İzzet Taşkıran’ın Haberi
Moral FM’e konuşan Zaman yazarı Mehmet Kamış yerel seçimler öncesi AK Parti’yi şöyle uyardı: “İSKİ’deki Ergun Göknel Skandalı CHP’nin itibarını bitirdi”
Zaman Gazetesi’nin tecrübeli yazarı Mehmet Kamış, yaklaşan seçimler öncesi AK Parti Hükümeti’ne yerel yönetimlerdeki yolsuzluklar ve belediyecilik anlayışıyla ilgili önemli mesajlar verdi.
“Seçimle işbaşına gelen belediye başkanlarını beş yıl boyunca başıboş bırakıp denetlememeyi doğru bulmuyorum” diyen Kamış, yerel yönetimlerde yolsuzlukların ve haksız kazançların önüne geçilmesi için yöneticilerin birkaç kurul tarafından denetlendiği çok şeffaf bir sistemin oluşturulması gerektiğini vurguladı.
Zaman Gazetesi yazarı Kamış, denetlenmenin ve hesap sorulabiliyor olmanın çağdaş ülkelere ait bir özellik olduğunu belirterek, “Kamuda görevli insanların parayla ve servetle olan ciddi imtihanlarında bu kadar vicdanlarıyla baş başa bırakmasını doğru bulmuyorum.” diye konuştu.
Sözlerine devam eden Mehmet Kamış, Türkiye’de belediyecilik denilince inşaat çalışmalarında müteahhitlik yapan ve imar planlarını değiştiren bir kurumun akla geldiğini belirterek konu hakkında şunları söyledi:
“Bugün bütün şehirlerimiz inşaat alanı olmuş durumda. Bir bakıyorsunuz şehrin meydanında aylarca süren inşaat çalışmaları yapılıyor. Belediyecilik sadece bir şehri inşaat haline getiren bir müessese değildir. Şehrin imajıyla, kimliğiyle, çehresiyle, kültürel varlığıyla uğraşması gereken bir kurumdur. Bizde ise sadece inşaat çalışmaları, müteahhitlik işleri ve imar planlarının yapıldığı bir yerel yönetim anlayışı vardır. İmarda yeşil alan görülen bir arsanın fiyatı 100 lirayken siz onun imarında değişiklik yapıyorsunuz ve onun değeri bir anda 100 bin liraya çıkıyor. Böyle olunca ortaya müthiş ve korkunç bir rant çıkmış oluyor. O kadar hassas ve tüyü bitmemiş yetim hakkı yenme konusu var ki burayı denetlememek herkesin boynuna bir borç bırakır.”
“Sırrı Er’le Basında Bugün” programında geçmiş dönemde yerel yönetimlerde yapılan yolsuzluklara da değinen tecrübeli yazar Kamış, İSKİ’deki yolsuzlukların CHP ve SHP gibi partilerin halk nezlinde itibarını tükettiğini iddia etti.
Mehmet Kamış, “Sosyal demokrat olan CHP ve SHP gibi partiler kamuoyundaki tüm itibarını hatırlayacaksınız ki dönemin yöneticisi Ergun Göknel’in gerçekleştirdiği İSKİ yolsuzluğuyla kaybetti. Denetlenmeyen ve hesap sorulmayan bir anlayışta olunduğu için Ergun Göknel kanunsuz bir şekilde haksız kazanç elde etmişti. CHP yirmi yıl bu travmayı atlatamadı ve kamuoyunda büyük imaj kaybetti.” diyerek mevcut partilere uyarılarda bulundu.
AK Parti yönetiminin önümüzdeki yerel seçimlerde belediyelerde dürüst insanları aday olarak göstermesinin problemleri ve yolsuzlukları önlemek için yeterli olamayacağını savunan Kamış sözlerini şöyle bitirdi:
“Siz çok dürüst olabilirsiniz ama sizin kredinizle yaşayan oğlunuzun, kardeşinizin ya da bir yakınınızın dürüst olmaması sizin adınıza birçok yolsuzluğun yapılmasına yol açabilir. Bir beldede, bir şehirde belediye başkanı olan ya da kamuoyu adına yetki kullanan dürüst ve helali haramı bilen birisi olsanız da oğlunuz ya da kardeşiniz böyle değilse sizin adınıza bir sürü iş ve yolsuzluk yapabiliyor. Bence bir yere dürüst insan atamak yeterli değildir. Çünkü dürüstlük çok vicdanidir ve bazı durumlarda tevile çok açıktır, kendine kılıf bulabilir. Ben bu işlerin vicdana kalmadan denetlenmesi gerektiğini düşünüyorum.”
CHP, BÜTÜN İTİBARINI ERGUN GÖKNEL SKANDALI NEDENİYLE KAYBETTİ
—Sizinde makalenizde belirttiğiniz gibi Türkiye imar problemlerinin üstesinden gelemeyen, altyapıyla ilgili aşama kaydedememiş bir ülke görüntüsü veriyor. Yaklaşan yerel seçimler öncesi bu problemlerin ortadan kaldırılması amacıyla Başbakan Erdoğan, AK Partili belediyeleri nasıl denetlemelidir?
