Kadir Dikbaş'ın yazısı
Köylüyü ihracatçı yapmak
Tarım ve hayvancılığın değerini, son yıllarda yaşanan kuraklık ve dünyada artan gıda fiyatları sebebiyle daha iyi anlamaya başladık, yapılacak çok iş olduğunu gördük.
Maalesef, tarımın GSMH içindeki payı düşmeye devam ediyor. 2007'deki oran yüzde 8,6. İşletmeler, araziler küçük. Mesela işletme başına AB'de 17,4 hektar, ABD ve Brezilya'da 18 hektar düşerken, bu rakam bizde sadece 5,9 hektar. Verimlilik sorunlu. Her dört çalışandan biri tarımda, ama ortaya çıkan katma değer ortada.
Son dönemde, tarımın stratejik sektör olarak kabul edilmesi, yeni teşvik uygulamaları, arazilerin bölünmesini önleme gibi adımlar önemli fakat yıllar önce atılması gereken adımlardı.
Tarımdaki ihmalin, noksanlıkların pek çok boyutu var. Ama en önemli olanlardan biri finansman. İzlenen politikalar bugüne kadar hep kamu bankaları üzerinden verilen desteklerle yürütülmüş. Kimi zaman kamu kaynakları israf edilmiş, devasa 'görev zararlarına' katkı yapacak uygulamalara gidilmiş. İhtiyaç olmadığı halde ekilen tütünün devlet eliyle alınıp, yine devlet eliyle imha edildiği günler çok eski değil. Ekonomik mantıktan uzak, plansız ve çarpık teşvikler, tarıma yarar değil zarar vermiş. Özel sektörse finansmanda neredeyse hiç olmamış. Oysa dünyada tam tersi. Özel sektör, çok önemli bir role sahip.
Hafta sonunda Şanlıurfa'daydık. Denizbank, tarım bankacılığını geliştirme kapsamında geçen mayıs ayında Lüleburgaz'dan başlattığı 'Tarım Şenliği' programlarını GAP'ın merkezi Şanlıurfa'da noktaladı.
Denizbank Finansal Hizmetler Grubu Başkanı Hakan Ateş diyor ki: "Üzülerek söylüyorum, Türk özel sektör bankacılığında tarım bilgi birikimi son derece sınırlı. Bizim birikimimiz de Tarişbank'tan geliyor. Ve o sayede öncü konumdayız."
Denizbank, Tariş çiftçisinin bankası olan Tarişbank'ı 2002'de bünyesine katmıştı. Bu bütünleşmenin arkasından banka, özel bir banka olarak ilk kez tarım bankacılığını bir uzmanlık alanı haline getirmiş. Ziraat mühendisi ve veteriner 140 üniversiteliyi işe almış. Hakan Ateş, Türk köylüsünün gerçek anlamda çiftçi olması, bir işadamı ve ihracatçı haline gelmesi gerektiğini, bunun için de finansmana ihtiyaç olduğunu belirtiyor.
Tarım işletmelerinin, çiftçinin toplam kredi piyasasından aldığı pay yüzde 5'i bulmuyor. Ateş'in verdiği bilgiye göre, bu yılın ilk yarısı itibarıyla 11,9 milyar dolarlık tarım kredilerinin 7 milyar doları Ziraat Bankası tarafından verilmiş. Onu 1 milyar YTL ile Denizbank takip ediyor. Hakan Ateş, Türkiye'de tarıma fazla kaynak gitmemesini de şöyle izah ediyor: "Bizim piyasaların dünya tarım borsalarından haberi yok. Bizim finans dünyamız bunun dışında. Dolayısıyla tarıma aktarılan kaynaklar da sınırlı."
Tarım ve hayvancılık, geleceğe dönük en kârlı ve stratejik yatırımların başında geliyor. Bunu görmek için uzman ya da kâhin olmaya gerek yok aslında. Dünya piyasaları bununla çalkalanıyor. Gıda fiyatları, son günlerde biraz sakinleşse de artan nüfus ve şehirleşme, gelir artışı, kuraklık, stokların düşmesi ve zaman zaman gündeme gelen spekülasyonlar sebebiyle artmaya devam edecek.
Yükselen ve yükselmeye devam edecek olan fiyatlar, Türkiye açısından bir yandan tehdit gibi görünse de, diğer yandan büyük bir fırsatı da beraberinde getiriyor. Tabii ki, potansiyel harekete geçirilebilirse. Onun için de bilgi, toprak ve sermayeyi uygun, sağlıklı ve verimli yöntemlerle bir araya getirmek gerekiyor.
Bugün Türkiye'nin tarımsal üretimi, olabileceğin çok altında, 50 milyar dolar civarında. Tarım Bakanlığı, Türkiye'yi 20 tarım ürününde dünya birincisi yapmayı hedefliyor. Halihazırda altı üründe birinci, üç üründe ikinci, beş üründe üçüncüyüz. Ancak üretimde birinci olmak yetmiyor. Verimde, tarımsal sanayide, pazarlama ve fiyat belirlemede de söz sahibi olmak şart.
Kritik nokta, köylerden işadamı ve ihracatçılar çıkarmak, tarımı genç neslin gündemine sokup onların gelecek planlarına ekleyebilmek. İşte o zaman tarım Türkiye'de hak ettiği yerini bulmuş demektir.
Zaman