İzzet Taşkıran’ın haberi
Ateş: “Türkiye’de iktidar olup toplumu yönetmek istiyorsunuz, belli kuralları kabul etmek ve uymak zorundasınız.”
Bugün Gazetesi yazarı Prof. Dr. Toktamış Ateş, “Eski İslamcılardan liberal olmaz, onlar takiyye yapıyor” diyenlere katılmadığını belirterek bazı kesimlerin bu yöndeki kaygılarının düşündürücü olduğunu sözlerine ekledi.
Moral FM’de hafta içi her gün yayınlanan “Sırrı Er’le Basında Bugün” programına katılan Prof. Ateş, “AK Parti şeriat devleti kurmak istiyor” şeklindeki düşüncelerin yanlış bilgilendirme ve odaklanmadan kaynakladığını söyledi.
Siyaset Bilimci ve akademisyen yazar Ateş, bazı kesimlerce ortaya atılan bu düşüncelerin yersiz olduğunu şu sözlerle açıkladı:
“Bilgi Üniversitesi’nde sinema-TV bölümünde okuyan genç bir bayan tanıdığım var. Dönem ödevi olarak belgesel hazırlarken değişik verilerden ve fotoğraflardan da yararlansın diye ona beraberce Fatih’e gitme teklifinde bulundum. Buraya gittiğimizde sözünü ettiğimiz kız ciddi bir şekilde şaşırdı ve “burada böyle insanlar yaşıyor mu?” dedi. Ben ona “Sen ne bekliyordun?” diye sorduğumda “buraya benim gibi bir insanın girebileceğini hiç düşünmemiştim” cevabını verdi. Onların çevresinde herkes bunu söylüyormuş. Burada yanlış propaganda diyemeyeceğim ve demek istemediğim bir kanı söz konusu. Galiba burada yanlış bilgilendirme ve odaklanma var. Bu durumda samimi bir korku ve rahatsızlık yaratmış durumda.”
“Refah Partisi içinde de AK Parti’de olduğu gibi radikal bir uç vardı ve azınlık olmalarına rağmen çok ses çıkartıyorlardı.” diyerek önemli bir saptamaya imza atan Toktamış Ateş, o günlerde kendisini korkutan bazı gelişmelerden de bahsetti.
Ateş, “Refah Partisi’ne destek veren medyada ve köşe yazılarında hiç unutmadığım ve beni korkutan bir başlık vardı: “İslamiyet’i camiye hapsedemezsiniz.” Bu tür sloganlar şimdilerde unutuldu. Bunu derseniz karşınızdaki adam “eyvah bunlar şeriatı kurmak istiyor” diyebilir. Ama o zamanlar yaygın şekilde bunlar dile getirilmişti.” dedi.
Refah Partisi’nin kapatılma sebebini içinde var olan radikal sesleri susturma ve kontrol alma çabasında olmamasına bağlayan Toktamış Ateş AK Parti’nin de bunlardan ders aldığının altını çizdi.
Programın sonlarına doğru iktidar partisine yönelik bazı mesajlar yollayan Ateş, “Bugün Türkiye’de egemen olup toplumu yönetmek istiyorsunuz, belli kuralları kabul etmek zorundasınız. Çünkü dünyadaki bütün devletler belli bir görüş üzerine kurulmuştur. Türkiye’nin temelindeki kurucu felsefesi de halk egemenliğine dayalı laik, çağdaş, bir ülke olma hedefindedir. Siz örneğin çağdaşlığı ve laikliği ihmal ediyor gibi görünürseniz, ya da en azından o yönde fotoğraf verirseniz sizi rahat yönettirmiyorlar. Ülkelerdeki demokrasilerde kurucu felsefenin dışına çıkılmasına göz yumulmuyor.” diye konuştu.
ABD’Lİ ÇOCUKLAR KERRAT CETVELİNİ BİLE MAKİNEYLE HESAPLIYOR
—Dünkü makalenizde belirttiğiniz bir hususu sormak istiyorum. Eski İslamcıların liberal olduğuna inanmayan ABD’nin bu noktada göremediği ve aklının ermediği şey nedir?
Makalemden aktardığınız gibi onlar insan faktörünü ihmal ediyorlar. Daha doğrusu bunlarda bir bilgisayar bağımlılığı başladı. Yaşamın her alanını etkileyen bir bağımlılık bu. Öyle ki Amerikalı çocuklar kerrat cetvelini ezberleyemeyip sonuçlar için ellerindeki hesap makinelerine bakıyorlar. Bilgisayara bilgiyi yüklerseniz bunun ışığı altında size seçenekler sunar. Ama bu yolla insanın heyecanını, umutlarını ve duygularını veremezseniz. Böyle olunca bilgisayarda birtakım sonuçları eksik yönleriyle öğrenip yanlış yapıyorlar.
