 |
|
Altan: Terör baskını bana normal gelmiyor
5 Ekim 2008 : 09:42
Dün aynı kanlı filmi çaresizce yeniden seyrettik. Askerler ülke ve toplumun güvenliğini sağlamıyor mu? Kendi güvenliklerini sağlamaları gerekmez mi?
|
|
|
|
|
Mehmet Altan'In yazısı
Bana normal gelmiyor
Sabah on haberlerine göz atmadan çok önce... Gazeteleri okumuş...
Kafamda pazar yazısını tasarlamıştım. Aktütün Karakolu’na yapılan baskını duyunca sanki tüm vücuduma kramp girdi...
Rehavetin yerini çaresiz bir öfke, derin bir acı kapladı... Gencecik insanlar göz göre göre yitip gitmişti.
* * *
Göz göre göre diyorum, çünkü... Bu, Aktütün Karakolu’na yapılan ilk baskın değildi.
Zafiyetler araştırılıp, önlem alınmaz ise maalesef son da olmayacaktı. Geriye döndüm:
Türkiye-Irak sınırında, Hakkari’nin Şemdinli ilçesine 25 kilometre, Irak sınırına da yedi kilometre uzaklıktaki Aktütün Karakolu, 1992 yılından bu yana 5 defa PKK’nın saldırısına uğramıştı. İlk saldırı 13 Eylül 1992 tarihinde gerçekleşmiş, saldırıda 22 askerimiz hayatını kaybetmişti.
Karakola ikinci saldırı 2007 yılının Haziran ayında yapıldı. Neyse ki bu saldırıda hayatını kaybeden olmadı... Ancak hemen ardından, sadece 1,5 ay sonra aynı karakola üçüncü kez baskın düzenledi ve bir askerimiz şehit oldu.
Aktütün Karakolu’na dördüncü saldırı ise 10 Mayıs 2008’de gerçekleştirildi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kandil operasyonunun ardından Zap ve Avaşin kamplarından Basya vadisini kullanarak gelen bir grup, 6 askeri şehit etti.
* * *
Dün aynı kanlı filmi çaresizce yeniden seyrettik. Bu kez, Aktütün Karakolu’na düzenlenen saldırıda, 1 astsubay, 6 uzman erbaş, 8 erbaş ve er şehit oldu... İki uzman erbaş kayboldu... Altısı ağır yirmi bir askerimiz de yaralandı. Hep soruyorum, çünkü bu ürkütücü durumu garipsiyorum... Askerler ülke ve toplumun güvenliğini sağlamıyor mu? Bu amaç için de öncelikle kendi güvenliklerini sağlamaları gerekmez mi? Peki, nasıl oluyor da 16 yıldır Aktütün Karakolu sürekli baskına uğrayıp, bunca şehit veriyor?
* * *
Ayrıca... Sınır ötesi harekát... ABD ile istihbarat paylaşımı... Bölgeyi ‘BBG evi gibi izlediğimizi’ söyleyen askeri yetkililer...
Bütün bunlara rağmen askeri karakolu basmayı gözü kesen, üstelik on beş askerimizi öldürüp, yirmiyi aşkınını yaralayan, ikisini de muhtemelen alıp götüren silahlı bir grup nasıl bu kadar rahat hareket edebiliyor? Bu nasıl mümkün oluyor? Sınır ötesi derken, sınırlarımız içindeki, üstelik de defalarca baskın yemiş bir askeri karakolu nasıl savunamıyoruz, nasıl saldırıları püskürtemiyoruz? Bunları yüksek sesle sorup, tartışmalıyız. Aynı kalıp cümleler, sonunda hep gencecik insanlarımızın ölmesiyle sonuçlanıyor çünkü...
* * *
Bir başka konu... Güneydoğu’ya yollanan askerlerimizin askeri eğitimi. Fısıltı gazetesi... Yeni üniversite mezunu, kısa dönem askerlik yapanların da buradaki riskli bölgelere gönderildiğini yayıyor. Bu doğru mu?
Ortaya çıkan tabloda, bundan kaynaklanan bir eksiklik mi söz konusu? İyi ve doğru gitmeyen bir durum var... Bunun sebepleri ne?
Bunları sorgulamadan bu derin acıyı, çaresiz öfkeyi aşamayız...
* * *
Bunların da ötesinde...
Dün yaşanan acının zamanı ve zemini, bana daha büyük ve kanlı bir senaryonun parçası olmaya doğru itildiğimiz hissini veriyor.
Bunun nedenini dışarılarda değil, içerde arama eğilimdeyim.
Dünkü dehşet verici olayı Altınova’daki provakatif eylemlerden bağımsız görmüyorum.
Okuru ‘insan öldürmeye’ kışkırtan yazıları ‘fikir özgürlüğü’ sayan yargı kararlarını da...
Dağlıca Baskını ertesinde ortaya dökülen ve üzerine yeterli projektör yakılmayan iddiaları da unutmadık.
Terör görüntüsü, Türkiye’nin altındaki halıyı çekip, ülkeyi Türk- Kürt çatışmasına sürüklemek ister gibi...
