Münevver ÇAKIRTAŞ'ın röportajı...
Ramazan'ın insanın bu dünyada misafir olduğunu hatırladığı bir dönem olduğunu anlatan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ramazanla ilgili olumlu anılarının olduğu kadar olumsuz anılarının da olduğunu kaydetti.
Çocukluğunda Kuran- ı Kerim dinleyebilecekleri Türkçe yayın yapan radyo bulamadıklarını anlatan Tarhan, yıllarca "Neden Türk radyolarında Kuran - ı Kerim okunmuyor?" sorusunun cevabını bulmaya çalıştığını söyledi.
Kuleli Askeri Lisesi'nde okuduğu yıllarda sınıftaki 22 kişiden 20'sinin oruç tuttuğunu aktaran Tarhan, "Silahlı Kuvvetleri'nin ibadetlere saygısını 1994 yılına kadar gördüm. 94 yılında dine siyasal anlam katılmasıyla birlikte şimdi tahmin ediyorum ki birçok kişi inançlarını bastırmak zorunda hissediyor" dedi. Tarhan ile Ramazan - ı Şerif'i konuştuk.
Nevzat Bey, Ramazan'ın sizin için anlamı nedir?
Ramazan'ı mesleğim açısından ele aldığımda, ramazanın koruyucu ruh sağlığı açısından insanı rahatlatan çok önemli bir dönem olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Ramazan boyunca manevi değerlerin hatırlanması, insanın psikolojik sağlığını olumlu etkiler. Şahsi açından baktığımda ise ramazan, benim için duyguların çok yoğun yaşandığı bir aydır. İnsanın iç keşif yolculuğuna çıktığı, kendisini sorguladığı, kişinin bu dünyada misafir olduğunu unutmaması gerektiğini hatırladığı, sonsuzluk içinde dünya hayatının sadece bir dilim olduğunu anladığı, dünyadaki zevklere güzelliklerin geçici olduğunu fark ettiği, bir bakıma sonsuz bir yolcunun, misafirliğini hatırlamasında Ramazan'ın çok önemli bir dönem olduğunu düşünüyorum.
KUR’AN - I KERİM OKUYAN TÜRKÇE RADYO BULAMAZDIK
Çocukluğum Merzifon'da geçti. Bir Anadolu kasabası olan Merzifon'da ramazanlar, çok hareketli geçerdi. Ramazanla ilgili olumlu hatıralarım olduğu kadar olumsuz hatıralarım da çok fazla. O dönemde hiç unutmuyorum sahura kalkıldığında radyolar açılır, can kulağıyla radyodan yükselen ses dinlenirdi.
Babam da radyodan Kuran -ı Kerim'i dinlemek isterdi. Saatlerce Kuran -ı Kerim'i dinleyebileceği Türkçe radyo arardı ve fakat bütün uğraşları boşa giderdi. Çünkü hiçbir Türkçe radyoda Kuran - ı Kerim okunmazdı. Biz de Arapça yayın yapan radyolardan Kuran - ı Kerim'i dinlemek zorunda kalırdık. Çocukluğumda bu benim cevabını bulamadığım bir soruydu. "Neden Türk radyoları Kuran okumuyor, dini yayınlar yapmıyordu?"
Bu sorunun cevabını yılarca düşündüm. Diğer taraftan halkın, heyecanla iftarı beklemesi, teravihe gidilmesi, bayramlara hazırlanılması bizim için manevi bir iklim oluşturuyor. Çocukluğumuzda da bu atmosfer bizi heyecanlandırıyor ve mutlu ediyordu.
Çocukluğunuzda oruç tutar mıydınız?
Küçükken tekne tarzında oruçlar tutardık. Oruç tutmayı, en zor şartlarda bile terk etmedim. Kuleli'de okudum ben. 1966 - 1969 yılları arasında sınıfımızda 22 öğrenci vardı. 20 öğrenci oruç tutardı. Herkes o dönemde oruç tutup tutmamakta özgürdü. Daha sonra harp okulunda kaldım. Harp okulunda kaldığım yıl, ramazana denk geliyordu. Sahur ve iftar uygulamaları son derece serbesti. Rahatlıkla orucumu tutabildim. Üniversitede herhangi bir problemle karşılaşmadan orucumu rahatlıkla tutabildim. Silahlı kuvvetlerinin ibadetlere saygısını 1994 yılına kadar gördüm. 94 yılında dine siyasal anlam katılmasıyla birlikte şimdi tahmin ediyorum ki birçok kişi inançlarını bastımak zorunda hissediyor.
