Bingöl’de bir mezra imamı olan Nurettin Bulut, teknik direktörlüğünü yaptığı futbol takımı ile Alman ZDF kanalına belgesel oldu, Diyanet’ten takdir belgesi aldı. Hakan Şükür de Bulut’un takımına krampon gönderdi.
Tarih, 6 Ekim 2005... Almanların ünlü televizyon kanalı ZDF, Bingöl halkının Kervansaray olarak da adlandırdığı Köprübaşı mezrasında görev yapan imam Nurettin Bulut’un belgeselini yayınlıyor. Bir sinema filmi titizliğiyle çekilen belgesel, güneş batmak üzereyken ters ışıkta çekilmiş görüntülerle başlıyor. Ayakkabı ve formaları eski bir grup amatör futbolcu idman yaparken, kalkan tozlar sahanın ortasında bir bulut gibi dolaşıyor. Sonra, yaşlı bir kadın, otlattığı ineklerini evine götürürken; arka planda koşan bir adam beliriyor. Kamera, bu adama zum yapıyor. Spor ayakkabıları, kırmızı eşofman altı ve tişörtüyle tozlu sahanın etrafında koşan kişi, mezranın imamı Nurettin Bulut. Koşusunu tamamladıktan sonra üzerine uzun kollu eşofmanını giyiyor ve çalıştırdığı çocukların yeteneklerinden bahsediyor.
Belgesel, mezra camiindeki cuma namazı görüntüleriyle devam ediyor. İmam Bulut, bu sefer hutbede. Camide herkes can kulağıyla onu dinliyor. Ardından Bulut’un evini görüyoruz. Evin önünde, yeni yıkanmış ve kuruması için ipe asılmış bir sürü forma... Yıkayan da eşi... Formaların arasından kamerayla birlikte evin içine giriyoruz. İmam Bulut, Futbol Federasyonu’ndan aldığı teknik direktörlük diplomasını gösteriyor gururla.
Belgeselin kareleri akmaya devam ediyor. ZDF kamerası, bir başka idman için yine o tozlu sahada. Önce, eski püskü kramponlar boşaltılıyor, Bulut’un arabasından indirilen bir çuvaldan. Çocuklar ve gençler en yenilerini kapmaya çalışıyor. Sonra idman başlıyor. Bulut, düz koşunun ardından ısınma hareketleri yaptırıyor. Belgeseli seslendiren Alman, sık sık ‘Die İmam (The İmam)’ diye bahsediyor. Ardından Bingöl Stadı’nda oynanan amatör maça geçiliyor. Bulut, oyuncularına saha kenarından taktikler veriyor ve Kervansaray güzel bir oyunla maçı alıyor.
Belgeselin sonlarına doğru Bulut, caminin içinde ezan okuyor. Ezanın baş tarafını yakın planda izliyoruz. ZDF kamerası, ezanın devamını caminin dışından çekiyor. Caminin küçücük penceresinden zum yapan kamera, yavaş yavaş Bulut’tan uzaklaşıyor. Ezan biterken, Köprübaşı Camii ve minaresini aynı kare içinde görüyoruz. Tam da burada güzel bir geçiş yapılıyor. Köprübaşı Camii, bir anda İstanbul Ortaköy Camii oluveriyor. Kamera Ortaköy Camii’nden biraz uzaklaştığında, Nurettin Bulut’u görüyoruz. G.Saray taraftarı Bulut, çok sevdiği Hakan Şükür’le tanışmak için İstanbul’da.
İmam Bulut, önce Florya Metin Oktay Tesisleri’ndeki idmanı izliyor. İdman biter bitmez Hakan Şükür yanına geliyor ve Nurettin Bulut’a ‘Hoş geldiniz. Nasılsınız, iyi misiniz?’ diyor. Sonra kendi formasını imzalayıp Bulut’a hediye ediyor. Bulut da Hakan Şükür’ü Bingöl’e davet ediyor. Sonraki görüntüler Ali Sami Yen Stadı’ndan. Nurettin Bulut, G.Saray’ın bir lig maçını izliyor ve atılan gollerden sonra havaya fırlıyor. Belgeselin son kısmında yine Bingöl’deki tozlu sahaya dönülüyor. Acil malzeme yardımına muhtaç çocuklar, toz bulutları arasında top sürerken; belgeseli seslendiren Alman, “Hepsinin de hayali, G.Saray’da oynamak.” diyor. 7 kişilik ekibin bizzat Bingöl’e gelerek 10 günde çektiği harika belgesel, bu cümle ile sona eriyor.
HAKAN ŞÜKÜR’DEN KRAMPON YARDIMI
Aradan tam bir yıl geçiyor (4 Ekim 2006). G.Saray’ın ve Millî Takım’ın efsane golcüsü Hakan Şükür, Amatör Küme’de mücadele eden Kervansaray Spor Kulübü’ne 19 çift Nike marka krampon gönderiyor. Yoğun maç trafiğinden dolayı Bingöl’e gidemediği için de Bulut’tan özür diliyor. Aynı zamanda Kervansaray’ın teknik direktörlüğünü yapan imam Nurettin Bulut, bu yardımdan dolayı duygulanıyor ve ünlü golcüye çok teşekkür ediyor.
