Ana Sayfam Yap | Son Dakika Ekle | Sık Kullanılanlara Ekle | Üye Ol | Üye Girişi | Künye | İletişim | Reklam

 

SONDAKİKA

* Adı cep telefonuydu ama ağırlığı 1 kiloydu  * Rıdvan'dan acı Fenerbahçe yorumu  * Vitamin istiyorsanız kividen vazgeçmeyin * Şimşek: 'Krizden hızlı çıkma potansiyelimiz var' * Formula 1 pilotu ölümden döndü * Ertuğrul Özkök, sahte pasaport işi yapmış * Acil serviste Rambo bıçaklı kavga! Video * MSN gezginleri bunu kulağınıza küpe edin * Şaban Dişli olanları anlattı, suçsuzum dedi * Ev sahibine iyi kiracıya yönelik kötü haber

Ana Sayfaya Dön

 

'Montrö Anlaşması, gelecekte değişecektir'

28 Ağustos 2008 Perşembe : 16:48

Ankara Global Araştırmalar Merkezi Başkanı Doç. Dr. İdris Bal, gerilen Rusya-ABD ilişkileri nedeniyle daha da önem kazanan Montrö Anlaşması’nın bazı maddelerinin değiştirilebileceğini söyledi.

İzzet TAŞKIRAN’ın Haberi

 

İdris Bal: “Montrö Anlaşması, gelecekte mutlaka değişecektir”

 

Ankara Global Araştırmalar Merkezi Başkanı Doç. Dr. İdris Bal, gerilen Rusya-ABD ilişkileri nedeniyle daha da önem kazanan Montrö Anlaşması’nın bazı maddelerinin değiştirilebileceğini söyledi. 

 

Moral FM’de Sırrı Er’le Basında Bugün programına katılan Doç. Dr. Bal, soğuk savaş sonrasında Türk dış politikasının manevra alanının genişleyerek rahat ve özerk hareket imkânını yakaladığını kaydetti.

 

İdris Bal, yaptığı açıklamada “Karadeniz’de Romanya, Bulgaristan, Gürcistan ve Ukrayna gibi ülkeler biliyorsunuz ki Rusya’ya karşıdır. Türkiye buna karşın her ne kadar NATO üyesi ve ABD ile belli dönemlerde stratejik ortak olsa bile dengeli bir politika izlemeye çalışıyor. Kafkaslardaki politikalarla alakalı takip ettiği bu çizgi soğuk savaş sonrası izlenmesi gereken politikalarla bire bir örtüşüyor.” diye konuştu.

 

Türkiye’nin bölgesel bir güç olması için birileriyle dost diğerleriyle tamamen düşman olmak şeklinde bir anlayışa sahip olmaması gerektiğinin altını çizen ünlü akademisyen,

 

“Kafkasya ve Balkanlar’dan bize ne, kendi işimize bakalım derseniz hiçbir yere varamazsınız. Bölgesel güç olmanın hakkını vermelisiniz. Bu yüzden biz Kafkaslardaki gelişmelere asla sırt çeviremeyiz. Özellikle enerji alanında Rusya’ya bağlı durumdayız. Yaşanılabilecek bir kriz nedeniyle doğalgaz kesilirse iç piyasada kapanmaz yaralar alabiliriz. Bu sorunu alevlendirmek yerine en azından bir süre doldurulması yerinde olacaktır. Bu ortam Türkiye’yi bölgede daha önemli ve kıymetli kılacaktır. Benim gözlemlediğim kadarıyla hükümette bunu istiyor.” diyerek Türk dış politikası hakkında yeni bir açılımda bulundu.

 

Basında Bugün’de büyük tartışmalara yol açan Montrö Anlaşması’nın dönemin koşullarına göre ülkemize önemli kazanımlar sağladığını belirten İdris Bal, “Sözleşme aslında zamanın koşullarına uygun bir şekilde imzalanmış. Zannediyorum bugün olmasa da gelecekte sözleşmeyi revize etme noktasında farklı kesimlerden belli talepler gelecektir. Ticaret gemilerinin Boğazlardan geçişi noktasında tam serbestlik uygulanıyor. Diğer taraftan da tüm Hazar kaynaklarının Boğazlardan taşınması Türkiye’yi çok korkuttu. Çünkü bu sebeple kazalar oluşuyordu, bunların geçişi risk taşıyordu ve diğer taraftan Türkiye’nin öncülüğünde ortaya atılan projeleri baltalıyordu.” dedi.