Ramazan'da beslenmenizde nelere dikkat edersiniz?
Ramazanda insanın yemek yeme alışkanlığı değişiyor. Ben de bu nedenle kilo almamaya dikkat edecek şekilde beslenmeye çalışıyorum. Ne kadar az yersek o kadar kâr olduğunu düşündüğüm için mümkün olduğunda bitkisel ağırlıklı gıdaları tercih ediyorum.
Peki, iftar sofranızda hangi yiyeceklerin bulunmasını, sofranızın hangi yemeklerle donatılmasını istersiniz?
Yemek yemeği ben zevk alanı olarak görmem. Soframda şu yemek olsun, bu yemek olsun diye hiç düşünmem. Çünkü hiç yemek ayrımı yapmam. Ne varsa yerim. Fakat Merzifon'un meşhur yoğurtlu yarma çorbasını çok severim. Sonra önemli gıdalardan birisi olan bal yemeyi tercih ederim. Bunun dışında ramazan pidesini çok sevdiğimi söyleyebiliriz. Hurmayı da eksik etmem.
Teravih namazlarını kılar mısınız?
İstanbul şartlarında cemaatle namaz kılmak pek mümkün olmuyor. Fakat bireysel olarak muhakkak namazımı kılarım.
Çocukluğunuzda Teravih'ten sonra Ramazan eğlencelerinin olduğundan bahsettiniz. Siz de bu eğlencelere katılır mıydınız?
Teravih namazından sonra büyükler ve küçükler bir araya gelerek saatlerce sohbet ederlerdi. Hiç sıkılmazdık. Uzun sohbetlerimizin yanı sıra Merzifon'un sıra gecelerini de hiç unutmuyorum. Sıra gecelerinde hikayeler okunur, yine hoş sohbetler olurdu. Sohbetlere her gün başka kişinin katılması, hayatımıza renk katardı. Ufkumuzu genişletirdi. Bunlar hep bizim kültürel paylaşımlarımızdı. O dönemlerde tellallar gelir, sokak başına yüksek sesle haberleri anlatırlardı. Biz bu dönemleri de yaşadık. O nedenle çocuklar için ramazanın anlamı çok farklıdır. Bir de unutmadan bizim bir diğer eğlencemiz ise cami dolaşmaktı.
MEZARLIKLARI BULAMAYINCA DERİNDEN ÜZÜLDÜM
Merzifon'da kaç cami vardı?
30'dan fazlaydı. Caminin çok olması her teravih namazını başka cami de kılmamızı sağlardı. Cami cami dolaşmak bizim çok hoşumuza giderdi, tarihimizi camilerden öğrendirdi. Merzifon, tarihi değeri çok yüksek olan yerden biri. Nüfusu da Osmanlı döneminde çok fazlaymış. Bu bilgiler ışığında Merzifon'daki mezarlarını araştırdım. Fakat bir tane mezar bulamadım. Bir süre sonra öğrendim ki bütün mezarlıkları yıkmışlar. Bunu öğrenince hayal kırıklığı yaşadım. Şu an Merzifon'da Osmanlı'yı hatırlatan saat kulesinden başka neredeyse dosdoğru hiçbir şey yok. Bir insanın öz geçmişini, babasını, tarihini reddetmesi gibi bir milletin de tarihini reddetmesi "baba kompleksidir". Bu, gerçeği bir şekilde yok etmektir. Bu yüzden ramazan geçmişi sorgulama ve geçmişine sahip olma, değerlerimizi hatırladığımız bir dönemdir.
SOSYAL BAĞLARINIZI KUVVETLENDİRİN
Ramazan ayını nasıl geçirmek gerekir?
Ramazan ayının, bireyin hayatına etkisi olması için kişinin orucun toplum baskısıyla değil kendi isteğiyle tutuyor olması gerekir. Kişinin sırf çevresindekiler iyi görünmek için tuttuğu oruç, kişiye yük olur. Ruh sağlığı açısından ramazan bir sabır eğitimidir. İşte orada daha önce canının istediğini yiyen, böyle bir durumda bu nimetlerin gerçek sahibinin kendisi olmadığını farkına varır. Bazı şeyleri sorgular. Ramazan; dur, düşün, hayatı sorgula demek için atılan önemli bir adımdır. İnsanlar, ramazan ayında iyi duygularını ön plana çıkarmaya çalışırlar. Anne ve babaların da bu dönemde çocuklarına daha içten davranması gerekir. Bu sosyal bağların kuvvetlendirilmesi için çok önemli bir fırsattır.
Bugün