Aktütün Karakolu'na düzenlenen baskında şehit düşen Nurullah Oymak'ın eşi Emine Oymak, "Kayboldu haberi gelince bir umutla görev yaptığı yere gittim. Ama şehit haberini aldım." dedi.
Hakkari'nin Şemdinli ilçesindeki Aktütün Karakolu'nda teröristlerin saldırısı sonucu şehit düşen Jandarma Çavuş Nurullah Oymak (33) ile Jandarma Uzman Erbaş Bahattin Erturhan (29) toprağa verildi. Baskının ardından kayboldukları açıklanan her iki Mehmetçik'in cenazesi önceki gün bulunmuştu.
Şehit Nurullah Oymak için memleketi Afyonkarahisar'ın Şuhut ilçesine bağlı Balçıkhisar beldesinde tören düzenlendi. Cumhuriyet Meydanı'ndaki tören öncesinde şehidin evine giden Afyonkarahisar Valisi Haluk İmga gözyaşlarına hâkim olamadı. Ziyaret sırasında metanetli tavrı ile dikkat çeken şehit uzman çavuşun babası Sabri Oymak, "Vatan sağ olsun, oğlumun kanı yerde kalmayacak. Torunum yetişiyor, bir oğlum daha yetişiyor. Babasının intikamını alacak." dedi. Şehidin eşi Emine Oymak da eşiyle operasyondan bir gün önce telefonla görüştüklerini söyledi. Eşinin kaybolduğu haberini aldıktan sonra görev yaptığı yere gittiğini aktaran Oymak, "Son güne kadar umutla bekledim, acaba sağ kalır mı diye, ancak geri gelmedi. Bir evladım var. Babasının kanını yerde koymayacak." ifadelerini kullandı. Oymak, cenaze töreninde eşinin tabutunun başında gözyaşı dökerek, "Bizi bırakarak nereye gidiyorsun, seni vuranların elleri kırılsın, nasıl kıydılar sana?" diyerek ağıtlar yaktı. Şehidin naaşı Şuhut ilçesine bağlı Balçıkhisar beldesinde gözyaşları arasında toprağa verildi.
Sivaslı Jandarma Uzman Erbaş Bahattin Erturhan'ın (29) cenazesi ise Sivas Şehitliği'nde toprağa verildi. Erturhan için Sivas Ulu Camii'nde tören düzenlendi. Şehidin beş aylık hamile eşi Fatma Erturhan ile kızı 2,5 yaşındaki Sıla Nur, baba Mehmet Erturhan ile anne İsmihan Erturhan ve kardeşleri de şehidin cenazesinde gözyaşı döktü. Şehit Erturhan'ın eşi, "Şehidimi göreceğim. O ölmedi, şehit oldu." diyerek ağladı. Cenazeye binlerce vatandaş katıldı.
Terörist cesetlerinde bubi tuzağı
Terör örgütü PKK üyelerinin Aktütün Jandarma Sınır Karakolu'na düzenlediği saldırının ardından güvenlik güçleriyle PKK'lı teröristler arasında çıkan çatışmada, etkisiz hale getirilen teröristlerin cesetlerinde, tuzaklanmış el bombasına rastlandı. El bombalarını, teröristlerin kaçmadan önce ölen teröristlerin cesedine yerleştirdiği belirlendi. PKK'lı teröristlerden 9'unun cesedi Şemdinli Devlet Hastanesi'ne getirildi. Teröristlerden 4'ünün yabancı uyruklu olduğu belirlendi. Güvenlik güçleri, hastane çevresinde yoğun güvenlik önlemleri aldı. Öte yandan, Aktütün Karakolu'na yapılan baskında etkisiz hale getirilen 23 teröriste ilave olarak 2 teröristin daha etkisiz hale getirildiği bildirildi. Teröristlerle birlikte çeşitli çap ve markada silah ve mühimmat ele geçirildi. Ankara, Zaman
'Terör' ve 'görev' şehidi ayrımına son verilsin
Şehit aileleri, 'görev şehitleri' ile 'terör şehitleri'nin aynı haklara sahip olmasını istiyor. Yasalarda 'terör' ve 'görev' şehidi kavramları bulunduğuna işaret eden Şehit Aileleri Derneği Genel Başkanı Mehmet Güner, bunun değiştirilmesini beklediklerini söyledi. Güner, "Teröristle çatışma esnasında veya yapılan bir saldırıda aldığı yarayla şehit olan asker ya da polis 'terör şehidi' olarak isimlendiriliyor. Nokta nöbeti tutarken kimliği belirsiz kişilerce şehit düşürülen, olaya giderken trafik kazası geçirerek veya çığ düşmesi sonucu şehit düşen asker ya da polislerimiz ise 'görev şehidi' sayılıyorlar." dedi. Tanımlamadaki ayrımın, verilen haklar konusunda ayrılıklara sebep olduğunu ifade eden Güner, şöyle devam etti: "Görev şehitlerine yasal bir hak tanınmıyor. Asker göreve gitmek için araca biniyor, orada sürücünün dikkatsizliği sonucu veya takdir-i İlahi sonucu ölen askerimizin ailesi hiçbir haktan yararlanamıyor. Pek çok yasa akşamdan sabaha Meclis'ten çıkarılırken bu olayların yasası niye genişletilmiyor? Niye sadece terör kapsamını verilen hakların içerisine alıyorsun?"
