcısı gerekirse nükleer güç kullanırız dedi. Bu durumda Avrupa’nın da yapacak bir şeyi kalmadı. Örneğin koşuya hazırlanan bir atlet güreşte başarılı olamaz. Burada Avrupa’nın böyle bir durumu var. Dikkat ederseniz ABD ve Rusya ön planda olunca dünyada güvenlik sorunu ortaya çıktı.
TÜRKİYE, ABD-RUSYA MÜCADELESİNDE DENGE ROLÜ OYNAYACAK
—Dünyadaki ülkeler kendi iradeleriyle mi bir safta yer alacak yoksa dünyadaki şartlar onları bir tarafta yer almaya mı itecek? Eğer kararlar var olan şartlara göre alınacaksa bu kararı alırken aldıranlar mı tercih edenler mi belirleyici sayılacak?
Ben, ABD ve Rusya’nın dünyada yeni bir denge kurmaya çalışırken rekabet edeceklerini fakat bunu kendi aralarında bir çatışmaya dönüştürmeyeceği görüşündeyim. Bu pazarlıkta herkes kendi payına düşeni arttırmak için gayret gösterecektir. Ondan sonra herkes kendi nüfuz bölgesini belirleyecektir. Çünkü 2. Dünya Savaşı’nda da böyle oldu. Mesela müttefikler savaşta omuz omuza Almanya’yı yendiler. Savaştan sonra el sıkışıp menfaatleri paylaştılar, ardından da birbirlerine kapılarını kapatıp düşmanlıklarını ilan ettiler. Bu aslında bir düzen kurmaktı ama biz bunu anlamamıştık. Şimdi yine böyle bir şey yapılacak? Acaba ben olsaydım yeni düzeni nasıl oluştururdum? Doğu Avrupa özellikle ABD’ye yakın. Avrupa ikiye ayrılarak biri Rusya’ya biri de ABD’nin yanında olacaktır. Türkiye’nin önemi çok büyük, her iki tarafa olumsuz bir tavır almayan bir noktada yer alacağız. Adeta tahterevallinin istinat noktası gibi denge kuracağız. Güç dengesi ne tarafa kayarsa tam karşı tarafından yer alıp dengeyi sağlayacağız. İki tarafta bunu istiyor.
Biz Kafkas Birliği’ni kurmak istiyoruz. Halbuki Türkiye AB’ye girmek istiyordu ne oldu bu amacımız? Aslında burada çok doğru bir strateji izliyoruz. ABD ile Rusya arasında Kafkaslarda gri bir bölge oluşacak, bizde bu bölgede etkin olacağız.
“ABD, MCCAİN’İ BAŞKAN YAPMAK İÇİN SAVAŞ ORTAMI OLUŞTURUYOR”
—NATO, yaptığı görüşmelerde Gürcistan’a destek olurken Rusya’ya da birtakım uyarılarda bulundu. Bunu nasıl değerlendireceksiniz?
Ben Kafkaslarda ABD’nin gücünün olacağını zannetmiyorum. Bizim dışımızda -ki biz de buralara yabancı değiliz- başka bir yabancı ülke barınamaz. Esas itibariyle bir gerginlik yaratılmak isteniyor. Bu çok normal aslında çünkü gerginlik olmadan askeri güçler nasıl ortaya çıkar? Bakınız dünyada bugün ciddi bir krizle karşı karşıya kaldığımızı düşünüyoruz. Halbuki olayın aslı böyle değil. Burada Saakaşvili’nin hiç hesap yapmadığını düşünüyoruz değil mi? Hayır, aslında Gürcistan Başkanı’nı ABD’liler teşvik etti. Sen Osetya’yı kontrol altına al biz sana destek olacağız dediler. Amaçları dünya üzerinde askeri gücü ön plana çıkarabilecek bir konjonktür oluşturmaktı, ABD onu yaptı.
Uzun zamandır ABD’de başkanlık seçimlerinde MCcain’in kazanacağını söylüyorum. Bunun içinde Obama’nın barış projelerinin gerçekleşmemesi ve savaşın yani şahinliğin ön plana çıkması lazımdı. Bunu görebiliyoruz şimdi değil mi? Çünkü devlet başkanlarını halk seçer ama halkın kimin seçeceğinin şartı başkaları tarafından sizin önünüze konur. Sizin belli davranışınız vardır ama eğer birisi sizin nasıl hareket edeceğine karar verirse ve önünüze seçenek koyarsa o sizin kararınız mıdır, Yoksa onların istediklerini mi yapmış olursunuz? Bu sorunun cevabı aslında çok basit.
“ABD, AHMEDİNECAD’IN İKTİDARDA KALMASI İÇİN UĞRAŞIYOR”
—Dünyadaki gelişmeler göz önüne alınırsa İran’nın rolü bu noktada nasıl olacaktır?
Tahminim bu dengede Rusya’nın yanında yer alacaklardır. Çünkü Doğu Avrupa önemli ölçüde ABD’ye yöneldiği için Rusya cephesi çok boş kalıyor. İran’da bu boşluğa doldurarak denge oluşturacaktır. Türkiye’de Rusya’ya yakın ama ortada yer alarak bir denge gözetecektir.
İran’ın dünyayı tehdit eden davranışlarının ardındaki sırrı görebiliyor musunuz? Yoksa İran ABD gibi bir süper güçle baş edebilecek bir konumda mıdır? Tabi ki hayır. Bir de her zaman şu soruyu soruyorum: Bu ABD’nin İran’la düşman olacak kadar ne ilişkisi olabilir? Sürekli İran’la didişme halindeler. ABD, bu ülkedeki radikallerin başta kalması için bunu yapıyor. Böyle bir gerginlik olmasa Ahmedinecad’ın iktidarda kalması yerine daha ılımlı bir kişinin başa gelmesi mümkün olabilir miydi? Bu sorunun cevabı evet olacaktır.
SADDAM HÜSEYİN OLMASAYDI IRAK ŞİMDİ SÜPER GÜÇ OLACAKTI
—Saddam Hüseyin döneminde aynı şey Irak’ta da olabilir miydi? Aynı düşünceler burada da geçerli miydi?
Ona çok benziyor. Saddam oturdu ABD ile didişti. Bakın Irak böyle şeylerle uğraşmayıp doğal kaynaklarını ve zenginliklerini kendi halkına harcasaydı bırakın bölgeyi dünyanın en güçlü ülkesi haline gelirdi. Hem doğal kaynakları var, hem iklimi diğer ülkeler gibi çöl değil. Şimdi o güzelim ülke ölüm tarlası haline geldi. Demek ki aynı şartlara sahip olsanız bile yanlış kararlar sizi ölüme ya da refaha götürür. Önemli olan ülkeniz için sağlıklı kararlar vermektir.
Www.Moralhaber.Net