TÜRKİYE’DEKİ ENDİŞELERİN KAYNAĞI YANLIŞ BİLGİLENDİRMEDİR
—Makalenizde, “eski İslamcıların liberal olduğuna ABD’lilerin yanı sıra Türkiye’den bazı kesimlerde inanmıyor ve onların şeriat devleti oluşturmak için takiyye yaptıklarını düşünüyorlar ama ben bu tip korkuların olduğuna katılmıyorum” diyorsunuz. Sizce bu kesimdekiler endişelerinde samimiler mi?
Öyle olduğunu düşünüyorum. Böyle insanlar benim çevremde de var. Gerçekten de böyle bir endişe içindeler. Daha önce de bu örneği vermiştim. Bilgi Üniversitesi’nde sinema-tv bölümünde okuyan genç bir bayan tanıdığım var. Dönem ödevi olarak belgesel hazırlarken değişik verilerden ve fotoğraflardan da yararlansın diye ona beraberce Fatih’e gitme teklifinde bulundum. Buraya gittiğimizde sözünü ettiğimiz kız ciddi bir şekilde şaşırdı ve “burada böyle insanlar yaşıyor mu?” dedi. Ben ona “Sen ne bekliyordun?” diye sorduğumda “buraya benim gibi bir insanın girebileceğini hiç düşünmemiştim” cevabını verdi. Onların çevresinde herkes bunu söylüyormuş. Burada yanlış propaganda diyemeyeceğim ve demek istemediğim bir kanı söz konusu. Galiba burada yanlış bilgilendirme ve odaklanma var. Bu durumda samimi bir korku ve rahatsızlık yaratmış durumda.
REFAH PARTİSİ RADİKALLLERE DUR DİYEMEDİĞİ İÇİN KAPANDI
—İktidarı elinde bulunduran AK Parti’ye açılan kapatma davasının odağında İslami şeriat devleti kurmak istiyorlar şeklinde bir görüş vardı. Siz makalenizde bu konuya değinirken “Refah Partisi’nin bu konuda gözü daha karaydı” diyorsunuz. Bu konuyu biraz açar mısınız?
Bu konu benim önem verdiğim konuların başında geliyor. Refah Partisi içinde de AK Parti’de olduğu gibi radikal bir uç vardı ve azınlık olmalarına rağmen çok ses çıkartıyorlardı. Parti yönetimi de bunların çıkardıkları yüksek sese aldanıp sayıları çok diye onlara bir şey demiyorlardı. Bunların yüksek sesle dile getirdikleri talepleri, diğer yandan Erbakan’ın Kaddafi’nin çadırındaki ağır ifadelere tebessümle karşılayıp cevap verememesi aklıma gelen ilk örneklerdir. O günlerde bu iktidara destek veren medyada ve köşe yazılarında hiç unutmadığım ve beni korkutan bir başlık vardı. “İslamiyeti camiye hapsedemezsiniz.” Bu tür sloganlar şimdilerde unutuldu. Bunu derseniz karşınızdaki adam “eyvah bunlar şeriatı kurmak istiyor” diyebilir. Ama o zamanlar yaygın şekilde bunlar dile getirilmişti.
—Refah Partisi’nde bulunan bazı isimler şimdilerde AK Parti’de önemli görevler üstleniyorlar. Bu görüşleriniz ışığında neler söyleyebilirsiniz?
Orada söylediğim çok açık. Bu makalem yanımda yok ama ondan sonraki cümlemde “herkes iyi şartlarda yaşamak ister.” demiştir. Refah içinde de birçok insanın bu konularda daha ılımlı olabileceğini düşünüyorum. Kapatılan Refah Partisi hiçbir zaman içinde radikal olan katı sesleri susturma ve kontrol alma çabasında olmadı. Maalesef bu da onların sonunu hazırladı.
İKTİDAR OLMAK İSTİYORSANIZ KURALLARI KABUL ETMEK ZORUNDASINIZ
—AK Parti’nin kapatılan Refah’tan daha farklı bir portre çizmesinin temelinde AB’ye girme hedefi mi yatıyor?
AK Parti’de hedef sadece AB’ye girmek değil. Ama bu husus onlar için önemli bir faktördür. Ancak AK Partililer şunu gördü: Bugün Türkiye’de egemen olup toplumu yönetmek istiyorsunuz, belli kuralları kabul etmek zorundasınız. Çünkü dünyadaki bütün devletler belli bir görüş üzerine kurulmuştur. Türkiye’nin temelindeki kurucu felsefesi de halk egemenliğine dayalı laik, çağdaş, bir ülke olma hedefindedir. Siz bu hedefin dışına çıkarsanız, örneğin çağdaşlığı ve laikliği ihmal ediyor gibi görünürseniz, bakın ettiler ya da etmediler demiyorum ama en azından o yönde fotoğraf verirseniz sizi rahat yönettirmiyorlar. Bir demokraside halkın üstünde bir irade olur mu derseniz genellikle ülkelerdeki demokrasi kurucu felsefenin dışına çıkmasına göz yumulmuyor. Bu konuda da daha gerçekçi olunursa AK Parti’nin politikasını anlamak mümkün. Sadece AK Parti değil çoğulcu anlayışın olduğu her yerde AB’ye girmeyi önemsiyorlar.
Www.Moralhaber.Net