Bingöl İmam Hatip Lisesi’nden sonra Bingöl Meslek Yüksek Okulu Elektrik Bölümü’nü bitiren Nurettin Bulut, Bingöl merkeze bağlı Ekinyolu Köyü Köprübaşı Mezrası Camii’nin imam hatipliğini yapıyor. 20 yıldır bu görevde. Aynı zamanda Amatör Küme’de mücadele eden Kervansaray Futbol Kulübü’nün kurucuları arasında. Kurulduğu günden beri takımı o çalıştırıyor. Bulut’un futbol merakı, Bingöl İmam Hatip Lisesi’nde okurken başlamış. Uzun süre okul takımının kaleciliğini yapmış. Yaptığı bu sosyal faaliyetten dolayı Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu’nun elinden takdir belgesi almış (2006).
CEMAAT VE SPORCU SAYISI ARTTI
“Kulübü kurmadan önce Bingöl’de 5-6 amatör takım vardı. Bizden sonra birçok köy takım kurdu. Şimdi kulüp sayısı 20’yi geçti.” diyen Bulut, imamların işinin camide bitmediğini belirtiyor. Gençleri kahvehane köşelerinden kurtarmak için sporun büyük bir araç olduğuna dikkat çekiyor: “Bizim görevimiz sadece namaz kıldırmak değil. Cami dışında da halkımızın, gençlerimizin sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmalıyız. Bizim bölgemizde yaşlı kesim futbola sıcak bakmıyor, bazıları ‘top oynamak haramdır’ diyor. Topun haram olmadığını söylüyorum. Köyün gençleri spor yapmasa gidip kahvede duman altında başka oyun oynayacak. Hocanın top oynamasını garip karşılıyorlar. Ben gençleri çok seviyorum, gençler de beni çok seviyor. Sportif faaliyet sonucunda cemaat sayısında da artış oldu. Gençler camiye gelmeye başladı. Ayrıca, futbol sayesinde çocukların ve gençlerin hem dinî bilgilerinde hem de fiziki gelişimlerinde artış oldu. Bu bana yeter.”
Yazın çocuklara hem Kur’an-ı Kerim hem de futbol dersi veren Nurettin Bulut, Ramazan Bayramı’ndan sonra başlayacak yeni sezonda büyükler ve A gençlerde mücadele edeceklerini belirtiyor. Lisans işlemlerinde gerekli para ve sezon için malzeme sıkıntısı çektiklerini ifade eden Bulut, Türkiye Futbol Federasyonu ile Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nden yardım talebinde bulunuyor.
DİĞER İMAMLARA DA TAVSİYE EDERİM
Diğer imamlara da bu tür sosyal faaliyetler yapmalarını tavsiye eden Nurettin Bulut, sürekli olarak köyler, mahalleler ve ilçeler arası turnuvalar düzenlediğini, gençleri kaynaştırmak, onları kötü alışkanlıklardan korumak için elinden geleni yaptığını söylüyor. Elazığ’ın Karakoçan ilçesinin takımıyla bile dostluk maçı yaptıklarını hatırlatan Bulut, “Önemli olan dostluğu pekiştirmek. Benim için skorun hiçbir önemi yok. Her maçtan önce rakip takımın yetkilileri ve oyuncularıyla da 5-10 dakika sohbet ediyorum. Bunun sadece oyun olduğunu, bunu hiç unutmamaları gerektiğini anlatıyorum. Şu ana kadar bizim maçlarda hiçbir olay çıkmadı. Zaten her yıl bana ve takımıma Bingöl’de fair-play ödülü veriliyor.” diyor.
Voleybol ve basketbolda da takım kurmak istediğini belirten Bulut, Bingöl’de futbolun altyapısı olduklarını ifade ediyor: “Yetiştirdiğim çocuklar değişik takımlara transfer oluyor. Tüm imkânsızlıklara rağmen Bingöl’de futbolun altyapısı gibiyiz. Yetenekli futbolcularımız var. Yetkililer gelip görsün. Bugüne kadar hiçbir futbolcuma da engel çıkarmadım. Üç-beş kuruş kazanacaksa, iyi bir takıma gidecekse, hemen lisansını veriyorum.”
Bingöl’de kendisini tanımayan insan kalmadığını anlatan imam Bulut, “Futbol maçlarından dolayı sürekli yerel gazetelerde çıkıyorum. Yolda yürürken birçok kişi selam veriyor, hâl hatır soruyor.” ifadelerini kullanıyor. Bulut, Hakan Şükür’ün G.Saray’da oynarken çok istemesine rağmen yoğunluktan Bingöl’e gelemediğini hatırlatarak Aksiyon aracılığıyla bir davette daha bulunuyor: “O dönemde Hasan Şaş, Ergün Penbe ve Hakan Ünsal’la birlikte Bingöl’e gelmeyi çok istediğini söylemişti. Ama yoğunluktan dolayı gelememişlerdi. Sağ olsun, krampon göndererek bizi sevindirdi. O kramponları giyen futbolcularım sahaya çok değişik duygularla çıkmaya başladı. Hakan Şükür’ü tekrar Bingöl’e davet ediyorum. Gelsin, takımımıza onursal başkan yaparız.”
Aksiyon