İzzet Taşkıran'ın haberi
Prof Mehmet Altan: “Genelkurmay’ın terörü engellemek için talep ettiği arama, yetki alanının genişletilmesi, sorgu ve gözaltı süresinin uzatılması gibi insan haklarına aykırı talepleri terörün şiddeti ve zeminini arttırır”
Moral FM’de “Sırrı Er’le Basında Bugün” programında son günlerde yeniden tırmanan terör olaylarıyla ilgili konuşan Star Yazarı Prof. Dr. Mehmet Altan, bazı kesimlerin terörle mücadele adı altında yapmak istediği uygulamalarla AB yolundaki Türkiye’ye geri adım attırmak istediğini vurguladı.
Programda “Ölen şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum fakat bu tarz üzüntü ve rahmet dileme olayı çok fazla arka arkaya gelmeye başladı” diyerek yetkilileri uyaran Altan “Toplum olarak bizi koruması gereken görevlilerimiz niye bu kadar kolay ölüyor? diye sormak yerine özgürlükler bizim elimizi kolumuzu bağlıyor diyerek başka şeyler konuşuyoruz” dedi.
Genelkurmay’ın terörü engellemek için talep ettiği ‘arama, yetki alanının genişletilmesi, sorgu sırasında avukatın bulunması, sorgu ve gözaltı süresinin uzatılması’ gibi konuları insan haklarına aykırı bulan Mehmet Altan “Bu talepler kabul edilirse terör dinmez. Hatta mevcut şiddetin zeminini genişleyebilir” diyerek kamuoyunun dikkatini çekti.
Star Başyazarı Altan konu hakkında şunları söyledi:
“Türkiye’de zaafların sorumlularını aramak yerine hemen faturayı özgürlüklere biçerek bir başka baskıcı yapıyı arayanlar var. Nitekim dünkü terör zirvesindeki görüşmelerin içeriğinde de hukuk devletinin en temel unsurlarını ortadan kaldıracak ve hukukun olayların akışı içerisinde denetimi azaltmaya yönelik istekler yapıldı. Aynı zamanda jandarmanın yetkisini bütün kentlere yayma talebi de var. Türkiye kentleşirken bir taraftan da birilerine göre jandarma gibi kırsal alanda görev yapan kurumların şehirlerde de görev alma arzusu mevcut. AB’nin Türkiye’nin demokratikleşmesi için getirdiği hala bütün çabalara rağmen Kopenhang Kriterlerinin eşiğine ulaştığımız özgürlüklere de elimizi kolumuzu bağlıyor mantığıyla engellenmek isteniyor.”
Moral FM’de önemli açıklamalara imza atan Ünlü yazar ve Akademisyen “Türkiye’de terörü denilen Kürt sorununda en büyük kışkırtmayı 12 Eylül dönemi hapishanelerdeki zulümler ve işkenceler ortaya çıkardı. Zulüm ederek bu sorunu aşamazsın. Hukuktan vazgeçtiğinizde keyfi uygulamaların önüne geçemezsin. Böylece ülke ormana döner.” diyerek sözlerini noktaladı.
TERÖR BAHANESİYLE İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ İHLALİ YAPILMAK İSTENİYOR
—Dün yazdığınız “Jandarma devletine doğru” isimli makalenizde “Aktütün Karakolu Komutanının adını bile öğrenmeden bu saldırının faturası özgürlüklere çıkartılmaya başlandı” diyerek bir tehlikeye dikkat çekiyorsunuz. Dün yaşanan ve dört polisimizin şehit olduğu hadisede güpegündüz yaşandı. Sizce özgürlüklerin önüne engel mi konulmak isteniyor?
