İzzet Taşkıran’ın haberi
“İftar sofrasında çay ve patates kızartması için Allah’a dua ettim”
Okuduğu birbirinden güzel şiirler ve yaptığı programlarla Türkiye’de adından sıkça söz ettiren Şair Bedirhan Gökçe, Moral FM’de “Ramazan Sohbeti” programında on bir ayın sultanıyla ilgili düşüncelerini içtenlikle anlattı.
“Gelişine çok sevindiği, gidişineyse çok üzüldüğü” bir ay olarak tarif ettiği Ramazan’ın manevi havasının Gayri Müslimlerce bile idrak edildiğini söyleyen Bedirhan Gökçe, çocukluğunun Ramazanlarına ait unutamadığı bir anısını şöyle paylaştı:
“Ankara’da bir çocuk için akşam 8.40’a kadar oruç tutmak çok zordu. Ama babama iyi paraya sattığım için bırakmamıştım. Ağustos’un sıcağında saat 4 olunca iflahım kesildi susuzluktan. Sonra babam beni sıkılmayayım diye Ulus’taki Saman Pazarı’na götürdü. Orada da valilik binasının tam karşısında minibüs şoförlerinin arabalarını yıkamak için kullandığı bir çeşme vardı. Oraya gidince oluk oluk su akan çeşmede elimi, yüzümü yıkadıktan sonra dayanamadım ve suyu kana kana içtim. Nasıl olsa orucum bozuldu diye içtikçe içiyordum. Yanına dönünce babam sordu tabi “Su mu içtin sen yoksa? Yüzüne gözüne kan geldi diye sorunca “bozmadım” demiştim. Akşam eve geldiğimde sofraya oturduk. Canım bir şey istemiyor tabi. Annemde bak benim oğlum ne kadar güzel oruç tutmuş. Hiçbir şey yemek istemiyor” diyerek seviniyordu ama ben nasıl olsa oruç gitti diye gizli gizli hoşaf içip bir şeyler yemiştim. Ama o orucu hiç unutmam.”
Programda Fethi Çağıl’ın “Ramazan sofralarında olmazsa olmazınız nedir?” şeklindeki sorusuna cevap veren Ünlü Şair, hayatta çok sevdiği yiyecek olan çay ve patates kızartması için Allah’a dua ettiğini söyledi. Bedirhan Gökçe sevdiği o iki yiyecek için ettiği meşhur duasından ise şöyle bahsetti:
“ÇOK SEVDİĞİM ÇAY VE PATATES KIZARTMASI İÇİN ALLAH’A DUA ETTİM”
“Bir gün iftar sofrasında şöyle dua etmiştim: Rabbim bir gün olur da hasta olursam, bana çayı ve patatesi yasak kılacak bir rahatsızlık verme! Bu mübarek günde rahmet istedi çok severdim kendisini Sakıp Sabancı’nın bir sözü vardı. “Benim fabrikam var ama araba isteyecek durumda olan bir oğlum yok” demişti. Biliyorsunuz ki Sakıp Bey’in oğlu sakattı. Düşünebiliyor musunuz? Benim çok para var ama çok sevdiğim patates kızartması ve çay bana yasak. Neyleyim o kadar parayı? Onun içinde zenginlik odur ki istediğiniz anda bir yemeği yiyebilmektir.”
“İFTAR SOFRALARINDA OLUŞAN SİNERJİDEN DOLAYI DUALARIN KABUL OLUNMAMASI MÜMKÜN MÜ?”
“Ramazan’da Allah’ın rahmeti Türkiye’de Ardahan’dan başlıyor ve Çanakkale’de son bularak iftar sofralarımıza ulaşıyor. Bu müthiş sinerjide edilen duaların kabul olmaması mümkün mü?” diye sorarak Ramazan’da edilen duaların değerini vurgulayan Bedirhan Gökçe programda şu açıklamaları yaptı:
“Ramazan’da etkinlik düzenleyen belediyelerimize çok teşekkür ediyorum. Bizim zamanımızda Ramazanlar çok güzeldi ama gideceğimiz bir eğlence ya da şenlik yoktu. Ama bugün iftar vaktini ve sonrasını çadırlarda geçiren çocuklar otuz sene sonra bundan bahsedecek. Bugün çadırlarda Karagöz ve Hacivatlar oynatılıyor, eski kültür yaşatılmaya çalışıyor.”
“BU ÜLKE MANEVİ BÜYÜKLERİ SAYESİNDE AYAKTA DURUYOR”
“Nereye gidersem gideyim oranın manevi büyüğünün kabrine ziyarete giderim. Çünkü manevi büyükleriyle bir ülkenin ayakta durduğuna inanırım. Bunu yobazlıkla ilintilendiren beyinlerin yoz olduğunu zannediyorum. Çünkü manevi büyüklerin vefat ettiklerine inanmıyorum. Peygamber Efendimiz bir Hadis-i Şerif’inde “Benimle Peygamberlik bitti, bundan sonra rüyalar var” diyor. Ramazan’ın kendi içerisindeki manevi havayı ve güzelliği herkesin insan olarak bir nebze de olsa yaşamasını isterim.”
“Özellikle son 3 yıldan beri medyayı Ramazan konusunda daha duyarlı görüyorum. Sahur ve iftar programları hepsi birbirinden kaliteli olmaya başladı. Bu çok önemli bir şey. Gündüz kuşak programları ister reyting, isterse izleyicilerin kan akışına uygun olmak için yapsın, bu programları yapan hanımlarımıza buradan sevgi ve saygılarımı yolluyorum. Çünkü Ramazan ayı boyunca herkesten duyduğuma göre gün içerisinde de Ramazan’ın havası yayılmış.”
“Biz Müslümanlardan oluşan bir milletiz. Bunun kompleks yapılacak bir tarafı var mı? İnsan dininden utanabilir mi? Ama bunu öyle siyasileştirmişler ki sen inançlıysan belli bir partiye mal ederler. İnançsızsan sen belli partidensindir. Onlarda kendi aralarında ayrılırlar. Bunlar hoş değil. Bu milletin özü Müslüman’dır. Haliyle buna aykırı bir şey yapamazsınız. Millet dini program izlemek istiyorsa onu dinler.”
“ASLA VE ASLA ÖVÜNÜLECEK DİNİMİZDEN KOPMAYALIM”
“Ramazan’da belediyesinden, sanatçısına kadar dinimize sahip çıkmazsak bir yandan ülkenin yobazı sahip çıkacak ve bu işin doğrusu bilinmeyecek. Diyanetimiz işi biliyorsa lütfen ona uyalım fakat asla ve asla dinimizden kopmayalım. Çünkü utanç duyulacak değil övünülecek bir dinimiz var.”
Www.Moralhaber.Net