 

“Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler ABD taraftarı olarak Rusya’ya şüpheyle bakmaktadır. Bu nedenle gelecekte bu tür talepler onlardan gelecektir. Ama günümüzde Türkiye’nin elinden geldiğince statükoyu koruma düşüncesinde olmalıdır” al, konuşmasının devamında ihtimal dahilinde olan Rusya-ABD Savaşı’nda Türkiye’nin olması gereken yeri şöyle açıkladı:

 

“Türkiye’nin sabrı nereye kadar devam edebilir? Bunun cevabı da aslında belli. Tansiyon yükselir ve soğuk savaş dönemine girilirse Türkiye, ABD’nin yanında yer alacaktır.” Uluslararası ilişkiler çıkar meselesidir. Artı ve eksiler tartıldığında Amerika’yla ilişkilerimiz daha yoğun olduğu için bir süre sonra Rusya’dan uzaklaşılacaktır. Diğer taraftan bölgesel çıkarları olan Türkiye böyle bir ikileme düşmemek için sabır göstermektedir.”

 

 “Rusya’da bu hususta bize yardım etmeli. Aksi taktirde ciddi anlamda ticaret düşer, doğalgaz anlamında sıkıntı olabilir. Bu olumsuzluklar sonucunda ülkedeki siyasi irade zor duruma düşebilir. Gelecekte Montrö Anlaşması sorgulanabilir. Fakat burada önemli olan Türkiye’nin çıkarının ne olacağıdır? Buna dikkat etmek lazım. ABD elindeki teknolojisiyle savaş gemileri ve donanım anlamında her alanda serbestliği istiyor. Diğer taraftan da Rusya bunu istememektedir. Böyle olursa Türkiye dışında Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler Rusya’nın karşısında yer alacaktır. Bu gerçekleşirse Montrö’nun sorgulanmasını bekleyebiliriz. Ama böyle bir belirsizlik halinde doğru olanın Türkiye’nin mevcut statükoyu muhafaza etmesi olacaktır.”

 

TÜRKİYE, KAFKASLAR’DAKİ GELİŞMELERE SIRT ÇEVİREMEZ

 

—Yaşanılan son gelişmelerle dünyada hava çok gerildi. Rusya-ABD çekişmesi Türkiye’nin Kıbrıs’taki elini zayıflattı. Bu noktada Türkiye nasıl bir politika izlemeli size göre?

 

Öncelikle şunu kabul etmek lazım ki soğuk savaş sonrası Türk dış politikasının manevra alanı genişledi. Daha rahat ve özerk hareket imkânını yakaladık. Siyasi irade de imkânları değerlendirerek bu yönde olumlu adımlar atmaya başladı. Geldiğimiz konumda görüyoruz ki Türkiye bu noktada epey mesafe kat etmiştir. Bunun sonucunda bir taraftan Ortadoğu’daki sorunlarla ilgili Suriye ile İsrail’le ilgili arabuluculuk yapıyor. Diğer taraftan yine son günlerdeki krizlerle alakalı olarak Rusya, ABD ve İran arasında resmi olmasa bile barışa yönelik adım atıyoruz.  Her iki tarafta ülkemizin önemi bilinmektedir. Kafkaslar’da da bunun bir benzeri durumu ortaya çıktı. Yine Sayın Başbakanımız Erdoğan’da etkin bir rol üstlenmeye çalışıyor. Karadeniz’de Romanya, Bulgaristan, Gürcistan ve Ukrayna gibi ülkeler biliyorsunuz ki Rusya’ya karşıdır. Bu ülkeler daha çok ABD’nin yanında yer alıyorlar. Türkiye buna karşın her ne kadar NATO üyesi ve ABD ile belli dönemlerde stratejik ortak olsa bile dengeli bir politika izlemeye çalışıyor. Kafkaslar’daki politikalarla alakalı takip ettiği bu çizgi soğuk savaş sonrası izlenmesi gereken politikalarla bire bir örtüşüyor. Türkiye’nin politikası komşularıyla sıfır problem anlayışıyla sorunları çözmek ve bölgesel güç olmaktır. Bu hedefleri gerçekleştirmek birileriyle dost diğerleriyle tamamen düşman olmak demek değildir. Bizim her sorunla ilgilenmeniz gerekir. Bu bağlamda kafamız biraz karışıyor. Kafkasya ve Balkanlar’dan bize ne, kendi işimize bakalım derseniz hiçbir yere varamazsınız. Bölgesel güç hedefiniz havada kalır ve reklamdan öteye geçmez. Bölgesel güç olmanın hakkını vermelisiniz. Bu yüzden biz Kafkaslardaki gelişmelere asla sırt çeviremeyiz. Çünkü buradaki ülkelerle ilişki patlaması yaşıyoruz. Gerek boğazlar meselesiyle ilgili gerekse Rusya ile olan 28 Milyar Dolar hacimli ticaret patlamasından dolayı olaylarda etkin olmamız gerekli. Özellikle enerji alanında Rusya’ya bağlı durumdayız. Yaşanılabilecek kriz nedeniyle doğalgaz kesilirse iç piyasada kapanmaz yaralar alabiliriz. Bu nedenle böyle bir krizde hazırlıklı olmak için nükleer enerji çalışmalarına ağırlık veriyoruz. Bunu zaten gelişmiş ülkelerin çoğu yapıyor. Aslında bu hususta bile kafamız karışık.