Denetleme kavramı bana göre çok önemli bir konu. İnsanları çok ağır imtihanlarla baş başa bırakmayı çok doğru bulmuyorum. Bu herkes için geçerli bir durum. Öyle bir ülke kurmamız gerekiyor ki, yöneticilerin mutlak surette her işte birkaç kişi ya da kurul tarafından denetlendiğini ve çok şeffaf bir uygulama içerisinde şekilde görev yaptığını bilmesi lazım. Ama biz diğer taraftan belediye başkanlarımızı seçiyoruz ve onları diğer seçime kadar 5 yıl boyunca kimse tarafından ne yapıldığı konusunda denetlenmeyen ve hesap sorulmayan insanlar haline getiriyoruz. Yani onları denetleyemiyorsunuz. Çünkü bazı belediye başkanları bir ruhsatı 5 yıllığına alarak parti genel merkezinde dinleniyor ya da bazen onlarla irtibatını kesiyor.
Ben bir belediye başkanına seçimle birlikte 5 yıl boyunca görev verip aynı zamanda onları kendi başına bırakmayı doğru bulmuyorum. Denetlenebiliyor ve hesap sorulabiliyor olmak çağdaş bir ülkenin en önemli özelliğidir. Ben bunlardan bahsederken bütün belediye başkanlarını zan altında bırakmak istemiyorum fakat diğer taraftan da görevli insanları parayla ve servetle olan ciddi imtihanlarında bu kadar vicdanlarıyla baş başa bırakılması doğru değil.
Bugün bütün şehirlerimiz inşaat alanı olmuş durumda. Altyapısı nispeten oturmuş kentlerde bile daha iyiyi sağlama çalışmaları var. Bir bakıyorsunuz şehrin meydanında aylarca süren inşaat çalışmaları yapılıyor. Belediyecilik sadece bir şehri inşaat haline getiren bir müessese değildir. Şehrin imajıyla, kimliğiyle, çehresiyle, kültürel varlığıyla uğraşması gereken bir kurumdur. Bizde ise sadece inşaat çalışmaları, müteahhitlik işleri ve imar planlarının yapıldığı bir yerel yönetim anlayışı vardır. İmarda yeşil alan görülen bir arsanın fiyatı 100 lirayken siz onun imarında değişiklik yapıyorsunuz ve onun değeri bir anda 100 bin liraya çıkıyor. Böyle olunca ortaya müthiş ve korkunç bir rant çıkmış oluyor. O kadar hassas ve tüyü bitmemiş yetim hakkı yenme konusu ki burayı denetlememek herkesin boynuna bir borç bırakır.
Sosyal demokrat olan CHP ve SHP gibi partiler kamuoyundaki tüm itibarını hatırlayacaksınız ki dönemin yöneticisi Ergun Göknel’in gerçekleştirdiği İSKİ yolsuzluğuyla kaybetti. Denetlenmeyen ve hesap sorulmayan bir anlayışta olunduğu için Ergun Göknel kanunsuz bir şekilde haksız kazanç elde etmişti. CHP yirmi yıl bu travmayı atlatamadı ve kamuoyunda imaj kaybetti. Bu söylediğim şey herkes için geçerli. Ben ya da bir başkası içinde aynı şeyi söyleyebiliriz. Çünkü belediyecilikte bir mekanizmanın bütün imar çalışmalarını ve değişikliklerini kurullarla mutlaka denetlenmesi gerekir.
BELEDİYE BAŞKANLARININ DÜRÜST OLMASI YOLSUZLUKLARI ÖNLEMEZ
—AK Parti yönetiminin önümüzdeki yerel seçimlerde belediyelere dürüst insanları aday olarak göstermesi bu problemleri çözmek ve haksız kazancı önüne geçmek için yeterli olur mu?
Bence yeterli olmaz. Siz çok dürüst olabilirsiniz ama sizin kredinizle yaşayan oğlunuzun, kardeşinizin ya da bir yakınınızın dürüst olmaması sizin adınıza birçok yolsuzluğun yapılmasına yol açabilir. Bir beldede, bir şehirde belediye başkanı olan ya da kamuoyu adına yetki kullanan dürüst ve helali haramı bilen birisi olsanız da oğlunuz ya da kardeşiniz böyle değilse sizin adınıza bir sürü iş ve yolsuzluk yapabiliyor. Bence bir yere dürüst insan atamak yeterli değildir. Etrafınız bu noktada yeterli özeni göstermiyorsa böyle yolsuzluklar yapılabiliyor. Çünkü dürüstlük çok vicdanidir ve bazı durumlarda tevile çok açıktır, kendine kılıf bulabilir. Ben bu işlerin vicdana kalmadan denetlenmesi gerektiğini düşünüyorum.
Www.Moralhaber.net