Talha İmamoğlu'nun yazısı
Amerika gerçekten batıyor mu?
Geçen hafta ABD Başkanı Bush’un açıklamaları ve dünyanın en büyük bankalarından uzunca bir süredir yaşanan rekor zararlar, iflaslar hepimizin aklında soru işaretlerini güçlendirdi.
Yıllardan beri süper güç olarak bilinen Amerika da büyük bir mali kriz yaşanıyor. Amerikan merkez bankasının 700 milyar doları halka dağıtması ve piyasayı canlandırmaya yönelik hareketi bakalım ne kadar işe yarayacak.
Amerikan hükümetinin şu anki tutumu daha çok özel sektörü canlandırmaya yönelik. Aslında hükümet ekonomiye pek müdahale etmemek yönünde idi. Ancak son gelişmeler müdahaleyi mecburi hale getirdi.
Bugün baktığımızda Amerikalılar, korkularından dolayı para harcayamaz oldular. Bütün alışveriş merkezlerinde mağazası bulunan Wilson Leather, White Hall Jewelers gibi markalar dükkânlarını kapatıyorlar. Para harcamayan halk da özel sektörü zor durumda bırakıyor.
Amerika’yı Çin besliyor. Buradaki ürünlerin çoğunda Made İn China damgası var. Yani üretim tüketime göre zayıf kalmış Amerika’da. Öyle de olması lazım çünkü California eyaletinde bir insanın asgari ücreti saatlik 7.5 dolardır. Eyaletten eyalete değişir bu ücretler ve vergi oranları. Çin’de bir işçi günlük 5 dolara bütün ihtiyaçlarını karşılayabilirken Amerika’da yalnızca yarım saatte kazanmak mümkün bu parayı. Yani Amerika’da işçilik çok daha pahalı diyebiliriz. Mesela Türkiye de araba almak pahalı fakat onarım giderleri fazla pahalı değildir çünkü işçilik normal seviyelerdedir. Amerika’da ise 1000-2000 dolara 10-15 senelik temiz masrafsız bir araba bulmak mümkün fakat eğer bir sorun çıkarırsa çok pahalı giderler sizleri bekliyor.
Şu an bulunduğum nokta Washington DC ye 20 mil uzaklıkta yani yaklaşık 30 kilometre. Amerika’nın başkenti olan Washington DC’yi Sakın ha başkent diye çok büyük gelişmiş bir yer sanmayın. Toplam büyüklüğü İstanbul’un Bakırköy ilçesi kadar! Bütün Amerika oradan kontrol ediliyor, beyaz saray, senato binaları ve diğer idari binaların hepsi orada. Her sokakta 2-3 polis arabası görmek mümkün hele de beyaz saraya yaklaştınız mı bu rakam 5’lere 10lara kadar çıkabiliyor. Güvenlik maksimum seviyede. Senato binasının mimarisi aynı beyaz saraya benziyor. Aralarında yalnızca 1 kilometre kadar mesafe olmasına rağmen gelen turistler senato binasını beyaz saray zannediyorlar
ilk başta. Senato binasına girmek ve gezmek mümkün.
Çok sistemli ve pratik bir giriş sistemi var. İnsanlar 20 şerli gruplar halinde içeriye alınıyor, detaylı bir güvenlik aramasından sonra bir rehber eşliğinde içerie giriyorlar(ücretsiz). İçeride de Amerika’nın kuruluş yıllarını anlatan dev tablolar var. 150 yıllık tarihlerini övüne övüne anlatıyorlar. Beyaz saraya ise girmek mümkün değil. Sadece 300 metre uzağından bütün turistler gibi fotoğraf çekilmeden iyisi. Yani anlayacağınız Amerika’nın başkenti Washington DC deyince aklınıza Ankara gibi bir yer gelmesin. Gayet sade, küçük bir yerleşim yeri.
Amerikan hükümetinin vergi kalemleri ise oldukça fazla. Mesela burada bir arsa alayım da 30 yıl sonra değerlenince satarım diye bir anlayış yok. Çünkü hükümet arsadan yılda yüzde 3 vergi alıyor. Bu demektir ki hükümet her sene bir eyalet satsa o kadar para kazanacak! Daha bunun gibi onlarca vergi kalemi var.
Bunu anlamak fazla zor değil, yollarına bakmanız yeterli.
Özellikle Los Angeles ve Texas’ın o geniş, 5-6 katlı köprü ve yollarını görünce nasıl bir ülkeye geldiğini daha iyi kavrıyor insan. Şu imkanlarda bu ülkeye batacak demek zor gibi duruyor, onca yollar köprüler viyadükler ve gökdelenler… Fakat özel sektörün zor durumda kaldığı da kesin.
700 milyar dolar sadece buna deva olacak mı bilemiyorum fakat piyasaları çok rahatlatacağı kesin. Bir an önce kararın senatodan geçmesi gerekiyor.
Www.Moralhaber.Net