 

Tekrar vurgulamak gerekirse bu noktada Türkiye, Rusların karşısında tavır alarak bu devletle olan ilişkilerini ve diyoloğunu koparmak istememektedir. Bence de doğru bir tutumdur bu. Diğer taraftan zaten AB’ye giriş sürecindeyiz, ABD ile özel ilişkilerimiz de var. Bosna’da, Bakü-Ceyhan enerji hatları konusunda inanılmaz derecede çıkar ortaklıklarımızın olduğunu biliyoruz. Ama diğer taraftan Rusya ile ilişkilerimiz de var. Bu sorunu alevlendirmek yerine en azından bir süre doldurulması yerinde olacaktır. Bu ortam Türkiye’yi bölgede daha önemli ve kıymetli kılacaktır. Benim gözlemlediğim kadarıyla hükümette bunu istiyor. Hatta gelecek hafta Başbakan Erdoğan’ın önerisiyle gündeme gelen Kafkas Paktı’nı görüşmek üzere Rusya Dışişleri Bakanı ülkemize gelecek. Bu projede Türkiye, Rusya, Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan gibi ülkeler yer alıyor. Bu durum Rusya’nın ülkemizin teklifini ne kadar ciddiye aldığının bir kanıtıdır aslında. Demek ki Türkiye diğer sorunlarda da olduğu gibi Rusya’nın batıyla olan ilişkilerinde de benzer rol oynayacak. Gürcistan, Rusya’yla ilişkilerini tamamen kestiği için bu teklif belki problem olabilir fakat Türkiye her şeye rağmen dengeli politikasını sürdürmesi doğru ve çıkarına olacaktır. Soğuk savaş yıllarına dönmenin Türkiye’nin çıkarına uygun olmadığı gibi Rusya ve batıda bunu istememektedir.

 

MONTRÖ ANTLAŞMASI GELECEKTE MUTLAKA SORGULANACAKTIR

 

—Programın başında Montrö Anlaşması’ndan bahsetmiştik. Bu noktada anlaşma koşullarından kaynaklanan bazı sorunların yaşandığı da bir gerçek. Rus dışişleri bakanı önümüzdeki günlerde Türkiye’ye gelecek ama son günlerde Rusya’nın ülkemize yönelik ambargo uygulandığı da söyleniyor. Sizce Rusya, burada “Tavşana kaç tazıyı tut” mantığında mı hareket ediyor?

 

Montrö Sözleşmesi, Türkiye’ye önemli kazanımlar sağladı ve egemenliğimizi sağlama yönelik o dönemde atılan ciddi bir adımdı. Fakat bunu zorlayan gelişmeler yaşanıyor. Bu tartışmaların en önemlisi gemilerin taşıdığı tonajlarla ilgiliydi. Sözleşme aslında zamanın koşullarına uygun bir şekilde imzalanmış. Zannediyorum bugün olmasa da gelecekte sözleşmeyi revize etme noktasında farklı kesimlerden belli talepler gelecektir. Zaten Türkiye bile 1994’te bu anlaşmayla alakalı trafik düzenlenmesiyle ilgili bir değişiklik yaptı. Çünkü ticaret gemilerinin Boğazlardan geçişi noktasında tam serbestlik uygulanıyor. Diğer taraftan da tüm Hazar kaynaklarının Boğazlardan taşınması Türkiye’yi çok korkuttu. Kazalar oluşuyordu, risk taşıyordu ve diğer taraftan Türkiye’nin öncülüğünde ortaya atılan projeleri baltalıyordu.