Dağlıca ile Aktütün baskınları arasındaki benzerlikler
Hakkari'nin Şemdinli ilçesindeki Aktütün Karakolu'na yapılan saldırının detayları ortaya çıktıkça güvenlik zafiyeti ile ilgili şüpheler de derinleşiyor. Aktütün'e yapılan saldırı Dağlıca baskını ile birçok yönüyle benzerlik gösteriyor. Ortaya çıkan acı tablo Dağlıca baskınından gerekli derslerin alınmadığını gösteriyor. Dağlıca Tabur Komutanlığı'na 21 Ekim 2007 gecesi yapılan saldırıdan 9 gün önce Genelkurmay ile ilgili birliklere baskının yapılacağı istihbaratı geldiği ortaya çıkmıştı. Bu bilgi bazı korucular ile örgüt yandaşlarının PKK'lılar ile yaptığı telefon görüşmelerinden tespit edilmişti. Baskından 1 gün sonra telefonları dinlenen kişilere operasyon yapılmıştı. 2'si korucu 12 kişi Van Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanıyor. Aynı istihbaratın Aktütün Karakolu için de ilgili birimlere ulaştırıldığı ortaya çıktı. Emniyet istihbaratı ve MİT, baskından 10 gün önce Aktütün'e baskın yapılacağı yönünde askerî birimlere haber vermiş.
Dağlıca baskınından önce teröristlerin katırlarla Türkiye'ye giriş yaptığı ve baskından 1 hafta önce bölgede telsiz konuşmaları çoğalmaya başladığı askerî yetkililerin ifadelerine yansımıştı. Benzer durumun Aktütün baskını öncesinde de yaşandığı belirtiliyor. Yaklaşık 350 kişilik terörist grubun günler öncesinden küçük gruplar halinde sınırdan sızmaya başladığı ve ağır silahlarını katırlarla taşıdığı belirtiliyor. Perşembe günü sınırda 150 kişilik bir grubun tespit edildiği ve üst birimlere bunun rapor edildiği kaydediliyor. Baskının 3 Ekim Cuma günü öğle saatlerinde başlamadığı, perşembe gecesi çatışma yaşandığı ancak kısa süren çatışmadan sonra sabah karakola Jandarma Özel Harekat takviyesi yapıldığı belirlendi. Her iki baskında da amaç karakolları ele geçirmekti. Dağlıca'da 8 askeri kaçıran PKK'nın Aktütün'de aynı şeyi amaçladığı, ancak sabah karakola gelen Jandarma Özel Harekat ekiplerinin mücadelesinin bunu engellediği vurgulanıyor. Karakolların ele geçirilmesi ve askerlerin kaçırılmasıyla Türkiye kamuoyunda infial oluşturulması isteniyor.
Dağlıca baskınında olduğu gibi Aktütün saldırısında da teröristler karadan bölgeye yardım ulaşmasını engellemek için mayınlama yaptı. Havadan yardımın zamanında gitmediği, çatışma bittikten sonra 2 helikopterin teröristlerin kaçış güzergâhlarını bombaladığı kaydediliyor.
Dağlıca baskınında ortaya çıkan güvenlik zafiyeti çok tartışılınca baskınla ilgili haberlere yayın yasağı getirildi. Yayın yasağı sebebiyle gerçekler tam ortaya konulmadığı için gerekli derslerin alınmadığı vurgulanıyor. Aktütün Karakolu'nda basına 17 askerin şehit edildiği bilgisi verildi. Ancak sayının fazla olduğu vurgulanıyor. Sayının kamuoyu tepkisinden dolayı gizlendiği iddia ediliyor.
Zaman