Ölen şehitlerimize rahmet diliyorum fakat bu üzüntü ve rahmet dileme olayı çok fazla arka arkaya gelmeye başladı. Üstelik bu saldırılarda bizi koruyan kurumların ve kişilerin güvenliği sağlanamıyor. Bu çok ta normal olmayan bir durum. Aktütün Karakolu aslında hem sınırı hem toplumu korumak için oluşturulmuştu. Fakat en önemli vasfı ilk önce kendisini korumasıdır. Mesela bugün öldürülen şehitlerimizin toplumun iç huzurunu sağlama görevi var. Fakat bu polislerimiz güpegündüz çapraz ateş altında şehit edilebiliyor. Toplum olarak bizi koruması gereken görevlilerimiz niye bu kadar kolay ölüyorlar? diye sormak yerine özgürlükler bizim elimizi kolumuzu bağlıyor diyerek başka şeyler konuşuyoruz. Dünkü yazımda da bunu vurgulamak istedim. Türkiye’de zaafların sorumlularını aramak yerine hemen faturayı özgürlüklere biçerek bir başka baskıcı yapıyı arayanlar var. Nitekim dünkü terör zirvesinde görüşmelerin içeriğinde de hukuk devletinin en temel unsurlarını ortadan kaldıracak ve hukukun olayların akışı içerisinde denetimi azaltmaya yönelik istekler yapıldı. Aynı zamanda jandarmanın yetkisini bütün kentlere yayma talebi de var. Türkiye kentleşirken bir taraftan da birilerine göre jandarma gibi kırsal alanda görev yapan kurumların şehirlerde de görev alma arzusu mevcut. AB’nin Türkiye’nin demokratikleşmesi için getirdiği hala bütün çabalara rağmen Kopenhang Kriterlerinin eşiğine ulaştığımız özgürlüklere de elimizi kolumuzu bağlıyor mantığıyla engellenmek isteniyor.
Biz bu acıları yaşarken bir taraftan da bir anlayış, eşiğine kadar geldiğimiz özgürlükleri yok etmek istiyor. Hâlbuki asıl meselemiz zaafları gidermektir. Bu noktada “Aktütün Karakolu’nda güpegündüz nasıl baskın yiyoruz?” sorusu insanın aklını karıştırıyor.
TÜRKİYE’DEKİ TERÖRÜ 12 EYLÜL HAPİSHANELERİNDEKİ İŞKENCELER ORTAYA ÇIKARDI
—Genelkurmay’dan terörü engellemek için gelen beş talep var. Bunlar arama, yetki alanının genişletilmesi, sorgu sırasında avukatın bulunması, sorgu ve gözaltı süresinin uzatılması. Sizce TSK’ın bu talepler kabul edilirse ne olur?
Bunlar temel hak ve özgürlüklerin olmazsa olmaz koşullarıdır. Bu talepler kabul edilirse terör dinmez. Hatta şiddetin zeminini genişletiriz. Türkiye’nin temel tartışması şu: Problemleri özgürlükleri genişleterek mi yoksa daraltarak mı çözeceğiz? Bizde Kuyucu Murat Paşa mantığı vardı. Sorun varsa onu çözmek yerine bunu söyleyeni sopalamak. Bu bizi aynı Aktütün Karakolu’nun 5 kez basılması ve onlarca askerimizin şehit edilmesine, Adana’da ve Balıkesir’deki iç burkan gerginliklere doğru götürüyor. Demek ki özgürlükleri artırırsak şiddetin zemininin önüne geçeriz. Ama bu taleplerle hukuku ortadan kaldırmak isteniyor. İstediği şekilde adamı tutuklamak ve istediği yere getirme çabası ve aklanına ne gelirse yapma noktasına getiriyor. Hukuk olmadığı vakit ölçü kalmıyor ve muazzam bir keyfiyet geliyor. O keyfiyette dehşet verici bir öfke oluşturuyor.
Türkiye’de terörü denilen Kürt sorununda en büyük kışkırtmayı 12 Eylül dönemi hapishanelerdeki zulümler ve işkenceler ortaya çıkardı.
FARKLI KAMPLARDAKİ KİŞİLER YASAKÇILIKTA BİRLEŞİYOR
—Özgürlüklerde birleşmek yerine yasakçılıktan anlaşmak mantığı Türkiye’de var.
Kimi belediyelerin uygulamasını eleştiriyorum. Sen türban yasağına karşıysan senin gibi yaşamayanların haklarını belediyeye ait kamuya ait yerlerde gözeteceksin. Herkes kendi isteğini karşısındakine baskıyla kabul ettirmek istiyor. Çok farklı kamplarda görünenlere baktığınızda temelde yasakçılıkta birleşiveriyorlar. Bu çok ürkütücü. Bizim bütün arzumuz özgürlüğü genişletmektir. Sen kendi yasağını koy bu da benim yasağım demek çözüm getirmez ki. Bunu yaptığın takdirde birbirine benziyorsun o zaman.
Www.Moralhaber.Net