 

Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler ABD taraftarı olarak Rusya’ya şüpheyle bakmaktadır. Bu nedenle gelecekte bu tür talepler onlardan gelecektir. Ama günümüzde Türkiye’nin elinden geldiğince statükoyu koruma düşüncesinde olacağını düşünüyorum. Bunun dışındaki gelişmeler Rusya ile olan ilişkilerimiz baltalayabilir. Sizin de belirttiğiniz gibi Türkiye’nin sabrı nereye kadar devam edebilir? Bunun cevabı da aslında belli. Tansiyon yükselir ve soğuk savaş dönemine girilirse Türkiye, ABD’nin yanında yer alacaktır. Uluslararası ilişkiler çıkar meselesidir. Artı ve eksiler tartıldığında Amerika’yla ilişkilerimiz daha yoğun olduğu için bir süre sonra Rusya’dan uzaklaşılacaktır. Diğer taraftan bölgesel çıkarları olan Türkiye böyle bir ikileme düşmemek için sabır göstermektedir. Rusya’da bu hususta bize yardım etmelidir. Aksi taktirde ciddi anlamda ticaret düşer, doğalgaz anlamında sıkıntı olabilir. Bu olumsuzluklar sonucunda ülkedeki siyasi irade zor duruma düşebilir. Böyle olursa nükleer koşullarda elektrik üretmenin de ne kadar hayati olduğu da herkesçe bilinen bir gerçek olacaktır. Gelecekte Montrö Anlaşması sorgulanabilir. Fakat burada önemli olan Türkiye’nin çıkarının ne olacağıdır? Buna dikkat etmek lazım. ABD elindeki teknolojisiyle savaş gemileri ve donanım anlamında her alanda serbestliği istiyor. Diğer taraftan da Rusya bunu istememektedir. Böyle olursa Türkiye dışında Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler Rusya’nın karşısında yer alacaktır. Bu gerçekleşirse Montrö’nun sorgulanmasını bekleyebiliriz. Ama böyle bir belirsizlik halinde doğru olanın Türkiye’nin mevcut statükoyu muhafaza etmesi olacaktır.

 

WWW.MORALHABER.NET

 

Safya Başı

   

   

   
     

Toplam (0) adet  yorum eklenmiştir.

Yorumların Tamamı İçin Tıklayınız.
 
Şaban Dişli olanları anlattı, suçsuzum dedi
CHP'li Kılıçdaroğlu'nun 1 milyon dolarlık iş takibiyle suçladığı ve sonrasında AK Parti'den isita ed
MÜSİAD'a başkan olmak için gerekli iki kriter
MÜSİAD Başkanı Vardan, işçi çıkarmanın sosyal patlama yaratacağını söyledi. Vardan 'Eğer işçi çıkarı
İsmet Berkan: 'Milliyet'ten haber saklıyoruz'
Habertürk.com Genel Yayın Yönetmeni Gülin Yıldırımkaya İsmet Berkan’la söyleşi yaptı. Radikal Genel
Bulaç: 'Kardeşlik hukuku hayata geçirilmeli'
Sosyolog Ali Bulaç Türkiye’de çatışma potansiyelinin bulunduğunu belirterek, sorunun kardeşlik hukuk
'Mübadele barışcıl olmadı 200 bin kişi öldü'
Doç. Dr. Onur Yıldırım: Arada diplomasi vardı diye mübadele barışçıl olmadı. Büyük dramlar yaşandı.
'Ya sev ya terk et' sözünün sahibi bulundu
Erdoğan'ın Hakkari'de sarf ettiği sözler, 'Ya sev ya terk et' çağrışımı yaptırdı. MHP sözü kabul ete
Başbakan'ın 'ölümüne bir yolculuk' emri...
Birinci ağızdan, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'ten, Başbakan Erdoğan'ın riskli, bir o kadar da
Mardin'e 'öteki' kapısından girilir
Siz de Mardin'i uzakta bir şehir olarak bilenlerdenseniz, Ressam İsmet Yedikardeş'in rehberliğinde '
Koru: Erdoğan'ın feverancı bir üslubu var!
'Obama gibi geldiler, Bush gibi oldular' sözüyle Erdoğan'la arası açılan Fehmi Koru konuştu. Koru, E
''Ne SHP ne CHP, Ankaralı Murat'ım ben''
Murat Karayalçın, SHP genel başkanı ama CHP'nin Ankara Belediye başkan adayı. Baykal ve Karayalçın m
Çiçek: 'Siyaseti her an bırakabilirim'
Evinin kapısını Sabah muhabirine açan Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in, sohbet sırasında bir an gö
Sırp Müslümanlar üzerinde oynanan oyun
İHH’nın düzenlediği Balkan Sempozyumu’na katılan Sırbistan İslam Toplumu Başmüftüsü Muammer Zukorlic
Ali Müfit Gürtuna: 'Endişeliyim'
Ali Müfit Gürtuna, Türkiye'nin Güç kaybı yaşadığını savunarak 'Ben buna yavaş ölüm' diyorum dedi. Gü
Hala Aktütün'de milletin vicdanı onarılmadı
Demokrat Parti Genel Başkanı Süleyman Soylu, 'Aktütün'de milletin vicdanı onarılmadı' diyerek önemli
Bağlı: ''DTP kapatılmak için tırmandırıyor''
Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi Sosyolog Doç. Dr. Mazhar Bağlı, DTP'nin son günlerdeki eylemlerinin
<