Yürek yakan şehit cenazelerinin, bu kışkırtmaların yeni sahnesi olmasından ürkerim.
* * *
Her benzeri olayda, askerlerimizi şehit eden gizli ve kanlı irade inisiyatifi ele alıyor...
Çünkü şiddeti tutamaksız kılacak, kitlesel tabanını eritecek, demokratik bir çözümle ‘Kürt Sorununu’ bitirecek bir irade yok...
‘Savaştan’ nemalanan kanlı ve derin dayanışmalar, inisiyatif boşluğundan yararlanarak hepimizi kanlı bir bataklığa sürüklemeye uğraşıyor.
Hep aynı acı ve ertesinde tekrarlanan klişelerden bıktık usandık...
Çözüm üretilmediği, siyasal irade gösterilmediği için çocuklarımız ölüp duruyor...
Kendi güvenliğini korumakta sıkıntı çeken savunmanın, cesaretle çözüm üretemeyen siyasetin mağduru hep aynı: Gencecik insanlarımız...
Aktütün Karakolu’na bir yeni baskın yapılmasını, yeniden onca şehit verilmesini beklemenin, savaş lobisi dışındakiler için bir anlamı var mı?
O halde, neden topluca ‘savaş lobisini’ yok edecek bir iradeyi göstermiyoruz?
Bu kanlı vahşet karşısında bu kadar mı aciziz?
Star
|
|
|
|
|
|
|
|
Toplam
(5) adet yorum eklenmiştir. |
|
Zühtü KARABALTA
|
05-10-2008, 10:58:47
|
Karakollar her halde bulundukları yerleri korumak için kurulmuşlar.Eğer bu karakol yanlış bir hesaplama sonucu uygun olmayan bir yere kurulmuşsa başka yere taşınır.Karakol kendini koruyamıyorsa etrafını nasıl koruyacak?
Hareketliliği fak etmişiz asker sevk etmişiz oraları topa tutmuşuz.Ama nasıl oluyorsa ilk ateşi karşı taraf etmiş.Biz ne bekliyoruz?Madem bir hareketlilik söz konusu neden daha radikal kararlar alınamıyor?
Bu kadar insanın hayatının hesabını verecek birileri olmalı
|
|
|
|
|
|
SEZAYI
|
05-10-2008, 12:22:26
|
Hocam benim yillardan beri ve son baskinlarda da devamli sinir oldugum olay buydu.devamli iste sukadar casus ucagi aldik iste surasi burasi artik bbg evi gibi deniyor ama adamlar kac kilometreyi asip baskini yapiyor ve gidiyorlar.ayrica bu kadar saat suren catismaya niye bir herhangibi hava destegui cagirilmiyor.askeriye bunlara vallahi biz gelemiyi mesguluz basinizin caresine bakin mi diyor.
devamli sehitler olmez ,vatan bolunmez diyoruz,SONUC yien bir suru sehit.
|
|
|
|
|
|
mesut yavuz
|
05-10-2008, 14:35:56
|
|
bu milletin gençleri pisipisine heba edilmektedir en aptal insan bile ordumuzun iyi yönetilmediğini , üst düzey komutanların hakkıyla işlerini yapmadığını ama üzerlerine vazife olmayan ne kadar lüzumsuz iş varsa uğraştıklarının varkındadır.ordunun yönetim kademelerinin en kısa zamanda yenilenmesinin ,ihmali olanların cezalandırılmasının artık bu milletin ordu ya değil ordunun bumillete hizmet etme zamanı gelmiştir. ordu bu haliyle millete destek değil köstek konumundadır.
|
|
|
|
|
|
mesut yavuz
|
05-10-2008, 14:52:29
|
|
mehmet altanı ve taraf gazetesini bu günkü başlığından dolayı tebrik ediyorum.ulu önderin ordusu nasıl komutanlara emanet.görevlerini yapmayıp darbe zemini oluşsun diye bekleyenler . batık bankaların yönetim kurullarında görev alanlar,ihmal üzerine ihmal yapıp çoçuklarımızı keklik gibi avlattıranlar hep orada.sizin bu milleti koruduğunuz yok sizler bu milletin sırtında neyseniz neysiniz işte
|
|
|
|
|
|
komando
|
06-10-2008, 07:03:43
|
yazara katılıyorum.Bu karakoldaki subay nerede. Cumayamı gittti yoksa dügüne oynamayamı. Bu işte çok iş var. Bu terörle mücadele görevi ordudan alınmalı. aldıkları tazmınatlar terörün bitmemesi yönünde kullanılıyor
.Bu iş özel time verilsin o gün terör biter.Daglara bomba yagdır.ekonomı felç olsun sonuç.Vatan evlatları yok oluyo. İçlerinde araştırın üst düzey bir görevlinin yakını varmı.Ergene konu ziyaret etsinler.gizli toplantılara katılsınlar,irtica yaygarası yapsınlar,Doguda okadar asker va
|
|
|
|
|
Yorumların Tamamı İçin Tıklayınız.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
|
.: MORALHABER :. |
|
VİDEO HABERLER |
|
| | |