n

Prof.Noam Chomsky Obama'dan kuşkulu

n

Arslan: 'Karım bile beni istihbaratçı sanıyor'

n

Kumburgaz’daki görüntüleri artık tescilli 

n

Yahudiydiler ailecek Müslümanlığı seçtiler

n

Türkiye'de asıl baskıyı başı açıklar yapıyor

n

Reyting terörü, silahlı terörden tehlikeli

n

'Adına şefkat dediğimiz her ânımız şiddet'

n

Türkiye, yeni ekonomik düzenin kilit ülkesi

n

Asimilasyon politikası artık sürdürülemez

n

2002'de istifa etti.Şimdi genel başkan oldu

n

'Taşrada büyümesem yazar olamazdım'

n

Darbe Günlükleri'nin perde arkası

n

'Bu aralar Türklerin psikolojisi bozuk gibi'

n

Modern olmak için açık olmak şart mı?

n

Rıdvan Dilmen: ''Artık gol olur demiyorum''

n

Bir dönemin Halis Ağa'sından çarpıcı itiraf

n

Taşrada büyümeseydim yazar olamazdım

n

Kurtulmuş: 'Ahmet Hakan mahçup olacak'

n

Alman müzisyen Julia'nın hidayet öyküsü

n

'1 Numara' Fenerbahçe'deki gizli ofisinde

n

Ha internet, ha alkol ha kokain! Fark yok!..

n

''Başbuğ, Aktütün'de ne olduğunu biliyor''

n

Mete Göktürk: 'Bu dava en az bir yıl sürer'

n

'Ülkemizi ve dinimizi korumak istiyoruz'

n

Ali Tezel'in cevap veremediği soru neydi?

n

''27 Mayıs yaşanmasaydı; ev hanımıydım''

n

Hrant mı, yoksa onu öldürenler mi?

n

'Darbecileri alkışlayanlar sinirimi bozuyor'

n

''JİTEM, Ergenekon'un Güneydoğu şubesi''

n

Erdoğan - Doğan tartışması kayıkçı kavgası değil

n

Türköne: ''Askeri devlet kurmak istiyorlar''

n

'PKK'nın içinde farklı taşeron gruplar var'

n

Bediüzzaman'ın eserleri sayesinde Müslüman oldum

n

28 Şubat ve Ergenekon'un Kirli Para Trafiği

n

Erhan Göksel'den eski paşaya ağır itham

n

İsrail’in eline düşseydim kesin öldürürlerdi

n

Bediüzzaman'a mesaj taşıyan milletvekili

n

Doğan'dan Başbakan Erdoğan'a zeytin dalı

n

'Baykal devlet içinde illegal yapının adamı'

n

Papazı ağlatan soru O'nu Müslüman yaptı

n

Gündem: 'Gazeteleri ilmihal gibi okumayın'

n

Topbaş, İstanbul'u nelerin beklediğini anlattı

n

'Ramazan, yardımlaşma duygularımızı yükseltiyor'

n

Cezanın 16 milyon Euro ile hiç alakası yok

n

Zekeriya Karaman, Deniz Feneri'ni anlattı

n

Nükleer santralden kimlerin çıkarı var?

n

Hilton için yapılan kavganın gerçek nedeni?

n

'Said Nursi'nin etkisini incelememiz lazım'

n

'Öcalan Ergenekoncu, PKK naylon örgüt...'

n

Oral Çalışlar'a göre Hz. Muhammed (Sav.)

n

Barlas: 'Özkök, Çölaşan'ın rolünü oynuyor'

n

Sergen'in orucu Vatan muhabirini şaşırtttı

n

Doğan Grubu atanmışların yanında yer aldı

n

Malcolm X cevap veriyor

n

Garo Mafyan: Bana Ermeni asıllı demeyin

n

Saakaşvili pişman değil: 'Yine yapardım!'

n

'Sırrını anlamayan Ramazan'ı diyet ayı sanır'

n

'İnsan cenneti özlediği için geçmişi özlüyor'